• Reklam
9 sonuçtan 1 --- 9 arası gösteriliyor
  1. #1
    Atatürk EvRiMSeL adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2009
    Mesajlar
    7,658
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4

    Türbana can feda... Rujlu hakime ise bekaret soruşturması! (mustafa mutlu)

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Kadınları, genç kızları, kılık kıyafetine, inancına, aidiyetine veya aile yapısına göre eğitiminden mahrum bırakmak, üniversitenin özgürlükçü niteliğini aşındıran ilkel ve gerici bir tutumdur” demiş...
    “Kadının Güçlendirilmesi ve Beşeri Güvenliğin İnşası” konulu bir toplantıda söylemiş bu sözleri...
    Başbakan’a göre; kadınları ve kızları...

    Aidiyetine... (Örneğin tarikatına ya da cemaatine...)
    Kılık, kıyafetine... (Yani türbanına...)
    İnancına... (Hatta inancını siyaset alet etmesine...)
    ...göre üniversite eğitiminden mahrum bırakamazsınız...
    Ama onun iktidarındaki Adalet Bakanlığı’nın uygulaması yüzünden; ruj süren ve odasında erkek bir avukatla konuşan kadın hakim, “bekaret kontrolü”ne gönderilip, meslekten ihraç edilebilir!

    ***

    Dünkü bir gazetede, meslekten atılınca Türkiye’yi AİHM’de mahkûm ettiren Hâkim Arzu Özpınar’la yapılan bir söyleşi vardı...

    O yıllarda Mersin’in Gülnar ilçesinde görev yapan Hakim Arzu Özpınar, 2003’te meslekten ihraç edilmiş...
    Bu kararın ardından tüm işyerlerinin kapısı kendisine kapanmış, hiçbir yerde iş bulamamış...
    Geçen yıl kaybettiği emekli savcı babasından kalan öksüz maaşı ile geçinmeye çalışıyormuş...

    ***

    Tüm bunlar nasıl mı olmuş? Anlatayım:
    O günlerde çok başarılı, gelecek vaat eden genç bir hakimmiş Arzu Hanım...

    Ankara Hukuk Fakültesi’nden ikincilikle mezun olmuş...
    Gülnar’da görev yaptığı dönemde, bir davada bazı polisler hakkında mahkûmiyet kararı vermiş...

    İşte; bu kararın ardından, Adalet Bakanlığı’na sahte imzalı ihbar mektupları yağmaya başlamış...

    “Milliyetçi polisler”, “adliye çalışanları” ve “bir vatandaş” gibi sahte imzalarla gönderilen ihbar mektuplarında, Özpınar’ın “fazla ruj sürdüğü, mini etek giydiği, odasına bir avukatı alıp kapıyı kapattığı, farklı erkeklerle yemek yediği” gibi iddialar yer alıyormuş...
    Çok şükür ki ülkemizde bu iddiaların hiçbiri henüz “suç” değil...

    Ama gelin bunu dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek’e anlatın...

    Bakan Bey (ya da müsteşarı) iddiaları elinin tersiyle itip, “Bunlar tamamen Hakim Hanım’ın özel hayatıyla ilgili konulardır. Kimse karışamaz” diyeceğine; tutmuş bir müfettiş görevlendirmiş...

    Ve gönderdiği müfettiş de Hakim Hanım’dan, suçlamaların asılsız olduğunu ispatlaması için bekaret raporu istemiş...
    Hakim Hanım bu raporu almış almasına da... Buna rağmen Cemil Çiçek’in başkanlığındaki Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından meslekten ihraç edilmekten kurtulamamış...
    Hayatı boyunca hakkında hiçbir disiplin soruşturması açılmayan, sicili tertemiz bu Hakim Hanım, sanki rüşvet alırken suçüstü yakalanmış gibi; uyarı veya kınama kararı bile verilmeden, doğrudan meslekten ihraç edilmiş...
    Elbette konuyu AİHM’e götürmüş ve açtığı davayı kazanmış ama...

    Sırf bir davada bazı polisleri mahkûm ettiği için boynuna asılan namussuz” yaftasından da bir türlü kurtulamamış...

