21 Eylül 2010 Salı 12:08
Bekir Coşkun’un Gazete Habertürk’ten kovulmasının ardından akıllara daha önce bulundukları kurumlardan olaylı bir şekilde “gönderilen” yazarlar geldi.
Hüsnü Mahalli’den Emin Çölaşan’a , Yılmaz Özdil’den Tuncay Özkan’a kadar Türk basınının önemli kalemleri AKP Hükümeti döneminde çalıştıkları kurumlardan ayrılmak veya kurumlarını devretmek zorunda kalmıştı.
Sırasıyla bakacak olursak Türk basınında tasfiyenin karnesini şu şekilde çıkartmak mümkün:
TUNCAY ÖZKAN
Türk basınında ilk ciddi operasyonu yiyen Tuncay Özkan oldu. AKP döneminin başlangıcında Show TV’de olan Özkan’ın yönetimindeki haber merkezi, hükümeti rahatsız etmeye başlamıştı. İşte bu rahatsızlık, AKP’nin hükümet olmasından sadece bir sene sonra ilk “bertaraf”ı beraberinde getirdi. Özkan’ın yolu, Aralık 2003’te Show TV ile ayrıldı.
Özkan daha sonra Kanaltürk’ü kurdu. Show TV’den kendisinedestek olmak için ayrılan ekiple kurulan televizyon, bir dönem Cumhuriyet mitinglerine verdiği destek ile gündemin ilk sıralarına oturdu. Adeta yayın ambargosu konulan belli bir kesime yayın imkanı veren Kanaltürk, en çok takip edilen televizyon kanallarından biri haline geldi. Sahibi Tuncay Özkan ise gittiği her yerde büyük ilgi görüyor, gazeteci kimliğinin yanına kanaat önderi haline gelmişti.
Bu süreçte bir anda Kanaltürk’e yönelik vergi denetimi yoğunluğu başladı. Maliye denetmenleri adeta kanalı abluka altına alırken, sonrasında Tuncay Özkan’a çok büyük bir vergi borcu çıkarıldı. Ayrıca kanalın lisans hakkı iptal edilirken Özkan kanalı satmaya zorlandı. Eğer satış gerçekleşmezse kanal icra yoluyla satılacaktı. Bu durumda birçok insan mağdur olacaktı. İcra yoluyla ilk satış denemesi sonuçsuz kaldı. Gerek icra baskısı gerekse mağdur olacak birçok insanın varlığı Özkan'ı, Koza Grup'la masaya oturmaya zorladı. Tuncay Özkan’ın basından tasfiyesi sadece bununla kalmadı.. Daha sonra Kanal Biz’i kuran Özkan ve ekibi, çok ciddi sıkıntılarla boğuştu. Bir taraftan Biz Kaç Kişiyiz Hareketi’nin örgütlenmesinin de önderliğini yürüten Özkan ve ekibine son şok, Tuncay Özkan’ın Ergenekon operasyonuyla geldi. Tuncay Özkan, 23 Eylül 2008 günü sabahı süregitmekte olan Ergenekon soruşturması çerçevesinde İstanbul Bebek'teki evinde gözaltına alındı ve daha sonra tutuklandı. Böylece Özkan, cezaevine giderken, Kanal Biz de sıkıntılara dayanamayarak bir süre sonra kapandı.
HÜSNÜ MAHALLİ
Suriye kökenli yazar Hüsnü Mahalli, 2005 yılına kadar Albayrakların sahibi olduğu Yeni Şafak Gazetesi’nde köşe yazarı olarak çalışıyordu. Mahalli, 2003 yılında başlayan ABD’nin Irak işgalini ve İsrail’in Ortadoğu politikalarını en sert dille eleştiren ve ortaya koyduğu bilgilerle bu saldırganlığı gözler önüne seren yazılar kaleme alıyordu. Şimdilerin en hızlı ABD ve İsrail karşıtı yayınları ile dikkat çeken gazete yönetimi, bu tutumundan dolayı Mahalli’ye 2005 yılının İlkbaharında yol verdi. Mahalli neden kovulduğunu “ABD, İsrail ve onların Türkiye'deki dostlarının baskıları” sözleriyle açıklarken gazeteye göre Mahalli’nin gönderilme nedeni “okurların büyük tepkisi”ydi.
EMİN ÇÖLAŞAN
Emin Çölaşan’ın Hürriyet’ten ilişiğinin kesilmesi, Türk basınındaki tasfiyeler içinde en çok ses getirenlerden biriydi. Yaklaşık 30 yıl Hürriyet’in 5’inci sayfasındaki yazıları ile okurlarıyla buluşan Emin Çölaşan, AKP’nin yüzde 47 ile kazandığı 22 Temmuz 2007 seçimlerinin hemen ertesinde Hürriyet’ten ayrılmak zorunda kaldı. Karar Hürriyet’in yönetimine aitti. Bu durum “Hükümetin baskısı” olarak yorumlandı. Çünkü Çölaşan AKP’ye yönelik belgeli eleştiriler getiriyor ve hükümetin politikalarını çok sert eleştiriyordu. Çölaşan Hürriyet’ten kovulma sürecini “Kovulduk ey halkım unutma bizi” ismiyle kitaplaştırdı. Kitapta, Aydın Doğan’ın nasıl Hükümet’in isteğine boyun eğdiği anlatılıyordu. Hürriyet Gazetesi yönetimi, “Hükümet baskısı” yorumlarını bertaraf etmek için, Sabah’ın TMSF’ye devri sonrasında gazeteden ayrılan Yılmaz Özdil’i transfer etmek zorunda kaldı.
YILMAZ ÖZDİL
Sabah Gazetesi’nin Çalık Holding’e satışının ilk ayağı olan 2007 yılında TMSF’ye devri sonrasında Özdil ile Sabah Gazetesi’nin yolları ayrıldı. Yapılan açıklamalar Özdil’in kendi isteğiyle ayrıldığı yönündeydi. Hatta Özdil de bazı röportajlarında “kendi isteğiyle ayrıldığını” söyledi. Ancak perde arkasında, Özdil’in gelecek baskıyı öncesinden tahmin ederek ayrıldığı olduğu yorumları yapıldı. Özdil, Sabah’tan ayrıldıktan sonra Hürriyet’in teklifini kabul etti.
BANU AVAR
Ses getiren bir başka ayrılık hikayesi de Yayıncı ve Yapımcı Banu Avar’a ait. TRT’de yayınlanan ve çok sevilen “Sınırların Arasında” programının bir anda yayından kaldırılması ile patlak veren olayın perde arkasında bir süredir Avar’dan duyulan rahatsızlığın yattığı ortaya çıktı. Programda özellikle ABD destekli kadife devrimlerin perde arkasının anlatılması ve Türkiye’ye yönelik hasmane politikalar güden İsveç gibi ülkelerin kanlı tarihlerinin anlatılması TRT için “bardağı taşıran” son damla oldu. Önce Sabah Gazetesi’nin bir İsveç’liyle evli olan Ombudsman’ı Yavuz Baydar’ın eleştirileri geldi. Çünkü Avar İsveç’te verilen Nobel ödüllerinin perde arkasını programına taşımıştı. Banu Avar'ın bu programında "Nobel, ABD emperyalizmine hizmet eder; Pamuk, milli kimliğini reddettiği için ödülü aldı; İsveç, Romanlara soykırım yaptı" gibi ifadeler kullanılmıştı. Son olarak sezonun son programı olan “Büyük Ortadoğu ve Asya Projesi” yayından kaldırıldı. Sonrasında ise programa tamamen son verildi. Oysa 18 programlık anlaşmanın sadece 8’i yayınlanmıştı.
HULKİ CEVİZOĞLU
Yılların televizyon klasiği haline gelen “Ceviz Kabuğu” programı ile hafızalara kazınan Hulki Cevizoğlu, Kanaltürk’ün abluka altına alındığı dönem kanalın Ankara Temsilcisiydi. Kanaltürk’te “Ceviz Kabuğu” programıyla da kamuoyunun önde gelen isimlerini ve açıklamalarını gündeme taşıyan Cevizoğlu’nun programı Kanaltürk’ün satışıyla birlikte durdu. O dönem yoğun bir şekilde Koza Grup’la çalışmayacağını açıklayarak izleyicilerine “Hangi kanalda çıkmalıyım” sorusunu yöneltti. İzleyicilerinin Avrasya Radyo Televizyonu (ART)’nu işaret etmesinden ve bu kanaldan gelen teklif üzerine Cevizoğlu ART’de programını sürdürmeye başladı. Ancak ART’nin de karşılaştığı yoğun siyasi baskı, Hulki Cevizoğlu ile izleyicilerini ayırdı. Bir dönem Demokratik Sol Halk Partisi (DSHP) Genel Başkanlığı’nı yürüten Cevizoğlu, Rahşan Ecevit’le anlaşmazlığa düşünce Genel Başkanlık görevinden ayrıldı. Son olarak Beyaz TV’de Şamil Tayyar ile beraber tartışma programı yaptı. Ancak bir süre yayınlanan programa Cevizoğlu daha sonra devam etmedi.
MUSTAFA BALBAY
Mustafa Balbay, yıllarca Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi olarak görev yaptı. Çarpıcı haberleri, yazıları ve kitaplarıyla gündeme damga vuran bir isim haline gelen Balbay adeta bayrağı, hain bir saldırı sonucu katledilen Uğur Mumcu’dan devralmıştı. Mumcu’nun katledilmesinin ardından onun birinci sayfasındaki köşesinde yazmaya başlayan Balbay’ın yazdıkları da kamuoyu tarafından dikkatle takip ediliyor ve görüşleri önemseniyordu. 2008 yılına kadar ART televizyonunda Pazar günleri saat 11.00 ve 12.00 arasında, Emin Çölaşan ile birlikte Ankara Rüzgarı adlı, haftanın olaylarının tartışıldığı bir program da gerçekleştiren Balbay, 1 Temmuz 2008 tarihinde sabah saatlerinde gözaltına alındı. Gözaltı, Ergenekon soruşturması kapsamsında yapılmıştı. Savcıya susma hakkını kullandığını belirten Balbay, 5 Temmuz 2008 günü mahkeme tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Balbay, mahkeme çıkışı yaptığı açıklamada kendisini "terör yaralısı" hissettiğini belirtti.
Mustafa Balbay, 5 Mart 2009 Perşembe günü sabahı, Ergenekon soruşturması kapsamında 2. kez gözaltına alındı. 6 Mart 2009 günü çıkarıldığı mahkeme tarafından hükümeti düşürmeye teşebbüs suçlamasıyla tutuklandı.
O günden bu yana tutuklu bulunan Balbay için en acı olay ise cezaevindeyken yıllarını verdiği Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilciliği görevinden alınması oldu. Yerine Utku Çakırözer getirilen Balbay duyduğu kırgınlığı olayın gerçekleşmesinden sonraki ilk duruşmada “Bu görevden alınmış olmakla, ilk müebbet cezamı almış bulunuyorum” diyerek dile getirmişti.
MİNE KIRIKKANAT
Kırıkkanat, Türk basınında sivri dili ile bilinen bir yazar. Düşündüğünü çekinmeden kaleme alan Kırıkkanat, Radikal Gazetesi’nden ayrılışı da gündem olan Mine Kırıkkanat’ın kısa bir süre önce Vatan Gazetesi ile ilişiğinin kesilmesi tam anlamıyla basın camiasına bomba gibi düştü. İlk olarak Mine Kırıkkanat’ın, Başbakan Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın organizasyonuyla “Pakistan selzedelerine yapılan yardımı” farklı bir boyuttan gören yazısı yayımlanmadı. Kırıkkanat’ın ifadesiyle, sansürlenen yazı Kırıkkanat’ın bir paylaşım adresinden alınarak bazı internet sitelerinde yayımlandı. Bunun üzerine Vatan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Yuvacan, Kırıkkanat’a ”Gazeteyi sansürcü göstermekle” suçlayarak, ilişiğini kestiklerini duyurdu. Kırıkkanat ise yaptığı açıklamada Emine Erdoğan’ı eleştirdiği için görevden alındığını söyledi. Kırıkkanat’ın yazısında “Türk Ordusu’ndan desteği esirgeyenlerin topladığı 3,5 milyon doların Pakistan selzedelerine değil, kontrolü elinde tutan Pakistan ordusuna gideceği” yazılıyordu.
BEKİR COŞKUN
Bu furyanın son kurbanı Bekir Coşkun oldu. Emin Çölaşan’ın gönderilmesinden sonra, gazetedeki en yakın arkadaşı Bekir Coşkun’un da artık Hürriyet’te kalmayacağı konuşuluyordu. Yani artık Hürriyet ile Gazetenin üçüncü sayfasının okunan yazarı arasında bağlar kopmuştu. Ancak Coşkun’un ayrılması zaman aldı. Gazete Habertürk kurulurken, Bekir Coşkun da yazar kadrosuna katıldı. Beklenen bir ayrılıktı Coşkun’un Hürriyet’ten ayrılığı. Gazete Habertürk’te tarzını bozmadan eleştirilerine devam eden Coşkun’un Gazete Habertürk’le nikahı 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandum sonrasında bir anda bitiverdi. İlk olarak bu ayrılığı gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı “Bu söylentiler komedi, deli saçması. Bekir Abi benim canım, ciğerim. Bizi yıpratmak için böyle söylentiler çıkarıyorlar. Referandum öncesi Bekir Abi beni aradı ve ‘Ben biraz izin yapayım, dinleneyim’ dedi. Ben de ‘Referandum öncesi izin yapma, yanlış anlaşılabilir’ dedim. Sonra referandumdan iki gün önce bir daha aradı ve 'Referandumdan önce başlayayım iznime, nasıl olsa seçim yasakları var. Bir şey de yazamayacağız' dedi. Ne diyecektim bunun karşılığında? 'İlla da yaz' mı diyecektim? İki gün yazmayınca kıyamet koptu. Ben Bekir Coşkun'un bu gazetede yazmasından mutlu oluyorum. Türkiye'nin bana göre en iyi yazarı. Dili çok iyi, kalemi kıvrak. O yüzden bütün bunlar deli saçması. Ayrılması söz konusu değil” açıklamasıyla yalanlamıştı. Ancak gerçek kısa bir süre sonra ortaya çıktı. Yukarıdaki sözlerin sahibi Altaylı Bekir Coşkun’a “Çok uğraştım, ancak engelleyemedim. Turgay Ciner dahi seni çok sevmesine rağmen, baskılara karşı duramadı” diyerek gazete ile Coşkun’un “yollarının ayrıldığını” tebliğ etti.
BAZI BASIN KURULUŞLARI
Türk basınında bazı usta kalemler dışında bazı basın yayın organları da baskılara maruz kaldı. Bu basın kuruluşlarından Kanaltürk, belirttiğimiz üzere vergi kıskacına alınarak el değiştirirken, ART, Kanal B gibi kurucuları Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan bazı televizyonlar da yayınlarında hükümet eleştirilerini kısmak zorunda kaldılar.
Ata TV ve Kanal Biz de ekonomik kıskaç sonucunda kapandı.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
)) Allahım sana geliyorum
İçlerinde adam gibi olan bir Özdil var. Gerisi hep sabıkalı
burjuvayız zuhahaha yahu gece vakti bu kadar espirikli olmayı nasıl beceriyorsun merak ediyorum doğrusu ...
demek benle makara geçiyorsun 
