Yapılan işleri ve elde edilen başarıları, başlangıçta yapılan plan ve programlara bağlayıp Cenâb-ı Hakk’ın inâyet, riâyet, kilâet ve vekâletini hiç görmemek bir çeşit şirktir.
Biz bu dünyada esbap dairesi içinde halk edilmişiz; etrafımızı çepeçevre kuşatan sebepleri görmezlikten gelemeyiz. Sebepleri görmezlikten gelmek, tekvînî emirleri, başka bir ifadeyle Cenâb-ı Hakk’ın kâinatta koymuş olduğu kanun ve kuralları görmezlikten gelmek demektir. Ayrıca madem Cenâb-ı Hak, ilâhî kudret ve iradenin, zahiren, basit ve hasis şeylere taalluku görünmesin diye, sebepleri izzet ve azametine birer perde kılmış, onlarla bizi çepeçevre kuşatmıştır ve O’nun izni olmaksızın onlardan sıyrılmamız mümkün değildir
Bazı coğrafyalarda canlı bombalar ve terör hadiseleri gibi bir kısım yanlışlıklarla kirletilen değer ölçülerimizi ve kültür zenginliklerimizi, kendi güzellikleriyle âleme duyurma ve İslam’ın o pırıl pırıl çehresini herkese gösterme konusunda tabii ki bizim bir planımız ve gayretimiz olmalıdır. Dünyanın dört bir yanına yayılmalı ve “Böyle müslümanlar da var!” dedirtmeliyiz. Bunu kendimiz adına dedirtmemeliyiz, o riya olur. Fakat, Müslümanlık adına bunu dedirtmek bir vazifedir.
Bir yerde oturup tembel tembel düşünenler hep karanlık düşünür, karanlık konuşur, fitne ve fesada açık yaşarlar. Aksiyon içinde düşünenler, yani canla başla koşarken bir yandan da yeni yeni projeler üretenler, plan ve programlar yapanlar ise aydınlık düşünür, aydınlık konuşur, silm ve selâmetin, aşk u şevkin temsilcisi olurlar. Zaten, âhirzaman kudsilerinin temel özelliği de, aksiyon öncelikli düşünce insanı olmalarıdır.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla