• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    kuzgunruh adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-10-2010
    Mesajlar
    786
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    2

    Neandertaller de duygusalmış

    Neandertaller genellikle ellerinde sopalar taşıyan, kaba canlılar şeklinde tasvir edildiler. “Şefkatin Tarih Öncesi” adlı yeni bir kitap, bu yaklaşıma farklı bir bakış açısı sunuyor.

    LONDRA - Neandertaller, onlarca yıldır ilkelliğin sembolik tasvirini oluşturdular. Artık yaşamayan bu en yakın akrabalarımız, hantal yapıları nedeniyle duygusallıkla özdeşleşmekten de bir hayli uzaktılar. Antropologların duyurduğu son bulgularsa Neandertel entellektüelliğine dair ipuçları ortaya koyuyor. Üstelik sadece alet kullanmakta ve avlanmada değil, duygusal anlamda da.

    İngiltere York Üniversitesi’nden arkeolog Penny Spikins, geçtiğimiz günlerde yayınlanan “Şefkatin Tarih Öncesi” (The Prehistory of Compassion) adlı kitabında, Neandertallerin sahip oldukları şefkat duygusunun bugün yaşayan insanınkiyle birebir örtüşüp örtüşmediğini bilmediklerini fakat, en genel anlamda onların da diğer bireylerin hislerini anlayabildiklerini ve buna uyan davranışlar sergilediklerini belirtiyor.

    Spikins’e göre Neandertaller, karşısındakinin üzgün olduğunu anlıyor ve daha iyi hissedebilmesi için çaba sarfediyorlardı. Bununla birlikte, grup içindeki zor durumda olan bireylere bakma davranışı da oldukça gelişmişti. Bulunan bazı Neandertal iskeletlerinin üzerlerinde rastlanan izler, bunlardan bazılarının uzun süreli sakatlıklar yaşadıklarını ortaya çıkarmış. Özellikle bacak kemiklerinde görülen bozukluklar, bu bireylerin ölümlerinden çok öncesinde travma geçirmiş olmalarına karşın hayatlarını bir şekilde devam ettirebildiklerini ortaya koyuyor. Kemik üzerindeki çoğu izler ancak bakım görme halinde hayatta kalabilmeyi olanaklı kılacak kadar ciddi. Üstelik bu bakım bir değil, bir kaç kişi tarafından üstlenilmiş gibi görünüyor.
    Konuya ilişkin olarak incelenen bir diğer Neandertal iskeletiyse doğuştan beyin anomalisine sahip bir çocuğa ait. 5-6 yaşlarında öldüğü tespit edilen çocuğun, doğuştan getirdiği bu özel duruma karşın içinde bulunduğu grup tarafından ölüme terkedilmeyerek bakım gördüğü belirlenmiş. Bir başka iskelet örneğiyse bir bacağı ve kolu deformasyona uğramış olan kör bir Neandertale ait. Bu birey de aldığı yardım sayesinde yaklaşık 20 yıl boyunca hayatta kalabilmeyi başarmış.

    Fosil kanıtlara dayanılarak insan duygusallığının gelişim aşamaları, uzmanlarca dört ana basamağa ayrılmış:

    Birinci basamak: (6 milyon yıl önce) İnsan ve şempanzenin ortak atasının, ilk defa diğer bireyler için ilkel bir empati duygusu geliştirmesi. Örneğin, diğerlerinin rahat geçebilmeleri için bir dal parçasını kenara çekmek gibi basit yardımların ortaya çıkışı.

    İkinci basamak: (1.8 milyon yıl önce) Şefkat duygusunun rasyonel bir düşünce tarzıyla düzenlenmeye başlaması. Homo erectus gruplarında hasta bireylerin bakım görmesi.

    Üçüncü basamak: (500.000 yıl önce) Homo heidelbergensis and Neandertallerde, birlikte avlanma ve uzun süren ergenlik dönemine bağlı olarak gelişen bağlılık. İhtiyacı olanlara uzun yıllara varan bakım gösterme ve yardım.

    Dördüncü basamak: (120.000 yıl önce) Modern insanın, insan dışında hayvanlara ve diğer bazı nesnelere karşı duygu geliştirmesi.

    Bilimciler, şefkat duygusunun büyük oranda birlikte avlanmanın sonucunda gelişmiş olduğuna kanaat getiriyorlar. Bugüne kadar keşfedilmiş olan Neandertal iskeletlerinin bir çoğunda ölümü takiben gömülmeye yönelik izlerin varlığı da kanıtlanmış durumda.
    Ntvmsnbc

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    07-10-2010
    Mesajlar
    113
    Karizma Gücü
    2

    Evrim teorisi bilimsel delillerle kesin olarak çökmüştür.

    Evrim teorisi bilimsel delillerle kesin olarak çökmüştür. Bilimin konuyla ilgili bütün dalları evrim teorisini destekleyen değil, çürüten delilleri gözler önüne sermiştir. Ne doğa tarihi, ne biyoloji, morfoloji, paleontoloji, mikrobiyoloji, biyokimya, genetik gibi bilim dalları, evrimin yaşandığına dair sonuçlar sunmamaktadır. Aksine, tüm bu bilim dallarında elde edilen sonuçlar, canlıların ayrı ayrı yaratılmış olduklarına dair deliller sunmaktadır. http://www.darwinizmnedir.com/
    Darwinist aldatmaca artık yolun sonuna gelmiştir ve evrim teorisinin mutlak hezimeti Allah'ın izniyle hiçbir şekilde durdurulamaz. Türk Milleti'nin neredeyse tamamı bu teorinin açık bir aldatmacadan ibaret olduğunu anlamıştır. Darwinizm'in bu çöküşü marksistleri, komünistleri, masonları telaşlandırmıştır. Darwinizm'i eleştiren bilimsel eserleri toplatmak, satışlarını veya okunmalarını engellemek, bunları okuyanlara baskı yapmak, kitap yaktırmak, basın, radyo ve TV yoluyla engelleme faaliyetleri düzenlemek gibi yöntemlerle gerçekler durdurulamaz'
    Evrimcilerin klasik yöntemi "hayali veya sahte deliller üretmek"tir. Geçmişte yaşamış ve soyları tükenmiş olan bir maymun türü veya bir balık veya bir kuş türü evrim delili olarak kamuoyuna sunulur.
    "Atamız tarla faresi", "Atamız mikrop", "Kayıp halka tamamlandı" benzeri haberler tamamen uydurmadır. Son aylarda basında yer alan ve evrime delil olduğu iddia edilen fosiller yeni birer evrimci aldatmacasından ibarettir.
    Evrimcilerin delil diye öne sürdükleri fosiller ciddi incelemelere tabi tutulduklarında, bunların evrimle hiçbir ilgilerinin olmadığı hemen anlaşılmaktadır. Defalarca tekrarlanan bu duruma rağmen evrimciler pişkinliği elden bırakmamaktadır.
    Evrimcilerin, iddialarını desteklemek için bulmaları gereken "ara fosillerdir". Yani bulunacak fosiller eksik, yarım, işlevini tam göremeyen organlara sahip olan canlılara ait olmalıdır. Oysa -son bulunan fosiller de dahil olmak üzere- tüm fosiller, eksiksiz ve kusursuz canlılara aittir. Bugüne kadar bulunmuş olan 350 milyona yakın fosilin tamamı Yaratılış Gerçeğini göstermekte, içlerinde bir tane bile evrimcilerin hayallerini besleyecek fosil bulunmamaktadır. YARATILIŞ MÜZESİNİ SİZDE ZİYARET EDİNİZ: http://www.yaratilismuzesi.com/
    Evrimcilerin sansasyonel şekilde gündeme getirdikleri her yeni sözde delil, kısa zaman içinde geçersizliği anlaşılarak örtbas edilmektedir. Ancak evrimciler, foyaları meydana çıkar çıkmaz bu sefer başka bir fosili delil gibi sunmakta, bu sonu gelmez bir döngü olarak sürüp gitmektedir.
    Evrimcilere tavsiyemiz artık inadı bırakmaları, zorlama izahları, bilim dışı senaryoları, sahte deliller imal etmeyi terk etmeleri ve evrim teorisinin çöktüğünü kabul etmeleridir. EVRİMCİLERİN YAPMIŞ OLDUKLARI SAHTE DELİLLERİ GÖRMEK İÇİN VE BU DELİLLERİN GEÇERSİZ OLDUĞUNUN BİLİM ADAMLARI TARAFINDAN NASIL TESPİT EDİLİP ANLAŞILDIĞINI VE İPTAL EDİLDİĞİNİ VE MÜZELERDEN KALDIRILDIĞINIDA ÖĞRENMEK İÇİN BU SİTEYİ ZİYARET EDELİM: http://www.evrimsahtekarliklari.com/
    NTV yayınları (NTV televizyonu, internet sitesi ve NTV bilim dergisi), bilindiği gibi uzun süredir yoğun evrim propagandası yapmaktadır. Çöken, biten, rezil olan evrim teorisi yapılan bu yayınlarla kurtarılmaya çalışılmaktadır. İşte bu sebeple yıllardır defalarca mantıksızlığı anlatılan, bilimsel yönden çökertilmiş olan iddialar tekrar tekrar gündem haline getirilmeye çalışılmaktadır.
    Tüm Darwinistler gibi NTV yayınları da çaresiz durumdadır. Köhne evrim haberleriyle bir başarı elde edileceğinin zannediliyor olmasından bu çaresizlik anlaşılmaktadır. NTV’nin bir süredir gündemde tutmaya çalıştığı tüm evrim sahtekarlıklarına sitelerimizde daha önce kapsamlı olarak cevap verilmiştir. Fakat bu cevaplar doğrudan NTV’ye yöneltilmediği için söz konusu yayınlar evrim propagandası yapabilmek için ortamın müsait olduğunu düşünmüş olabilirler. Bu yanılgıya son vermek, evrim sahtekarlıklarının hiçbir zaman cevapsız bırakılmadığını, dolayısıyla NTV’nin de çabalarının boş olduğunu göstermek için aşağıda NTV’nin iddialarına cevaplar tekrar derlenmiştir. Umarız NTV yayınları da, dünyadaki pek çok Darwinist yayın gibi, asla Darwinist iddialarla sonuca ulaşamayacağını kısa zamanda anlar ve bu sonuçsuz çabaya bir son verir. http://ntvye-cevap.blogspot.com/

    ŞİMDİDE 'NEANDERTALLER DE DUYGUSALMIŞ' diye daha bir önceki açıklamalarıyla tamamen zıt ve komik bir yazı yazılıyor. Bu adamlar için daha önceden hanzo, konuşmaktan aciz daha gelişmemiş hayvan diyorlardı. Oysa bu söylediklerinin hemen ardından biz bu yalan, hiç bir bilimsel delille dayanmayan açıklamalarınıda bilimsel delillerle o tarihten kalma kalıntılarla kesin olarak ispatlamıştık.Neandertaller tıpkı günümüzdeki insan ırkları gibi bir insan ırkıdır. Neandertallerin ilkel olduklarına dair spekülasyonlar, ilk bulunan Neandertal fosili üzerinde yapılan sahtekarlık sonrasında gündeme getirilmiş ve bu iddia, defalarca fosil kayıtlarıyla yalanlanmasına rağmen, ısrarla Darwinist diktatörlük tarafından gündemde tutulmaya çalışılmıştır. Neandertaller sadece soyu tükenmiş bir insan ırkıdır. Bu gerçeğin ispatlanmasından sonra şimdide yaptıkları Neandertalleri kendileri gibi entel göstermeye çalışmak .(Hayır onlar gayet delikanlı adamlardı)
    Neandertallerle ilgili son bulgular evrimci iddiaları yalanlamaktadır:

    Neandertallerin tedavi yöntemleri ve törenleri:

    * Neandertallerin yaşadığı mağaralarda elde edilen bulgular, bu canlıların günümüz insanlarından farksız olduklarına dair önemli deliller vermiştir. Örneğin Neandertallerin hasta ve yaralılarını tedavi ettikleri ve ölülerini çiçeklerle birlikte gömdükleri bilinmektedir. Böyle bir sosyal yaşam şekline sahip canlıların ilkel olmaları elbette mümkün değildir.

    Neandertallere ait dikiş iğnesi ve flüt - Flüt'ün resmi için tıklayınız -
    * Neandertallere ait ayı kemiğinden yapılmış bir flüt ve dikiş iğnesi bulunmuştur. Bu önemli bulgular, söz konusu insanların üstün sanat anlayışına ve giyim zevkine sahip olduklarını göstermektedir.
    Neandertaller konusunda uzman Erik Trinkhaus’un konuyla ilgili açıklamaları şu şekidedir:

    En ilgi çekici Neandertal bulgularından birisi ayı kemiğinden yapılmış bir flüttür. 1995 Temmuzu'nda Kuzey Yugoslavya'daki bir mağarada bulunan flütü analiz eden müzikolog Bob Fink, bu aletin, 4 nota çıkardığını ve flütte yarım tonlar ve tam tonların da olduğunu tespit etmiştir. Bu keşif, Neandertallerin Batı müziğinin temel formu olan yedi nota ölçüsünü kullandıklarını göstermektedir. Flütü inceleyen Fink, "eski flütün üzerindeki ikinci ve üçüncü delikler arasındaki mesafenin, üçüncü ve dördüncü delikler arasındaki mesafenin iki katı" olduğunu belirtmektedir. Bunun anlamı birinci mesafenin tam notayı, ona komşu olan mesafenin de yarım notayı temsil ettiğidir. "Bu üç nota inkar edilemez bir şekilde diatonik bir ölçekteki gibi ses çıkarır" diyen Fink, Neandertallerin müzik kulağı ve bilgisi olan insanlar olduğunu belirtmektedir. (The AAAS Science News Service, Neandertals Lived Harmoniously, 3 April 1997)

    Neandertal insanları tarafından kullanıldığı ve 30 bin yıllık olduğu tespit edilen kemikten yapılma dikiş iğnesi son derece düzgündür ve iplik geçirilmesi için açılmış bir deliğe sahiptir.(D. Johanson, B. Edgar, From Lucy to Language, s. 99, 107) resim için tıklayınız -
    Bu konuyla ilgili bilim adamlarının yaptığı açıklamaları ve detaylı bilgi görmek için tıklayınız - : http://aldatmacaya-son.blogspot.com/
    Daha önce evrim delili olarak sunulan fosillerin ya soyu tükenmiş maymun türleri ya da günümüz insanına ait olduğu artık anlaşılmıştır. (Zinjanthropus 1970`de, Java Adamı 1939`da, Pekin Adamı 1939`da, Ramapithecus 1981`de,Taung Çocuğu 1954`de, Neandertal Adamı 1978`de...) iptal edildiler ! tıklayınız -
    Altı sene önce bulunan bir maymun fosilini basının bu şekilde ``yeni bulunmuş gibi`` lanse etmesi manidardır. Bunun gibi soyu tükenmiş maymun türlerine ait pek çok fosil Afrika`da bol miktarda mevcuttur ve sürekli bulunmaktadır. Ancak bu fosillerin hiçbiri ara fosil değildir.
    Bulunan tüm fosiller, tam, eksiksiz ve mükemmel canlıların fosilleridir. Bunlardan bir kısmı soyu tükenmiş canlılara bir kısmı da bugün yaşamakta olanlara aittir.
    Evrimciler sadece fosiller üzerinde spekülasyonlar ve çarpıtmalar yapmakla kalmamış çok sayıda sahtekarlığa başvurmuşlardır. Bunlardan 1953 yılında sahte olduğu ortaya çıkan Piltdown Adamı ve eldeki fosilin gerçekte bir domuza ait olduğunun ortaya çıkmasıyla 1927`de iptal edilen Nebraska Adamı en bilinen evrimci sahtekarlıklarıdır.
    Evrimciler, bir gün ara fosil bulacaklarını ümit ederek 150 yılı aşkın bir süredir yerin altını üstüne getirmişler ancak bir tane bile bulamamışlardır. Kendileri de bu gerçeği çok iyi bilmektedirler. Evrimcilerin Sahtekarlığı listesi için tıklayın -
    Bugüne kadar yaklaşık 350 milyon fosil bulunmuş, bunların tamamının nesli tükenmiş veya bugün de yaşamakta olan canlılara ait olduğu anlaşılmıştır. Yeryüzünde hiçbir zaman evrim sözkonusu olmadığı için ara canlılar da varolmamıştır. Evrimin geçersiz olduğunu ispat eden yüzlerce fosil halen ülkemizdeki pek çok merkezde halkımızın dikkatine sunulmaktadır. http://www.yaratilismuzesi.com/
    Aslında Darwinizm daha en başından çökmüştür. Çünkü bir proteinin doğada kendi kendine oluşması "İMKANSIZ" dır. Hücre bir bütün olarak var olmadan protein oluşamaz.Dolayısıyla başka hiç bir konuya, tartışmaya hiç bir gerek yoktur.

    Hücre bir bütün olarak var olmadan protein oluşamaz
    Darwinistler istedikleri kadar içi formüllerle dolu aldatıcı kitaplar yazsınlar, istedikleri kadar sahte fosil getirsinler, Yaratılışa dair bilimsel delillere istedikleri kadar demagojik saldırılarda bulunsunlar, istedikleri kadar her tarafa hayali çizimlerle doldurdukları kartondan afişler yapıştırıp bunu evrim sergisi diye tanıtıp dursunlar, daha temelden yenilmiş oldukları gerçeğini değiştiremeyeceklerdir. Çünkü Darwinistlerin en büyük kabusu henüz daha canlılığın başlangıcıdır. Darwinistler henüz bir tane proteinin nasıl oluştuğuna dair TEK BİR AÇIKLAMA DAHİ YAPAMAMIŞLARDIR. Bu durum, Dawkins’in, Futuyma’nın, Tim White’ın ve diğer bütün Darwinistlerin içine düştüğü içler acısı durumu ifade eder. Yaptıkları hiçbir demagoji, tek bir protein karşısındaki bu büyük ve görkemli yenilginin önüne geçememektedir. TEK BİR PROTEİN, DARWİNİZM’İ TÜMÜYLE ALTÜST ETMİŞTİR.
    Darwinist demagojinin önemli bir özelliği tüm kompleksliğine rağmen, yaşamdaki her şeyi basit göstermeye çalışmak olduğundan, Darwinistler, hayatın başlangıcı konusunu da hep basite indirgeme eğiliminde olmuşlardır. “Çamurlu suda hücre oluştu”, “DNA kendi kendine oluşup çoğalmaya başladı” gibi hikayelerin temelinde yatan sebep de budur. Darwinistler bu yolla insanları daha kolay aldatabileceklerini düşünürler. Fakat kendileri de çok iyi görmüşlerdir ki, olay artık bu aldatma safhasını çoktan geçmiştir. İnsanlar artık, yalnızca tek bir proteinin bile kendi kendine oluşamayacak kadar üstün bir kompleksliğe sahip olduğunu bilmekle kalmamakta, aynı zamanda bir proteinin, bir DNA’nın veya RNA’nın ya da hücrenin küçük büyük herhangi başka bir parçasının HÜCRENİN TAMAMI OLMADAN HİÇBİR İŞE YARAMADIĞINI DA bilmektedirler.
    Bu gerçek, Darwinist yenilgi açısından çok önemlidir:
    - Tek bir proteinin oluşması için DNA gerekir
    - Protein olmadan DNA oluşamaz
    - DNA olmadan protein oluşamaz
    - Protein olmadan protein oluşamaz
    - Tek bir proteinin oluşması için 60 ayrı protein gerekir
    - Bu proteinlerin bir tanesi bile eksik olsa protein var olamaz
    - Ribozom olmadan protein oluşmaz
    - RNA olmadan da protein oluşmaz
    - ATP olmadan protein oluşmaz
    - ATP’yi üretecek mitokondri olmadan da protein oluşmaz.
    - Hücre çekirdeği olmadan protein oluşmaz
    - Sitoplazma olmadan da protein oluşmaz
    - Hücredeki organellerden bir tanesi eksik olsa protein oluşamaz
    - Hücredeki bütün organellerin var olması ve çalışması için de proteinler gereklidir
    - Bu organeller olmadan da hiçbir şekilde protein olmaz.

    Bu sistem, bir arada çalışmak zorunda olan iç içe bir sistemdir. Biri olmadan diğeri olamaz. Tek bir parçası var olsa bile, sistemin diğer parçaları olmadan bu parça hiçbir işe yaramaz.
    Kısacası,
    BİR PROTEİNİN VAR OLMASI İÇİN HÜCRENİN TAMAMI GEREKİR. Hücre, bugün incelediğimiz ve çok az bir kısmını anlayabildiğimiz mükemmel kompleks yapısı ile var olmadığı sürece, TEK BİR TANE BİLE PROTEİN MEYDANA GELEMEZ.
    Bu protein kendi kendine oluşsa bile (ki, bu imkansızdır), hiçbir işe yaramaz. Tek başına etrafta dolanır ve ölür.
    Dolayısıyla, Dawkins’in “kendi kendini kopyalayan molekül” iddiası, olağanüstü derecede saçmadır ve yalnızca insanları aldatmaya yöneliktir. İNSAN HÜCRESİNDEKİ HİÇBİR MOLEKÜL, BAŞKA HİÇBİR YARDIMA İHTİYAÇ DUYMAKSIZIN, KENDİ KENDİNİ KOPYALAYARAK ÇOĞALABİLME YETENEĞİNE SAHİP DEĞİLDİR.
    Cambridge Üniversitesi’nden bilim felsefesi profesörü Stephen C. Meyer, Signature in the Cell (Hücredeki İşaret) kitabında bunu şöyle anlatmıştır:
    DNA’nın yapısının ve işlevinin ortaya çıktığı 1950’li yılları ve 1960’lı yılların başlarını takiben, yaşama dair yeni bir radikal kavram gelişmeye başladı. Moleküler biyologların keşfi, DNA’nın yalnızca bilgi taşımadığıydı. Biyologlar DNA hakkındaki bu keşfin hemen sonrasında, canlı organizmaların genetik bilgiyi işleyebilmesi için sistemlere sahip olması gerektiğinden şüphelendiler. Bir diskin içine saklanmış olan dijital bilginin o diski okuyan bir cihaz olmadan işe yaramaz olması gibi, DNA’nın içindeki bilgi de hücre bilgi işlem sistemi olmadan işe yaramazdır. (Darwinist) Richard Lewontin’in belirttiği gibi “Hiçbir canlı molekül (yani biyomolekül) kendi kendine çoğalamaz... Hücreler ancak bir bütün olarak kendi kendine çoğalmak için gerekli makinelere sahip olabilirler... DNA, yardım alarak veya almayarak, yalnızca kendi kendisinin kopyasını çıkaramamakla kalmaz, aynı zamanda başka hiçbir şey ‘üretemez’... Hücrenin içindeki proteinler başka proteinlerden yapılmıştır ve bu protein oluşturan makine olmaksızın hiçbir şey yapılamaz.” (Stephen C. Meyer, Signiture in the Cell, Harper One, 2009, s. 132-133)
    Evrim iddiasını çökerten ve Yaratılış'ı ispat eden fosilleri görmek için, bu konuda ve daha pek çok ilginizi çekecek konularda hazırlanmış belgeselleri izlemek için ve evrimcilerin evrim teorisinin kesin olarak çöktüğünü itiraf eden kendi sözlerini okumak için tıklayınız : http://bilim-yaratan.blogspot.com/
    Lütfen bu siteyide inceleyiniz , bu sitede çok detaylı bilgiler bulacaksınız ve evrim teorisi ile ilgili güncel konularıda bu siteden takip edebilirsiniz: http://www.evrimteorisi.com/http://www.evrimteorisi.com/
    Saygılar , Selamlar.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •