“Bağımsızlığın, tarafsızlığın son kalesi olan yargı cephesi, AKP kesiminden yapılan acayip bombardıman sonucu düştü, düşürüldü.”
“Size müjdeyi şimdiden verebilirim! Anayasa Mahkemesi bundan sonra, iktidarın hoşuna gitmeyecek hiçbir karar almayacak....”
Emin Çölaşan, Sözcü’de yer alan bugünkü yazısında, yargıda yaşanan yeni değişimleri, son HSYK seçimini ve önümüzdeki günlerde yaşanacaklarla ilgili öngörülerini ele aldı. Çölaşan’ın önemli saptamaları şöyle:
Anayasa Mahkemesi artık AKP ve yandaşlarının elinde. Sadece birkaç istisna var, onlar da her oylamada azınlıkta kalacak.
İşin İlginç yanı, buraya sayın Sezer tarafından seçilen bazı üyeler zaten 180 derece dönmüş, iktidarla yakın ilişki içine girmişti.
Şu halde, iktidarın yargıdan yer kapma savaşında fileleri delen ilk büyük golü AKP attı ve Anayasa Mahkemesi’ni adım adım ele geçirmeyi başardı.
Böylece iktidar 1, yargı 0
Pazar günü AKP-Yargı maçının ikinci turu oynanacaktı. Bu kez karşıda iktidarın rakibi olarak Anayasa Mahkemesi değil, HSYK vardı. AKP’nin bu maçı da mutlaka alması, yargının ve adaletin son kalesini kucağına oturtması gerekiyordu.
Adalet Bakanlığı’nda liste hazırlandı. Listeye Bakanlık Bürokratları olan Müsteşar Yardımcısı, Personel Genel Müdürü ve Adalet Akademisi Müdürü gibi şahıslar konuldu. Bunların dışında adli ve idari yargıdan hakim ve savcılar vardı.
..Türkiye’nin dört bir yanındaki hakim ve savcılara, listeler -el altından- gönderildi. 11 bin dolaylarındaki hakim, savcı ve tetkik hakimin çoğuna, ama özellikle de AKP yandaşı olduğu bilinenlere listeyle birlikte haber gönderildi:
“Listemiz budur. Sadece bu isimlere oy verilecek, başka isim yazılmayacak. Tam kadro sandığa gidiniz.”
Bu rezalet doğal olarak dışarıya sızdı. Adalet Bakanlığı acele tarafından bir açıklama yapmak zorunda kaldı:
“Tarafımızdan liste hazırlandığı iddiaları tamamen yalandır. Böyle bir şey yoktur! Herhangi bir liste için kurumsal desteğimiz de yoktur!”
Bakanlığın listesi pazar günü sandıktan tulum liste olarak, firesiz, kayıpsız çıktı.
Pazar günü maç bittiğinde sonuç çarpıcıydı:
İktidar 2, yargı 0
Adalet Bakanlığı’nın listesi nasıl oldu da tulum çıktı?
Türkiye’nin aklı başında insanları olduğunu varsaydığımız yargı mensupları, hakim ve savcıların çoğunluğu, nasıl oldu da, adaleti feda edip iktidarın eşeğine binmeyi içlerine sindirdiler?
1. Bu iktidar ve öncesindeki Refah Partisi, yargıya çok sayıda hakim ve savcı aldı. Onların “mülakat” adıyla bilinen sözlü sınavlarında iktidardan torpilli olmayanlar elendi, torpilliler ise göstermelik sözlü sınavı geçti! Çoğu Fethullah’ın elemanı idi. Fethullah’ın “Yargıyı ele geçirin” çağrısına uymuşlardı.
2.Onların sınavları Adalet Bakanlığı bürokratları tarafından düzenlenmiş, eğitimleri yine aynı kişiler tarafından verilmişti. Şimdi HSYK üyesi seçtikleri büyüklerine gönül borçları vardı.
Ey, EVET’çi vatandaşlarım, bundan sonra yargıda bir işin olduğu takdirde davan geçikirse, sürüncemede kalırsa, haksızlığa uğradığına inanırsan sakın ola ki “Bu nasıl adalettir, ben hakkımı kimden arayacağım” diye ağlaşma, yakınma!
Kendi düşen ağlamaz sevgili vatandaşım!
Burada yemin ediyorum, böyle bir şeyi örneğin CHP yapsaydı, ona da karşı çıkardım.
Çünkü yargı kutsaldır. İçine siyaset girmemesi gereken kurumların en başında gelir.
Tayyipgiller familyası şimdi zevkten dört köşe, ellerini ovuşturuyorlar.
Artık yargı onların Anayasa Mahkemesi ellerinde. Pazar günü ele geçirdikleri HSYK’yı kullanarak, istemedikleri kararlarını beğenmedikleri tüm hakim ve savcıları yerlerinden edecekler, terfilerini engelleyecekler.
Liyakat, iyi sicil, onurlu ve tarafsız hukukçu olmak falan artık hiç önemli değil.
Yargıtay ve Danıştay üyelerini de artık AKP yandaşları arasından seçecekler. Ancak üzgünüm(!) onları ele geçirmek biraz zaman alacak.
Tavukların kümesine tilkiyi sokup başkan yaptılar. Tilkinin emrine giren tavukların vay haline!
Sevgili vatandaşım, sana “Yargı reformu yapıyoruz anayasaya EVET oyu ver” diye yutturdukları hikayenin özü işte budur.
Yargıya ve adalete artık siyasetin bulaştığını şu son iki olayda, Anayasa Mahkemesi ve HSYK olayında bile anlamadıysan, bundan sonra da hiç anlayamazsın benim güzel vatandaşım!
Ya da şöyle diyor olabilirsin: “Beni hiç ırgalamaz. Yargıya siyaset girmişse bana ne benim umrumda bile değil”
O takdirde, senin canın sağolsun, sevgili vatandaşım


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


Kudur eminciim

