ibrahim-ch tarafından gönderildi.
TESETTÜR
Kadının çarşafı, baş örtüsü, sesi gibi mes'elelerin, îman ve İslâm’ın şart ve esasları ile, doğrudan alâkalı imiş gibi değerlendirilmesi yanlıştır.
Bunlar mü'mine ve afîfe hanım efendilerin, örfe göre tâyin edecekleri mes'elelerdir.
Ancak erkek ve kadında esas olan; ahlâk, hayâ ve iffettir.
Bir hadîs-i kudsîde:"Allah güzeldir, güzelliği sever."buyurulur. Öyleyse kadını çirkinleştirmek, kendisi dâhil kimsenin hakkı olamaz.
Şu da şâyan-ı dikkat bir husustur ki TESETTÜR, Kur'an-ı Kerim ve Hadîs-i Şeriflere ait bir tâbir değildir.
Kamus'a göre Arapçada SİTR; perde, korku, utanma, hayâ ve akıl mânâlarında kullanılır.
Akla, sitr denmesinin sebebi de, insana etvâr-ı nâşâyesteden perde olmasından dolayıdır.
SETÎR ve MESTUR, müennesleri olan SETÎRE ve MESTÛRE kelimeleri ile birlikte: "Afîf ve perhîzkâr erkek ve kadına ıtlâk olunur.
TESETTÜR ise; bir nesnenin içinde veya arkasında gizlenmek, diye tarif edilmiştir.
"Ayrıca SİTR veya SETR ve aynı kökten türeyen diğer kelimeler, daha çok "MEN SETERE AVRETE EHÎHİ" (kim kardeşinin ayıbını perdelerse) misâlinde görüldüğü gibi kullanılmıştır.
En bariz örneği de, Cenâb-ı Hakk'ın "SETTÂRÜ'L-UYÛB sıfatıdır."
"Bizim dînimiz, kolaylık dînidir.
Cenâb-ı Hak:"Dinde zorlama yoktur.","Allah sizin için kolaylık ister, güçlük istemez" buyurmuşlardır.
Hz. Peygamber de: "Kolaylaştırın, zorlaştırmayın. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin." diyor.
Biz çıplaklığı müdâfaa etmiyoruz.
Sâdece tesettürün; kafayı sımsıkı sarmak değil, iffet; ve edep dâhilinde giyinmek olduğunu belirtmek istiyoruz.
Baş örtüsünü, bir îman ve İslâm esâsı hâline getirmeden örtünen mü'min hanımlara da, ancak hürmet duyarız.
Hülâsa, bizce bugün yapılması gereken; zâten sokağa çıkmış olan kadını, başını örtmeye zorlayarak, daha da menfî bir tavır içine sokmadan onu, kaybettiği dînî, millî, ve târihî değerlerle bezeyip, iffet ve hayâsından fedâkârlık etmeyecek bir seviyeye eriştirmektir."