    ***

    Şimdi... Türban için sekiz yıldır mücadele veren ve bu uğurda ülkeyi sayısız kez krize sürükleyen tüm siyasetçilere soruyorum:

    Bu kadın hakimin yaşadıklarının, sizin katınızda hiç mi önemi yok?

    Sırf ruj sürdüğü ya da işi gereği makamında bir erkek avukatla görüştüğü, yemek yediği için hem işinden olan hem de namusu tartışma konusu haline getirilen bu kadın, hiçbirinizin vicdanını kanatmıyor mu?
    samimiyet?

  2. #2
    kuzgunruh adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-10-2010
    Mesajlar
    786
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    2
    Bu yüzden samimiyetlerine inanmıyorum
    Bu tarz olaylar bir değil on değil binlerce
    bir tanesi çıkıyor burda diğerlerini aklamaya çalışıyo ama alayı sinsi,iki yüzlü ve riyakar insanlar
    bunları samimi bulanlarda birgün bize hak verecek

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    24-10-2005
    Mesajlar
    14,356
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    bu hanımefendiye meslekten atan makam neresi: HSYK

    hani sizin şu dokunulmasınnnnnnnn, olmazzzzzz diye bas bas bağırdığınz yer!

    Cemil Çiçekin başkanlğında toplanmışlar ve bu hanını meslekten atmışlar. Eğer hsyknın cemil çiçek dışındaki üyeleri isteselerdi (aynen erzincan savcısı için, osman korkmaz için vs.vs. direndikleri gibi) bu hanım atmazlardı!

    Mustafa mutlu gibiler laf söyleyeceklerde konuya başörtüsünü felan sokuşturmadan adam gibi hsykya söylemeliler.

    Bu konuyla başörtüsünü bir araya getirmek de zaten ancak vatan gazetesine yakışırdı onlar da yapmışlar! Ne alakası varsa başörtüsüyle bu konunun.

    Burda bir haksızlık varsa bu haksızlıktır, yanlışlıktır dersiniz tutup konunun içine başka konulara sokmazsınız eğer niyetiniz sadece üzüm yemekse.

    HSYK'nın (2003 dönemindeki) başörtüsüne nasıl baktığı, zihniyet olarak ordakilerin başörtüsüne bakış açıları ortadayken bu hanımı meslekten atan makam da orası olmasına rağmen başörtüsünü sakız gibi diline dolamak terbiyesizliktir, ahlaksızlıktır.
    Armut Deyip Geçmeyin, Onun İlk Hecesi Çoğu Kişide Yoktur !

    (Necip Fazıl Kısakürek)

  4. #4
    ÇILGIN AT adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-03-2009
    Mesajlar
    6,743
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    eğerki doğruysa tam bir skandal..... bir avukattan bekaret raporu istenmesi gibi birşey olabilirmi ?? sayın mutlu bundan emin olmadan yayınlamamıştır benim en garibime giden ise avukatın bu raporu alması ... bir avukat niye bu raporu alma gereği duyar ?
    Harran Ovasında Toros Yaylalarında Karadeniz Yaylalarında iki inek yetiştirmeyi beceremeyen adamlar maşallah ekranlarda yüzlerce sığır yetiştirdi.. Nihat GENÇ
    Yasama, yürütme, yargı içiçe geçmişse, özgürlükler garantide değilse, anayasa yok demektir. Kuvvet kimdeyse o hâkimdir! (Jean-Jacques Rousseau)

    http://www.facebook.com/video/video....59027504130383

  5. #5
    Srebrenica <s>hakdin</s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-04-2005
    Mesajlar
    11,060
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    Alıntı ÇILGIN AT tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    eğerki doğruysa tam bir skandal..... bir avukattan bekaret raporu istenmesi gibi birşey olabilirmi ?? sayın mutlu bundan emin olmadan yayınlamamıştır benim en garibime giden ise avukatın bu raporu alması ... bir avukat niye bu raporu alma gereği duyar ?
    Alıntı redyellow tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    bu hanımefendiye meslekten atan makam neresi: HSYK

    hani sizin şu dokunulmasınnnnnnnn, olmazzzzzz diye bas bas bağırdığınz yer!

