Bir insanı sevap ve günah cihetinden değerlendirdiği gibi değerlendirmek gerektiğini vurguluyor. Bir insan, bir iyilik yaptığı zaman, bir sevap yazılması gerekirken, Allah rahmet ve kereminden on sevap veriyor. Bir kötülüğe karşı, tahribat kolay olmasından, on günah yazılması gerekirken Allah’ın af ve rahmetinden bir günah yazılıyor. Bizler de bir eseri, bir fikri veya bir fiili değerlendirirken, insaf ve hakşinas bir gözle değerlendirmemiz gerekir. Mesela çok faydalı ve güzel bir kitap içinde bazı yanlış ve kusurlar olsa, biz o kusurları ve yanlışları nazara verip, insanları o kitaptan soğutsak, bu durum insafa ve hakşinaslığa yakışmaz. Bizim de Allah’ın nazarı ile nazar etmemiz gerekir. O kitabın iyi ve güzel yönlerini nazara verip, eksik ve kusurlu yönlerini tashih etmek ve belki güzel bir üslup ile ikaz etmek icap eder.
Üstat bu manaya işaret için “Bir bahçede çürük bir elma bulunmakla, bahçeye zarar vermez. Bir hazinede silik para bulunmakla, hazineyi kıymetten düşürtmez.” tabirlerini kullanıyor.
İnsafsız ve art niyetli adamlar, ekseri olarak yüz yönden, doksan sekizi iyi olan bir eserin iyi yönlerine değil, bir iki kusurlu yönüne dikkat kesilir ve nazarları da oraya odaklatmaya çalışırlar. Ta ki diğer iyi yönleri de bulandırılsın ve insanlar o eserden kaçsın. İnsaf ehli ise, yüz yönden, doksan sekiz iyi yönü için bir iki kusura dikkat etmez, insanları ifsat etmez ve nazarları o iyi yönlere çekmeye çalışır. Üstat bizim de böyle insaflı insanlardan olmamızı tembih ediyor.