• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
15 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    17-09-2010
    Mesajlar
    177
    Karizma Gücü
    2

    Kaybetmeyi nasıl öğrendik?

    Tolga ÇELEBİ

    Eflatun’a sormuşlar: İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan iki davranışı nedir? Eflatun tek tek sıralamış:

    • Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler.
    • Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için de para öderler.
    • Yarınlarından endişe ederken bugünü unuturlar. Sonuçta, ne bugünü, ne de yarını yaşarlar.
    • Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler.

    “Peki sen ne öneriyorsun?” Bilge yine sıralamış:

    • Kimseye kendinizi “sevdirmeye” kalkmayın!
    • Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi “sevilmeye” bırakmaktır.
    • Önemli olan; hayatta, “en çok şey’e sahip olmak” değil, “en az şey”e ihtiyaç duymaktır.

    Eflatun binlerce yıl öncesinden bize sesleniyor. Sesi çok uzaklardan ve derinden geliyor. Bu sözler; M.Ö 347 yılından bu güne ışık tutuyor.

    Yukarıdaki konu ile ilgili olarak; ünlü kişisel gelişimci Mümin Sekman; insanoğlunun üç hayatı olduğunu söylüyor, bunlar:

    • Yaşamak istediğimiz bir hayat; ideallerimiz, tutkularımız, isteklerimiz, hedeflerimiz.

    • Birde yaşadığımız hayat var; şu an yaptığımız işler, yaşadığımız yer, arkadaşlarımız, ortamımız.

    • Birde yaşamamız istenen hayat var; ailemizin, eşimizin, dostlarımızın bizim hakkımızdaki düşünceleri, ya da bize layık gördükleri hayat.

    Bu üç hayatı birbirine karıştırıp, “ortaya karışık bir hayat” çıkartıyoruz. İnsanlar, başarısız oldukları alanlarda değişiklik yapmak istiyor. Kendine biçilen vazifeden sıkılıp, sıçramak istiyor fakat bir türlü harekete geçemiyor. Bu durumun tek bir açıklaması var: Atalet yani eylemsizlik hali. Sebebini bile bile bir şeyi değiştirememek, harekete geçememek... Unutulmaması gereken bir gerçek var, insan inandığına denktir, yapabileceğini düşündüğü kadardır.

    Bir insan bir işi yaparken başarısız oluyor. Tekrar deniyor ve yine başarısız oluyor. Bundan sonra, nasıl olsa başaramayacağım diyerek denemekten vazgeçiyor.

    Bu tip insanlar kaybetmekten korktukları için hayatlarında hiçbir şeyi değiştirmeye çalışmazlar. Artık çaresizliği öğrenmiş ve benimsemişlerdir. Gelecekte ise kendilerine olan güvenlerini tamamen kaybederler.

    İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkar.
    İnsanlar sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için. Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
    Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten çekindiği için.
    Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten ürktüğü için.
    Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bil¬mediği için.
    Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
    Ve ölmekten korkuyor, dolu dolu yaşamadığı için.”
    - SHAKESPEARE -

    Acaba çocuklarımızın başarısız olmasında: "Sen bunu yapamazsın.'', "Bunu başaramazsın." , "Sen kim onu yapmak kim." , "Zaten sen bundan fazla ileri gidemezsin." gibi sözlerimiz etkili olmamış mıdır, dersiniz.

    Olumsuz düşünen insanları duymayın. Bu şekilde düşünen insanlara kulaklarınızı tıkayın, sağır olun. Çünkü bu gibi insanlar sizin ümitlerinizi, hayallerinizi, gelebilecek başarılarınızı, kısaca geleceğinizi çalarlar. Bu gibi sözler ailede, okulda, işyerinde, hayatın her alanında bizim davranışlarımızı kısıtlar. (Mehdi Baran – PDR Uzman)

    Amacımız, imkansızı mümkün, mümkünü kolay, kolayı da zarif ve zevkli
    yapmanın yollarını bulmaktır.
    - DR. FELDENKRAIS -

    Öğrenilmiş çaresizlikle ilgili olarak hayvanlar üzerinde yapılmış bazı ilginç deneyleri sizlerle paylaşmak isterim.

    Köpekbalığı Deneyi

    Bir köpek balığı aç halde akvaryuma konulur. Daha sonra akvaryumun cam ile ayrılan bir bölümüne küçük balıklar konur. Köpek balığı aç olduğu için hemen küçük balıklarla saldırır. Ama cama çarpar. Sonra bir daha dener, yine kafasını cama çarpar. Yaklaşık 48 saat sonra köpek balığı küçük balıkları yemek için uğraşmayı bırakır. Çünkü ne yaparsa yapsın o küçük balığı yiyemeyeceğine inanmıştır.

    Deneyin ikinci aşamasında bilim adamları aradaki cam bölmeyi çıkartır. Tam bu esnada çok enteresan bir şey olur. Köpek balığı günlerdir aç olmasına rağmen, hiçbir engel olmadığı halde küçük balığı yemek için hiçbir şey yapmamaktadır. İşte bu durum öğrenilmiş çaresizlik olarak adlandırılır.

    Öğrenilmiş çaresizlik, bir canlının defalarca denediği halde istediği sonucu alamaması durumunda, bir sonraki denemesinde başarısız olacağını beklemesinden dolayı, deneme cesaretini kaybedip hiçbir şey yapmaması halidir.

    Öğrenilmiş çaresizlik:

    • Zihne takılan bir kelepçedir.
    • Bir daha deneme cesaretini kaybetmektir.
    • Sürekli başarısızlık korkusuyla hareket etmektir.
    • Kendine olan güvenini kaybetmektir.

    Başarısız olmayı öğrenenler, öğrenmekle kalmaz, başarısızlık üreten zihniyetlerini çevrelerindekinin beyinlerine de yükleyerek, onları da başarısızlığa sürüklerler. (Mümin Sekman – Her Şey Seninle Başlar)

    Zıplayan Pireler Deneyi

    Bilim adamları, pirelerin 50cm zıpladığını tespit eder. Daha sonra bu pireleri bir cam fanusun içine koyarlar ve 30cm mesafe bırakıp üzerini cam bir kapak ile kapatırlar.

    Fanus altından hafifçe ısıtılır. Pireler ısındıkça zıplayıp çıkmaya çalışırlar. Ama zıpladıkça kapağa çarparlar. Bir süre sonra pireler kapağa çarpmamak için 29cm zıplamaya başlar.

    Fanusun üzerindeki kapak açıldığında, pireler yine 29cm zıplamaya devam ederler. 50cm zıplayabilen pireler, denemekten vazgeçmişler ve 29cm zıplamayı öğrenmişlerdir. Yani çaresizliği öğrenmişlerdir.

    Dışarıdaki engelleri aşabilmemiz için, önce zihnimizin içindeki engelleri aşmamız gerekir. Bu kolay bir iş değil, çünkü göremediğimiz bir engelle karşı karşıyayız. Örneğin cam kapak pireleri engelledi, o bir dış engeldi. Aynı şekilde köpek balığının da bir dış engeli vardı, küçük balığa ulaşamadı. Ama bu engeller kalktıktan sonra, iç engel aşılmadığı için sonuç yine başarısızlıkla sonuçlandı...

    Zihninizdeki Haritayı Güncellemek

    Dil psikolojisiyle ilgilenenler dış dünyayı arazi, iç dünyamızı ise haritaya benzetirler. Hayat, insanlar ve başarı hakkındaki tüm düşüncelerimiz birer haritadır. Biz hayat arazisinde zihinsel haritalarımızla yol alırız.

    Şartlar, arazi değiştiği halde köpek balığının fikri (harita) değişmedi. Eğer iç inançlarımız, dış gerçeklere uymuyorsa düşüncelerimizin son kullanma tarihi geçmiş demektir.

    Her sabah dünya yeniden kurulur, her sabah şartlar yeniden oluşur. Dün olmayan bu gün olabilir hale gelir. Her gün ihtimallere yoklama çekmek gerekir. Bildiklerinizin son kullanma tarihine, en az marketten aldığınız süt kadar dikkat edin lütfen. (Mümin Sekman – Her Şey Seninle Başlar)

    Başarı, içinizdeki inançla, çevredeki şartların olgunlaştığı anın kesişmesi durumunda elde edilir. Öncelikle inanın, başaracağınıza inanın, içinizdeki engelleri ayağınızın altına alın, sonra da haritanızı gözden geçirin, şartlara bakın, imkanları zorlayın. Bu durumda başaramayacağınız hiçbir şey olamaz.

    Eğer istediğiniz sonucu elde edemezseniz düzeltip tekrar deneyin. Ama asla denemekten vazgeçmeyin. Başarısızlık, istediğiniz sonuca ulaşamamaktır. O halde sonuca ulaşana kadar deneyin. Denerseniz, ya başarılı olursunuz, ya da istediğiniz sonuca ulaşamazsınız. Ama denemezseniz kesinlikle kaybedersiniz.

    Kimse kaybetmek için doğmuyor, kimse başarısızlık kavramını doğuştan yanında getirmiyor. Çaresizlik ve karamsarlığı dünyada, yaşamımızda öğreniyoruz. Asla şikayet etmeyin, homurdanmayın. Şikayet etmek, söylenmek, homurdanmak hem sizin hem de etrafınızdaki insanların enerjisini düşürür, inançlarını yıkar.

    Arabesk hayatlar yaşamamak için, çaresizliği, karamsarlığı, acıların çocuğu olmayı bırakıp, hedeflerimiz için; yol bulmayı, yol yoksa yeni bir yol açmayı prensip haline getirmemiz dileğiyle.


    tolgacelebi com

  2. #2
    balauz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-11-2009
    Mesajlar
    2,602
    Karizma Gücü
    3
    Merhaba
    Yine sormak istediklerim var ,başarı nedir Tolga bey ? Mutluluk başarı mıdır ? Kazanmak ya da kaybetmek bunlar bana göre son derece grift konular.Birbirinden ayrılmaz,kazandım dediğiniz an da kaybettikleriniz vardır,kaybettim dediğiniz an da kazandıklarınız vardır."Zihnin engellerini yıkmak " özgürleşmektir benim için, yazınız ile anlatılan özgür bir hayat değil de sanki egoyu şişirerek,sürekli plan program içinde,hesap kitap yaparak, yaşanan bir hayat mıdır başarı? Hayat marketten alınan ve son kullanım tarihine dikkat etmemiz gereken bir "süt" değildir,hayat herhangi bir şey değildir,itinayla yaşanması gerekir.
    Bir de ben özellikle bir şey merak ediyorum.Etrafınızda olumsuz olan insanlar vardır mutlaka,gerçekten onları görmezden gelebiliyor musunuz?Bazı insanlar aslında son derece olumludurlar ama yansıtamazlar,olumsuz olarak algılanabilir.Şimdi böyle bir durumla karşı karşıya,kalmadığınızı bilemezsiniz,o zaman görmezden geldiğiniz o kişiye haksızlık yapmış olmayacak mısınız? Negatif düşünceler içinde olan insanları hayatımda görmezden gelemiyorum,en azından öncelikle tanımayı deniyorum.
    Teşekkürler...

  3. #3
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Çok güzel bir yazı, buna benzer ya ayet yada hadis var. Umudunu kaybedeb imanını kaybeder diye, bu yazılanlara tamamen paralelik taşıyor. Çok teşekkür ederim.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    17-09-2010
    Mesajlar
    177
    Karizma Gücü
    2
    Alıntı RAMAZAN TOPTAŞ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Çok güzel bir yazı, buna benzer ya ayet yada hadis var. Umudunu kaybedeb imanını kaybeder diye, bu yazılanlara tamamen paralelik taşıyor. Çok teşekkür ederim.
    Rica ederim, selamlar.

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    17-09-2010
    Mesajlar
    177
    Karizma Gücü
    2
    Alıntı balauz tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Merhaba
    Yine sormak istediklerim var ,başarı nedir Tolga bey ? Mutluluk başarı mıdır ? Kazanmak ya da kaybetmek bunlar bana göre son derece grift konular.Birbirinden ayrılmaz,kazandım dediğiniz an da kaybettikleriniz vardır,kaybettim dediğiniz an da kazandıklarınız vardır."Zihnin engellerini yıkmak " özgürleşmektir benim için, yazınız ile anlatılan özgür bir hayat değil de sanki egoyu şişirerek,sürekli plan program içinde,hesap kitap yaparak, yaşanan bir hayat mıdır başarı? Hayat marketten alınan ve son kullanım tarihine dikkat etmemiz gereken bir "süt" değildir,hayat herhangi bir şey değildir,itinayla yaşanması gerekir.
    Bir de ben özellikle bir şey merak ediyorum.Etrafınızda olumsuz olan insanlar vardır mutlaka,gerçekten onları görmezden gelebiliyor musunuz?Bazı insanlar aslında son derece olumludurlar ama yansıtamazlar,olumsuz olarak algılanabilir.Şimdi böyle bir durumla karşı karşıya,kalmadığınızı bilemezsiniz,o zaman görmezden geldiğiniz o kişiye haksızlık yapmış olmayacak mısınız? Negatif düşünceler içinde olan insanları hayatımda görmezden gelemiyorum,en azından öncelikle tanımayı deniyorum.
    Teşekkürler...
    Merhabalar sorunuzu elimden geldiği kadar açıklamaya çalışacağım.

    Bazen öyle bir an gelir ki; yaptığımız hiçbir şey sonucu değiştirmez, etkilemez. İşte tam bu anda biz çaresizliğe kapılırız. “Denedim olmadı” diyerek kendimizi savunuruz. Bir adım daha öteye geçerek artık “hiçbir şey yapmamaya” başlarız. İşte bu kaybettiğimiz andır.

    Çaresizlik bir hastalıktır ve insanda bağımsızlık yapar. Bizim kültürümüzde çaresizlik ve umutsuzluk birçok defalar kötü bir şey olarak nitelendirilmiştir. İşte bir kaç örnek.

    Bana "Polyanna" benzetmesini yapan çok insan var. Kısaca eden böyle olduğumu açıklayayım.

    Biliyorsunuz; İslam dininde "Allah'tan ümit kesilmez" diye bir söz vardır. Eğer bir Müslüman herhangi bir konu hakkında Allah'tan ümidini keserse ve "bu işim hiç bir zaman olmayacak" derse, o kişinin imanı tehlikeye girebilir. Neden mi? Çünkü Allah'ın her şeyi yapmaya, düzeltmeye gücü yeter. O halde, bizler hiç bir zaman kötü ve olumsuz düşünemeyiz. Çünkü bizler her şeyden büyük, en yüce yaratıcıya kul olmuşuz. Bizler Allah'tan ümidi kesemeyiz, karanlık düşüncelere kapılamayız.

    Yine tasavvuf ile uğraşa bir zat; "görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler" demiş. Bizler Allah'ın kaderine, razı olmak zorundayız. Ümitsizliğe kapılamayız. Çünkü yüce yaratıcı kullarına zulm etmez, yaptığı her şey güzel ve hoştur. Neden isyan edeceğiz, neden karamsarlığa kapılacağız. Neden "her şey beni bulur lanet olsun" diyeceğiz.

    Bizim kültürümüzde; "gün doğmadan neler doğar" diye bir söz vardır. Bu söz bize pozitif düşünmeyi, ümitvar olmayı, sabrederek karanlıktan kurtulmayı öğütler.

    Kur'an da birçok yerde insanlar düşünmeye sevk ediliyor. Bize hep "ey akıl sahipleri" diye hitap ediliyor. Neden kötü düşüneyim, neden olumsuz düşüneyim, neden karamsar düşüneyim.

    Özetle pozitif düşünmek benim için bir yaşam tarzı. Bir tarafta, ümidini yitirmeyen, hedefleri olan, iyi düşünelim, iyi olsun diyen, hep ışıl ışıl bir düşünce tarzına sahip olan insan var. Diğer tarafta, karamsar, hayat isyan eden, kötü düşünen, bunalımdan kurtulamayan insan tipi var.

    Benim anlatmak istediğim şey "DÜŞÜN - YARAT" gibi bir şey değil, bu saçma bir inanç. Ben güzel düşünelim, güzel yaşayalım, diyorum.

    Bizler gerçekten çaresiz olmadığımız halde, çaresizmiş gibi davranıyoruz. Oysaki her zaman bir çözüm, her zaman bir çıkış vardır hayatta. Çaresizlik çarpık bir düşünce yapısıdır aslında.

    Her yeni gün, birçok umutla başlar. Dün imkansız olanlar, bu gün gerçekleşebilir hale gelir. Hiçbir seçeneğim yok dediğimizde, tıkanıklık evrende değil bizim zekamızdadır aslında. İnsanoğlu, engelleri aşmak için her zaman bir yol bulur. Öyle olmasaydı, bu yaşlı gezegende türümüzü devam ettirmemiz ve dünyanın en üstün canlıları haline gelmemiz mümkün olamazdı.

    İnsanoğlunun zekasında, binlerce yılın bilgeliği var. Bu bilgelik; bize her zaman bir yol göstermiş ve hayatta kalarak, yaşadığımız çevreye uyumlu yaşamamızı sağlamıştır. Çaresizliği kabul eden ve bunu huy haline getiren insanların düşünme yetenekleri zayıflar. Nasıl olsa bir işe yaramayacak diyerek bir çözüm üretmeyen insanlar, ne sorunda kurtulabilir, ne de başarılı olabilir. Her zaman bir yol vardır...

    “Böyle gelmiş, böyle gider” dediğimizi sürece; gelen şey, her ne ise gelip gitmeye aynen devam eder 

    Kendimize sınırlayıcı engeller koymak, kendimize yapacağımız en kötü davranıştır. İnsanoğlunu yapabileceği şeylerin sınırı çok ama çooook geniş.

    Başımıza gelen olayları yok edemeyiz ama yorumlama şeklimizi değiştirebiliriz. Olayları nasıl yorumlarsak, hayatı da aynı şekilde algılarız. Olumsuz bakan, olumsuzluk görür, çözümsüzlük görür.

  6. #6
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    YUSUF
    87 – “Evlatlarım, haydi gidiniz, bütün duyularınızı, hislerinizi kullanarak vargücünüzle Yusuf ve kardeşi hakkında bilgi edinmeye çalışınız.Allah’ın rahmetinden asla ümidinizi kesmeyiniz. Çünkü kâfirler güruhu dışında hiç kimse Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.”

    Ayeti buldum.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  7. #7
    balauz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-11-2009
    Mesajlar
    2,602
    Karizma Gücü
    3
    Açıklama için teşekkür ederim Tolga Bey.Referansınızın İslamiyet ve Tasavvuf olduğu ilk an da çok anlaşılmıyor.Daha çok standart kişisel gelişim yazıları niteliğinde bir yazı ile başlayıp, tasavvufi açıklamalarla zenginleştirdiniz.Ancak bu tür yazıların ,yazının içeriğini tasavvuf düşüncesinin özü ile birleştiremeyenler için egoyu şişirmekten öteye geçmeyeceğini düşünüyorum.Tekrar teşekkürler,iyi forumlar...

  8. #8
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Her düşüncede oldugu gibi tasavvufunda ir çok iyiligi öngören olumlu düşünceleri var. Bunuda inkar edemeyiz. Bence güzel bir yazı olmuş kendisine teşekkür ederim. Gerçi senin dediğinden de kötü bir maksat çıkarmamak lazım diye düşünüyorum. Sen bir tarafına ben bir tarafına dikkat çekmiş olalım. Böylece öz eleştiri tamamlanmış olsun.
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    17-09-2010
    Mesajlar
    177
    Karizma Gücü
    2
    Alıntı balauz tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Açıklama için teşekkür ederim Tolga Bey.Referansınızın İslamiyet ve Tasavvuf olduğu ilk an da çok anlaşılmıyor.Daha çok standart kişisel gelişim yazıları niteliğinde bir yazı ile başlayıp, tasavvufi açıklamalarla zenginleştirdiniz.Ancak bu tür yazıların ,yazının içeriğini tasavvuf düşüncesinin özü ile birleştiremeyenler için egoyu şişirmekten öteye geçmeyeceğini düşünüyorum.Tekrar teşekkürler,iyi forumlar...
    Rica ederim. Bizim çok geniş ve binlerce yıllık bir kültürümüz var. Biraz araştırma yaparak aradığımız her sorunun cevabını bulabiliyoruz.
    Selamlar.

  10. #10
    Kırmızı | Beyaz <span style='color: #8B0000'><span class='glow_FF0000'>S.e.n.c.e.r</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2009
    Mesajlar
    2,882
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Derleme İçin Teşekkürler...

    Farklı Kişilerin Ortak Konu Hakkındaki Görüşleri Kişileri Aydınlatıp Yol Göstereceğinden Eminim
    ''Öfke Kında Durmaz!..Çektim Öfkemi Sabrın Kınından.Vurdum Yollara ; Acı Tuttum, Şafak Söktüm, KAN Bağırdım ve Bağırdıkça Ben ; Binalara , Caddelere Yıkıldılar.Büyüdü Karanlığın İğrenç Gözleri! Yumruklar, Sıkıldılar!..Korkmadım!Vazgeçmedim! Kaçmadım! Güldüm Sadece ve Onlar Gülen Gözlerimin Gökyüzünde,Birer Yıldız Kadar Ufaktılar...''

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •