DEDELERİ DİZ ÇÖKMÜŞTÜ YA, ONDANDIR HINCI DEVŞİRMENİN
Potamyalı Recep, kanına dokunduğu, soyuna ihanet saydığı için bu sene,
30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarına katılmamış.
30 Ağustosta dedeleri diz çökmüştü Türk Oğluna. Onun için kini vardır,
Türk’e, Türk Cumhuriyetine ve Türk’ün Zafer Bayramına.
Ve O’nun hıncı vardır Kimsesizler kimi Mustafa Kemal’e
Şehit Albay Reşat’a Yüzbaşı Hasan’a Onbaşı Ahmet’e ve Er Alilere
30 Ağustos Yunanlılar Rumlar İngilizler Amerikalılar ve onların torunları
Devşirmeler nesebi bozuklar için zafer değil
kara gündür, matemdir, onarılmaz yaradır içlerinde 30 Ağustos,
çünkü dedeleri diz çökmüştü o gün
Neler oluyordu 30 Ağustos öncesi Türk Yurdunda ?
Türk topraklarının büyük kısmı Emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin
işgali altındaydı
Sayıları azdı bir avuçtular Kuvayı Miliyeciler ama, yürekleri mangal gibiydi.
Padişahın fermanı vardı haklarında, yakalandıkları yerde öldürüleceklerdi
Öldürmek için birde padişah tarafından kuvayı inzibatiye ordusu kurulmuştu
Şeyhül İslam Mason Mustafa Sabri’nin Fetvası vardı Kuvayı Milliyeciler
hakkında
Öldürülmeleri caiz hatta farzdı
Ve aynı Şeyhül İslamın başka bir fetvası daha vardı
Yunan Ordusu halifenin ordusudur ona yardıma gelmiştir dolayısıyla
İslam’ın Ordusudur sakın ola ki Yunan Ordusuna karşı savaşılmaya
zinhar günahtır dinsizliktir imansızlıktır.
Dağ taş düşmandı Anadolu’nun bitek topraklarında, buğday başakları yerine
Düşman ve hainler baş veriyor yeşeriyordu.
Yokluk yoksulluk içinde düşmanla uğraşmak savaşmak zordu ama bir de içerde
her gün emperyalistlerin yerli maşası işbirlikçisi bir isyan patlak veriyordu .
Doğuda batıda kuzeyde Anadolu’yu sıksan hain ve kalleş fışkırıyordu.
Böyle kara bulutların ihanetin kahpeliğin kol gezdiği bir zaman da
Başkomutan Mustafa Kemal
25 Ağustos 1922 akşamı , Afyonkarahisar’ın 20 km kadar güneyinde
Şuhut kasabasında, bir köy evinin üst katında yemeğini yedikten sonra
harita üzerinde, taarruz edilecek araziyi ve genel durumu inceledikten sonra
Ayağa kalkar ve Yaveri Muzaffer Beye:
- Hadi haritaları topla, hareket ediyoruz der.
Gece yarısı olmuştur; Başkomutan, şimdi Kocatepe’nin eteklerindeki çadırlı
ordugâhta,konik bir çadırdadır; gecenin koyu sessizliği içinde,
Başkomutan günlerdir uyumadığı için gözler kan çanağıdır göz altları
torbalanmış ama Bakışlar hala çakmak çakmak.
Yatak üzerinden tabancası alıp kuşanır çadırdan çıkar Ortalık zifirî karanlık…
Petrol ve mum fenerlerinin titrek ışıkları altında Kocatepe’ye doğru
çıkmaya başlar öne doğru fazla eğilerek yürür.
Arazi, engebeli olduğu için ağır ağır ilerler… Nihayet tepeye çıkmıştır;
Bütün karanlıkları delen gözleriyle ileriye bakar:
-Allah, Türk Milletini ve ordusunu koruyacaktır! diye mırıldanır.
26 Ağustos 1922… Sabahın ilk ışıkları görünmüştür; Başkomutan
gözetleme dürbününün başında, düşman tahkimatını seyrederken topçular
ateşe başlıyor… Bu ateş, tahkimatı yer yer havaya uçurmaktadır…
cephane su gibi akıp gitmektedir… Endişeye kapılanlar olur; bunu
Başkomutan’a da söylerler.
O, büyük bir soğukkanlılıkla:
-Tek mermi kalıncaya kadar ateşe devam edilecektir, emrini verir ve ekler:
“Cephane ikmalini düşmandan yapacağız.”
Akşam olmak üzeredir… Dâhi komutan etrafına bakarak:
-Yarın öğleden sonra Afyon’da olacağız der.
O anda herkes şüphe ve tereddütle birbirinin yüzüne bakar; fakat ertesi gün,
yani 27 Ağustos günü öğleden sonra hep beraber Afyon’dadırlar.
Mustafa Kemal kısa süre önce Albay Reşat’ı 57 . Alay Komutanlığına atar
Türk oğlu Türk Kemalin Askeri Albay Reşat 1896 da harp okulunu bitirmiş,
Trablusgarp ve Balkan savaşlarına katılmıştır.
Birinci Dünya Savaşında Çanakkale’de olağan üstün başarılar gösterir.
Bu başarıdan sonra 17. Alay komutanlığına getirilir Muşun işgalden
kurtarılmasındaÜstün başarılar gösterir.
Daha sonra 53 . tümen komutanlığına getirtilerek Suriye cephesine gönderilir.
1918 de İngilizlere esir düşer 13 ay esir kalır .
Esaretten kurtulur kurtulmaz Aralık 1919 da milli mücadeleye katılmak üzere
İnebolu’dan İstiklal yolu üzerinden Ankara’ya geçer.
Mustafa Kemal Paşa tarafından Kafkas Tümeni komutanlığına atanır.
Yarbay Rütbesi ile Sakarya ve İnönü savaşlarına katılarak olağan üstü
Kahramanlıklar gösteren Albay Reşat’a Mustafa Kemal en zor görevi verir
57. Alay komutanlığı
Büyük Taarruzun ikinci gününde
Bizzat Mustafa Kemal tarafından en kritik bölge olan Sincanlı Ovasından
Dumlupınar’a kadar olan tüm yolların önündeki en stratejik Çiğiltepe’nin
düşmandantemizlenmesi görevi verilmiştir.
Çiğiltepe’nin önemini bilen yunan komutanı Trikopis en iyi savaşçı kuvvetlerini
bu tepeye yığmış iki kat tahkim etmiştir.Şimdi resmi kayıtları dinleyelim
“... 27 Ağustos 1922 sabahı saat 10.30’da Mustafa Kemal telefonda
komutana;
Reşat Bey, bu önemli tepeyi ne zaman alacaksınız?
Gecikmeniz genel durumu etkiliyor.
Komutanım, yarım saat sonra alacağız.
Başarılar diliyorum.
Mustafa Kemal (10.45):
Düşmanın halen direndiğini görüyorum. Gözümüz o tepede, çok önemli.
Komutanım tepeye düşman bir tümen yığmış direniyorlar.
Ama alacağız komutanım, mutlaka alacağız.
Savaş alanlarında 18 kez yaralanan şarapnel yiyen Azrail’e her seferinde
kafa tutan Türk Evladı Albay Reşat sabırsızdır siperden sipere koşar
mermiler vız gelirtırıs gider.
Askerlerine moral verir cesaret verir MEMET’lerin hepsi birer aslan kesilir
ölüme meydan okuyarak saldırırlar düşman bitmez
Şairin dediği gibi
İnatla dayandı düşman
Yerden bitercesine çoğala çoğala
Mermiyle mermiyle vur,
Dipçikle vur,
Dipçikle vur
Tükenmez gâvur oğlu gâvur.
Gavur oğlu gavur tükenmez ama yavaş yavaş Albay Reşat tükenir
Cephelerin yenilmez kahraman askeri Albay Reşat bilir ki Çiğiltepe düşmezse
Türk Ordusu düşecektir Türkler diz çökecektir Düşmana.
Bunu ne Albay Reşat, Ne Kemal Ne diğer Türk Evlatları kaldırabilir.
Albay Reşat Konuşur kendi kendine
Yolun sonu geliyor galiba Reşat
Azrail’le saklambaç oynayan Reşat
Bunca yıl ne için savaştım
Vatanım Milletim şerefim ve onurum için
Söz verip sözümü tutamadığım için Diğer MEMET’lerin önünü açamadığım
İçin Bir asker için yapacak tek bir şey kalmıştır.
Düşman kurşunun işlemediği şarapnelinin parçalayamadığı kafasına sıkıp
Onuru için vatanı için ölümsüzleşmek
Ve Albay Reşat Sıkar kafasına
Başkomutan Mustafa Kemal (11.00):
Reşat Bey’i istiyorum.
Komutanım Reşat Bey size bir mesaj bırakarak intihar etti.
Okuyorum, komutanım.
“Yarım saat zarfında bu tepeyi almak için söz verdiğim halde sözümü
yapamamışolduğumdan dolayı yaşayamam.”
Mustafa Kemal’in gözlerinden yaşlar boşanır:
Bu arada Komutanlarını kaybeden MEMET’lere kara haber tez ulaşır
Komutanlarının Şehit olduğunu vatanı için kendini feda ettiğini duyunca
Önce yürekleri dağlanır yanarlar, sonra her biri ateş topuna dönüşüp çıkıp
Kara sevdalısına koşar gibi arkalarına bakmadan Kahramanca saldırırlar
bir an önce komutanlarına kovuşmak için
Saldırırlar Tüfekle, mermiyle saldırırlar, mermileri biter süngüyle saldırırlar
Süngüleri düşer dipçikle saldırırlar
Düşmandan mermi yerler düşmezler süngü yerler düşmezler ta ki,
düşmanın boğazına ellerini kenetleyip onu cehenneme gönderinceye kadar
düşmezler.
Düşman elleri arasında kayıp giderken onlarda ölümsüzleşip vatan toprağına
Toprak anaya kendilerini bırakırlar.
11.45 Başkomutanın telefonu çalar:
Çiğiltepe alınmıştır komutanım. Yüzlerce ölüsünü bırakan düşman
Sincanlı Ovası’na doğru kaçmaktadır, arz ederim.
Türk Askerine,
“Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam
bir askere rastgelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir.
Her zaferin en büyük payı senindir. Burada şehit olan kahraman evlâtlarımızı
minnetle anıyorum, ruhları şâd olsun.”
Başkomutan Mustafa Kemal
Çiğitepede Kocatepede Dumlupınarda sakaryada Conk Bayırında Türk’e
Yenilenlerin torunları bugün Türk’lerden Türk Evlatlarından dedelerinin
intikamını almaktadırlar
30 Ağustos Zafer bayramında bulunmazlar batar bir yerlerine
evlat acısı gibi oturur ciğerlerine
Onun için intikam kin ve nefret doludurlar
Türk’e Türk Cumhuriyetine Kuvayı Milliyecilere
Kurtuluş savaşının ölümsüz kahraman askerlerine komutanlarına,
Özellikle Kemal’e ve Kemal’in gerçek Askerleri Albay Reşat’lara yüzbaşı
Hasanlara Rum, Ermeni artığı devşirmeler ve diğer nesepsiz soysuzlar şimdi,
Kurtuluş savaşını Çiğiltepeyi Mustafa Kemal’i Rıfat Börekçi Hocayı
Perde arkasından sinsice haince kalleşçe 12 Eylül bahanesiyle afişte ve felli
demokrasi bahanesiyle oylamaya referanduma
sunmaktalar Niye
Anadolu’yu İşgal eden Yunanı İstanbul’u işgal eden İngiliz’i,
İngiliz mandası isteyen Vahdettini, İngiliz severler cemiyeti üyesi
Şeyhül İslam Mason Mustafa Sabriyi, Sait Mollayı Kemal beyin katili
Nemrut Kürt Mustafa’yıAartin Kemal’i, Şeyh Sait’i Kürt Sait’i aklayarak
Haini kahraman kahramanı hain yaparak
dedelerinin intikamını almış olacaklar.
Referandumdan sonra direkt saldıracaklar Cumhuriyete Kemal’e Ve Türk’e.
Daha rahat bölecekler ülkeyi Emperyalistlere uşaklıklarını devam ettirerek
İngiliz’in Yunanın Amerika’nın Fransız’ın yıkamadığı Türk Cumhuriyetini
Soysuz devşirmeler sürüleşmiş müritleşmiş yozlaşmış
Türklere, yalakalaşmış diz çökmüş Türk Ordusuna yıktıracaklar.
Ve Sürüleşmiş Müritleşmiş yozlaşmış Bilinçlerini din adına Amerikan ve
İngiliz hizmetindeki din tüccarlarına kaptırmış, kiralamış Türkler,
dün dedeleri diz çöken düşmanın bugün başımızdaki devşirme torunlarının
peşinden imanlarını! Tazeleyerek koşmadalar dörtnala alkışlarla
Ve
Dün Kocatepe de Kemal, Çiğiltepe de Albay Reşat saldırırlar
Allah Allah

Yunan diz çöker İngiliz pısar gavurda göz yaşı ah vah
Bugün Kemal’ler Reşat’lar Rıfat’lar hain diye oylanırlar
Yozlaşmış Türkler de bilinç satılır akıl tutulur yırtınırlar
Recep Hak, Evet, Onlar hain Trikopis torunu kutsal Padişah