• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
17 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Atatürk EvRiMSeL adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2009
    Mesajlar
    7,653
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4

    İnsan Gözünün Evrim Bilmecesi Çözüldü-"İndirgenemez Karmaşıklık" Yalanı

    Darwin’in evrim kuramının karşıtları, genellikle gözün karmaşık yapısının, kuramın temel dayanakları olan kendiliğinden değişim (mutasyon) ve doğal seçilim süreçleriyle açıklanamayacağı görüşünü öne sürerler... Darwin’in evrim kuramının karşıtları, genellikle gözün karmaşık yapısının, kuramın temel dayanakları olan kendiliğinden değişim (mutasyon) ve doğal seçilim süreçleriyle açıklanamayacağı görüşünü öne sürerler. Darwin de insan gözünün nasıl evrildiği konusunda bir açıklama getirememişti. Şimdiyse Avrupa Moleküler Biyoloji Laboratuarı’ndan (EMBL) araştırmacılar gözün evrimle mekanizmasını ve kaynağını bulduklarını açıkladılar. Gözlerimizdeki ışığa duyarlı olan koni ve çubuk biçimli hücreler, önceleri beyinde yerleşmiş bulunan eski bir hücre populasyonundan evrilmişler. EMBL araştırmasını yürüten Detlev Arendt ve Joachim Wittbrodt’a göre insan gözündeki hücrelerin beyinden gelmiş olması sürpriz değil. Bugün de beynimizin derinliklerinde ışığa duyarlı hücreler bulunuyor ve bunlar günlük etkinliklerimizin ritimlerini ayarlıyorlar. Önce hayvanların beyinlerinde bulunan bu ışığa duyarlı hücreler, evrim sürecinin daha sonraki evrelerinde gözlere göç ederek ve görüntü iletme yetisini kazanmış görünüyor.









    Biliminsanları ilk hayvan atalarımızda iki tür ışığa duyarlı hücrenin varlığını belirlemiş bulunuyorlar. Bunlar, rabdomerik ve cilial (kamçımsı) hücreler olarak sınıflandırılıyorlar. Hayvanların çoğunda rabdomerik hücreler gözlerin bir parçası haline gelirken kamçımsı hücreler beyindeki yerlerini koruyarak biyolojik saatleri düzenleme işlevini üstlenmişler. İnsanlar ve öteki omurgalılardaysa bunun tersi olmuş ve gözde yerleşen kamçımsı hücreler koni ve çubuk hücrelerine dönüşmüşler. Araştırmacılar göz oluşumunda evrim sürecinin izini, “yaşayan bir fosil” olarak tanımlanan Platynereis dumerilii adlı deniz kurtçuğunu inceleyerek bulmuşlar. Bu kurtçuk 600 milyon yıl önce yaşamış olan atalarından hala çok farklı değil. Bu canlıya ayrıca böceklerle omurgalıların son ortak atası gözüyle bakılıyor. Arendt bu hayvanın daha önce başka bir araştırmacı tarafından çekilen beyin görüntülerini gördüğünde, beyin hücrelerinin insan gözündeki koni ve çubuk hücrelerle olan benzerliği dikkatini çekmiş. Araştırmacı bu hücrelerin aynı evrimsel sürecin ürünü olabileceğini düşünmüş. Daha sonra, EMBL’den başka araştırmacıların yardımıyla Platynereis dumerilii ‘nin beynindeki hücrelerin “moleküler parmakizleri” başka hayvanların beyinlerindeki ışığa duyarlı hücrelerle karşılaştırılmış. Hayvanın beynindeki opsin adlı ışığa duyarlı bir molekülün, omurgalı gözlerindeki çubuk ve koni hücrelerdeki opsinle olağanüstü benzerlik gösterdiği ortaya çıkmış. EMBL araştırmacılarından Kristin Tessmar-Raible, “bu omurgalı tipi molekülünPlatynereis dumerilii beyin hücreleri içinde etkin olduğunun görülmesi, bu hücrelerle omurgalı koni ve çubuk hücrelerinin ortak bir moleküler parmak izine sahip olduklarını ortaya koymuş bulunuyor. Bu da evrimde ortak bir kaynağın kanıtı. İnsan gözünün evrimiyle ilgili büyük bir bilmeceyi çözmüş bulunuyoruz” diyor.







    EMBL araştırmacıları, Science dergisinde yayımladıkları bulgularının sonunda hayvanlarda ışığa duyarlı hücrelerle gözlerin evrimi konusunda şu senaryoyu öne sürüyorlar.







    İlkel metazoalarda ışığın varlığını belirlemek ve ışıkla ilgili zamanlama işlevlerini (biyolojik saat) yönetmek için bir atasal opsin kullanan tek bir tür ışığa duyarlı hücre öncülü bulunuyordu. Prebilateryen (anatomide ikili simetri oluşmuş hayvanlardan önceki) atalarda opsin geni, c-opsin ve r-opsin adlı genlere dönüştü ve böylece öncül ışık algılayıcı hücrenin kamçımsı ve rabdomerik denen kardeş hücre türlerine farklılaşmasına yol açtı. Rabdomerik ışık algılayıcı hücreler, pigment hücreleriyle bir araya gelerek ilkel gözleri oluştururken, kamçımsı hücreler de evrilen beynin bir parçası haline gelerek yönsüz ışık tepkisi işlevini yüklendi. İkili simetrik anatomiye sahip hayvanlarda, örneğin günümüze kadar gelmiş Platynereis’te bu atasal düzen hala görülüyor. Omurgalılara uzanan evrim çizgisinde her iki tür ışık algılayıcı hücre, evrimleşen retinaya yerleşti. Rabdomerik ışık algılayıcı hücrelerine, gangliyon hücrelere dönüşerek görüntü işleme sürecinde farklı bir işlev üstlendiler. Omurgalı gözünün evriminin önemli bir özelliğiyse, ışık algılama görevini üstlenenlerin rabdomerik değil, kamçımsı hücrelerin, yani çubuk ve konilerin olmasıydı. Dolayısıyla omurgalı hayvanların gözleri, farklı evrimsel tarihleri olan farklı ışık algılayıcıları kapsayan bileşik bir yapıyı temsil ediyor.

    SCIENCE, 29 Ekim 2004(Bu yazı, "Nonconfirmist" tarafından derlenmiştir)

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    06-09-2008
    Mesajlar
    1,726
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Akıllı Tasarımcıların en önemli liderlerinde Micheal Behe bile vazgeçti ve evrim teorisine ait ne varsa kabul etti. Akıllı Tasarımın belkemiği olan indirgenemez karmaşıklık zaten mahkeme ortamında cevaplanmıştı ve Behe o zamanlar tüm bu anlatımları kabul etmesede artık akıllı tasarımdan vazgeçmiş durumda. Artık Büyük Mutasyoncu diye birşey icat etmiş onla takılıyor.

  3. #3
    Deneme Bi Ki Görevsiz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-08-2010
    Mesajlar
    531
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    2



    Atış serbest.

  4. #4
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Bu bilgiyi bulup bizimle paylaşan arkadaşa teşekkür ederim. Evrimin bir halkası daha ortaya çıktı ve ilerleme devam ediyor. Kuran ayetleri dogrulandıkça dogrulanıyor. Buna dikkat çeken binil yıllarda yaşamış din alimlarininde görüşleri ispat ediliyor. Zmanında bu gün oldugu gibi bu bilginler kafir ilan edilmişlerdi.

    ALLAH her türlü yaratmayı bilir.

    YASİN
    78 – Nasıl yaratıldığını unutarak, bir de misâl fırlattı Bize:“O çürümüş kemikleri kim diriltecek!” diye.
    79 – De ki: “Onları ilk defa yaratan diriltir, hem O, yaratmanın her türlüsünü bilir.”
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  5. #5
    Atatürk EvRiMSeL adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2009
    Mesajlar
    7,653
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    evrimide yaratmanın bir türü olduğunu söylüyorsun.
    eğerki adem ve havva hikayesi ve dunyanın onlardan daha once yaratıldıgı hikayesi olmasaydı inanırdım dediklerine.
    fakat adem ve havva hikayesi olayın boyutunu değiştiriyor.
    Evrim ortak ata der halbuki senin savundugun evrim iddiası sanırım insanın topraktan gelmesiyle bağlantılı bir durum.
    Bu şekilde birbiriyle farklı düştükleri noktalar var...

  6. #6
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Benim açtıgım konuları oku orda anlattım insanın nasıl yaratıldıgını hemde ayetlerle destekleyerek. Ademinde annesi vardı isadınıda ademle isanın yaratılışı kuranda birbirinede benzetilir bunuda dikatine sunarım. Bu durum evrimde sıçrama teorisi ilede örtüşüyor.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  7. #7
    Deneme Bi Ki Görevsiz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-08-2010
    Mesajlar
    531
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    2
    Alıntı RAMAZAN TOPTAŞ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bu bilgiyi bulup bizimle paylaşan arkadaşa teşekkür ederim. Evrimin bir halkası daha ortaya çıktı ve ilerleme devam ediyor. Kuran ayetleri dogrulandıkça dogrulanıyor. Buna dikkat çeken binil yıllarda yaşamış din alimlarininde görüşleri ispat ediliyor. Zmanında bu gün oldugu gibi bu bilginler kafir ilan edilmişlerdi.

    ALLAH her türlü yaratmayı bilir.

    YASİN
    78 – Nasıl yaratıldığını unutarak, bir de misâl fırlattı Bize:“O çürümüş kemikleri kim diriltecek!” diye.
    79 – De ki: “Onları ilk defa yaratan diriltir, hem O, yaratmanın her türlüsünü bilir.”
    Atış serbest.

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    09-07-2009
    Mesajlar
    1,402
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Ramdarzawin...... yeni nick'in bu olabilir...... Darwin'in dogal seleksiyonu nu Kuran'a yamadin ya bu ismi coktan hakettin...

    Allah Adem'i Havva'yi yaratti, Dunya'ya postalayip uremelerini sagladi. (Kardesler birbiri ile evlenerek ) muhtemelen de ensest iliski oldugu icin cocuklar ozurlu dogdu. Allah bakti ki ureme hatali ve cok uzun suruyor... veeee Ramazan'in dedigi gibi evrimi baslatti...

    yaa gun oldu devran dondu ve iste boylece bugunlere geldik....
    HÜMANİST DEMOKRAT PARTİ


    Bir insanı zorla susturmak ona bahşedebileceğiniz en büyük onurdur. Onun size karşı olan mükemmelliğini kabul ettiğiniz anlamına gelir. - Joseph Sobran

    Bir kimsenin dusuncesini aciklayamamasi koleliktir. -Euripides

  9. #9
    kuzgunruh adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-10-2010
    Mesajlar
    786
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    2
    Evrim teorisi yakında kanun olacak zaten.Zavallı Türk milletide harun yahya isimli bir kör cahilin peşine takılmış evrim teorisinin çürütüldüğünü zannediyor.Çok yazık.En azından ramazan gibi bazı arkadaşlar olacakların farkına varmış ki dumur olmamak adına inancını evrim teorisiyle birleştirmiş tabi ne kadar tutarlı orası tartışılır.

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    07-10-2010
    Mesajlar
    113
    Karizma Gücü
    2

    Evrim teorisi bilimsel delillerle kesin olarak çökmüştür.

    Evrim teorisi bilimsel delillerle kesin olarak çökmüştür. Bilimin konuyla ilgili bütün dalları evrim teorisini destekleyen değil, çürüten delilleri gözler önüne sermiştir. Ne doğa tarihi, ne biyoloji, morfoloji, paleontoloji, mikrobiyoloji, biyokimya, genetik gibi bilim dalları, evrimin yaşandığına dair sonuçlar sunmamaktadır. Aksine, tüm bu bilim dallarında elde edilen sonuçlar, canlıların ayrı ayrı yaratılmış olduklarına dair deliller sunmaktadır. Bu delilleri incelemek için altı çizili olan kelimelere tıklayabilirsiniz.
    Darwinist aldatmaca artık yolun sonuna gelmiştir ve evrim teorisinin mutlak hezimeti hak ilim karşısında hiçbir şekilde durdurulamaz. Türk Milleti'nin neredeyse tamamı bu teorinin açık bir aldatmacadan ibaret olduğunu anlamıştır. Darwinizm'in bu çöküşü marksistleri, komünistleri, masonları telaşlandırmıştır. Darwinizm'i eleştiren bilimsel eserleri toplatmak, satışlarını veya okunmalarını engellemek, bunları okuyanlara baskı yapmak, kitap yaktırmak, basın, radyo ve TV yoluyla engelleme faaliyetleri düzenlemek gibi yöntemlerle gerçekler durdurulamaz.
    Evrimcilerin klasik yöntemi "hayali veya sahte deliller üretmek"tir. Geçmişte yaşamış ve soyları tükenmiş olan bir maymun türü veya bir balık veya bir kuş türü evrim delili olarak kamuoyuna sunulur.
    "Atamız tarla faresi", "Atamız mikrop", "Kayıp halka tamamlandı" benzeri haberler tamamen uydurmadır. Son aylarda basında yer alan ve evrime delil olduğu iddia edilen fosiller yeni birer evrimci aldatmacasından ibarettir.
    Evrimcilerin delil diye öne sürdükleri fosiller ciddi incelemelere tabi tutulduklarında, bunların evrimle hiçbir ilgilerinin olmadığı hemen anlaşılmaktadır. Defalarca tekrarlanan bu duruma rağmen evrimciler pişkinliği elden bırakmamaktadır.
    Evrimcilerin, iddialarını desteklemek için bulmaları gereken "ara fosillerdir". Yani bulunacak fosiller eksik, yarım, işlevini tam göremeyen organlara sahip olan canlılara ait olmalıdır. Oysa -son bulunan fosiller de dahil olmak üzere- tüm fosiller, eksiksiz ve kusursuz canlılara aittir. Bugüne kadar bulunmuş olan 350 milyona yakın fosilin tamamı Yaratılış Gerçeğini göstermekte, içlerinde bir tane bile evrimcilerin hayallerini besleyecek fosil bulunmamaktadır. YARATILIŞ MÜZESİNİ SİZDE ZİYARET EDİNİZ: http://www.yaratilismuzesi.com/
    Evrimcilerin sansasyonel şekilde gündeme getirdikleri her yeni sözde delil, kısa zaman içinde geçersizliği anlaşılarak örtbas edilmektedir. Ancak evrimciler, foyaları meydana çıkar çıkmaz bu sefer başka bir fosili delil gibi sunmakta, bu sonu gelmez bir döngü olarak sürüp gitmektedir.
    Evrimcilere tavsiyemiz artık inadı bırakmaları, zorlama izahları, bilim dışı senaryoları, sahte deliller imal etmeyi terk etmeleri ve evrim teorisinin çöktüğünü kabul etmeleridir. EVRİMCİLERİN YAPMIŞ OLDUKLARI SAHTE DELİLLERİ GÖRMEK İÇİN VE BU DELİLLERİN GEÇERSİZ OLDUĞUNUN BİLİM ADAMLARI TARAFINDAN NASIL TESPİT EDİLİP ANLAŞILDIĞINI VE İPTAL EDİLDİĞİNİ VE MÜZELERDEN KALDIRILDIĞINIDA ÖĞRENMEK İÇİN BU SİTEYİ ZİYARET EDELİM: http://www.evrimsahtekarliklari.com/
    Daha önce evrim delili olarak sunulan fosillerin ya soyu tükenmiş maymun türleri ya da günümüz insanına ait olduğu artık anlaşılmıştır. (Zinjanthropus 1970`de, Java Adamı 1939`da, Pekin Adamı 1939`da, Ramapithecus 1981`de,Taung Çocuğu 1954`de, Neandertal Adamı 1978`de...) iptal edildiler ! tıklayınız -
    Altı sene önce bulunan bir maymun fosilini basının bu şekilde ``yeni bulunmuş gibi`` lanse etmesi manidardır. A. Afarensis`e dahil edilen ve ``Lucy`nin Kızı` adı verilen bu yeni fosilin kolları, bütün goril ve şempanzelerde olduğu gibi bacaklara oranla uzundur. A. Afarensis türü üzerinde uzmanlarca daha önce yapılmış 5 ayrı bilimsel çalışma, bu canlıların insanlar gibi yürüdüğü iddiasını çürütmüştür. Bu fosilin yarı insan yarı maymun özelliği taşıdığı tam bir evrimci uydurmasıdır.
    Yeni bulunmuş gibi gösterilen aslında altı sene önce bulunan bu fosil tam bir maymuna aittir. Evrimciler delil yokluğundan darmadağın oldukları için ``nesli tükenmiş bir maymun türü olduğu çoktan belli olan`` bu fosili delilmiş gibi yakın zamanda gündeme getirmişlerdir.
    Soyu tükenmiş maymun fosillerini bulup, kız çocuğu iskeleti, bayan-bay iskeleti bulundu demek hem gülünç olmakta hem de evrimcilerin zavallı durumunu göstermektedir. Evrimciler yıllardır benzer yöntemlerle evrime taraftar toplamaya ve kamuoyunu aldatmaya çalışmaktadır. Bunun gibi soyu tükenmiş maymun türlerine ait pek çok fosil Afrika`da bol miktarda mevcuttur ve sürekli bulunmaktadır. Ancak bu fosillerin hiçbiri ara fosil değildir.
    Bulunan tüm fosiller, tam, eksiksiz ve mükemmel canlıların fosilleridir. Bunlardan bir kısmı soyu tükenmiş canlılara bir kısmı da bugün yaşamakta olanlara aittir. Evrimciler sadece fosiller üzerinde spekülasyonlar ve çarpıtmalar yapmakla kalmamış çok sayıda sahtekarlığa başvurmuşlardır. Bunlardan 1953 yılında sahte olduğu ortaya çıkan Piltdown Adamı ve eldeki fosilin gerçekte bir domuza ait olduğunun ortaya çıkmasıyla 1927`de iptal edilen Nebraska Adamı en bilinen evrimci sahtekarlıklarıdır.
    Evrimciler, bir gün ara fosil bulacaklarını ümit ederek 150 yılı aşkın bir süredir yerin altını üstüne getirmişler ancak bir tane bile bulamamışlardır. Kendileri de bu gerçeği çok iyi bilmektedirler. Evrimcilerin Sahtekarlığı listesi için tıklayın -

    Bugüne kadar yaklaşık 350 milyon fosil bulunmuş, bunların tamamının nesli tükenmiş veya bugün de yaşamakta olan canlılara ait olduğu anlaşılmıştır. Yeryüzünde hiçbir zaman evrim sözkonusu olmadığı için ara canlılar da varolmamıştır. Evrimin geçersiz olduğunu ispat eden yüzlerce fosil halen ülkemizdeki pek çok merkezde halkımızın dikkatine sunulmaktadır. http://www.yaratilismuzesi.com/

    Aslında Darwinizm daha en başından çökmüştür. Çünkü bir proteinin doğada kendi kendine oluşması "İMKANSIZ" dır. Hücre bir bütün olarak var olmadan protein oluşamaz.Dolayısıyla başka hiç bir konuda, tartışmaya hiç bir gerek yoktur.

    Hücre bir bütün olarak var olmadan protein asla oluşamaz
    Darwinistler istedikleri kadar içi formüllerle dolu aldatıcı kitaplar yazsınlar, istedikleri kadar sahte fosil getirsinler, Yaratılışa dair bilimsel delillere istedikleri kadar demagojik saldırılarda bulunsunlar, istedikleri kadar her tarafa hayali çizimlerle doldurdukları kartondan afişler yapıştırıp bunu evrim sergisi diye tanıtıp dursunlar, daha temelden yenilmiş oldukları gerçeğini değiştiremeyeceklerdir. Çünkü Darwinistlerin en büyük kabusu henüz daha canlılığın başlangıcıdır. Darwinistler henüz bir tane proteinin nasıl oluştuğuna dair TEK BİR AÇIKLAMA DAHİ YAPAMAMIŞLARDIR. Bu durum, Dawkins’in, Futuyma’nın, Tim White’ın ve diğer bütün Darwinistlerin içine düştüğü içler acısı durumu ifade eder. Yaptıkları hiçbir demagoji, tek bir protein karşısındaki bu büyük ve görkemli yenilginin önüne geçememektedir. TEK BİR PROTEİN, DARWİNİZM’İ TÜMÜYLE ALTÜST ETMİŞTİR.
    Darwinist demagojinin önemli bir özelliği tüm kompleksliğine rağmen, yaşamdaki her şeyi basit göstermeye çalışmak olduğundan, Darwinistler, hayatın başlangıcı konusunu da hep basite indirgeme eğiliminde olmuşlardır. “Çamurlu suda hücre oluştu”, “DNA kendi kendine oluşup çoğalmaya başladı” gibi hikayelerin temelinde yatan sebep de budur. Darwinistler bu yolla insanları daha kolay aldatabileceklerini düşünürler. Fakat kendileri de çok iyi görmüşlerdir ki, olay artık bu aldatma safhasını çoktan geçmiştir. İnsanlar artık, yalnızca tek bir proteinin bile kendi kendine oluşamayacak kadar üstün bir kompleksliğe sahip olduğunu bilmekle kalmamakta, aynı zamanda bir proteinin, bir DNA’nın veya RNA’nın ya da hücrenin küçük büyük herhangi başka bir parçasının HÜCRENİN TAMAMI OLMADAN HİÇBİR İŞE YARAMADIĞINI DA bilmektedirler.
    Bu gerçek, Darwinist yenilgi açısından çok önemlidir:

    - Tek bir proteinin oluşması için DNA gerekir
    - Protein olmadan DNA oluşamaz
    - DNA olmadan protein oluşamaz
    - Protein olmadan protein oluşamaz
    - Tek bir proteinin oluşması için 85 ayrı protein gerekir
    - Bu proteinlerin bir tanesi bile eksik olsa protein var olamaz
    - Ribozom olmadan protein oluşmaz
    - RNA olmadan da protein oluşmaz
    - ATP olmadan protein oluşmaz
    - ATP’yi üretecek mitokondri olmadan da protein oluşmaz.
    - Hücre çekirdeği olmadan protein oluşmaz
    - Sitoplazma olmadan da protein oluşmaz
    - Hücredeki organellerden bir tanesi eksik olsa protein oluşamaz
    - Hücredeki bütün organellerin var olması ve çalışması için de proteinler gereklidir
    - Bu organeller olmadan da hiçbir şekilde protein olmaz.


    Bu sistem, bir arada çalışmak zorunda olan iç içe bir sistemdir. Biri olmadan diğeri olamaz. Tek bir parçası var olsa bile, sistemin diğer parçaları olmadan bu parça hiçbir işe yaramaz.
    Kısacası,
    BİR PROTEİNİN VAR OLMASI İÇİN HÜCRENİN TAMAMI GEREKİR. Hücre, bugün incelediğimiz ve çok az bir kısmını anlayabildiğimiz mükemmel kompleks yapısı ile var olmadığı sürece, TEK BİR TANE BİLE PROTEİN MEYDANA GELEMEZ.
    Bu protein kendi kendine oluşsa bile (ki, bu imkansızdır), hiçbir işe yaramaz. Tek başına etrafta dolanır ve ölür.
    Dolayısıyla, Dawkins’in “kendi kendini kopyalayan molekül” iddiası, olağanüstü derecede saçmadır ve yalnızca insanları aldatmaya yöneliktir. İNSAN HÜCRESİNDEKİ HİÇBİR MOLEKÜL, BAŞKA HİÇBİR YARDIMA İHTİYAÇ DUYMAKSIZIN, KENDİ KENDİNİ KOPYALAYARAK ÇOĞALABİLME YETENEĞİNE SAHİP DEĞİLDİR.
    Cambridge Üniversitesi’nden bilim felsefesi profesörü Stephen C. Meyer, Signature in the Cell (Hücredeki İşaret) kitabında bunu şöyle anlatmıştır: "DNA’nın yapısının ve işlevinin ortaya çıktığı 1950’li yılları ve 1960’lı yılların başlarını takiben, yaşama dair yeni bir radikal kavram gelişmeye başladı. Moleküler biyologların keşfi, DNA’nın yalnızca bilgi taşımadığıydı. Biyologlar DNA hakkındaki bu keşfin hemen sonrasında, canlı organizmaların genetik bilgiyi işleyebilmesi için sistemlere sahip olması gerektiğinden şüphelendiler. Bir diskin içine saklanmış olan dijital bilginin o diski okuyan bir cihaz olmadan işe yaramaz olması gibi, DNA’nın içindeki bilgi de hücre bilgi işlem sistemi olmadan işe yaramazdır. (Darwinist) Richard Lewontin’in belirttiği gibi “Hiçbir canlı molekül (yani biyomolekül) kendi kendine çoğalamaz... Hücreler ancak bir bütün olarak kendi kendine çoğalmak için gerekli makinelere sahip olabilirler... DNA, yardım alarak veya almayarak, yalnızca kendi kendisinin kopyasını çıkaramamakla kalmaz, aynı zamanda başka hiçbir şey ‘üretemez’... Hücrenin içindeki proteinler başka proteinlerden yapılmıştır ve bu protein oluşturan makine olmaksızın hiçbir şey yapılamaz.” (Stephen C. Meyer, Signiture in the Cell, Harper One, 2009, s. 132-133)
    Evrim iddiasını çökerten ve Yaratılış'ı ispat eden fosilleri görmek için, bu konuda ve daha pek çok ilginizi çekecek konularda hazırlanmış belgeselleri izlemek için ve evrimcilerin evrim teorisinin çöktüğünü itiraf eden kendi sözlerini okumak için tıklayınız : http://bilim-yaratan.blogspot.com/
    Lütfen bu siteyide inceleyiniz , bu sitede çok detaylı bilgiler bulacaksınız ve evrim teorisi ile ilgili güncel konularıda bu siteden takip edebilirsiniz: http://www.evrimteorisi.com/
    Saygılar , Selamlar.

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •