• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    17-09-2010
    Mesajlar
    177
    Karizma Gücü
    2

    Hamdım, piştim

    Tolga ÇELEBİ

    Buradaki herkesin samimiyetine tüm kalbimle inanıyorum. Bu yüzden de aranızda olmaktan çok mutluyum. Uzun zamandır kafamı kurcalayan bir konuyu paylaşmak istedim sizinle.
    Bazen öyle sıkıntılı bir durum ile karşılaşıyorum ki, baş etmek imkansız gibi geliyor. İşte bu durum da, yüzüm asılıyor, omuzlarımı düşüyor ve karamsarlığa kapılıyorum. Sanki bütün dünya bana sırtını dönüyor. Birden enerjimin tükendiğini hissediyorum.

    Diğer yandan düşünüyorum; hayat çok güzel, zaman geçip gidiyor. Yaşadığım bu anı geri kazanabilmem imkansız. Hayatımı hoyratça, manasızca harcayıp kullanmak da istemiyorum.

    İstemediğin bir şeyle karşılaşınca kendime şunları söylüyorum: Hayatla uyum içinde olmak, mutluluğu yakalamak gerekiyor. Dünya hayatı; başlı başına bir imtihan alanı. Burada sürekli mutlu olacağız diye bir şey söz konusu değil, zaten bunun garantisi de yok. Ayrıca hayatının her anını mutlu, mesut geçiren bir insan da yok.

    Peki, o halde ne yapmak lazım. Evrene, yürekten bir soru sorarsanız, cevabını da yürekten alırsınız. Mutluyken, mutlu anların keyfini çıkarmak gerekiyor. Anı yaşamak, andaki sadeliği ve yalınlığı yaşamak gerek.

    Herhangi bir sıkıntı ile karşılaşınca da; yıkılmadan, güçsüzleşmeden, bir vesile ile üzerimize çektiğimiz bu sıkıcı durumdan kurtulmanın yolunu bulmak gerekiyor. Üzerimize çektiğimiz diyorum, çünkü yaşadığımız her şeyi cüzi irademizle kendimize çektiğimizi düşünüyorum.
    ‘Çaresizlik’ kavramı bana bir okyanus gibi geliyor. Bu okyanusa bir defa açıldığım zaman, bir daha karayı görmenin ne kadar güç olduğunu düşünüyorum. Çare ile çaresizlik ince bir çizgiyle ayrılıyor bana göre. Birini umut besliyor, diğerini karamsarlık. ‘Umut’ adı üstünde işte, doğan bir güneş kadar sıcak ve aydınlık. Karamsarlık ise, gece gibi evet tıpkı gece gibi. Örten, kapatan ve gizleyen...

    Şu an her durumda mutlu olabilmenin yolunu arıyorum. Yaşayan milyarlarca insandan biri mutlaka böyle bir şey bulmuştur diye düşünüyorum. Okuduğum bir kitapta şöyle bir ifade vardı: “Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu, onu tasarlamaktır.”

    Uzak doğu felsefelerinde, kişinin ruhsal açıdan dinginliğe ulaşmasının mümkün olacağından bahsediliyor. Bu noktaya ulaşan insanlar her durumu olgunlukla karşılıyor. Çünkü evrenin bir parçası olduklarını kabul etmişler. Hatta bu görüşlerini disipline ederek, öğretilerle bizlere kadar ulaştırmayı başarmışlar.

    Tasavvuf ta ise “Kamil İnsan” denen bir kavram çıktı karşıma. Tasavvufla uğraşan insanlar, hayatının büyük bir bölümünü nefsini terbiye etmeye adamış. Bu yolda senelerce uğraşmış Mevlana gibi düşünürler; “hamdım, piştim” demişler. Tüm bu öğretiler de günümüze kadar ulaşmış. Bir insanın nasıl “Kamil İnsan” sıfatına bürüneceği ciltler dolusu kitapla anlatılmış.

    Kamil insan olmak, aydınlanmak, olgunlaşmak kavramları birçok insan tarafından başarılmış. Başta da dediğim gibi dünya hayatında sıkıntısız ya da sorunsuz hayat yaşayan bir insan yok. Ama bir sorunla karşılaştığımızda, bu sorunu büyük bir erdemle karşılamanın, çaresizliğe kapılmadan çözüm bulmaya çalışmanın, her şeye rağmen mutluluğu yakalamanın ve sabretmenin yolu da tüm insanlık alemine açık gözüküyor.

    tolgacelebi com

  2. #2
    AOG
    AOG çevrimdışı
    AOG adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-04-2009
    Mesajlar
    5,183
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    "..... Tasavvufla uğraşan insanlar, hayatının büyük bir bölümünü nefsini terbiye etmeye adamış...."

    güzel bir cümle.... birde 4 kadınla değilde, kadınsız nefsini terbiye etmeyi çalışsa....
    yakında burada toplu namazlar kıldıracaksın.... sevgili tolga.

    böyle devam et...
    Hümanist Demokrat Parti
    It's My Page....

    ‘insanlık onuru işkenceyi yenecek’

  3. #3
    Atatürk EvRiMSeL adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2009
    Mesajlar
    7,653
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    tasavvufa fazla takılma derim.
    insanı bunalıma sürükleyebilir bunu sonucunda sana tek getirisi şiir yazma becerisi ve birazda insanı daha yakından tanıma fırsatı.
    fakat sana mutluluk getirmez dert getirir keder getirir tek başına bunları kaldıramazsın.
    çok fazla insan var bunlarla kafayı bozup bunalıma ve psikolojik hastalıklara düşen.
    hayatını yaşa ve insanları mutlu et sende mutlu olursun...

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    17-09-2010
    Mesajlar
    177
    Karizma Gücü
    2
    Alıntı EvRiMSeL tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    tasavvufa fazla takılma derim.
    insanı bunalıma sürükleyebilir bunu sonucunda sana tek getirisi şiir yazma becerisi ve birazda insanı daha yakından tanıma fırsatı.
    fakat sana mutluluk getirmez dert getirir keder getirir tek başına bunları kaldıramazsın.
    çok fazla insan var bunlarla kafayı bozup bunalıma ve psikolojik hastalıklara düşen.
    hayatını yaşa ve insanları mutlu et sende mutlu olursun...
    Merhabalar, tavsiyen için teşekkürler.

    Tasavvuf aslında bir yaşam biçimi. Kişinin kendini tanımasını sağlayan, hayatı kavrmasını sağlayan, derin düşünmesini sağlayan bir yol. Ama tek başına insana mutluluk da getiremez, üzüntüde getiremez. Mutluluk tamamen zihnimizde gerçekleşen bir olay. Bir insan bir kız yüzünden de bunalıma girebilir, para yüzünden de bunalıma girebilir, başına gelen bir olay yüzünden de bunalıma girebilir. Sonuç olarak, kişi bunalıma girmeyi seçtiyse zaten yapacak bir şey yok.

    Benim tasavvuf konusunu araştırmayı seçmemin nedeni; olgunlaşmak. Budizm ile ilgilendim, uzak doğu felsefelerini okudum, Antik Yunan düşünürlerinin görüşlerine göz attım. Hepsinde amaç olgunlaşmak ve kendini tanımak, hayatı anlamak. Elimden geldiği kadar objektif bakmaya çalıştım ama tasavvuf bu yöntemlerin en kusursuzu olarak çıktı karşıma.

    Hayatı yaşamak yerine, anlayarak yaşamayı seçtim aslında. İnsan sadece dünyada doğum yoluyla gelen bir canlı değil. İnsanda ruh denen ve bizim kavrayamadığımız bir şey var. Duygular var, öfke var, sevinç var, bunların hayatımıza etkisi var. MAddesel boyutun yanında, anlayamadığımız muazzam bir manevi, içsel yaşantımız var. İşte tasavvuf insanı dünyada 70 yıl hayat süren bir varlık olarak görmekten çıkartıp, aslını ve ne olduğunu kavramasına yardımcı oluyor.

    Selamlar.

  5. #5
    öfke adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-08-2009
    Mesajlar
    149
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı tolgaasya tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Merhabalar, tavsiyen için teşekkürler.
    . İnsanda ruh denen ve bizim kavrayamadığımız bir şey var. Duygular var, öfke var, sevinç var, bunların hayatımıza etkisi var. MAddesel boyutun yanında, anlayamadığımız muazzam bir manevi, içsel yaşantımız var. İşte tasavvuf insanı dünyada 70 yıl hayat süren bir varlık olarak görmekten çıkartıp, aslını ve ne olduğunu kavramasına yardımcı oluyor.

    Selamlar.
    Ruh da maddesel boyuta dahildir. Ancak açığa çıkartılamamış olan bu kesim, kişi tarafından kavrayamadığı uçsuz bucaksız birşey olarak algılanır.

    Kendinizi geliştirmeye çaba sarfettiğinizi görüyorum, ancak insanın gelişimi hakkında çok daha can alıcı noktalara odaklanmalısınız, can alıcı laflar söylemelisiniz. Ben birkaç taneyle başliyim, tanrı yoktur, insan dünyaya tam manasıyla "pişmiş" halde gelir ve sonradan hamlaşır, sonra ise tekrar pişmeye çalışır. Büyük acıların olduğu yerlerde büyük mutluluklar vardır. İnsan acısını çok fazla yaşadığı ya da yaşayabileceği şeyden ötürü deli gibi mutlu olabilir. Büyük bir mutluluğun dışa vurumu gözyaşıdır. Yalnızlığın ve çaresizliğin içindeki zaferdir.

    Cinsellik çok ama çok özel yaşanmalıdır. Bunu kabul edemeyen her insan, cinsel ilişkiyi güç kanıtlama savaşına döndürür. Çaresizliğini ve ezikliğini yok sayar, kendini kendine ve partnerine kanıtlar. İnsanların yüzde 90 ının bu tabloda olduğuna bahse girebilirim. Diğer yüzde 10 luk kısımda yaşamak için, çok zor bir hayatı göze almalısınız.

    Bunlar hala daha şok etmediyse şu cümleyle bitiriyim, her insanın başta anne sonra babası, onun hayatındaki en büyük düşmanıdır.
    kafama göre bir insan veya sadece onun hayalini arıyorum

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    17-09-2010
    Mesajlar
    177
    Karizma Gücü
    2
    Alıntı öfke tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Ruh da maddesel boyuta dahildir. Ancak açığa çıkartılamamış olan bu kesim, kişi tarafından kavrayamadığı uçsuz bucaksız birşey olarak algılanır.

    Kendinizi geliştirmeye çaba sarfettiğinizi görüyorum, ancak insanın gelişimi hakkında çok daha can alıcı noktalara odaklanmalısınız, can alıcı laflar söylemelisiniz. Ben birkaç taneyle başliyim, tanrı yoktur, insan dünyaya tam manasıyla "pişmiş" halde gelir ve sonradan hamlaşır, sonra ise tekrar pişmeye çalışır. Büyük acıların olduğu yerlerde büyük mutluluklar vardır. İnsan acısını çok fazla yaşadığı ya da yaşayabileceği şeyden ötürü deli gibi mutlu olabilir. Büyük bir mutluluğun dışa vurumu gözyaşıdır. Yalnızlığın ve çaresizliğin içindeki zaferdir.

    Cinsellik çok ama çok özel yaşanmalıdır. Bunu kabul edemeyen her insan, cinsel ilişkiyi güç kanıtlama savaşına döndürür. Çaresizliğini ve ezikliğini yok sayar, kendini kendine ve partnerine kanıtlar. İnsanların yüzde 90 ının bu tabloda olduğuna bahse girebilirim. Diğer yüzde 10 luk kısımda yaşamak için, çok zor bir hayatı göze almalısınız.

    Bunlar hala daha şok etmediyse şu cümleyle bitiriyim, her insanın başta anne sonra babası, onun hayatındaki en büyük düşmanıdır.

    Merhabalar; öncelikle ruhun maddesel olmadığı, bizim yaşadığımız boyutta (alemde) olmadığı ve bizim algılarımızın çok çok ötesinde olduğunu zaten bilim kabul etmiş. Bu; birçok bilim insanı tarafından kabul edilmiş evrensel bir gerçek. Mail adresinizi verirseniz konu ile ilgili makaleleri hemen gönderebilirim, incelersiniz.

    Evet; kendimi geliştirmek için uğraşlıyorum, fark etmişsiniz. Teşekkürler. İnanıyorum ki; iki günüm birbiri ile aynı geçerse, zarar edeceğim... Can alıcı laflar söylemek, insanları şaşırtmak, yada şov yapmak gibi bir niyetim yok. Zaten, sizin yazdıklarınız da beni şok etmedi. İnanmamak gibi bir "inanç" seçen insanlardan etrafta bir sürü var. Bir yerde tasarım varsa, tasarımcının olacağı gün gibi ortada. Şu an kullandığım klavye, kendi kendine ortaya çıkamaz. Bir bilinç bunu yaptı ve ben kullanıyorum. 106 tane tuş ve bir sürü elektronik devreyi naylon poşete koyup sallayalım, kendi kendine bir klavyenin ortaya çıkması mümkün değil... Bu konu ile ilgili yaklaşımınızı reddedecek milyonlarca örnek sunabilirim ama forumda paylaşılacak bir şey değil bu. İnançla ilgili paylaşımda bulunmak isterseniz, bir şekilde haberleşelim, uzun uzun konuşur tartışırız.

    Cinsellik çok yaşanmalıdır demişsiniz. Güzel, yaşayalım ) Ama bunun da toplumsal ve evrensel bir kuralı, kaidesi var. Yoksa isteyen istediği gibi cinsillik yaşasa, sokaktaki kedilerden bir farkımız kalmaz diye düşünüyorum.

    Yazdığınız son paragrafta beni şok etmedi. Yarın bir gün kısmetse bende baba olacağım, baktığım, büyüttüğüm, altını temizlediği, okuttuğum, peşinden koştuğum, uykusuz kaldığım ve emek harcadığım evladım bana düşman olursa, kendi kaybeder. Ne bana, ne başkasına zarar verir. Bu evrende, kimse düşmanlıkla, kinle, öfkeyle yaşayarak mutlu olmaz.

    Sonuç olarak, yazımı okuyarak bir yorum yazdığınız ve fikrinizi beyan ettiğiniz için teşekkür ederim. Selamlar...

  7. #7
    KUKLALARIN EFENDİSİ (: umudun_guncesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    10,233
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    ne demişler zaman herşeyin ilacı;
    o geçtikçe acılar da azalıyor mutluluklar da...
    umutta yanın da baki kalıyor.
    En basit yalanları gözümün içine bakarak söyleyen aptallar tanıdım; inandığımı Sandılar...Bense onların kuş kadar akılları ve cahil cesaretlerine hayrandım...

    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: ... Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186


  8. #8
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı tolgaasya tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Merhabalar, tavsiyen için teşekkürler.

    Tasavvuf aslında bir yaşam biçimi. Kişinin kendini tanımasını sağlayan, hayatı kavrmasını sağlayan, derin düşünmesini sağlayan bir yol. Ama tek başına insana mutluluk da getiremez, üzüntüde getiremez. Mutluluk tamamen zihnimizde gerçekleşen bir olay. Bir insan bir kız yüzünden de bunalıma girebilir, para yüzünden de bunalıma girebilir, başına gelen bir olay yüzünden de bunalıma girebilir. Sonuç olarak, kişi bunalıma girmeyi seçtiyse zaten yapacak bir şey yok.

    Benim tasavvuf konusunu araştırmayı seçmemin nedeni; olgunlaşmak. Budizm ile ilgilendim, uzak doğu felsefelerini okudum, Antik Yunan düşünürlerinin görüşlerine göz attım. Hepsinde amaç olgunlaşmak ve kendini tanımak, hayatı anlamak. Elimden geldiği kadar objektif bakmaya çalıştım ama tasavvuf bu yöntemlerin en kusursuzu olarak çıktı karşıma.

    Hayatı yaşamak yerine, anlayarak yaşamayı seçtim aslında. İnsan sadece dünyada doğum yoluyla gelen bir canlı değil. İnsanda ruh denen ve bizim kavrayamadığımız bir şey var. Duygular var, öfke var, sevinç var, bunların hayatımıza etkisi var. MAddesel boyutun yanında, anlayamadığımız muazzam bir manevi, içsel yaşantımız var. İşte tasavvuf insanı dünyada 70 yıl hayat süren bir varlık olarak görmekten çıkartıp, aslını ve ne olduğunu kavramasına yardımcı oluyor.

    Selamlar.
    Aslında acısıyla tatlısıyla bu dünyada yaşamak bile bir mükafat bana göre, düşünsene tattıgımız açıları bile bu dünyaya gelmeseydik ve tatmasaydık nasıl anlardık. Bence bu bile çok büyük bir lütüf, Bunu böyle degerlendirmek bence Kmail insan olmaktır. ALLAH'a teslim olmaktır. Fazla karıştırmak insanı enel hak dedirtmeye görürür buda, islam olanı islamdan çıkarır. Şu ayetti manasız kılar.

    17 – Yaratan hiç yaratamayana benzer mi? Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  9. #9
    öfke adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-08-2009
    Mesajlar
    149
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı tolgaasya tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Merhabalar; öncelikle ruhun maddesel olmadığı, bizim yaşadığımız boyutta (alemde) olmadığı ve bizim algılarımızın çok çok ötesinde olduğunu zaten bilim kabul etmiş. Bu; birçok bilim insanı tarafından kabul edilmiş evrensel bir gerçek. Mail adresinizi verirseniz konu ile ilgili makaleleri hemen gönderebilirim, incelersiniz.

    Evet; kendimi geliştirmek için uğraşlıyorum, fark etmişsiniz. Teşekkürler. İnanıyorum ki; iki günüm birbiri ile aynı geçerse, zarar edeceğim... Can alıcı laflar söylemek, insanları şaşırtmak, yada şov yapmak gibi bir niyetim yok. Zaten, sizin yazdıklarınız da beni şok etmedi. İnanmamak gibi bir "inanç" seçen insanlardan etrafta bir sürü var. Bir yerde tasarım varsa, tasarımcının olacağı gün gibi ortada. Şu an kullandığım klavye, kendi kendine ortaya çıkamaz. Bir bilinç bunu yaptı ve ben kullanıyorum. 106 tane tuş ve bir sürü elektronik devreyi naylon poşete koyup sallayalım, kendi kendine bir klavyenin ortaya çıkması mümkün değil... Bu konu ile ilgili yaklaşımınızı reddedecek milyonlarca örnek sunabilirim ama forumda paylaşılacak bir şey değil bu. İnançla ilgili paylaşımda bulunmak isterseniz, bir şekilde haberleşelim, uzun uzun konuşur tartışırız.

    Cinsellik çok yaşanmalıdır demişsiniz. Güzel, yaşayalım ) Ama bunun da toplumsal ve evrensel bir kuralı, kaidesi var. Yoksa isteyen istediği gibi cinsillik yaşasa, sokaktaki kedilerden bir farkımız kalmaz diye düşünüyorum.

    Yazdığınız son paragrafta beni şok etmedi. Yarın bir gün kısmetse bende baba olacağım, baktığım, büyüttüğüm, altını temizlediği, okuttuğum, peşinden koştuğum, uykusuz kaldığım ve emek harcadığım evladım bana düşman olursa, kendi kaybeder. Ne bana, ne başkasına zarar verir. Bu evrende, kimse düşmanlıkla, kinle, öfkeyle yaşayarak mutlu olmaz.

    Sonuç olarak, yazımı okuyarak bir yorum yazdığınız ve fikrinizi beyan ettiğiniz için teşekkür ederim. Selamlar...
    Cevabınızdan tiksindim, teşekkürler selamlar.
    kafama göre bir insan veya sadece onun hayalini arıyorum

  10. #10
    balauz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-11-2009
    Mesajlar
    2,602
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı EvRiMSeL tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    tasavvufa fazla takılma derim.
    insanı bunalıma sürükleyebilir bunu sonucunda sana tek getirisi şiir yazma becerisi ve birazda insanı daha yakından tanıma fırsatı.
    fakat sana mutluluk getirmez dert getirir keder getirir tek başına bunları kaldıramazsın.
    çok fazla insan var bunlarla kafayı bozup bunalıma ve psikolojik hastalıklara düşen.
    hayatını yaşa ve insanları mutlu et sende mutlu olursun...
    Kafayı bozup bunalıma girenlere örnek verir misin ?
    Yoksa bütün hastanelerin psikiyatri kliniğindeki insanlar tasavvufla mı uğraşmışlar???
    Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle…
    Ama her defasında geri döndüm seninle…
    Hangi düğüm çözülür… Nazla… Sitemle… Kinle...

    Yeryüzünde yolculuk edenin ayağı; gökte yolculuk yapanın ise kalbi su toplar. huper-kallos

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Uçtum Uçtum Hamdım Piştim Bin Oldum
    2006 Konuları bölümünde Lover_Man tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 20.02.06, 13:53

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •