• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    07-10-2010
    Mesajlar
    113
    Karizma Gücü
    2

    Sudan Karaya Geçiş Sahtekarlığına Cevap, Tiktaalik Rosea Ara Fosil Değildir !

    SUDAN KARAYA GEÇİŞ SAHTEKARLIĞINA CEVAP:

    Tiktaalik Roseae Darwinistler tarafından nasıl sahte bir ara fosil haline dönüştürüldü?

    Uzun yıllardır üzerinde Darwinistler tarafından spekülasyon yapılan Tiktaalik Roseae hakkındaki Darwinist aldatmaca pek çok yönden tekrar deşifre edildi. Defalarca gündemde tuttuğumuz Darwinist sahtekarlık, yeni yönleriyle bir kez daha ortaya çıkarıldı. Tekrar anlaşıldı ki, insanlar Darwinistler tarafından aldatılıyor; TİKTAALİK ROSEAE, BİR TİMSAH TÜRÜNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL:

    • Tiktaalik Roseae ile ilgili bilinmesi gereken çok önemli gerçekler vardır. Şimdiye dek garip görünümlü kolları ve tüm bedeni ile oldukça kapsamlı şekilde resmedilen, rekonstrüksiyonları hazırlanan ve bu hayal ürünü rekonstrüksiyonları müzelerde sergilenen, yıllarca kitaplarda ara fosil olarak tanıtılan Tiktaalik Roseae fosili aslında YALNIZCA BİR KAFATASINDAN İBARETTİR.
    • Kafatasına eklenen diğer kemiklerin hiçbiri bu canlıya ait değildir ve fosilce zengin olan aynı katmanlarda bulunmuş BAŞKA CANLILARA AİT KEMİKLERDEN OLUŞMAKTADIR.


    • Bu canlı ile bağdaştırılmaya çalışılan yüzgeç parçaları da aynı katmanlarda yaşayan diğer balık fosillerine aittir. BUNLAR KASITLI OLARAK, BULUNAN KAFATASI İLE BAĞLANTILI GİBİ GÖSTERİLMEYE ÇALIŞILMIŞTIR. Bu yolla Tiktaalik Roseae sahte bir ara fosil haline getirilmiştir.
    • Dolayısıyla canlının kafatası ve ona yerleştirilen diğer parçalar üzerinden yapılan spekülasyonların tamamı SAHTEDİR.
    • Kafatasına ait tüm özellikler TİMSAHA AİT ÖZELLİKLERDİR: Gözler birbirine yakın ve üsttedir, kafatası yassıdır, kafatası gövdeden ayrı hareket edebilmektedir, keskin dişler ve genel görünüm tam anlamıyla timsaha özgüdür. Canlının görünümü, günümüzde Çin’de yaşayan ALLİGATOR SİNANSİS TÜRÜ TİMSAH İLE BİREBİR AYNIDIR.


    • Nitekim buradaki sahtekarlığı Tiktaalik Roseae’nın rekonstrüksiyonunu hazırlayan sanatçının izahlarından da anlamak mümkündür. Söz konusu sanatçı, fosilin rekonstrüksiyonunu hazırlarken, canlıyı TAMAMEN HAYAL GÜCÜYLE YENİ BAŞTAN OLUŞTURDUĞUNU açıkça ifade etmektedir.
    • Dahası aynı sanatçı söz konusu canlının dokularını da kendisinin belirlediğini belirtmiş, tek bir fosil kalıntısından bir canlı görünümü meydana getirebilmek için çok fazla spekülasyona ihtiyaç olduğunu da rahatlıkla ifade etmiştir.
    • Tamamen timsah özellikleri gösteren bir kafatasını, Darwinist bir sanatçının evrim ideolojisi doğrultusunda garip görünümlü sahte bir ara form haline getirmesi, görüldüğü gibi Darwinistler için hiç de zor olmamaktadır. Yıllardır sürüp giden Tiktaalik Roseae aldatmacası, işte bu basit kandırma yöntemi yoluyla milyonlara ulaştırılmıştır.
    • Konu hakkında fazla bilgisi olmayan bazı insanlar, Darwinistlerin bilimsel yollarla hareket ettiği yanılgısına düşerek, gerçekten de bir ara fosilin bulunduğu ve canlının gerçek görünümü ile sergilendiği izlenimine kapılmışlardır. Oysa elde yalnızca bir timsah kafatası, bu kafatasının yakınlarında bulunmuş çeşitli balıklara ve diğer canlılara ait kemik ve yüzgeç parçaları ve bir sanatçının evrim hikayelerine göre yönlendirilen hayal gücü vardır. Özetle insanlar bir kez daha Darwinistler tarafından aldatılmışlardır.
    • Tiktaalik Roseae, Darwinistlerin en çaresiz kaldıkları ve yenilmeye başladıkları bir dönemde acil ihtiyaçtan ön plana çıkarılmış bir sahte ara fosildir. Tıpkı, son dönemlerde Darwinistler açısından büyük bir utanç vesilesi olan İda, Ardive Austrolapithecus Sedibasahtekarlıklarında olduğu gibi.
    • Gerçekte,Tiktaalik Roseae, günümüzde de örnekleri bulunan mükemmel bir timsah türüdür. 375 milyon yıl önce yaşamıştır ve GÜNÜMÜZDEKİ TİMSAH TÜRLERİ İLE TAMAMEN AYNIDIR.
    • Bu canlı gerçekte, DARWİNİZM’İ YERLE BİR EDEN BİR YAŞAYAN FOSİLDİR.


    • Darwinist spekülasyonlar sürdükçe, ara fosil sahtekarlıkları üzerine açıklamalarımız da devam edecektir elbette. Fakat asıl olan Darwinistlerin henüz TEK BİR PROTEİNİN TESADÜFEN ORTAYA ÇIKIŞINI DAHİ AÇIKLAYAMAMIŞ OLMALARIDIR. Evrim, daha hayatın başlangıcı safhasında yerle bir olmuştur.
    • DAHA ORTADA TEK BİR TANE PROTEİNİN NASIL ORTAYA ÇIKTIĞINI AÇIKLAYAMAMIŞKEN, HAYATIN BAŞLANGICI AŞAMASINDA DARWİNİSTLER TAMAMEN YENİLMİŞKEN, solungacı kollara dönüşen canlı aldatmacalarını öne sürmeleri Darwinistleri gerçek anlamda zavallı konumuna düşürmektedir.
    • Darwinist sahtekarlığın foyası bir kere daha ortaya çıkmıştır. Aldatmacanın yöntemi tüm yönleriyle deşifre edilmiştir. Darwinistler için artık çıkış yolu kalmamıştır. Ne zaman bir aldatmaca ile ortaya çıksalar mutlaka o aldatmaca yerle bir edilecektir. Ve mutlaka tek bir protein karşısında açıklamasız kaldıkları halkımıza tekrar tekrar hatırlatılacaktır.

    Sudan Karaya Geçiş Yalanına Cevap

    TİKTAALİK ROSEA ALDATMACASINA CEVAP.

    Evrimciler kamuoyunda, fosillerin evrimi desteklediği gibi bir izlenim oluşturmaya çalışmaktadırlar. Ancak 1,5 asırdır sürdürülen kazılara rağmen bu çabalarını kanıtlayacak herhangi bir delil fosil kayıtlarında bulunamamıştır. Bu nedenle Darwinistler çareyi “ara form” uydurmakta bulmuşlardır. Bununla da yetinmeyerek, farklı canlı gruplarına ait özellikleri bünyelerinde barındıran "mozaik" canlıları da kendilerince ara form gibi göstermeye çalışmışlardır. Ne var ki her biri son derece kompleks özelliklere sahip olan ve tüm yaşamsal mekanizmaları kusursuz şekilde işleyen bu canlılar evrim teorisi için hiçbir kanıt oluşturmamaktadır. Ara formlar, eksik, yarım, işlevini tam göremeyen organlara sahip canlılar olmalıdır.Oysa mozaik canlıların sahip oldukları organların her biri eksiksiz ve kusursuzdur.

    Günümüzde Darwinist sahtekarlıkların detaylı olarak ortaya çıkarılmasıyla birlikte sahte fosillerin sayısı bir anda azalmış görünmektedir. Ne var ki Darwinistler hala, evrim aldatmacasının bir yerlerde bir şekilde tutunabileceğini düşünüyor olacaklar ki, ara fosil adı altında zaman zaman gündeme getirdikleri ünlü bir fosil vardır: Tiktaalik Roseae.

    İlginç olan şudur: Tiktaalik Roseae fosilinin bir ara form olmadığı, üzerinde evrimci spekülasyonların yapılmasının imkansız olduğu sayısız delil ile, şimdiye kadar defalarca dile getirilmiştir. Canlının mükemmel kompleks özelliklere sahip mozaik bir canlı olduğu ve hiçbir ara form özelliği göstermediği de kanıtlanmıştır. Ancak buna rağmen Tiktaalik, evrimci propagandanın en gözde malzemesi olmaya devam etmiştir. Çünkü Darwinistlerin sığınabildikleri tek şey uydurma ara formlardır. Tiktaalik Roseae da soyu tükenmiş mozaik bir canlı olduğundan, Darwinistler insanları bu fosil ile aldatmanın kolay olacağını düşünüyor olacaklar ki sürekli gündem yaparlar. Oysa yanılmaktadırlar.

    Tiktaalik Roseae, geçtiğimiz günlerde Nature dergisinde çıkan bir makaleyi takiben yerli ve yabancı pek çok Darwinist yayın organında tekrar yerini aldı. “The Carnial Endoskeleton of Tiktaalik Roseae” (Tiktaalik Roseae’nın Karniyal İskelet Çatısı) başlığıyla Nature’da yayınlanan söz konusu haberde, canlının yüzgeç, pul gibi balık benzeri özellikler taşımasının yanı sıra, kafatası, boğaz, kaburga, kol, bacak gibi bölümlerinin de dört ayaklı hayvanlara yakın özellikler gösterdiği iddia ediliyordu. Oysa bunlar, Tiktaalik’in bir mozaik canlı olduğunu gösteren kompleks özelliklerdir. Bunun dışında canlı, söz konusu uzuvların ilkelden gelişmişe evrimleştiğini kanıtlayacak tek bir ara form özelliği göstermemektedir.

    Evrimcilerin, iddialarını desteklemek için bulmaları gereken canlılar "ara formlardır", mozaik canlılar değildir. Günümüzde yaşayan ve mozaik özellikler gösteren canlılardan olan Platypus da zaman zaman evrimcilerin spekülasyonlarına maruz kalmaktadır. Evrimciler bir zamanlar bu canlıyı bir ara form olarak göstermişlerse de bu iddia, paleontolojinin önde gelen otoriteleri tarafından terk edilmiştir. Stephen Jay Gould, platypus gibi "mozaik canlılar"ın bir ara geçiş formu olarak kabul edilemeyeceğini açıkça ifade etmektedir. (S. J. Gould & N. Eldredge, Paleobiology, Vol 3, 1977, s. 147) Mozaik canlıların ara form sayılamayacağı, Niles Eldredge gibi önde gelen evrimci paleontologlar tarafından da kabul edilmektedir.

    Tiktaalik Roseae ile ilgili sayısız iddia karşısında vermiş olduğumuz cevaplardan bazılarını buradan ve buradan okuyabilirsiniz.

    Darwinistler Neden Gerçek Bir Kanıt ile Ortaya Çıkamıyorlar?

    Bu sorunun yanıtı, Darwinizm’i destekleyen tek bir tane bile kanıt olmamasıdır. Bu sebeple Darwinistler gerçekte hiç yaşanmamış olan evrim sürecini inandırıcı kılabilmek için sahteciliğe ve aldatmacaya başvurmakta sakınca görmezler. İddialarının doğru olabilmesi için, yalnızca sudan karaya hayali geçişin milyonlarca, hatta milyarlarca ara fosil ile desteklenmesi gerekmektedir. Fakat tek bir tane bile ara fosil olmadığı için Darwinistler aynı uydurma fosillerle, tekrar tekrar ortaya çıkarlar. İddialarını yalanlayan bilimsel delilleri her defasında görmezden gelir, sanki gerçekten bir ara fosil ele geçirmişler gibi aynı canlı hakkındaki benzer başlıklara, Darwinist yayınlarda tekrar tekrar yer verirler.

    İşte bu bir çaresizlik ifadesidir. Bir yenilginin itirafıdır. Darwinizm’in sahte fosilleri öylesine deşifre edilmiş, evrim sahtekarlığının foyası Yaratılış Atlası ile öylesine net ve açık şekilde ortaya çıkarılmıştır ki, Darwinistler birkaç fosili süsleyip gündem yapmak dışında başka çareleri kalmamıştır. Evrimi reddeden şimdiye kadar bulunmuş 350 milyon fosile karşılık Darwinistlerin tek bir açıklamaları bile yoktur. Olması da mümkün değildir, çünkü Darwinistler, 150 yıl boyunca bir yalanı savunmuşlardır. Ve şu anda artık yalnızca kendileri değil, bütün dünya Darwinizm’in bir aldatmacadan ibaret olduğunu bilmektedir.

    FOSİLLER EVRİM İDDİASINI TAM OLARAK ÇÜRÜTÜYOR VE YARATILIŞ'I KESİN OLARAK İSPATLIYOR ! BUNLARDAN KÜÇÜK BİR BÖLÜMÜ, BUYRUNUZ




  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    18-10-2010
    Mesajlar
    35
    Karizma Gücü
    0
    Reddin Ardındaki Kabul

    Darwinistlerin, red üsluplarının ardındaki gizleyemedikleri kabul çeşitli bilim adamları ve bizzat Darwinistler tarafından şu şekilde ifade edilmektedir.
    Biyolog William Fix:
    "Araştırmanın ön planında olan bilim adamları klasik Darwinizm'e öldürücü bir darbe vurmuştur. Bu haberi doğrudan insanlara veremiyorlar, bunu yalnızca teknik yazılarına ve gizli tavsiyelerine saklıyorlar." (-William Fix, The Bone Peddlers, New York, Mcmillan, 1984, s. 179-180 - Nicholas Comninellis, Creative Defense, Evidence Against Evolution, Master Books, 2001, s. 219)
    Darwinist antropolog Robert A. Martin:
    "1972 yılında, Amerikan Doğa Tarihi Müzesi'nden Niles Eldredge ve Harvard Üniversitesi'nden Stephen Jay Gould, "sıçramalı evrim" kavramını ortaya atan bir makale yayınladı. Evrim yavaş, düzenli ve aşamalı bir şekilde ilerliyor ise, bu durumda türler arasında bulunması gereken tüm ara geçiş formlarının nerede olduğunu sordular. Belki de bunları bulmanın bu kadar zor olmasının nedeni, aslında mevcut olmamalarıdır." (Robert A. Martin, Missing Links, Jones and Barlett Publishers, UK, 2004, s. 55)
    Illinois Üniversitesi ekoloji bölümünden Darwinist T. H. Frazzetta:
    "Her geçen yıl, evrimin oldukça basit görüşleri çöküşe doğru gitmeye devam ediyor." (Gordon Rattray Taylor, The Great Evolution Mystery, Sphere Books Ltd., 1984, s. 11)
    Fransız Darwinist Jean Pierre Lehman:
    "Geçmişteki klasik haliyle Darwinizm artık enkaza dönüşmüştür." (Gordon Rattray Taylor, The Great Evolution Mystery, Sphere Books Ltd., 1984, s. 11)
    Bilim editörü Darwinist Gordon Rattray Taylor:
    "Toplanan deliller biyologların keşfettiği muhteşem biçimde koordine edilen yapıların ve mükemmel uyum gösteren davranışların açıklanması için tesadüflerin yeterli olmadığını gösteriyor. İki Amerikalı biyoloğun kısa süre önce açıkladıkları gibi: 'Asıl bulmaca, daha doğrusu evrim mekanizmasının ne olduğu problemi hiçbir çözüme ulaşmamıştır.
    Kısaca, bir yüzyıldan daha uzun bir süredir biyoloji çevrelerinde hakim olan dogma çökmektedir." (Gordon Rattray Taylor, The Great Evolution Mystery, Sphere Books Ltd., 1984, s. 15)
    Fizik profesörü Darwinist H. S. Lipson:
    "Canlı varlıkların herhangi bir özelliğinin oluşumunu açıklama yeteneğinden dolayı evrim teorisinden her zaman biraz şüphede olmuşumdur (örneğin zürafanın uzun boynu). Bu nedenle geçtiğimiz otuz yıldan fazla bir zaman içinde biyolojik keşiflerin evrim teorisine uyum gösterip göstermediğini anlamaya çalıştım. Fakat uyum gösterdiğini sanmıyorum. ... Bana göre, bu teori artık ayakta durmamaktadır." (H. S. Lipson, "A Physicist Looks at Evolution", Physics Bulletin, vol. 31, 1980, s. 138 - Nicholas Comninellis, Creative Defense, Evidence Against Evolution, Master Books, 2001, s. 220)
    Gazeteci Larry Witham
    "Düzinelerce, düzinelerce bilim adamı ile röportaj yaptım. Kendi aralarında iken veya güvendikleri bir gazeteci ile konuştuklarında, "bu indirgenemez komplekslikte" veya "moleküler biyoloji kriz içinde" gibi ifadelerde bulunuyorlar, ama bunu toplum içinde açıkça dile getiremiyorlar." (Ben Stein, Expelled "No Intelligence Allowed", 2008)

  3. #3
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    penguenlere baksınlar, hem havada yüzen hemde suda yüzen kuşlara baksınlar. Nefes alıp dalan canlılara baksınlar. Dünyada canlılardaki göz çeşitliliğine baksınlar, kol ve ayak çeşitliligine baksınlar. 2-3-4 kanatlı canlıların nasıl uçtuklarına baksınlar.

    YAŞAYAN ARA GEÇİŞ MODELLERİ GÖRMEK İSTEYENLER İÇİN DOLUDUR. YAŞAMAYAN FOSİLLERDE DOLUDUR. BİRGÜN SAYISIZ FOSİLDE ORTAYA KONDUGU ZAMAN BENİ KİM YARATTI DİYE, EL ÖPECEK VE TABİ OLACAK ATALAR ARAYACAKLAR BU TİPLER.

    BİRİDE ÇIKACAK ONLARA ŞÖYLE DİYECEK BUNLARIDA SİZİDE YARATAN YARATMANIN HER TÜRLÜSÜNÜ YARATANDIR DİYECEK.

    BENİM GİBİ.............

    Gözleri ile gördüklerini tastik etmiyorlarsa Kurana baksınlar,

    19 – Peki o inkâr edenler dünyada gezerekAllah’ın, mahlukatı yoktan nasıl yarattığını,sonra da bu yaratmayı tekrar tekrar yaptığını görmüyorlar mı?Şüphesiz ki bu işler, Allah’a göre kolaydır. [30,27; 52,35-36]
    20 – De ki: “Dünyayı gezin dolaşın da,Allah’ın yaratmaya nasıl başladığını anlamaya çalışın. Sonra, Allah tekrar yaratmayı da ölümden sonra diriltmeyi de gerçekleştirecektir.Allah elbette her şeye kadirdir.”

    104 – Gün gelir, gök sahifesini, tıpkı kâtibin yazdığı kâğıdı dürüp rulo yapması gibi düreriz. Biz ilkin yaratmaya nasıl başladıysak diriltmeyi de Biz gerçekleştiririz. Bu, üzerimize aldığımız bir vaaddir. Bunu gerçekleştirecek olan da Biz’iz
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •