• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    MƋƔį... blond_41 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    6,508
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Kişi Yargılayıcı olmanın karşı konulmaz çekimi

    Geçtiğimiz günlerde hoş, akıllı, zarif bir kadın geldi ve çalışmaya başladık. Haksızlığa uğradığını söylüyordu. Bir arkadaşına çok emek vermişti ama o, onu sırtından bıçaklamıştı. İş hayatında çok çalışıyordu ama bir türlü hak ettiği başarıyı elde edememişti. Ya parası? Hep hak ettiğinden az kazanıyordu. İşverenleri cimriydi. Kaybetme ve değersizlik korkularıyla boğuşuyordu ve bunları silmemiz kolay almadı. Erkeklerle ilişkisi hemen hemen yok gibiydi. Onlar tarafından yanlış anlaşılıyordu çoğunlukla. Ve hayatına giren adamlardan küçük de olsa, muhakkak bir zarar görüyordu. Ne tuhaftı... Sonunda epeyce duygu çalışması yaptıktan sonra neden gerçek hayatında hiçbir şeyin değişmediğini anladım. Bir gün çalışmalarımızın ortasında bana şunu söyledi: "Artık bıktım Seda Hanım. Lütfen beni olumsuz duygularımla yormayın. Biraz da olumlama yapalım ve çekim yasasını çalıştıralım." Oysa olumlama için çok hazır görünmüyordu.

    ÇOK ÖFKELENİYORDU
    Başladık... Ve fark ettik ki, tam olarak temizlenememe sebebi, çok yargılayıcı olmasıydı. Herkesin bir kusuru vardı ve bu kusurlar onu müthiş öfkelendiriyordu. Herkesi eleştiriyordu. Ama eleştirilerine şık bir kılıf bulmuştu bile... "Ben yaptıklarımın mükemmel olmasını istiyorum. Onlar da benim kadar dikkatli ve saygılı davranmalı." Yargılayıcı olmak, büyük bir kusur. Sürekli eleştirmek de... Neden mi? Altında büyük bir özgüven eksikliği yatıyor da ondan... Eğer başkalarını beğenmiyorsanız, dönün içinize bakın, muhakkak kendinizi sevmiyorsunuzdur. Bunu zihniniz kamufle edebilir, ama bilinçaltınız bütün çıplaklığıyla ortadadır. Bu genç kadınla çalışmalarımıza devam ettik. Geçmiş yaşam öykülerine gittik. Bulduğumuz kimliklerin hepsi de zavallı, mağdur, kurban ve iyi kalpliydi. Bir tane bile cani, hırsız, katil, yalancı görmedik. "Peki siz kendinizde olumsuz bir karakter bulursanız, ne yaparsınız?" diye sordum. Aceleyle başını iki yana salladı. "Hayır Seda Hanım, ben asla kötü olmadım. Hep iyi niyetliyimdir. Zaten hayatta kötülüğün de olmasını asla kabullenemiyorum." İşte sorun buradaydı. Geçmiş yaşamlara inanıp inanmamak önemli değil. Onlar bilinçaltımızın iyileşme sürecinde bize verdiği sembollerdir. Ama Kuran’da da yazdığı gibi, her şey çiftiyle yaratılmıştır. Deneyimler bile... Yani hiç kimse sadece kurban değildir. O, muhakkak tacizci de olmuştur. Ya da öldürülen, bir kez olsun katili de oynamıştır. Terk eden, terk edilmiştir.

    KURBANLIK KOYUNLARDAN FARKINIZ KALMAZ
    Bunun ne önemi var biliyor musunuz? Kendi içimizdeki karanlığı, kötülüğü kabul edemezsek, kendi olumsuz özelliklerimizi sevemezsek, asla başkalarını sevemeyiz. Asla gerçek sevgiden söz edemeyiz. Yaradan bile şeytanı meleğin yanına koymuşsa ve ona değer vermişse, bir bildiği mutlaka vardır. Karanlık olmadan ışığın kıymetini bilemeyiz. Kendimizi mükemmel görmeye çalışmazsak, kurban da etmeyiz. Kurban Bayramı yaklaşırken ekleyelim: Bu bayramın gerçek ve yüksek anlamı, insanların ne çocuklarını ne de kendilerini hiçbir şey için kurban yerine koymamaları gerektiğidir. Kendine acıyanlar, başkalarını sürekli suçlayanlar, çaresizlik hissedip sorunlarını çözmeyenler, sadece şikayet edip başkalarını yargılayanlar... Bayramda kesilen koyunlardan farkınız kalmaz... Kalkın ve kendi içinizde hangi duyguları değiştirmeniz gerektiğini bulun. Yoksa cennete varamayız.


    Yazan : Seda Diker
    Umutlar kaynıyor ufuklarımda
    Umut bırakmadın yarınlarımda
    Yeter düşündüğüm anılarımda
    Hayalim gerçeğe dönüşüversin...


    Tıkla ve Gör

  2. #2
    Ya yapma Yada pişman olma guralkan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-09-2010
    Mesajlar
    1,451
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    2
    Yazar, günümüzde hızla yayılan ve yüzünü çok daha bariz şekilde,alenen gösteren bir davranış bozukluğunu, çok güzel ifade etmiş. Konuyu oluşturarak güncel ve toplumsal bir gerçeğe bir kere daha dikkat çektiğiniz için teşekkürler blond_41.
    Gerçekten de, karşıdaki kişileri çok rahat eleştirip,yargılarken, aynı konu da, evet, bir başkasını eleştirdiği, yargıladığı konuda, aynı şekilde davranabiliyor bir çok insan. Üstelik te bu işi sadece, yüzünü bir taraftan diğer tarafa döndüğü anda yapabiliyor. Benim şahsi kanaatim, bu insanlar kesinlikle yaptıklarının farkında bile değiller (aynı anlatılan hikayede olduğu gibi). Peki ne yapmak gerekir; ben, mümkün olduğunca çevremdeki insanları, bu tip durumlarda uygun bir dille uyarıyorum. Yaptıklarının farkında olmalarını sağlıyorum. Evet, başta kabul etmiyorlar, yada bana kızıyorlar ama, aklı selim olanlar,kendileriyle yüzleşmeyi başaranlar, gerçeği bütün çıplaklığıyla görebiliyor.
    En sevdiğim sözlerden ikisidir ki; "Evinin önündeki kar'ı temizlemeden, karşı komşunun damındaki kardan şikayet etme", " Çuvaldızı kendine, iğneyi başkasına batır".
    Bu mesaj en son " 01.11.10 " tarihinde saat 23:40 itibariyle guralkan tarafından düzenlenmiştir...

 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •