• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    03-01-2010
    Mesajlar
    183
    Karizma Gücü
    3

    Arthur Rimbaud

    Jean Nicholas Arthur Rimbaud (Türkçe: Arthur Rembo) (20 Ekim 1854 – 10 Kasım 1891) Sembolizm'in en büyük temsilcilerinden, aykırı şair.





    Yaşamı ve Çalışmaları

    20 Ekim 1854'te Fransa'nın kuzeyinde Ardenler bölgesinde Charleville kasabasında, Bourbon Sokağı 73 numaralı evde doğar. Subay olan babası Frédéric, annesi Vitalie'yi genç yaşta terk eder. Vitalie Cuif(Rimbaud)'un Roche kenti yakınlarında çiftlik sahibi olan varlıklı bir aileden geliyordu. İlk doğan çocuklarına babanın adı olan Frédéric ismi konulur. Ailenin ikinci çocuğu Arthur, üçüncü çocuğu annesiyle aynı adı paylaşan Vitalie, dördüncü çocuğu Rimbaud'un hayatında önemli rolleri olan Isabelle'dir.

    Annenin genç yaşta eşinden ayrılmasının baskısıyla yaşayan Rimbaud 8 yaşında laik bir eğitim sistemi olan Rossat Okulu'na verilir. Daha sonra Sous Les Alleés sokağına taşınırlar ve Sofu olan annesi tarafından dini eğitimde verilen Charleville Koleji'ne verilir. Din dersleri ve Latincesi oldukça iyi olan Rimbaud'a okulda "küçük pis yobaz" adı takılır. Öğretmeni Ariste Lheriter'in destekleri üzerine yazdığı şiire daha çok özenir. O sıralarda Çağdaş Parnasse dergisini okur, Théophile Gauiter, Théodore de Banville, Léon Dierx ve Paul Verlaine gibi şairlerin şiirleriyle tanışır. Charleville'de düzenlenen geleneksel edebiyat yarışmasında birinci olur.

    Öksüzlerin Yılbaşı Armağanları (Les Etrennes des Orphelins) adlı şiirini Revue Pour Tous dergisine gönderir ve bilinen ilk yazılı şiiri budur. George Izambard ile tanışıp, fikirlerinden etkilenir.Ofelya, Demirci, İzlenim, Güneş ve Ten gibi şiirleri bu döneme rastlar. Bu sırada çıkan Paris Komünü ayaklanması ve Prusya-Fransa savaşı siyasi çizgisinide belirlemiş olur. Paris'te çıkan La Charge gazetesinde Üç öpücük şiiri yayınlanır. Henüz 16 yaşındayken evden kaçıp Paris'e gider. Bundan sonra evden savaş ortamında 2 kere daha kaçmasına rağmen, perişan hallerde geri döner. Bu sırada Paris'in meşhur kafelerinde şiirler yazıp, çağın sanatı, siyaseti hakkında tartışmalara katılır ve absint içip, afyon yutmaya başlar. En son evden kaçışında, mektup ve şiirle dostluğunu pekiştirdiği dostu Verlaine'nin evine sığınır. Bundan sonraki dönemde yazdığı şiirler olgunluk dönemine ulaşır. 1873'te ilk şiir kitabı Cehennemde Bir Mevsim (Une Saison En Enfer) yayımlanır. Verlaine'nin eşiyle arasının açılması ve Rimbaud ile eşcinsel ilişkilerinin başlamasıyla; Fransa'da dışlanan ikili Almanya ve Belçika seyahatlerine başlarlar. Verlaine, Rimbaud'u Brüksel'de bir tabanca kurşunu ile yaralamasının ardından, eşcinsel ilişkileri yüzünden başları belaya girer. Verlaine kürek mahkumu olarak hapse atılır, Rimbaud ise serbesttir. 1875'te son kez görüşmelerinden sonra bir daha asla görüşmezler. Bu tarihten sonra da şiir yazmayı bırakır.


    Hayatının son kısmı (1875-1891)
    Rimbaud'nun Mezarı

    1878'de Marsilya'dan İskenderiye'ye geçer ve bir süre Kıbrıs Larnaka'da Rum, Türk ve Araplara çevirmenlik yapar. Buradaki şirketin kapanmasıyla Afrika'ya yol alır, Habeşistan Harrar bölgesinde, Mısır'ın işgal altında olmasından faydalanıp; kahve, fildişi, deri, ıtır ve zamk üretimi yapan Vianney Bardey firmasında işe başvurur. Asistanlığın yanı sıra silah tüccarlığına başlar, bu işlerden çok para kazanır. Afrika'da geçirdiği günlerde dinini İslam olarak değiştirdiği söylentisi olsa da, somut bir delil yoktur. Daha sonra kalçasında oluşan bir şişlik ve yarayla hastaneye yatar, teşhis Kalça Neoplazmasıdır (bir çeşit kalça kanseri), bu yüzden bir bacağı kesilir. 21 Mayıs'ta annesine yazdığı mektupta hastalığından sinovit, hidrartroz, eklem ve kemik hastalığı olarak bahseder. Bu sırada asker kaçağı olarak arandığı için hasta haliyle zor günler yaşar. Sadece "Jean Rimbaud" ismini kullanır ve kayıtlarda ismi bu şekilde geçer. Aşırı morfin tüketimi ve kanserin yayılması ölümünü hızlandırır. 10 Kasım 1891'de henüz 37 yaşındayken Marsilya'da ölür. Rimbaud'un 10 yılı aşkın çetin çalışmasının toplam ürünü 36.000 altın franktır, 8 yıl yanında hizmetkarlığını yapan Camii'ye 10.000 frankının verilmesini, Isabelle'e vasiyet eder. Marsilya Conception Hastanesinin avlusunda şöyle bir levha vardır:
    “ "Aden'den gelen şair JEAN ARTHUR RIMBAUD yeryüzü serüveninin son bölümünü 10 Kasım 1891'de BURADA tamamladı" „

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    03-01-2010
    Mesajlar
    183
    Karizma Gücü
    3
    edebiyatın asi çocuğu.
    bir gün kompozisyon yarışmasında uzunca bir süre birşey yazmaz.hoca gelip sorunca açım der.yemeğini yedikten sonra kalan sürede yazr ve tabiki onun yazısı seçilir.
    annesi mezar taşını galiba her sabah tı gelip yıkar.
    çatı katında ki soğuk dairenin penceresinden dışarıya tükürür.
    asi çocuğun tahta bavulu.sanırım kalemi bıraktığında çocuk yaşta olmasından,bu asi,çocuk kalbi severim

  3. #3
    Kırmızı | Beyaz <span style='color: #8B0000'><span class='glow_FF0000'>S.e.n.c.e.r</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2009
    Mesajlar
    2,882
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Bazı Dizelerini Hayal Meyal Hatırlıyorum...Kaliteli Kişiliktir...
    ''Öfke Kında Durmaz!..Çektim Öfkemi Sabrın Kınından.Vurdum Yollara ; Acı Tuttum, Şafak Söktüm, KAN Bağırdım ve Bağırdıkça Ben ; Binalara , Caddelere Yıkıldılar.Büyüdü Karanlığın İğrenç Gözleri! Yumruklar, Sıkıldılar!..Korkmadım!Vazgeçmedim! Kaçmadım! Güldüm Sadece ve Onlar Gülen Gözlerimin Gökyüzünde,Birer Yıldız Kadar Ufaktılar...''

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    03-01-2010
    Mesajlar
    183
    Karizma Gücü
    3
    iki şiir kitabı var bende tümü gibi.daha çok da sokaklarda,çocukluğunda yazması dokunaklı.sonra kayboluyor ve asla yazmıyor.zengin de oluyor bu arada.
    seçme dizeleri bir yerlerde olmalıydı,hatta net te ödev vardı.çok kötü arşivciyim.

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    03-01-2010
    Mesajlar
    183
    Karizma Gücü
    3
    ben arthur rimbaud
    parlak bir öğrenciydim ama okuldan nefret ediyordum.

    yarışma başlıyor,saatler geçiyor,ben kalemi elime alamıyorum,en sonunda bir öğretmen gelip ne olduğunu sordu.karnım aç dedim.gidip bana sandviç getirdiler.sonra da şiirimi yazdım,dokuz dalda birden ödül kazanıp bir rekor kırdım.

    arkadaşım ernest beni ziyarete geldiğinde berbat haldeydim.bir otelin bodrumunda kalıyordum,gözlerim afyon ve şaraptan morarmıştı.üzerimde şairlerin verdiği,bana büyük gelen bir palto ve şapkanın altında kaybolmuştum.ama geri dönmek istemedim.

    çılgınlar gibi okuyordum.yuaşıma göre ağır kitaplar aldığım için kütüphaneci bana kızar çocuk kitapları almamı söylerdi.en sonunda beni kovdu.ben de param yetmediği için pahalı kitapları çaldım,sayfalarının kenarları yapışık olan kitapları kesmeden,o haliyle bir gecedeokur,,daha sabah olmadan geri götürüp bunu beğenmediğimi söyleyip başkasını alırdım.param olmadığı için kağıt bulamadım.şiirlerimi kapılara,duvarlara yazdım.kimi zaman elime az da olsa kağıt geçer ben de onlara şiirlerimi sığdırmaya çalışırdım.sonunda da okuyamazdım yazımı.

    cehennemde bir mevsim'i yazdım.giderini kendim ödeyerek bastırdım.yazarlara şairlere ,eleştirmenlere gönderdim.ve sonucu bekledim.ama kimseden ses çıkmayınca ben de sessizliğe sessizlikle cevap verdim.kızdım ve bir daha yazmadım.

    ben öldükten sonrazalim charlestown!a heykelim dikildi.insanlar nasıl oldu da benim gibi bir okuma ve yazma aşkıyla tutuşan,küçük bir atşra kasabasından gelip kendi yazım tarzını oluşturan,böylesi genç bir şairi harcadıkları için utanç duydu.yalnızca 16-19 yaşları arasında şiir yazdığım için şiir dünyasının asi genci olarak tanındım her zaman.

    evimin olduğu yerin adı rimbaud rıhtımı diye değiştirildi.evim gittiğim meyhane,beni dışarı atan kütüphane müze haline getirildi.yolculuklarımda yanıma aldığım eski sandığım,patlak ayakkabılarım,yırtık kıyafetlerim de müzede sergileniyor.şu anda hakkında en çok kitap yazılmış kişiyim ama ne varki yaşarken hiçbirine tanık olamadım.

    ''tanrıya ölüm''

  6. #6
    Kırmızı | Beyaz <span style='color: #8B0000'><span class='glow_FF0000'>S.e.n.c.e.r</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2009
    Mesajlar
    2,882
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    ASILMIŞLARIN BALOSU

    Balıkçıl darağacında
    Selahattin'in şövalyeleri
    Dansediyor, dansediyor
    Şeytan'ın şövalyeleri.

    Yüzleri buruşuk, küçük, kara kulakları
    Çekmiş sayın Belzebuth bir iple gökyüzüne
    Oynuyorlar şakırdadıkça kunduraları
    Tutulmuşlar bir Noel ezgisinin hüznüne.
    Kara orglar gibi ince, uzun kollarını
    Bak şimdi kucaklıyor çarpık, küçük kuklalar
    Bir zamanlar aksoylu hanımların sıktığı
    Bilekleri iğrenç bir aşkla dokunmadalar.
    Hoyda! şen oyuncular, artık düşünmeyen baş!
    Takla atılabilir sehpalar öyle uzun!
    Hop! Bilinmesin artık bu ya da dans ya da savaş!
    Gıcırdarken kemanı kudurmuş Belzebuth'un.
    Ey bundan sonra sandal giymeyecek ayaklar!
    Hepsi derilerinden gömleklerini sıyırmış:
    Ama böyle çok daha memnun görünüyorlar
    Başları üstüne kar beyaz bir şapka örmüş.
    Titriyor bir tutam et arık çenelerinde
    Çatlak kafalarına sorguç yapmış kargalar:
    Çarpıp karton zırhlara gözüpekler, yiğitler
    Ölü karanlıklarda sanki dolanıyorlar.
    Esiyor balosuna iskeletlerin poyraz!
    Darağacı inliyor demirden bir org gibi
    Koşuyor ormanlarında aç kurtlar avaz avaz:
    Gökyüzü andırıyor kızıl bir cehennemi.
    Hoyda, beni de alın yaslı kabadayılar
    Kırık parmaklarından geçen sessizce, bir bir
    Bir aşk tesbihi solgun omuriliklerinde:
    Bura manastır değil, ölüler ülkesidir.
    Oh! işte ortasında ölüler dansının bak
    Sıçrıyor çılgın bir iskelet gökyüzünde
    Sürüklenmiş boşluğa, at gibi şahlanarak
    Sanki katı ipi boynunda duruyor yine.
    Çatlayan uyluğunda büzmüş on parmağını
    Dalgacı gülüşlere benzeyen çığlıklarla
    Ve bir soytarı gibi barınağa girip
    Sıçrıyor kemiklerin şarkılı balosunda.

    Balıkçıl darağacında
    Selahattin'in ölüleri
    Dansediyor, dansediyor
    Şeytan'ın şövalyeleri.

    ARTHUR RIMBAUD
    ''Öfke Kında Durmaz!..Çektim Öfkemi Sabrın Kınından.Vurdum Yollara ; Acı Tuttum, Şafak Söktüm, KAN Bağırdım ve Bağırdıkça Ben ; Binalara , Caddelere Yıkıldılar.Büyüdü Karanlığın İğrenç Gözleri! Yumruklar, Sıkıldılar!..Korkmadım!Vazgeçmedim! Kaçmadım! Güldüm Sadece ve Onlar Gülen Gözlerimin Gökyüzünde,Birer Yıldız Kadar Ufaktılar...''

  7. #7
    Kaptan_Nemo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-10-2006
    Mesajlar
    71
    Karizma Gücü
    6
    insanı sarsacak kadar acı
    dolaşırım gemimle, bilinmeyen yerlerde...

    NAUTILUS


 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •