Evrim Bilim Değil, Materyalist Felsefeyi Ayakta Tutmak İçin Körü Körüne Savunulan Bir İnançtır.


Evrim teorisinin hiç bir bilimsel dayanağının olmadığı ve günümüzde bilimin tüm verileri sonucundan ulaşılan tek ve doğru gerçeğin Yaratılış Olduğu artık anlaşılmıştır. Ancak buna rağmen bazı çevreler sadece Materyalist felsefeye körü körüne bağlandıkları için bütün bu delilleri görmezden gelerek inkar etmektedirler. Ancak biz bu gerçekleri her zaman her yerde göstererek onların yaptığı örtbas etmeleri ve yaptıkları bilim dışı açıklamaların geçersizliğini gözler önüne seriyoruz.


Evrim teorisi bilimsel delillerle kesin olarak çökmüştür. Bilimin konuyla ilgili bütün dalları evrim teorisini destekleyen değil, çürüten delillerigözler önüne sermiştir. Ne doğa tarihi, ne biyoloji, morfoloji, paleontoloji, mikrobiyoloji, biyokimya, genetik gibi bilim dalları, evrimin yaşandığına dair sonuçlar sunmamaktadır. Aksine, tüm bu bilim dallarında elde edilen sonuçlar, canlıların ayrı ayrı yaratılmış olduklarına dair deliller sunmaktadır. Bu delilleri incelemek için altı çizili olan kelimelere tıklayabilirsiniz.
Darwinist aldatmaca artık yolun sonuna gelmiştir ve evrim teorisinin mutlak hezimeti hak ilim karşısında hiçbir şekilde durdurulamaz. Türk Milleti'nin neredeyse tamamı bu teorinin açık bir aldatmacadan ibaret olduğunu anlamıştır. Darwinizm'in bu çöküşü marksistleri, komünistleri, masonları telaşlandırmıştır. Darwinizm'i eleştiren bilimsel eserleri toplatmak, satışlarını veya okunmalarını engellemek, bunları okuyanlara baskı yapmak, kitap yaktırmak, basın, radyo ve TV yoluyla engelleme faaliyetleri düzenlemek gibi yöntemlerle gerçekler durdurulamaz.
Evrimcilerin klasik yöntemi "hayali veya sahte deliller üretmek"tir. Geçmişte yaşamış ve soyları tükenmiş olan bir maymun türü veya bir balık veya bir kuş türü evrim delili olarak kamuoyuna sunulur.
"Atamız tarla faresi", "Atamız mikrop", "Kayıp halka tamamlandı" benzeri haberler tamamen uydurmadır. Son aylarda basında yer alan ve evrime delil olduğu iddia edilen fosiller yeni birer evrimci aldatmacasından ibarettir.
Evrimcilerin delil diye öne sürdükleri fosiller ciddi incelemelere tabi tutulduklarında, bunların evrimle hiçbir ilgilerinin olmadığı hemen anlaşılmaktadır. Defalarca tekrarlanan bu duruma rağmen evrimciler pişkinliği elden bırakmamaktadır.
Evrimcilerin, iddialarını desteklemek için bulmaları gereken "ara fosillerdir". Yani bulunacak fosiller eksik, yarım, işlevini tam göremeyen organlara sahip olan canlılara ait olmalıdır. Oysa -son bulunan fosiller de dahil olmak üzere- tüm fosiller, eksiksiz ve kusursuz canlılara aittir. Bugüne kadar bulunmuş olan 350 milyona yakın fosilin tamamı Yaratılış Gerçeğini göstermekte, içlerinde bir tane bile evrimcilerin hayallerini besleyecek fosil bulunmamaktadır. YARATILIŞ MÜZESİNİ SİZDE ZİYARET EDİNİZ: http://www.yaratilismuzesi.com/
Evrimcilerin sansasyonel şekilde gündeme getirdikleri her yeni sözde delil, kısa zaman içinde geçersizliği anlaşılarak örtbas edilmektedir. Ancak evrimciler, foyaları meydana çıkar çıkmaz bu sefer başka bir fosili delil gibi sunmakta, bu sonu gelmez bir döngü olarak sürüp gitmektedir.
Evrimcilere tavsiyemiz artık inadı bırakmaları, zorlama izahları, bilim dışı senaryoları, sahte deliller imal etmeyi terk etmeleri ve evrim teorisinin çöktüğünü kabul etmeleridir. EVRİMCİLERİN YAPMIŞ OLDUKLARI SAHTE DELİLLERİ GÖRMEK İÇİN VE BU DELİLLERİN GEÇERSİZ OLDUĞUNUN BİLİM ADAMLARI TARAFINDAN NASIL TESPİT EDİLİP ANLAŞILDIĞINI VE İPTAL EDİLDİĞİNİ VE MÜZELERDEN KALDIRILDIĞINIDA ÖĞRENMEK İÇİN BU SİTEYİ ZİYARET EDELİM: http://www.evrimsahtekarliklari.com/
Daha önce evrim delili olarak sunulan fosillerin ya soyu tükenmiş maymun türleri ya da günümüz insanına ait olduğu artık anlaşılmıştır. (Zinjanthropus 1970`de, Java Adamı 1939`da, Pekin Adamı 1939`da, Ramapithecus 1981`de,Taung Çocuğu 1954`de, Neandertal Adamı 1978`de...) iptal edildiler ! tıklayınız -
Altı sene önce bulunan bir maymun fosilini basının bu şekilde ``yeni bulunmuş gibi`` lanse etmesi manidardır. A. Afarensis`e dahil edilen ve ``Lucy`nin Kızı` adı verilen bu yeni fosilin kolları, bütün goril ve şempanzelerde olduğu gibi bacaklara oranla uzundur. A. Afarensis türü üzerinde uzmanlarca daha önce yapılmış 5 ayrı bilimsel çalışma, bu canlıların insanlar gibi yürüdüğü iddiasını çürütmüştür. Bu fosilin yarı insan yarı maymun özelliği taşıdığı tam bir evrimci uydurmasıdır.
Yeni bulunmuş gibi gösterilen aslında altı sene önce bulunan bu fosil tam bir maymuna aittir. Evrimciler delil yokluğundan darmadağın oldukları için ``nesli tükenmiş bir maymun türü olduğu çoktan belli olan`` bu fosili delilmiş gibi yakın zamanda gündeme getirmişlerdir.
Soyu tükenmiş maymun fosillerini bulup, kız çocuğu iskeleti, bayan-bay iskeleti bulundu demek hem gülünç olmakta hem de evrimcilerin zavallı durumunu göstermektedir. Evrimciler yıllardır benzer yöntemlerle evrime taraftar toplamaya ve kamuoyunu aldatmaya çalışmaktadır. Bunun gibi soyu tükenmiş maymun türlerine ait pek çok fosil Afrika`da bol miktarda mevcuttur ve sürekli bulunmaktadır. Ancak bu fosillerin hiçbiri ara fosil değildir.
Bulunan tüm fosiller, tam, eksiksiz ve mükemmel canlıların fosilleridir. Bunlardan bir kısmı soyu tükenmiş canlılara bir kısmı da bugün yaşamakta olanlara aittir. Evrimciler sadece fosiller üzerinde spekülasyonlar ve çarpıtmalar yapmakla kalmamış çok sayıda sahtekarlığa başvurmuşlardır. Bunlardan 1953 yılında sahte olduğu ortaya çıkan Piltdown Adamı ve eldeki fosilin gerçekte bir domuza ait olduğunun ortaya çıkmasıyla 1927`de iptal edilen Nebraska Adamı en bilinen evrimci sahtekarlıklarıdır.
Evrimciler, bir gün ara fosil bulacaklarını ümit ederek 150 yılı aşkın bir süredir yerin altını üstüne getirmişler ancak bir tane bile bulamamışlardır. Kendileri de bu gerçeği çok iyi bilmektedirler. Evrimcilerin Sahtekarlığı listesi için tıklayın -

Bugüne kadar yaklaşık 350 milyon fosil bulunmuş, bunların tamamının nesli tükenmiş veya bugün de yaşamakta olan canlılara ait olduğu anlaşılmıştır. Yeryüzünde hiçbir zaman evrim sözkonusu olmadığı için ara canlılar da varolmamıştır. Evrimin geçersiz olduğunu ispat eden yüzlerce fosil halen ülkemizdeki pek çok merkezde halkımızın dikkatine sunulmaktadır. http://www.yaratilismuzesi.com/

Aslında Darwinizm daha en başından çökmüştür. Çünkü bir proteinin doğada kendi kendine oluşması "İMKANSIZ" dır. Hücre bir bütün olarak var olmadan protein oluşamaz.Dolayısıyla başka hiç bir konuda, tartışmaya hiç bir gerek yoktur.

Hücre bir bütün olarak var olmadan protein asla oluşamaz
Darwinistler istedikleri kadar içi formüllerle dolu aldatıcı kitaplar yazsınlar, istedikleri kadar sahte fosil getirsinler, Yaratılışa dair bilimsel delillere istedikleri kadar demagojik saldırılarda bulunsunlar, istedikleri kadar her tarafa hayali çizimlerle doldurdukları kartondan afişler yapıştırıp bunu evrim sergisi diye tanıtıp dursunlar, daha temelden yenilmiş oldukları gerçeğini değiştiremeyeceklerdir. Çünkü Darwinistlerin en büyük kabusu henüz daha canlılığın başlangıcıdır. Darwinistler henüz bir tane proteinin nasıl oluştuğuna dair TEK BİR AÇIKLAMA DAHİ YAPAMAMIŞLARDIR. Bu durum, Dawkins’in, Futuyma’nın, Tim White’ın ve diğer bütün Darwinistlerin içine düştüğü içler acısı durumu ifade eder. Yaptıkları hiçbir demagoji, tek bir protein karşısındaki bu büyük ve görkemli yenilginin önüne geçememektedir. TEK BİR PROTEİN, DARWİNİZM’İ TÜMÜYLE ALTÜST ETMİŞTİR.
Darwinist demagojinin önemli bir özelliği tüm kompleksliğine rağmen, yaşamdaki her şeyi basit göstermeye çalışmak olduğundan, Darwinistler, hayatın başlangıcı konusunu da hep basite indirgeme eğiliminde olmuşlardır. “Çamurlu suda hücre oluştu”, “DNA kendi kendine oluşup çoğalmaya başladı” gibi hikayelerin temelinde yatan sebep de budur. Darwinistler bu yolla insanları daha kolay aldatabileceklerini düşünürler. Fakat kendileri de çok iyi görmüşlerdir ki, olay artık bu aldatma safhasını çoktan geçmiştir. İnsanlar artık, yalnızca tek bir proteinin bile kendi kendine oluşamayacak kadar üstün bir kompleksliğe sahip olduğunu bilmekle kalmamakta, aynı zamanda bir proteinin, bir DNA’nın veya RNA’nın ya da hücrenin küçük büyük herhangi başka bir parçasının HÜCRENİN TAMAMI OLMADAN HİÇBİR İŞE YARAMADIĞINI DA bilmektedirler.
Bu gerçek, Darwinist yenilgi açısından çok önemlidir:

- Tek bir proteinin oluşması için DNA gerekir
- Protein olmadan DNA oluşamaz
- DNA olmadan protein oluşamaz
- Protein olmadan protein oluşamaz
- Tek bir proteinin oluşması için 85 ayrı protein gerekir
- Bu proteinlerin bir tanesi bile eksik olsa protein var olamaz
- Ribozom olmadan protein oluşmaz
- RNA olmadan da protein oluşmaz
- ATP olmadan protein oluşmaz
- ATP’yi üretecek mitokondri olmadan da protein oluşmaz.
- Hücre çekirdeği olmadan protein oluşmaz
- Sitoplazma olmadan da protein oluşmaz
- Hücredeki organellerden bir tanesi eksik olsa protein oluşamaz
- Hücredeki bütün organellerin var olması ve çalışması için de proteinler gereklidir
- Bu organeller olmadan da hiçbir şekilde protein olmaz.


Bu sistem, bir arada çalışmak zorunda olan iç içe bir sistemdir. Biri olmadan diğeri olamaz. Tek bir parçası var olsa bile, sistemin diğer parçaları olmadan bu parça hiçbir işe yaramaz.
Kısacası,
BİR PROTEİNİN VAR OLMASI İÇİN HÜCRENİN TAMAMI GEREKİR. Hücre, bugün incelediğimiz ve çok az bir kısmını anlayabildiğimiz mükemmel kompleks yapısı ile var olmadığı sürece, TEK BİR TANE BİLE PROTEİN MEYDANA GELEMEZ.
Bu protein kendi kendine oluşsa bile (ki, bu imkansızdır), hiçbir işe yaramaz. Tek başına etrafta dolanır ve ölür.
Dolayısıyla, Dawkins’in “kendi kendini kopyalayan molekül” iddiası, olağanüstü derecede saçmadır ve yalnızca insanları aldatmaya yöneliktir. İNSAN HÜCRESİNDEKİ HİÇBİR MOLEKÜL, BAŞKA HİÇBİR YARDIMA İHTİYAÇ DUYMAKSIZIN, KENDİ KENDİNİ KOPYALAYARAK ÇOĞALABİLME YETENEĞİNE SAHİP DEĞİLDİR.
Cambridge Üniversitesi’nden bilim felsefesi profesörü Stephen C. Meyer, Signature in the Cell (Hücredeki İşaret) kitabında bunu şöyle anlatmıştır: "DNA’nın yapısının ve işlevinin ortaya çıktığı 1950’li yılları ve 1960’lı yılların başlarını takiben, yaşama dair yeni bir radikal kavram gelişmeye başladı. Moleküler biyologların keşfi, DNA’nın yalnızca bilgi taşımadığıydı. Biyologlar DNA hakkındaki bu keşfin hemen sonrasında, canlı organizmaların genetik bilgiyi işleyebilmesi için sistemlere sahip olması gerektiğinden şüphelendiler. Bir diskin içine saklanmış olan dijital bilginin o diski okuyan bir cihaz olmadan işe yaramaz olması gibi, DNA’nın içindeki bilgi de hücre bilgi işlem sistemi olmadan işe yaramazdır. (Darwinist) Richard Lewontin’in belirttiği gibi “Hiçbir canlı molekül (yani biyomolekül) kendi kendine çoğalamaz... Hücreler ancak bir bütün olarak kendi kendine çoğalmak için gerekli makinelere sahip olabilirler... DNA, yardım alarak veya almayarak, yalnızca kendi kendisinin kopyasını çıkaramamakla kalmaz, aynı zamanda başka hiçbir şey ‘üretemez’... Hücrenin içindeki proteinler başka proteinlerden yapılmıştır ve bu protein oluşturan makine olmaksızın hiçbir şey yapılamaz.” (Stephen C. Meyer, Signiture in the Cell, Harper One, 2009, s. 132-133)
Evrim iddiasını çökerten ve Yaratılış'ı ispat eden fosilleri görmek için, bu konuda ve daha pek çok ilginizi çekecek konularda hazırlanmış belgeselleri izlemek için ve evrimcilerin evrim teorisinin çöktüğünü itiraf eden kendi sözlerini okumak için tıklayınız : http://bilim-yaratan.blogspot.com/
Lütfen bu siteyide inceleyiniz , bu sitede çok detaylı bilgiler bulacaksınız ve evrim teorisi ile ilgili güncel konularıda bu siteden takip edebilirsiniz: http://www.evrimteorisi.com/


Roma'da Darwinist Douglas Futuyma firar etti



Douglas Futuyma Kendisine Sorulan Soru Karşısında Cevap Veremeyince Çözümü Her Zamanki Gibi Kaçmakta Buldu !

Pontifical Gregorian Üniversitesi’nde darwinistler show yapmaya ve insanları kandırmaya çalıştılar, ancak gereken cevabı aldılar. Douglas Futuyma gerçekler karşısında kürsüyü terk etti. Futuyma tıpkı Dawkins gibi çözümü kaçmakta buldu.
Buyrunuz:

Dünyadaki Darwinist Baskıya, Diktatörlüğe Gerçek Yaşanmış Bir Örnek !