12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak olan halk oylamasında “Evet” oyu verilmesini isteyen AKP yandaşları git gide komikleşiyor. Kendisinin solda olduğunu sanan birkaç soytarı, sağcı – dikatör eğilimli iktidar partisine destek olabilmek için adeta çırpınıyor. Bazıları ise “Yetmez ama evet” diyerek halkı kandırmaya çalışıyor. Bunlar, “Yetmezse neden evet diyelim?” sorusunu akıl edemeyeceğimizi sanıyor.
“Evet Cephesi”nin en gülünç argümanı ise son günlerde üretildi. Cemaatin TV’lerine çıkan bazı hukukçular, aklımızla alay edercesine, “Yurttaşa Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı veriliyor” diyor. Bunu da AKP’nin yaptığı bir “devrim” diye yutturmaya çalışıyor. Bireylerin Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmesinin faziletlerinden söz ediliyor.
Hatta geçen akşam izlediğim bir aklı evvel, “Böylece vatandaşlar artık AİHM’e gidemeyecek. Türkiye de artık yurt dışında ceza almayacak, imajımız bozulmayacak” diyordu.
Cemaatin TV’sinde konuşan bu kişinin ne söylediğine değil, kim olduğuna baktım. İnanmayacaksınız ama AKP’nin yapmak istediği değişikliği savunan kişinin tanıtımı yapılırken, titrinde “Avukat” yazıyordu. Ve bu avukat, yurttaşların “kazanılmış bir hakkı”nın gasp edilmesini bize “reform” diye yutturmaya çalışıyordu.
AKP’nin hukuk dışı uygulamaları yüzünden, haklarını yurt dışında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde arayan yurttaşlar, sandıktan “Evet” çıktığı taktirde, artık bunu yapamayacak. Yurttaşlar, kendisini AKP’nin atadığı yargıçlara teslim edecek. Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) giden yurttaş, “bireysel başvurusu”ndan “adaletli sonuç” çıkmasını bekleyecek.
Oysa; AKP’nin gönüllü avukatı, belki de farkında olmadan, bundan sonraki süreci çok net bir şekilde özetliyor. AKP zihniyetini yansıtan avukat, “Türkiye artık maddi tazminat cezası ödemekten kurtulacak” diyor. İşte bu söz, AYM’lerin İKTİDARIN LEHİNE KARAR VERECEĞİNİ ORTAYA KOYUYOR.
Her şey bu denli ortadayken, AKP’nin getirdiği yasa değişikliklerinin “reform’’ olduğunu söyleyebilmek için ya saf olmanız, ya da iktidardan beslenmeniz gerekiyor.
Meselenin diğer bir yönü ise daha da trajik:
Biliyorsunuz, demokrasilerde en önemli kurumlardan biri de “yargı denetimi”dir. Yargı, şikayet üzerine, iktidarların ‘’hukuk dışı olduğu varsayılan” kararlarını mercek altına alır ve tartışmaları sonuçlandırır. Böylece, dikta eğilimleri de frenlenmiş olur.
CHP, AKP’nin hukuk dışı uygulamalarını yıllardan bu yana “yargı denetimi”ne sokuyor. CHP yönetimi, Anayasa Mahkemesi’ne giderek, yasaların anayasaya uygun olup olmadığına hükmedilmesini istiyor. Kimi zaman istediği yönde kararlar çıkıyor, kimi zaman ise tam tersi oluyor.
AKP ve yandaşları, yargı denetiminden kaçmak için, yıllardan bu yana, CHP’nin tutumunu eleştiriyor, ana muhalefet partisine hakaretler yağdırıyordu. CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne gitmesini “milletin iradesine ipotek koymak’’ olarak değerlendiren AKP ve yandaşları, “mahkemesiz – hukuksuz bir düzen” istediklerini de farkına varmadan ifade ediyorlardı.
Mahkemeleri yok edemeyeceklerini anlayan AKP, sonunda bu kurumları da ele geçirmeye karar verdi. Uluslararası sermayeye daha iyi hizmet verebilmek için, yağma ve talanı engelleyen Yargıtay ile Danıştay’ın da etkisizleştirilmesi kararlaştırıldı.
Düne kadar AYM’yi yerden yere vuran, CHP’yi AYM’ye gittiği için suçlayan AKP ve yandaşları, şu günlerde ise söylediklerini tamamen unutmuş görünüyor. AKP’liler, AYM’ye bireysel başvuru hakkının verilmesini övüyor. Oysa daha düne kadar, AYM’yi en sert şekilde eleştiriyorlardı. AYM’yi ele geçirebilecekleri düşüncesi, birden bire tüm fikirlerini değiştirdi. AYM’nin faziletleri keşfedildi…
Çıkarcı, faydacı ve ilkesiz siyaset budur işte. Düne kadar küfür ettiğin mahkemeyi ele geçirebileceğini düşündüğün an, söylediğin her şeyi unutursun. AYM’nin faziletlerinden söz edersin…
Halbuki; ortada bir fazilet değil, hak gaspı vardır. Yıllara yayılacak bireysel davalar, Türkiye’yi daha da huzursuz bir ülke haline getirecektir. Çünkü; AKP’ci avukatın da dediği gibi, “Türkiye artık ceza ödemekten kurtulacaktır.”
İşte bu zihniyet, adalet sisteminin ‘’iktidar yandaşı’’ haline getirileceğinin en basit ve yalın özetidir.
Unutulmasın ki; adaletin olmadığı bir ülkede, huzur da olmaz…
AKP ekmeğimizi kıstı, şimdi de adalet duygumuzu köreltip hepimizi hayvanlaştırmak ve çaresiz insanlar topluluğu haline getirmek istiyor.
Buna dur demek elimizde…
Yeter ki; 12 Eylül günü, geleceğimiz için sandığa gidip “Hayır” diyelim…
“Hayır” demesini öğrendiğimiz gün, önümüzde yeni bir dünyanın kapılarının açıldığını göreceğiz. Yeter ki buna inanalım… O gün AKP’ye unutamayacağı bir ders verelim…
http://www.gercekgundem.com/?c=64120


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
