Gerek okul öncesi, gerek ilkokul çağı; bir dolap kitap isimli bu blogda yer yaştan çocuk için birbirinden eğlenceli ve faydalı kitap önerileri var. Üstelik hiçbir yerde bulamayacağınız püf noktaları ile!


Sizlere ve özellikle çocuklarınıza çok faydalı ve eğlenceli bir blog önerimiz var! Bir dolap kitap...

Öncelikle bu blogun açılış hikayesinden bahsedelim. "Oldum olası çocuk kitaplarını severdim" diyen Banu ve sıkı bir çocuk kitapları okuyucusu olan eşi Yıldıray tarafından açılan bu web sitesi, çocuk kitaplarının aslında hayata bambaşka bir yerden baktığını söylüyor. "Çocuk dünyasını özümsemiş, yaşama bir çocuğun gözlerinden bakabilen, içindeki çocuğu asla kaybetmediği için bunu başarabilen yazarların o mis kokulu kitaplarını seviyorum. Hayal gücünün baskılanmadığı kitapları seviyorum. Bana yaşamda zaten var olan şeyleri bir kere daha, benim bildiğim şekliyle söylemeye çalışmayan, onları bambaşka biçimlere sokarak anlatan ya da tamamen gerçekdışı dünyalar sunan kitapları seviyorum" diyen Banu Hanım, bloglarında bu küçük zevkleri bizlerle paylaşıyor.

Peki bu dolapta neler var?

Bu faydalı blogda yer yaş çocuğa yönelik kitap önerileri bulmak mümkün. Bunları sıralamamız gerekirse:

  • Okul öncesi: Bu grup “bebeklikten okul öncesine kadar” diye sınıflandırılmış. Okuma alışkanlığını küçük yaşta kazandırmak için tasarlanmış, sadece resimlerden oluşan kitaplar da burada; henüz okuma bilmeyen bıdıklara anne babaları tarafından okunan resimli kitaplar da…
  • İlk okuma: Bu grup okumayı yeni öğrenenler için… Resmi bol, puntosu büyük, kısa kitaplar…
  • İlkokul çağı: Artık kitapları sular seller gibi okuyan, küçük kitap kurtları için yazılmış tüm öykü ve romanlar…
  • Genç: 13 yaş ve üzerinin ilgisini çekebilecek tüm kitaplar bu gruba yerleştirilmiş.
  • Dolapta ayrıca çocuk kitabı yazarları ve çizerleriyle ilgili yazılar bulunuyor.
  • Bir de “Eskiden Okuduklarım” adı altında, geçmişte okuyup da hiç unutamadığımız, bizde çok özel yeri olan kitaplardan söz ediliyor.


Bir de sizler varsınız! Banu ve Yıldıray: "Bizim gibi, çocuk kitaplarına düşkün olan sizler ya da çocuklarına güzel kitaplar seçmek, araştırmak ve fikir almak isteyen ebeveynler… Sizler de okuduklarınız hakkında yorum yapar, bize sizin okuduklarınız hakkında kapı açarsanız, sevdiklerinizi, sevmediklerinizi, eleştirilerinizi paylaşırsanız çok seviniriz" diyorlar.

Püf noktalarına mutlaka göz atın!

Blog sadece kitap tanıtımlarından da oluşmuyor. Burada aynı zamanda; bebeklere kitap okumanın püf noktaları, bebek kitapları hakkında bilinmesi gereken gerçekler, çocuğunuza kitabı sevdirmenin 12 kolay yolu, çocuğunuza kitap seçmenin püf noktaları, çocuğunuza okuduğu kitap hakkında sorabileceğiniz 10 soru, çocuğunuzu tam bir kitap sevmez yapmanın 15 altın kuralı, çocukları kitap okumaya özendirmenin 13 kolay yolu, kitap okumayı sevmeyen çocuğu anlama rehberi ve tatilde çocuğunuzun okuma alışkanlığını sürdürmek için 8 öneri gibi birbirinden faydalı püf noktaları da bir dolap kitap'ta!

Eyvah, okula geç kaldım!


İlkokulda, sınıfa her sabah geç gelen bir arkadaşım vardı. Benim evim okula yürüyerek on dakikalık yoldaydı; çoğumuzun öyleydi. Bu arkadaşımızın oturduğu binanın bahçesi ise ilkokula bitişikti. Yani iki binanın bahçesini ince bir duvar ayırıyordu. Hemen her sabah sınıfa geç geldi. Önlük yakası asla ilikli durmazdı, saçları dönüp uyuduğu tarafın tersi yönde ve önlük cebindeki mendil her zaman topak halde olurdu. Bir sabah olsun, bu arkadaşımın geç kalmasını haklı gösterebilecek bir bahane öne sürdüğünü duymadım. Zira o dönemde İletişim Yayınları Lucie’nin 17 geç kalma hikâyesini yayımlamış değildi.
Lucie her sabah okula geç kalmaktadır. Öğretmeni Bayan Weissbrot her sabah ona neden geç kaldığını sormaktadır. Lucie, her sabah Bayan Weissbrot’a bir ‘geç kalma hikâyesi’ anlatmaktadır. Ama öyle sıradan bir hikâye değil! Lucie’nin geç kalma hikâyeleri öğretmeninin inanmazlık, sinirlenme ve şaşma arasında gidip gelmesine, arkadaşlarının inanmazlıktan çok şaşkınlığa yakın durmasına neden olur. Aslında Lucie her sabah okula tam zamanında gelmek için büyük bir mücadele vermektedir. Fakat ona bir sabah polisler engel olur, bir başka sabah İrlandalı büyükannesinin kafa karışıklığı, bir başka sabah küresel ısınmaya neden olan buzdolapları yolunu keser. Lucie ne yapsın?
Lucie’nin hikâyelerine yalnızca ‘yaratıcı’ demek yetmez. Bunlar palavra sıkma sanatının özgün örneklerinden bir seçki oluşturuyor. İnandırıcılığı artırmak için özenle seçilip dikkatle serpilen gerçekçi ayrıntılar ve mantıklı açıklama parçaları, hikâyenin gerçek üstü yanlarını, deyim yerindeyse pahlayarak kulağa daha yumuşak gelecek bir kıvama sokuyor. Aynı ayrıntılar, anlatıcının rakibini yormaya çalışan bir boksör edasıyla dinleyici etrafında kelebek gibi dans etmesine, yeri geldiğinde arı gibi sokarak sersemletmesine de yarıyor. Ve toplamda çok eğlenceliler! Tek başına bölüm adları bile eğlenceli: Gün, ay ve Lucie’nin sınıf kapısında belirdiği saat.
Hikâyelere siyah beyaz çizimler eşlik ediyor. Bunlar çoğunlukla küçük ama hem hareketli, hem de güçlü ifadelere sahip çizimler. Öykülerin neşesine ve sevimliliğine gayet iyi oturuyorlar.
Kitabın Türkçesinde bir olasılık çocukların kafasına takılabilecek iki deyiş var. Bunlardan biri sayfa 32’de yer alıyor:
Asıl Bayan Weissbrot’un canısı kafadan kontaktı.
Bu cümledeki “canısı” sözcüğü, yanlış bilmiyorsam İbrahim Erkal adlı bir şarkıcının söylediği “Canısı” adlı şarkı nedeniyle dilimize ve doğan görünümlü şahinlerin arka tamponlarına yapışmıştı. Ele aldığımız kitaptaysa Lucie’nin anlattığı inanması zor bir hikâyeye tepkisini gösteren öğretmenin gözde öğrencisini temsil ediyor. Belli ki, özgün metinde sokak dilinden benzer bir söz kullanılmış ve kitabın çevirmeni Tuvana Gülcan da Türkçe karşılığını güzelce yerine koymuş.
Çocukların kafasına takılabilecek ikinci deyiş “13 Ocak, 9.12” başlıklı öyküde karşımıza çıkan “Bin kunduz!” ünlemi. Eğer çocuğunuz Teksas okumuyorsa Çelik Blek’in beklenmedik bir durumla karşılaştığında, örneğin, pusuya yatmış Kırmızı Urbalılar tarafından atılan bir mermi “swisss” diye yanından geçtiğinde “Bin kunduz!” dediğini bilemez.
Lucie’nin eğlenceli ve bir o kadar da uyduruk hikâyelerini çocukların seveceğinden hiç kuşkum yok. Hatta ondan ilham da alabilirler… Efendim? İlham almaları hoşunuza gitmez mi? Efendim? Ses kesiliyor, tünele girdim ben…
Daha bir sürü çocuklar için yararlı şeyler bulabilirsiniz, anneler