    Cemil Çiçekin başkanlğında toplanmışlar ve bu hanını meslekten atmışlar. Eğer hsyknın cemil çiçek dışındaki üyeleri isteselerdi (aynen erzincan savcısı için, osman korkmaz için vs.vs. direndikleri gibi) bu hanım atmazlardı!

    Mustafa mutlu gibiler laf söyleyeceklerde konuya başörtüsünü felan sokuşturmadan adam gibi hsykya söylemeliler.

    Bu konuyla başörtüsünü bir araya getirmek de zaten ancak vatan gazetesine yakışırdı onlar da yapmışlar! Ne alakası varsa başörtüsüyle bu konunun.

    Burda bir haksızlık varsa bu haksızlıktır, yanlışlıktır dersiniz tutup konunun içine başka konulara sokmazsınız eğer niyetiniz sadece üzüm yemekse.

    HSYK'nın (2003 dönemindeki) başörtüsüne nasıl baktığı, zihniyet olarak ordakilerin başörtüsüne bakış açıları ortadayken bu hanımı meslekten atan makam da orası olmasına rağmen başörtüsünü sakız gibi diline dolamak terbiyesizliktir, ahlaksızlıktır.
    al sana yazı hadi bakalım

    Yazının gerçeği


    Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) 2003’te “fazla makyaj yaptığı, mini etek giydiği ve bir avukatla ilişkisi olduğu” iddialarıyla ihraç ettiği Mersin’in Gülnar İlçesi’nde görev yapan Hâkim Arzu Özpınar, kendini savunmak için ‘bekâret raporu’ almak zorunda kalmış. İhraç kararının ardından işsiz kalan, ailesiyle ilişkileri bozulan Özpınar intihar girişiminde bile bulunmuş.

    2003’ten beri hiçbir yerde iş bulamayan Özpınar, şu an geçen yıl kaybettiği babasından kalan öksüz maaşı ile geçinmeye çalışıyor. Dedikodu ve isimsiz ihbar mektuplarıyla meslekten atılan, avukatlık bile yaptırılmayan Arzu Özpınar yaşadıklarını Taraf’a anlattı.

    İsimsiz ihbar mektupları
    Ankara Hukuk Fakültesi’nden ikincilikle mezun olan Arzu Özpınar’ın henüz 27 yaşında genç bir hâkimken hayatını karartan süreç, son görev yeri Gülnar’da HSYK’ya şikâyet edilmesiyle başladı. Bir davada bazı polisler hakkında mahkûmiyet kararı vermesinin ardından Bakanlığa “Milliyetçi polisler”, “Adliye çalışanları” ve “bir vatandaş” gibi imzalarla gönderilen ihbar mektuplarında Özpınar’ın ‘fazla ruj sürdüğü’, ‘mini etek giydiği’, ‘odasına bir avukatı alıp kapıyı kapattığı’, ‘farklı erkeklerle yemek yediği’ iddia ediliyordu. Şikâyetler üzerine Adalet Bakanlığı’nın, Özpınar’ın meslek hayatındaki ilk soruşturmayı başlatarak görevlendirdiği müfettiş ‘ihraç’ talebiyle hazırladığı raporu HSYK’ya gönderdi.

    Her şey tayinle başladı
    Soruşturmadan bir ay önce terfi alan Özpınar, ardından yaşadıklarını şöyle anlattı: “Mezun olduğum zaman hocalarım kariyerimi akademisyen olarak sürdürmemi istedi. Ancak ben savcı bir babanın kızıydım ve onun gibi aktif görev yapmak istiyordum. O yüzden teklifi geri çevirdim. Önce Erzurum Karaçoban’a, ardından da Gülnar’a tayinim çıktı. Hayatım boyunca unutamayacağım olaylar da bu tayinle başladı.

    Annem ve babam boşanmıştı. Annem ve kardeşlerime ben bakıyordum. Bir erkek kardeşim ODTÜ’de okuyordu. 27 yaşında olan her genç kız gibi giyimime kendime özen gösteriyor, makyaj da yapıyordum.

    'Ben bir hakimim, odama avukat girebilir'
    Hakkımda bir grup polis bakanlığa şikâyette bulunmuş, beni ‘iffetsizlik’ ve ‘namussuzlukla’ suçlamış. Gerekçe olarak da mini etek giymemi, makyaj yapmamı göstermişler. Bir de, bir avukatın sık sık odama girdiğinden, onunla ilişki içinde olduğumdan bahsetmişler. Ben bir hâkimim ve elbette odama avukatlar girebilir. Bundan daha doğal ne olabilir ki. Böyle bir ilişki yaşamadım. Ancak yaşasam dahi bu benim özel hayatım. Kurul özel hayata müdahale eden bir ahlak polisi gibi karar verdi.

    'En zoru bekaret raporu almaktı'
    Bakanlığın gönderdiği müfettişe, suçlamaların asılsız olduğunu ispatlamak için ‘bekâret raporu’ almak zorunda kaldım. En ağırıma giden, onurumu kıran ve beni ömür boyu hiç kurtulamayacağım bir bunalıma sürükleyen de bu oldu.

    O tarihe kadar hakkımda hiçbir disiplin soruşturması açılmamıştı. Sicili tertemiz, hukuk fakültesini başarıyla tamamlamış genç bir hâkim için kurul, direkt uyarı, ikaz veya kınama kararı vermeden ihraç kararı aldı.

    İddiaları değerlendiren Kurul’un o dönemki Başkanı, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Başkanvekili ise Alâeddin İsaoğlu’ydu. Durumumun görüşüldüğü toplantıya Cemil Çiçek katılmamış, İsaoğlu ise karara muhalefet şerhi koymuş. Ancak çıkan karar dörde karşı beş oyla ‘ihraç’ olmuş.

    Sadece işimi değil, ailemi de kaybettim
    Kurulun namusuma, onuruma dil uzatarak, beni şerefsizlikle suçlayarak böyle bir karar vermesi ailemi ve bütün çevremi kaybetmeme neden oldu. Babamla uzun yıllar küs kaldık, ölmeden bir-iki sene önce barıştık. Annem ve kardeşlerimle de aram bozuldu. O dönemden sonra yalnız yaşamaya başladım. Yıllarca işsiz kaldım.

    'Yıllardır evden dışarı çıkmıyorum'
    Bunalıma girdim. Ailem ruh halini görünce uğradığım haksızlığı anladı. Yanımda olup bana moral vermeye çalıştılar. Geçinmem konusunda yardımcı oldular. Bir yakınım sigortamı yatırdı. Yıllardır evden dışarı çıkmıyorum. Hayata küstüm. Şu an da yalnız yaşıyorum.

    'İyi biri olsa atılmazdı' damgası
    İhraç kararının ardından hukuk büroları ve çeşitli yerlere iş başvurusunda bulundum. Ancak her kapı yüzüme kapandı. Düşünsenize, HSYK gibi bir kurum sizin ‘namussuz’ olduğunuza ‘karar’ vermiş, ‘şerefsizlikle’ suçlamış. Gittiğim her yerde ‘iyi biri olsa atılmazdı’ düşüncesiyle iş vermediler.

    'İntihar etmek istedim'
    AİHM’de açtığım davayı kazanmak bile beni rahatlatmaya yetmedi. Düşünsenize ilişkiniz olmadığını en utanç verici aşağılayıcı bir biçimde ortaya koyuyorsunuz. Bekaret raporu alıyorsunuz. Buna rağmen ihraç veriliyor. O raporu alırken yaşadıklarımı anlatamam, içimde yanan ateşi hiçbir netice söndüremez. Namusuma leke sürdüler. Beni ‘rüşvet aldı’ diye ihraç etseler bu kadar üzülmezdim. O dönem intihar girişiminde dahi bulundum. Keşke böyle bir karar verip beni lekeleyeceklerine tabancayla vursalardı.

    Haysiyetimi ve mesleğimi istiyorum
    Meslekten ihraç edildiğim dönem HSYK kararlarına itiraz yolu kapalıydı
    . Üstelik itiraz etsem dahi, itirazı yine o kararı veren kurulun üyeleri değerlendiriyordu. Artık HSYK kararlarına itiraz yolu açıldı. Bu, geçmişte benim gibi mağduriyet yaşayanları kapsar mı bilmiyorum. Ama bu konuda derhal bir yasa çıkarılmalı. Sadece haksız yere incitilen haysiyetimi ve iftiralar yüzünden elimden alınan mesleğimi istiyorum.”

    AİHM’de açtığı davayı kazandı
    Arzu Özpınar’ın meslekten atılmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) açtığı “özel yaşama saygı” ve “HSYK kararlarına yargı önünde itiraz” davasını kazandı.
    AİHM tarafından önceki gün açıklanan kararda, Özpınar’ın özel yaşam tarzı gerekçe gösterilerek meslekten ihraç edilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “özel hayatın ve aile hayatının korunması”yla ilgili maddesine aykırı olduğuna hükmedildi.

    Mahkeme, HSYK kararlarına karşı Türk mahkemeleri önünde itiraz hakkı olmamasının ise sözleşmenin yargı önünde etkili başvuru hakkıyla ilgili maddesine aykırı olduğu sonucuna vardı. Gerekçeli kararda, Türk hükümetinin dava hakkında gönderdiği savunmada HSYK’yı “bağımsız bir kurum” olarak tanımladığı da not edildi. Özpınar, tazminat talebinde bulunmadığı için AİHM maddi veya manevi tazminata hükmetmedi.
    Hadi bakalım Adil iseniz cevap verin
    Bu mesaj en son " 26.10.10 " tarihinde saat 08:42 itibariyle hakdin tarafından düzenlenmiştir...
    Faşist değilim.Lakin dün Van da PKK cenazelerinde Kürdistan diye nara atanlar.Bugün "İş makinelerini buraya gönderin,doktorları buraya gönderin,polis gelsin,mehmetçik bize yardım etsin.." diyenlere : İŞ MAKİNALARINI YAKTINIZ, DOKTORLARI ÖLDÜRDÜNÜZ,POLİSİ TAŞLADINIZ,MEHMETÇİĞİ ŞEHİT ETTİNİZ, EDENLERE YARDIM ETTİNİZ... Demekten kendimi alamıyorum..!

  6. #6
    ÇILGIN AT adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-03-2009
    Mesajlar
    6,743
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    http://www.gazeteport.com.tr/GUNCEL/NEWS/GP_786904

    Adalet Bakanlığı’nın, Özpınar’ın meslek hayatındaki ilk soruşturmayı başlatarak görevlendirdiği müfettiş ‘ihraç’ talebiyle hazırladığı raporu HSYK’ya gönderdi.

    "BEKARET RAPORU" BENİ YIKTI
    Hakkımda bir grup polis bakanlığa şikâyette bulunmuş, beni ‘iffetsizlik’ ve ‘namussuzlukla’ suçlamış. Gerekçe olarak da mini etek giymemi, makyaj yapmamı göstermişler. Bir de, bir avukatın sık sık odama girdiğinden, onunla ilişki içinde olduğumdan bahsetmişler. Ben bir hâkimim ve elbette odama avukatlar girebilir. Bundan daha doğal ne olabilir ki. Böyle bir ilişki yaşamadım. Ancak yaşasam dahi bu benim özel hayatım. Kurul özel hayata müdahale eden bir ahlak polisi gibi karar verdi.

    Bakanlığın gönderdiği müfettişe, suçlamaların asılsız olduğunu ispatlamak için ‘bekâret raporu’ almak zorunda kaldım. En ağırıma giden, onurumu kıran ve beni ömür boyu hiç kurtulamayacağım bir bunalıma sürükleyen de bu oldu.

    O tarihe kadar hakkımda hiçbir disiplin soruşturması açılmamıştı. Sicili tertemiz, hukuk fakültesini başarıyla tamamlamış genç bir hâkim için kurul, direkt uyarı, ikaz veya kınama kararı vermeden ihraç kararı aldı.

    İddiaları değerlendiren Kurul’un o dönemki Başkanı, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Başkanvekili ise Alâeddin İsaoğlu’ydu. Durumumun görüşüldüğü toplantıya Cemil Çiçek katılmamış, İsaoğlu ise karara muhalefet şerhi koymuş. Ancak çıkan karar dörde karşı beş oyla ‘ihraç’ olmuş.
    Gerekçeli kararda, Türk hükümetinin dava hakkında gönderdiği savunmada HSYK’yı “bağımsız bir kurum” olarak tanımladığı da not edildi.
    ne için adil olucam ???? bunu HSYK veya cemil çiçek veya adalet bakanlığı sen ben kim yapsa büyük bir haksızlıktır....
    hsyknın bağımsız bir kurum olduğunu söylemişler ne kadar bağımsız değilmi adalet bakanı veya müsteşar olmadan parmaklarını oynatamayan bir kurumdan bahsediyoruz !!
    Harran Ovasında Toros Yaylalarında Karadeniz Yaylalarında iki inek yetiştirmeyi beceremeyen adamlar maşallah ekranlarda yüzlerce sığır yetiştirdi.. Nihat GENÇ
    Yasama, yürütme, yargı içiçe geçmişse, özgürlükler garantide değilse, anayasa yok demektir. Kuvvet kimdeyse o hâkimdir! (Jean-Jacques Rousseau)

    http://www.facebook.com/video/video....59027504130383

  7. #7
    Srebrenica <s>hakdin</s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-04-2005
    Mesajlar
    11,060
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    Alıntı ÇILGIN AT tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    http://www.gazeteport.com.tr/GUNCEL/NEWS/GP_786904



    ne için adil olucam ???? bunu HSYK veya cemil çiçek veya adalet bakanlığı sen ben kim yapsa büyük bir haksızlıktır....
    hsyknın bağımsız bir kurum olduğunu söylemişler ne kadar bağımsız değilmi adalet bakanı veya müsteşar olmadan parmaklarını oynatamayan bir kurumdan bahsediyoruz !!
    Tamam her iki kurumda haksızlık yapmış bu konuda hem fikiriz.
    Unutmadan yazı taraf gazetesinin yazısı sizinde itibar etmeniz ilginç
    Faşist değilim.Lakin dün Van da PKK cenazelerinde Kürdistan diye nara atanlar.Bugün "İş makinelerini buraya gönderin,doktorları buraya gönderin,polis gelsin,mehmetçik bize yardım etsin.." diyenlere : İŞ MAKİNALARINI YAKTINIZ, DOKTORLARI ÖLDÜRDÜNÜZ,POLİSİ TAŞLADINIZ,MEHMETÇİĞİ ŞEHİT ETTİNİZ, EDENLERE YARDIM ETTİNİZ... Demekten kendimi alamıyorum..!

  8. #8
    ÇILGIN AT adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-03-2009
    Mesajlar
    6,743
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    zaten tüm kaynaklarda hemen hemen aynı şekilde verilmiş haber .. evet kaynağın kaynağı taraf gazetesi haklısın ... söz konusu asker veya cumhuriyet olmayınca demekki saptırmadan haber yapıyor olabiliyorlardır belkide
    Harran Ovasında Toros Yaylalarında Karadeniz Yaylalarında iki inek yetiştirmeyi beceremeyen adamlar maşallah ekranlarda yüzlerce sığır yetiştirdi.. Nihat GENÇ
    Yasama, yürütme, yargı içiçe geçmişse, özgürlükler garantide değilse, anayasa yok demektir. Kuvvet kimdeyse o hâkimdir! (Jean-Jacques Rousseau)

    http://www.facebook.com/video/video....59027504130383

  9. #9
    Atatürk EvRiMSeL adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2009
    Mesajlar
    7,658
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    adalet bakanının parmağı olduğunu onayladınız işte verdiğiniz kaynakta.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Türbana sicil affı
    2006 Konuları bölümünde dana22 tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 27.02.06, 09:16
  2. Mübaşire söven hakime ağır para cezası
    2005 Konuları bölümünde KöprülüPaşa tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 01.07.05, 11:48
  3. Hakime Savcıya ve Milletvekiline Trafik Cezası Kesilemeyecek...
    2005 Konuları bölümünde basari tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 10.04.05, 00:37

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •