• Reklam
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor
  1. #1
    misafir <s><span style='color: #FF0000'>alpi1907</span></s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-11-2005
    Mesajlar
    27,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    Barış- Ahmet Altan

    Hasan’ın “zehirli et imha tesisini” gördünüz mü?

    Burger King’in 12 ton zehirli etini “imha” etsin diye bu “tesise” vermişler.

    Hasan, ne daha önce, ne daha sonra hayatında hiç “zehirli et imha” anlaşması yapmamış kimseyle.

    Zaten yapamaz da çünkü onun “zehirli et imha edecek” herhangi bir tesisi ve imkânı yok.

    Nasıl olduysa, onu bulmuşlar, “al bu eti sen imha et” demişler.

    O da, “zehirli etleri imha projesi” olarak o etleri “köpeklere verdiğini” söylüyor.

    Köpeklerin o kadar “zehirli et” yiyemeyeceği ise ayrı bir raporda belirtiliyor.

    Ayrıca, köpeklere zehirli et vermek de yasalara aykırı.

    Anlayacağınız, o “zehirli etler” kayıp.

    Allah bilir, nereye, nasıl gitti, akıbeti ne oldu o etlerin?

    Tarım Bakanlığı Teftiş Kurulu’nun o etlerin peşine ciddiyetle düşüp o etleri bulması gerekirdi ama işi pek ciddi tutmadıkları anlaşılıyor.

    Aramızdan birilerinin o etleri yemiş olması, bu nedenle bazı hamile kadınların çocuklarını düşürmüş olması da kuvvetle muhtemel.

    Tarım Bakanlığı’nın, böyle bir rezaletin bir daha tekrarlanmaması için ne tür önlemler aldığını derhal açıklaması lazım yoksa biz daha çok zehirli et yeriz.

    Konya’da da, kırık kemikleri tedavi etmek için konulan “platin çubukları” tornacıda yaptırmışlar.

    “Sağlıklı platin çubuk koyuyoruz” diye insanların vücutlarına “tornacıda çekilmiş” demir parçaları sokuşturmuşlar.

    Hasan’ın tesisinde “zehirli et imhası”, tornacıda platin çubuk imalatı.

    Bu ülkede halka nasıl davranıldığının küçük iki örneği.

    Ne iktidarın, ne de muhalefetin umurunda halk sağlığı.

    Onlar halktır, onlara istediğinizi yapabilirsiniz.


    Taraf olmasaydı, 12 ton zehirli etin ortadan kaybolduğunu kimse bilmeyecekti.

    Aslında normal olarak, gazetelerin, siyasetçilerin bu işlerle ilgilenmesi, insanların sağlıklı bir yaşam sürmesini garanti altına alması gerekir.

    Ama biz öylesine gergin ve kanlı bir ortamda yaşıyoruz ki başımızı çevirip bu olaylara bakamıyoruz.

    Çünkü bu ülkede, her türlü yolsuzluğun, arsızlığın önünü kapatan ve onların konuşulmasına pek imkân vermeden gündemi kaplayan bir savaş var.

    Yıllarca Kürtleri inkâr etmenin, Kürtlere haklarını vermemenin sonucunda binlerce insan öldü.

    Ama şimdi umutlu bazı gelişmeler oluyor.

    Referandum kampanyası sırasında Başbakan’ın ve Cumhurbaşkanı’nın “Öcalan’la devletin görüşebileceğini” söylemesi, CHP Başkanı Kılıçdaroğlu’nun da bu görüşe destek vermesi, zaten alttan alta süren görüşmeleri meşru bir zemine oturttu.

    Kampanyası sırasında “devletin Öcalan’la görüşebileceğini” söyleyen Başbakan’ın yüzde elli sekizlik bir kitlenin desteğini alması, bir anlamda bu barış görüşmelerinin halk tarafından kabulü anlamına da geliyor.

    İnsanlar bu savaş bitsin istiyorlar.

    Ekonomisini büyüten, zenginleşen Türkiye’de “Kürtlerin kimlik sorununu, anadil taleplerini” çözebilirsek, insanlar bu zenginlikten ortak pay alacaklar, en azından mücadele bu zenginliğin adaletli bir şekilde paylaşılması için yapılacak.

    Bu da zaten “normal” bir ülkede olması gereken bir çatışma, demokrasinin temeli.

    Barışa çok yaklaştığımıza dair umutlu işaretler var.

    Devletin neredeyse bütün birimleri üst düzey yöneticileriyle İmralı’ya gidip Öcalan’la “barışı” görüşüyorlar.

    Bu aşamada “barışın önünü kesmek” isteyenler çıkacaktır.

    Hem devletin içinden hem de PKK’nın içinden birilerinin görüşmeleri “engellemek” isteyebileceğini Apo çok öfkeli bir şekilde söyleyerek, iki taraftan da gelebilecek provokasyonlara karşı taraftarlarını uyardı.

    Biz “iki taraftan” da barış düşmanlarının ortak operasyonlar yapabileceğini Dörtyol’da gördük.

    Ama bu aşamada böyle bir provokasyona kalkışanı sanırım ne Kürtler ne de Türkler affedecek, bu sefer böyle bir kışkırtmanın cezası ağır olacak.

    Barış, kuvvetli bir ihtimal şimdi.

    Savaşın bittiği, Kürtlerin haklarının kabul edildiği bir Türkiye düşünsenize.

    Nasıl mutlu bir ülke oluruz.

    Öyle bir ülkede sadece çocuklarımızın dağlarda ölmesini engellemez, Hasan’ın “zehirli et imha projesinden”, hastalara “tornada” çekilmiş demir parçaları yerleştirilmesinden de kurtuluruz.

    Böyle bir ülkenin hayali bile sevindiriyor beni.

    Sizi sevindirmiyor mu?



    kynk

    Yazıyı okuyunca ne kadar farklı fikirlerimiz olduğunu bir daha anlamadım


    Kor cehalet cirkeflestirir insanlari !
    Suskunlugum asaletimdendir...
    Her lafa verecek bir cevabim var...
    Lakin bir lafa bakarim laf mi diye,
    Bir de soyleyene bakarim adam mi diye...
    Mevlana Celaleddin-i Rumii

  2. #2
    Atatürk EvRiMSeL adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2009
    Mesajlar
    7,653
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    %58 lik eveti barış isteyen demokratlar %42 lik hayırı insan kanı içen yaratıklar olarak gören bir adamla asla aynı fikirde olamam.

  3. #3
    charecter adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-02-2010
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı EvRiMSeL tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    %58 lik eveti barış isteyen demokratlar %42 lik hayırı insan kanı içen yaratıklar olarak gören bir adamla asla aynı fikirde olamam.
    %42 dahilinde yer alan hayırcıların %58 içinde yer alan evet çileri "gaflet, dalalet hatta hıyanetle" suçlayanlardan esinlenerek yazmıştır.
    Herkes anlayabildiği kadar yaşar ve anlayamadıklarını umursamadan ölüp gider!

  4. #4
    Atatürk EvRiMSeL adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2009
    Mesajlar
    7,653
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    bu adamı tanımasam dediklerine inanırdım.
    bu adamın kin kusması için o laflara ihtiyacı yok.
    ortada hiçbirşey yokkende bu tür lafları yazının içine sokardı.
    şimdide aynını yapıyor.

  5. #5
    charecter adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-02-2010
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı EvRiMSeL tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    bu adamı tanımasam dediklerine inanırdım.
    bu adamın kin kusması için o laflara ihtiyacı yok.
    ortada hiçbirşey yokkende bu tür lafları yazının içine sokardı.
    şimdide aynını yapıyor.
    adama değilde gerekçelerine, haklılık payına ve nedemek istediğine bak...

    %42 lik hayırcılar her türlü %58 lik evetçileri aşağlıyorlar
    eğitimden başlayıp koyun, sürü, bidon kafalı hain vs olmalarıyla sonlanıyor.
    yıllardır bir şeyler vardır bu mantaliteylede olmaya devam edecektir ne yazıkki
    Herkes anlayabildiği kadar yaşar ve anlayamadıklarını umursamadan ölüp gider!

  6. #6
    ÇILGIN AT adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-03-2009
    Mesajlar
    6,743
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5



    ahmet altanın babası zamanında neler demiş .... bunu niye koydum buraya bir dediği bir dediğine uymayan insanların söylemlerini ne kadar ciddiye almalı ...

    yazısında yazmış altan bir sürü et muhabbeti yapıp güya iktidarada vurduktan sonra demişki ...

    Yıllarca Kürtleri inkâr etmenin, Kürtlere haklarını vermemenin sonucunda binlerce insan öldü.
    kürtler nasıl inkar edilmiş ? ne hakları verilmemiş ? belkide verilecek cevap dil kültür isim koyamama gibi sebepler olabilir ... peki bu çerkesler için nasılmış ? onlarda çocuklarına istedikleri isimleri koyamamış kendi dillerinde eğitim görememiş ve hatta onlar gibi bir arada durdurulmayıp ülke geneline yayıldıkları için dillerini konuşma imkanları olmamış ... eeee peki ozaman çerkeslerdemi bu hakların peşine düşüp binlerce insanın ölmesine sebep olmalıydı !!! hala bunu anlamakta zorluk çekiyorum... eğerki oranın gelişmemişliği maddi olarak kötü olması gibi sebepler öne sürülüp birşeyler gündeme getirilecekse yada işkenceler yada yada diye sebepler öne sürülecekse bu konuda aşağıdaki videoyu izlemenizi tavsiye ederim.........

    http://www.facebook.com/profile.php?...7173148&ref=mf

    7 TEMMUZ 2010
    DEVLET SİLAH BIRAKMAZ!
    -MAMAK'TA MHP'LİRE İŞKENCE YAPILMADI MI?
    -METRİS'TE SOLCULARA İŞKENCE YAPILMADI MI?

    Muharrem İnce Türk Milleti Olarak Arkandayız Facebook Sayfası;

    http://www.facebook.com/muharrem.ince77
    CHP Yalova Milletvekili ve Grup Başkanvekili Muharrem İnce, TBMM Genel kurulunda yaptığı konuşma’da BDP’lilerle sözlü olarak tartıştı. İnce konuşmasında Yalova’da da işsizlik var, Şırnak’ta da. Bu ülkede işkence sizlere de yapıldı, solculara da, devrimcilere de MHP’lilere de yapıldı” dedi.

    İnce konuşmasında“Türkiye'de, dünyada, iki yüz ülke içerisinde, demokratik bir ülkede silah kullanma yetkisi devlete aittir. "Taraflar silah bıraksın." diye bir mantık olamaz. Yani bugün terör olmasa Türkiye devleti silahını bırakacak mı? Almanya bıraktı mı? Macaristan bıraktı mı? Amerika bıraktı mı? "Taraflar silah bıraksın." olmaz. Devlet silah bırakmaz. Devletin silahlı gücü vardır, başka silahlı güç olamaz bir ülkede.”dedi.

    İnce, sözlerini “Sizle her şeyi konuşmaya hazırım. Haksızlıkları, varsa -var, doğru- konuşmaya hazırım ama bir şartla: "Silahlı kuvvetler devlete aittir, devletten başka silah kullanan bütün gruplar terör örgütüdür. Bunlar muhatabımız değildir." diyeceksiniz” dedi..
    Türkiye’de sadece Güneydoğululara değil, Solculara, Devrimcilere, MHP’lilere de işkence yapıldığını hatırlatan İnce “size bir teklifte bulunacağım. Yakında millî maçlar başlıyor. Hadi gelin, elimizde Türk Bayrağıyla birlikte millî maçlara beraber gidelim. Hadi hep beraber dördümüz birlikte gidelim, dört grup başkan vekili birlikte gidelim, ondan sonra da Şırnak'a gidelim, hep birlikte Şırnak'a gidelim. Ben empati yapmaya çalıştım, siz de empati yaparsanız çok sevinirim” dedi

    İşte İnce’nin TBMM’de yaptığı konuşmanın tam metni:
    BAŞKAN - Sayın İnce, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
    MUHARREM İNCE (Yalova) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
    Sayın Grup Başkan Vekili Ayla Hanım'a, hiddetlenmeden, ters bir laf etmeden, soyadıma yakışır bir şekilde, konuşmalarında mantık hatalarını anlatmaya çalışacağım, partilerinin ve mantıklarının hatalarını.
    Bir siyasi parti şunun için vardır: Ülkeyi yönetme iddiasındadır. AKP'nin bir iddiası vardır, CHP'nin bir iddiası vardır, MHP'nin bir iddiası vardır, sizin bir iddianız var.
    SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Bize hatırlatmanıza gerek yok.
    MUHARREM İNCE (Devamla) - "Ben muhatap değilim, başka biri muhataptır." Bir siyasi parti bunu diyemez, kendi kuruluş felsefesine karşı çıkar. Yani AKP diyebilir mi: Ben muhatap değilim, Tabipler Odası muhataptır? CHP diyebilir mi: Beni muhatap almayın, Makine Mühendisleri Odasını muhatap alın? Birinci hatanız burada.
    Az önce empati yaptım, beş buçuk yaşında Kürtçe şarkı söylediğiniz için okulda dayak yemişsiniz; doğrudur, inanırım, olmuştur. Bu ülkede 89'a kadar Arapça, Arnavutça, Boşnakça türkü söylemek serbestti, Kürtçe yasaktı, doğru. Bu hatalar oldu bu ülkede. Bu hatalar giderildi, daha da varsa gideririz, hiç sorun yok. Bu konuda ben çocuğuma Karadeniz ve Rumeli tarafından gelmiş iki ailenin ortak bir çocuğu olarak "Arda" ismini koyabiliyorsam, siz de "Zozan" ismini koyun. Hiç itirazım yok. Eksiklikler, yanlışlıklar oldu mu bu ülkede? Oldu. Varsa gideririz ama biz silahtan söz ediyoruz, mayından, terörden.
    Türkiye'de, dünyada, iki yüz ülke içerisinde, demokratik bir ülkede silah kullanma yetkisi devlete aittir. "Taraflar silah bıraksın." diye bir mantık olamaz. Yani bugün terör olmasa Türkiye devleti silahını bırakacak mı? Almanya bıraktı mı? Macaristan bıraktı mı? Amerika bıraktı mı? "Taraflar silah bıraksın." olmaz. Devlet silah bırakmaz. Devletin silahlı gücü vardır, başka silahlı güç olamaz bir ülkede.
    Şimdi, bir başkası: Bakın "Haksızlığa uğradık biz, 12 Eylülden sonra Diyarbakır Cezaevi'nde işkence yapıldı bu insanlara.", doğru yapıldı. Peki, Mamak'ta MHP'lilere yapılmadı mı?
    AYLA AKAT ATA (Batman) - Yapıldı.
    MUHARREM İNCE (Devamla) - Peki, bu ülkede, Metris'te solculara, devrimcilere yapılmadı mı?
    SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Yapıldı.
    MUHARREM İNCE (Devamla) - Yapıldı. Bu ülkede herkese kötülük yapıldı. Bu ülkede darbeler oldu. Bu ülkede hapishanelerde -bugün CHP'de, MHP'de, sizin partinizde- siyaset yapan insanlara işkence de oldu, kötü muamele de oldu. Kin mi tutalım şimdi biz? Hesabını sormak için elimize silah alıp jandarma bize kötülük yaptı diye şimdi gidip jandarmaya kurşun mu sıkalım? Bunu mu yapalım. Demirel bu ülkede darbelerle indirildi, hiç kin tutmadı. Yani siz kötü muamele gördüğünüzü söylüyorsunuz. Peki, Yalova'nın Elmalık köyünde -çok iyi hatırlıyorum- 12 Eylül 1980'den on beş gün sonra tarladan gelirken yeni evli bir çocuğun üzerinde nüfus cüzdanı yok diye on gün karakolda tutulduğunu biliyorum. Evet, sizin bölgelerinizde bir yoksulluk var, doğru. Peki, siz, hiç Mersin'in köylerine çıktınız mı? Balıkesir'in, Kepsut'un köylerine gittiniz mi? Ödemiş'in dağ köylerinde hayvanlar ile insanların aynı çatı altında yaşadıklarını bilir misiniz?
    SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Biliriz.
    MUHARREM İNCE (Devamla) - Bu ülkede yoksulluk var. Bu ülkede, Şırnak'ta da yoksulluk var.
    SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Gittik, oralarda çalışıyorduk, oralarda mevsimlik işçiydik.
    MUHARREM İNCE (Devamla) - Lütfen laf atmayınız, lütfen. Ben, o laf atmanın daniskasını bilirim.
    SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - "Bilmiyorsunuz." diyorsun da…
    AYLA AKAT ATA (Batman) - Sayın İnce, lütfen…
    PERVİN BULDAN (Iğdır) - Hiç ince olmadı!
    BAŞKAN - Lütfen arkadaşlar…
    Buyurun Sayın İnce.
    MUHARREM İNCE (Devamla) - Bakın, bu ülkede yoksulluk var. Bu ülkede fukaralık var, bu doğru. Bu, Yalova'da da var, Şırnak'ta da var, Hakkâri'de de var, Edirne'de de var. Siz, hiç Karadeniz'in yüksek yerlerine gittiniz mi? Oradaki yoksulluğu gördünüz mü? Bu ülkede bunlar var, doğrudur. Şimdi, siz, bana, özellikle bunların yapılmış olduğunu söyleyemezsiniz; bakın, ben size şunu söylerim o zaman: Evet, Şırnak'ta, Hakkâri'de, Diyarbakır'da büyük bir yoksulluk var, doğru. Peki, dolarların havalarda uçuştuğu düğünler ne olacak? Gelinlerin taşıyamadığı altınlar ne olacak? 30 bin dönüm arazisi olan 10 tane köy sahipleri kendilerini ezilmiş insanların temsilcileri gibi gösterirse, bunlar ne olacak?
    AYLA AKAT ATA (Batman) - Biz de ona karşıyız.
    HASİP KAPLAN (Şırnak) - Bizde arama onları.
    MUHARREM İNCE (Devamla) - Şimdi, biz, bu haksızlıkların tümüne karşı çıkalım. Biz, bu ülkede…
    (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
    BAŞKAN - Sayın İnce, buyurun efendim.
    MUHARREM İNCE (Devamla) - Japonya'da 22 tane dolar milyarderi var, Türkiye'de 28 tane dolar milyarderi var. Türkiye, gelir dağılımı bakımından adaletsiz bir ülke.
    Sizle her şeyi konuşmaya hazırım. Haksızlıkları, varsa -var, doğru- konuşmaya hazırım ama bir şartla: "Silahlı kuvvetler devlete aittir, devletten başka silah kullanan bütün gruplar terör örgütüdür. Bunlar muhatabımız değildir." diyeceksiniz.
    Bakın, şimdi bir teklifte bulunacağım size.
    SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) - Kim olarak bize teklifte bulunacaksınız?
    MUHARREM İNCE (Devamla) - Bölgesel Kürt yönetiminin bayrağından söz ettiniz. Ben de size bir teklifte bulunacağım. Yakında millî maçlar başlıyor. Hadi gelin, elimizde Türk Bayrağıyla birlikte millî maçlara beraber gidelim. Hadi hep beraber dördümüz birlikte gidelim, dört grup başkan vekili birlikte gidelim, ondan sonra da Şırnak'a gidelim, hep birlikte Şırnak'a gidelim. Ben empati yapmaya çalıştım, siz de empati yaparsanız çok sevinirim.
    (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
    BAŞKAN - Buyurun Sayın İnce, lütfen…
    MUHARREM İNCE (Devamla) - Zannetmeyin bu ülkede yalnızca size haksızlıklar yapıldı, zannetmeyin bu ülkede yalnızca size işkence yapıldı. Yani, herkes kendi yaşadıklarını bilir, herkes kendi yaşadığını bilir. Bu ülkede yanlışlıklar oldu. Bu ülkede demokrasi buraya gelene kadar çok şey yaşandı, çok büyük haksızlıklar da oldu, yanlışlıklar da oldu. Biz milletvekiliyiz, 72 milyonu temsil için buradayız biz. Bizim kin tutma, devletle hesaplaşma, inatlaşma, terör gruplarına destek olma, onlarla aynı mantık da olma hakkımız yok. Orada yapılan ne haksızlık varsa ben sizinle birlikte Şırnak'a gelmeye, orada basın açıklaması yapmaya varım, buna hazırım ama siz de benimle birlikte, elinizde Türk Bayrağı'yla birlikte Türkiye Millî Takımının millî maçına geleceksiniz.
    Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
    BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

    MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkanım, çok kısa bir açıklama yapmama izin verir misiniz?
    BAŞKAN - Buyurun Sayın İnce.
    MUHARREM İNCE (Yalova) - Birincisi: Efendim, Türkiye'de yalnızca Sayın Başkanın partisi kapatılmadı. Bu ülkeyi kuran bir parti olarak Cumhuriyet Halk Partisi de 2 defa kapatıldı ve mallarına el kondu. Yine bir başkası…
    MEHMET EMİN EKMEN (Batman) - Bu ülkeyi bir parti kurmadı, millet kurdu.
    BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen… Ne oluyor yani? Bir şeyden bahsediyor. Arkadaşlar, söylenen sözde bir yanlışlık yok ki. "Kapatıldı" diyor, tamam, siz de bunu yaşadınız. Neye itiraz ediyorsunuz, onu anlamadım.
    Evet, buyurun.
    MUHARREM İNCE (Yalova) - Yine, ben konuşurken bütün gruplar dinliyordu, fakat bir Sayın Milletvekili sürekli olarak bana laf attığı için kendisini uyardım. Dedim ki: "Bana laf atma. Ben o laf atmanın daniskasını bilirim." diye. Yani bu ülkede Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı yapmış kişiler bu sözcüğü çok kullanıyor. Mesela "Ben çevreciyim, daniskasıyım." diyenler var. Bunlar kötü sözcük kullanmaz diye ben de kullandım. Eğer bunlar kötü kullanmışsa, ben, alınganlık gösterildiyse bunu düzelteyim.
    Bir diğeri, yirmi yaşındaki çocuk da, yirmi yıldır dağda olanın da birlikte olduğunu söyledi Sayın Akat. Ona şunu söylemek istiyorum ben de: Evet, doğrudur; bu ülkeden ilk şehit olanlar 64 doğumludur, 84 yılında oldu. Ben 64 doğumluyum, benim yaşıtlarımdı onlar. Şimdi benim çocuğumdan küçük olanlar şehit oluyor. Ben bunun durmasını istiyorum. Ama şöyle bir mantık yok: Operasyonlar dursun! Karakolları daha rahat bombalasınlar diye mi dursun? Nasıl duracak operasyonlar?
    PERVİN BULDAN (Iğdır) - Ne alaka yani, ne ilgisi var?
    MUHARREM İNCE (Yalova) - Karakollar taranmayacak önce, önce bunu söyleyecek; bunları belirtmek istiyorum.
    Saygılar sunarım.
    BAŞKAN - Teşekkür ederim.
    Harran Ovasında Toros Yaylalarında Karadeniz Yaylalarında iki inek yetiştirmeyi beceremeyen adamlar maşallah ekranlarda yüzlerce sığır yetiştirdi.. Nihat GENÇ
    Yasama, yürütme, yargı içiçe geçmişse, özgürlükler garantide değilse, anayasa yok demektir. Kuvvet kimdeyse o hâkimdir! (Jean-Jacques Rousseau)

    http://www.facebook.com/video/video....59027504130383

  7. #7
    charecter adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-02-2010
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    3
    çılgın at babası ile ahmet altan aynı kişi değilki
    babasının yazdığını niye taşıdın buraya

    bu davranışına göre babanın yaptığı bir hatadan dolayı evladı yargılayıp cezalandırabilirmiyiz?
    Herkes anlayabildiği kadar yaşar ve anlayamadıklarını umursamadan ölüp gider!

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Atatürk Kürt Olsaydı... ( Ahmet Altan )
    SİYASET ve POLİTİKA ARENASI bölümünde DJPascaL tarafından açılmış
    Yanıt: 111
    Son Mesaj: 30.09.11, 09:41
  2. Türk Milliyetçiliğini hiçe sayan birisi:Ahmet ALTAN
    2005 Konuları bölümünde MiLiTaN tarafından açılmış
    Yanıt: 12
    Son Mesaj: 05.12.05, 16:55

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •