• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    07-10-2010
    Mesajlar
    113
    Karizma Gücü
    2

    Kuran Mucizesi: Dağların Sarsıntıları Önleyici Özelliği Çok Büyük Bir Kuran Mucizesidir !

    DAĞLARIN GÖREVİ
    Kuran'da dağların önemli bir jeolojik işlevine dikkat çekilmektedir:
    Yeryüzünde, onları sarsmasın diye, sabit dağlar yarattık... (Enbiya Suresi, 31)
    Dikkat ederseniz ayette, dağların yeryüzündeki sarsıntıları önleyici özelliğinin olduğu haber verilmektedir. Kuran'ın indirildiği dönemde hiçbir insan tarafından bilinmeyen bu gerçek, günümüzde modern jeolojinin bulguları sonucunda ortaya çıkarılmıştır.
    Eskiden dağların sadece yeryüzünün yüzeyinde kalan yükseltiler olduğu düşünülmekteydi. Ancak bilim adamları dağların sadece yüzey yükseltileri olmadıklarını, dağ kökü adı verilen kısımları ile kimi zaman kendi boylarının 10-15 katı kadar yerin altına doğru uzandıklarını fark ettiler. Bu özellikleriyle dağlar, tıpkı bir çivinin ya da kazığın çadırı sıkıca yere bağlamasına benzer bir role sahiptir. Örneğin zirvesi yeryüzünden yaklaşık 9 km yukarıda olan Everest Dağı'nın 125 km'den fazla kökü vardır. Kaynak: (http://www.wamy.co.uk/announcements3.html; Prof. Zighloul Raghib El-Naggar'ın konuşmasından.)

    -Dağların toprak seviyesinin oldukça derinlerinde kökleri vardır.Kaynak: (Frank Press, Raymond Siever, Earth, 3. baskı, W. H. Freeman & Company, San Francisco, 1982, s. 413.)
    -Şematik kesit. Kazık şeklindeki dağların toprağın içerisine iyice yerleşmiş kökleri vardır.Kaynak: (André Cailleux, Anatomy of the Earth, World University Library, London, s. 220.)

    -Dağların derin kökleri dolayısıyla şekil olarak kazıklara benzediklerini gösteren diğer bir resim.Kaynak: (Edward J. Tarbuck, Frederick K. Lutgens, Earth Science, 3. baský, Charles E. Merrill Publishing Company, Columbus, 1982, s. 158.)
    Ayrıca dağlar, yeryüzü kabuğunu oluşturan çok büyük tabakaların hareketleri ve çarpışmaları sonucunda meydana gelir. İki tabaka çarpıştığı zaman daha dayanıklı olanı ötekinin altına girer. Üstte kalan tabaka kıvrılarak yükselir ve dağları meydana getirir. Altta kalan tabaka ise yer altında ilerleyerek aşağıya doğru derin bir uzantı meydana getirir. Dolayısıyla daha evvel de belirttiğimiz gibi dağların yeryüzünde gördüğümüz kütleleri kadar, yer altına doğru ilerleyen derin bir uzantıları daha vardır. Bilimsel bir kaynakta dağların bu yapısı şöyle tarif edilir:
    Kıtaların daha kalın olduğu dağlık bölgelerde yer kabuğu mantoya derinlemesine saplanır.Kaynak: (Carolyn Sheets, Robert Gardner, Samuel F. Howe, General Science, Allyn & Bacon Inc. Newton, Massachusetts, 1985, s. 305.)
    Dünyaca ünlü deniz altı jeologlarından biri olan Prof. Siaveda ise, dağların yeryüzüne kökler şeklinde saplı olduklarından bahsederken, şöyle bir yorumda bulunmuştur:
    Kıtalardaki dağlar ve okyanuslardaki dağlar arasındaki temel fark materyalindedir... Fakat her ikisinde de dağları destekleyen kökler vardır. Kıtalardaki dağlarda, hafif ve yoğunluğu az madde yerin içine doğru kök olarak uzanır. Okyanuslardaki dağlarda da, dağı kök gibi destekleyen hafif madde vardır… Köklerin fonksiyonu, Arşimed kanununa göre dağları desteklemek içindir. Kaynak: ( http://www.beconvinced.com/science/QURANMOUNTAIN.htm)
    Ayrıca Amerikan Bilim Akademisi eski Başkanı Frank Press'in, dünya çapında pek çok üniversitede ders kitabı olarak okutulan Earth (Dünya) adlı kitabında, dağların kazık şeklinde oldukları ve yeryüzüne derinlemesine gömülü oldukları ifade edilmektedir. Kaynak: (Frank Press, Raymond Siever, Earth, 3. baský, W. H. Freeman & Company, San Francisco, 1982.)
    Başka Kuran ayetlerinde ise, dağların bu işlevine, "kazık" benzetmesi yapılarak şöyle işaret edilir:
    Biz, yeryüzünü bir döşek kılmadık mı? Dağları da birer kazık? (Nebe Suresi, 6-7)
    Yine bir başka ayette Allah, "Dağlarını dikip-oturttu" (Naziat Suresi, 32) şeklinde bildirmektedir. Bu ayette geçen "ersayha" kelimesi "köklü kıldı, sabit yaptı, demirledi, yere çaktı" anlamlarına gelmektedir. Bu özellikleri sayesinde dağlar, yeryüzü tabakalarının birleşim noktalarında yer üstüne ve yer altına doğru uzanarak bu tabakaları birbirine perçinler. Bu şekilde, yerkabuğunu sabitleyerek magma tabakası üzerinde ya da kendi tabakaları arasında kaymasını engeller. Kısacası dağları, tahtaları birarada tutan çivilere benzetebiliriz. Dağların sabitlenme etkisi, bilimsel literatürde izostasi olarak adlandırılmaktadır. İzostasi, manto tabakasının yukarı doğru uyguladığı kuvvetle, yerkabuğunun aşağı doğru uyguladığı kuvvet arasındaki dengedir. Dağlar erozyon, toprak kayması veya buzulların erimesi gibi nedenlerle ağırlık kaybederken, buzulların oluşumu, volkanik patlamalar veya toprak oluşumu nedeniyle ağırlık kazanabilirler. Bu nedenle, dağlar hafiflediklerinde sıvıların uyguladığı kaldırma kuvvetiyle aşağıdan yukarı itilir; ya da ağırlaştıklarında yerçekimi nedeniyle manto içine gömülürler. Yerkabuğu üzerinde bu iki kuvvet arasındaki denge, izostasi sayesinde sağlanır. Dağların bu dengeleyici özelliği bilimsel bir kaynakta şöyle aktarılmaktadır:
    G. B. Airy, 1855'te yerkabuğunun su üstünde yüzen, keresteden yapılmış sallara benzetilebileceğini söylemiştir. Kalın kereste parçaları ince parçalara kıyasla su yüzeyinin daha üstünde yüzerler. Benzer olarak yerkabuğunun kalın kısımları da bir sıvı veya daha yoğun olan alt tabakalar üzerinde yüzecektir. Airy, dağların, düzlüklerde olmayan daha az yoğun kayalardan derin köklere sahip olduğunu savunuyordu. Airy, çalışmalarını yayınladıktan dört yıl sonra, J. H. Pratt alternatif bir hipotez sundu... Bu hipotezle dağlar altındaki kaya kolonlarının, düzlükler altındaki kaya kolonlarına göre daha uzun olmalarından ötürü, daha az yoğun olmaları gerekiyordu. Airy ve Pratt'in hipotezlerinin her ikisi de yüzeydeki düzensizliklerin, yerkabuğunun belirgin kısımlarındaki (dağlar ve düzlükler) kayaların yoğunluklarındaki farklarla dengelendiğini belirtmişlerdir. Bu denge durumu, "izostasi" olarak tarif edilmektedir. Kaynak: (M. J. Selby, Earth's Changing Surface, Clarendon Press, Oxford, 1985, s. 32.)
    Bugün biliyoruz ki, yeryüzünün kayalık olan dış katmanı, derin faylarla kırılmıştır ve erimiş magma üzerinde yüzen plakalar halinde parçalanmıştır. Dünya'nın kendi ekseni çevresindeki dönüş hızının çok yüksek olmasından ötürü, yüzen plakalar eğer dağların sabitleştirici etkisi olmasaydı, hareket halinde olacaklardı. Böyle bir durumda yeryüzü üzerinde toprak birikmeyebilir, toprakta hiç su depolanmayabilir, hiçbir bitki filizlenmeyebilir, hiçbir yol, ev inşa edilemeyebilirdi; kısacası Dünya üzerinde hayat mümkün olmayabilirdi. Ancak Allah'ın rahmetiyle dağlar tıpkı çiviler gibi görev yaparak, yeryüzündeki hareketliliği büyük ölçüde engellerler.
    Görüldüğü gibi, modern jeolojik ve sismik araştırmalar sonucunda keşfedilen dağların çok hayati bir işlevi, yüzyıllar önce indirilmiş olan Kuran-ı Kerim'de Allah'ın yaratmasındaki üstün hikmete bir örnek olarak verilmiştir. Bir ayette şöyle buyrulur:
    "... Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı..." (Lokman Suresi, 10)


    Bilim Adamlarının Kuran Hakkındaki Yorumlarından Bazıları:

    Prof. Palmar, Amerika'da jeoloji alanındaki önemli bilim adamlarından biri
    Kuran'da dağların yeryüzünü sabitleme fonksiyonu hakkında yapılan bir sohbette:
    İnanıyorum ki bu (Kuran bilgisi) çok çok ilginç ve neredeyse imkansız. Kesinlikle inanıyorum ki ne söylüyorsanız haklısınız, bundan dolayı bu kitabın (Kuran'ın) duyurusu çok değerli, size katılıyorum. Kaynak: (http://islamweb.net/english/new/week15/(10)%20%20%20%20%20%20%20%20%20%20
    %20%20THE %20LEADERS%20OF%20MODERN%20.htm)
    Prof. Palmar, Amerika'da jeoloji alanındaki önemli bilim adamlarından biri:
    Bu kitap (Kuran)geçmişten, yakın zamandan ve gelecekten bahsediyor. Hz. Muhammed (sav)'in döneminde insanların kültürel seviyesini bilemiyorum ve bilimsel düzeylerini de bilemiyorum. Eğer bu geçmiş dönemde bildiğimiz düşük bilim düzeyi ise ve teknoloji yok ise, hiç şüphe yok ki, bugünlerde Kuran'da ne okuyorsak hepsi Allah'ın ışığıdır. Bunu Hz. Muhammed (sav)'e ilham etmiştir. Böylesine mükemmel bir bilgi olabilir mi diye Ortadoğu'daki medeniyetin başlangıç tarihi hakkında bir araştırma yaptım. Bu Allah'ın Hz. Muhammed (sav)'i gönderdiği inancını daha da güçlendirdi. Ona engin biliminden yakın zamanda keşfettiğimiz küçük bir parça gönderdi. Jeoloji alanında Kuran'la bilimin sürekli bir diyaloğu olmasını umuyoruz. Kaynak: (.http://islamweb.net/english/new/week15/(10)%20%20%20%20%20%20%20%20%20%
    20%20%20THE %20LEADERS%20OF%20MODERN%20.htm)


    Prof. Alfred Kroner, Almanya, Mainz Üniversitesi jeobilim profesörü:
    Böyle bir bilginin o zaman yani 1400 sene önce var olduğunu hayal etmek son derece güç. Belki bazı şeyler basit birer fikir olabilirdi, ama bunları çok detaylı bir şekilde anlatabilmek son derece zor. Öylese bu kesinlikle insan bilgisi değil. Normal bir insan bu olguyu bu kadar detay ile açıklayamaz. Öyleyse bilgi doğaüstü bir kaynaktan gelmiş olmalı diye düşünüyorum.Kaynak: (http://www.islamic-awareness.org/Qur...cientists.html)
    Prof. Alfred Kroner, Almanya, Mainz Üniversitesi jeobilim profesörü:
    Tüm bunları birleştirirseniz ve Kuran'da dünya hakkındaki konular ile dünyanın oluşumu ve genel olarak bilim ile ilgili tüm bu ifadeleri birleştirirseniz, pek çok şekilde burada açıklanmış ifadelerin kesinlikle doğru olduğunu ve şimdi bunların bilimsel metotlar ile teyit edildiğini… söyleyebilirsiniz. Kuran'da geçen ifadelerin pek çoğu o zaman için henüz kanıtlanmamıştı, fakat modern bilimsel metotlar şimdi Hz. Muhammed (sav)'in 1400 sene önce söylemiş olduklarını kanıtlayan bir pozisyonda. Kaynak: ( http://www.islamic-awareness.org/Qur...cientists.html)
    Prof. Alfred Kroner, Almanya, Mainz Üniversitesi jeobilim profesörü, dünyanın en ünlü jeologlarından:
    (Hz. Muhammed’in) evrenin ortak kökeni gibi konuları bilmesinin imkansız olduğunu düşünüyorum, çünkü bilim adamları bunu son derece komplike ve gelişmiş teknolojik metotlar kullanarak son birkaç yıl içinde bulabilmişlerdir… 1400 yıl önce nükleer fizik hakkında hiçbirşey bilmeyen bir kişi, örneğin; yeryüzünün ve gökyüzünün aynı kaynaktan geldiğini veya burada tartıştığımız diğer soruların cevaplarını kendi bulamaz. Kaynak: (http://www.islamic-awareness.org/Qur...cientists.html)

    Bu siteleride araştırınız: http://bilim-yaratan.blogspot.com/
    http://www.evrimteorisi.com/

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    6,412
    Karizma Gücü
    7
    Allah razi olsun kardesim.
    Layik oldugumuz sekilde yonetiliyoruz sikayet etmeye kimsenin hakki yok.

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    07-10-2010
    Mesajlar
    113
    Karizma Gücü
    2
    Alıntı eyyuphan tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Allah razi olsun kardesim.
    Allah sizdende razı olsun eyyüphan kardeşim.

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    09-07-2009
    Mesajlar
    1,402
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    ehh Allah hepinizden razi olsun....

    Bu ne peki, sabit daglardi hani;

    ‘Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.’(Neml Suresi,88.Ayet)

    Yeryüzünde, onları sarsmasın diye, sabit dağlar yarattık... (Enbiya Suresi, 31)

    Kolay gelsin size, mucize cikarmaya calistikca milleti dinsiz yapacaksiniz haberiniz olsun...
    HÜMANİST DEMOKRAT PARTİ


    Bir insanı zorla susturmak ona bahşedebileceğiniz en büyük onurdur. Onun size karşı olan mükemmelliğini kabul ettiğiniz anlamına gelir. - Joseph Sobran

    Bir kimsenin dusuncesini aciklayamamasi koleliktir. -Euripides

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    05-09-2010
    Mesajlar
    794
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    ya bu allah bir karar versin bu dağları ne zaman hareket ettireceğine!hani mahşer günüydü

    Kehf Sûresi

    47 - Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin günü bir hatırla. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    09-07-2009
    Mesajlar
    1,402
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Rahatsiz Allah uc cesit dag yaratmis, hareketsiz olanlar, yuruyenler ve mahser gunu yuruyecek olanlar...

    Bilimde son noktaya varildi sanirim...
    HÜMANİST DEMOKRAT PARTİ


    Bir insanı zorla susturmak ona bahşedebileceğiniz en büyük onurdur. Onun size karşı olan mükemmelliğini kabul ettiğiniz anlamına gelir. - Joseph Sobran

    Bir kimsenin dusuncesini aciklayamamasi koleliktir. -Euripides

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    6,412
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı Sacred Women tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ehh Allah hepinizden razi olsun....

    Bu ne peki, sabit daglardi hani;

    ‘Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.’(Neml Suresi,88.Ayet)

    Yeryüzünde, onları sarsmasın diye, sabit dağlar yarattık... (Enbiya Suresi, 31)

    Kolay gelsin size, mucize cikarmaya calistikca milleti dinsiz yapacaksiniz haberiniz olsun...
    Daha once yazdim soyledim kur'an bir butundurBir tek ayet alip bu boyledir demek kadar yanlis bir sey olamaz.

    Dunyanin dengesini saglayan daglardan bahsediliyor.Insanlar dogayi tahrip ettikce dunya yokolmaya dogru gidiyor ozon tabakasinin delinmesi bunun basit bir kaniti degilmidir?Ilim adamlari acikliyorlar ilerde bazi bolgeler sular altinda kalirken bazi bolgeler collesecek diyorlar.

    Oyleyse anlayana sivri sinek saz anlamayana ne kadar anlatirsan anblat az.Bu dunyada anlamasanizda ahirette anlayacaksiniz nasil olsa, cehennem ve cennet bosuna yaratilmamis.
    Layik oldugumuz sekilde yonetiliyoruz sikayet etmeye kimsenin hakki yok.

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    09-07-2009
    Mesajlar
    1,402
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı eyyuphan tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Daha once yazdim soyledim kur'an bir butundurBir tek ayet alip bu boyledir demek kadar yanlis bir sey olamaz.

    Dunyanin dengesini saglayan daglardan bahsediliyor.Insanlar dogayi tahrip ettikce dunya yokolmaya dogru gidiyor ozon tabakasinin delinmesi bunun basit bir kaniti degilmidir?Ilim adamlari acikliyorlar ilerde bazi bolgeler sular altinda kalirken bazi bolgeler collesecek diyorlar.

    Oyleyse anlayana sivri sinek saz anlamayana ne kadar anlatirsan anblat az.Bu dunyada anlamasanizda ahirette anlayacaksiniz nasil olsa, cehennem ve cennet bosuna yaratilmamis.
    Ya bu klasiklesmis kliseyi ne kadar cok kullaniyorsunuz, icinden bir ayetle anlasilmazmis, sen daglarin hareket ettiklerini butun Kuran'i okuyarak mi ogrendin, ya da sabit yaratildiklarini tum Kuran'i okuyarak mi karar verdin...
    Hala bu masallara bilimle bu kadar zit dustugu halde inaniyorsunuz... SIkIsinca da cennet cehennem yok bosa yaratilmamis mis ...
    Ne kadar oduna ihtiyac varmis kardesim elin Rus'u bile dogal gaz kullaniyor. Pes artik diyorum bu yorumunuza...
    HÜMANİST DEMOKRAT PARTİ


    Bir insanı zorla susturmak ona bahşedebileceğiniz en büyük onurdur. Onun size karşı olan mükemmelliğini kabul ettiğiniz anlamına gelir. - Joseph Sobran

    Bir kimsenin dusuncesini aciklayamamasi koleliktir. -Euripides

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    05-09-2010
    Mesajlar
    794
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    cemal nerde yazıyor abi ozon falan nerden çıkardın detaylı açıklarmısın

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    07-10-2010
    Mesajlar
    113
    Karizma Gücü
    2
    Alıntı Sacred Women tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ehh Allah hepinizden razi olsun....

    Bu ne peki, sabit daglardi hani;

    ‘Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.’(Neml Suresi,88.Ayet)

    Yeryüzünde, onları sarsmasın diye, sabit dağlar yarattık... (Enbiya Suresi, 31)

    Kolay gelsin size, mucize cikarmaya calistikca milleti dinsiz yapacaksiniz haberiniz olsun...
    Bu kadarda cahil olunmaz ki ya. Bu verilen ayetlerde dağlar konusunda anlatılan durum aynı değilki. Neml Suresi, 88.Ayetteki açıklama depremle ilgili değil olamazda, çünkü Allah 'Dağları görürsünde donmuş sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler.' buyuruyor. Bizim deprem olurken değil, şu anda da onlara baktığımızda onları donmuş zannetmemizden bahsediyor Allah. Ve burada mucizevi bir şekilde 1400 sene önce bilinmesi asla mümkün olmayan bir olaya yani kıtaların sürüklenmesine işaret ediyor. Bu ayet kıtasal bir farkında olamadığımız bir duruma işaret eder ki, bu yüzden 'sanırsın' ifadesi kullanılıyor. Enbiya Suresi, 31. ayettede kıtasal değil daha ufak bir bölgede olan yani deprem olayını engellemesinden bahsediliyor. Kimsenin dinsiz olacağı falan yok, sizin gibiler
    biraz düşünerek hareket etse, mantıklı araştırıp konuşsa daha iyi olur. Bir bölgede deprem olmasada dağlar zaten hareket ediyor Sayın Sacred Women. Allah bu duruma işaret eder.
    Ama hayır vardır elbette bu yorumdada bu vesileyle büyük bir Kuran Mucizesi'ne daha değinmiş olacağım.

    Bu ayette dağların göründükleri gibi sabit olmadıkları, sürekli hareket halinde bulundukları şöyle bildirilmektedir:
    Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler... (Neml Suresi, 88)
    Dağların bu hareketi, üzerinde bulundukları yer kabuğunun hareketinden kaynaklanır. Yer kabuğu kendisinden daha yoğun olan manto tabakası üzerinde adeta yüzer gibi hareket etmektedir. İlk olarak 20. yüzyılın başlarında Alfred Wegener isimli Alman bir bilim adamı, yeryüzündeki kıtaların Dünya'nın ilk dönemlerinde birarada bulunduklarını, daha sonra farklı yönlerde sürüklenerek birbirlerinden ayrılıp uzaklaştıklarını öne sürmüştü.







    Ancak jeologlar, Wegener'in haklı olduğunu onun ölümünden 50 yıl sonra yani 1980'li yıllarda anlayabildiler. Wegener'in, 1915 yılında yayınlanan bir makalesinde belirtmiş olduğu gibi; yeryüzündeki kara parçaları yaklaşık 500 milyon yıl önce birbirlerine bağlılardı ve Pangaea ismi verilen bu büyük kara parçası Güney Kutbu'nda bulunuyordu. Yaklaşık 180 milyon yıl önce Pangaea ikiye ayrıldı. Farklı yönlere sürüklenen bu iki dev kıtadan birincisi Afrika, Avustralya, Antartika ve Hindistan'ı kapsayan Gondwana idi. İkincisi ise, Avrupa, Kuzey Amerika ve Hindistansız Asya'dan oluşan Laurasia idi. Bu bölünmeyi izleyen yaklaşık 150 milyon yıl içindeki çeşitli zamanlarda Gondwana ve Laurasia daha küçük parçalara ayrıldılar.
    İşte Pangaea'nın parçalanmasıyla ortaya çıkan bu kıtalar sürekli olarak kara ve deniz arasındaki dağılımı değiştirerek, yılda birkaç santimetrelik hızlarla Dünya yüzeyinde sürüklenmektedirler.
    20. yüzyılın başlarında yapılan jeolojik araştırmalar sonucunda keşfedilen yer kabuğunun bu hareketi bilimsel kaynaklarda şöyle açıklanmaktadır:
    Yer kabuğu ve üst mantodan oluşan 100 km kalınlığındaki Dünya yüzeyi "tabaka" adı verilen parçalardan oluşmuştur. Dünya yüzeyini oluşturan altı büyük tabaka ve sayısız küçük tabaka vardır. "Tabaka tektoniği" adı verilen teoriye göre bu tabakalar kıtaları ve okyanus tabanını da beraberinde taşıyarak Dünya üzerinde hareket ederler... Kıtasal hareketin yılda 1 ile 5 cm civarında olduğu hesaplanmıştır. Tabakalar bu şekilde hareket ettikçe Dünya coğrafyasında değişiklikler meydana gelir. Örneğin, Atlantik Okyanusu her sene biraz daha genişlemektedir. (33. Carolyn Sheets, Robert Gardner, Samuel F. Howe, General Science, Allyn & Bacon Inc. Newton, Massachusetts, 1985, s. 305.)
    Burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta da şudur: Allah dağların hareketini ayette "sürüklenme" olarak bildirmiştir. Nitekim bilim adamlarının bugün bu hareket için kullandıkları İngilizce terim de "continental drift" yani "kıtasal sürüklenme"dir. (Powers of Nature, National Geographic Society, Washington D. C., 1978, ss. 12-13.)

    Kıtaların kayması Kuran'ın indirildiği dönemde gözlemlenemeyecek bir bilgidir ve

    Allah ayette geçen "dağları görürsün de, donmuş sanırsın" ifadesiyle insanların bu konuyu ne şekilde değerlendireceklerini önceden bildirmiştir. Ancak bunun ardından bir gerçeği açıklamış ve dağların bulutların sürüklendikleri gibi sürüklendiklerini haber vermiştir. Görüldüğü gibi ayette dağların bulunduğu tabakanın hareketliliğine açıkça dikkat çekilmiştir.


    Bilimin çok yeni keşfettiği bu bilimsel gerçeğin, evren ve doğa hakkındaki görüşlerin, hurafe, batıl inanç ve efsanelere dayandığı 7. yüzyılda, Kuran'da haber veriliyor olması şüphesiz büyük bir mucizedir. Ve Kuran'ın Allah'ın sözü olduğunun çok önemli bir delilidir.


    Evet bu vesileylede bu Mucizeyi anlatmış oldum İnşaAllah. Şunu da bilin ki Sayın Sacred women ; Şuanda dağlar değil sadece, Dünya'da hareket ediyor, kendi etrafında dönüyor, Güneş'in etrafında dönüyor, Ama biz en ufak bir hareket bir sarsıntı hissetmiyoruz. Bununla beraber, Güneş'te bir yere doğru hızla hareket ediyor, Galaksi'nin etrafında dönüyor. Bir turunu yaklaşık 250 milyon yılda tamamlıyor. Dolayısıyla Dünya'da Güneş'e bağlı olduğu için bizde Güneş'le beraber gidiyoruz ve hız saniyede 200 km.'dir. Yani şu anda da her saniye 200 km. yol alıyoruz. Bu hızı kavramakta zorlanabilirsiniz, ama en ufak bir şey hissediyormusunuz? Sizin bu yazıdan okudunuz her cümlede yaklaşık 1000 km. daha uzaklaştık başka yerdeyiz. Ama siz olduğunuz yerde durup bunları hiç düşünmeden işinize bakıyorsunuz. Kısacası; "Yeryüzünde, onları sarsmasın diye, sabit dağlar yarattık..." (Enbiya Suresi, 31) ayetiyle Neml Suresi 88. ayetteki bu ciddi farkı anlamayarak böyle bir yorum yapmanızdan iki seçenek anlaşılıyor: Ya samimiyetsizce sadece eleştirmek uğruna yazı yazıyorsunuz. Yada birilerinin anlamsız telkinlerine geliyorsunuz.

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •