NURCUlugun Amentüsü.
Nurculuga göre Cennete girebilmek icin illada Hz muhammedin yolundan gitmek gerekmiyor.
Hristiyan yasanarak yada yahudi olarak yasanarakda cennete girilebilecegine inaniyorlar.
Nurculugun Amentüsünde tek yol Kurani kerim degilmis.
KURANI kerim ile Amel etmeye ve Hz Muhammedin yolundan gitmeye KURANI Kerimi günlük yasamda uygulamaya gerek yokmus.
Hristiyanlik ile Yahudilik ilede iman edilip, AMEL edilebilirmis. iman tamam olurmus..
“Kur’an–ı Kerim, o cümlede Ehl–i Kitab’ı imana teşvik etmekle onlara bir ünsiyet, bir suhulet gösteriyor. Şöyle ki: Ey Ehl–i Kitab! İslâmiyet’i kabul etmekte size bir meşakkat yoktur. Size ağır gelmesin! Zira, size bütün bütün dininizi terketmenizi emretmiyor. Ancak itikadatınızı ikmal ve yanınızda bulunan esasat–ı diniye üzerine bina ediniz; diye teklifte bulunuyor” (İşarat–ül İ’caz, s. 49–50).
İşaratül-İcaz 52
http://www.risaleara.com/oku.asp?id=2556&a=emretmiyor
BİR HATIRA (Mehmet FIRINCI)
Bediüzzaman'ın Fener Patriği ile görüşmesini, Mehmet Fırıncı hatıralarında şöyle anlatıyor:
“Üstad Hazretleri (1953 yılında) İstanbul’da bulunduğu zaman İstanbul’un fethinin 500. yıldönümü idi. Çok geniş bir kutlama merasimleri programı hazırlanmıştı. Mehter yeniden kurulmuştu. İstanbul’da büyük bir bayram havası esmekteydi. Fatih Camii’nin Akdeniz kapısı tarafında büyük bir şeref tribünü kurulmuştu. 29 Mayıs 1953’de İstanbul sevinç ve şenliğin zirvesindeydi.
“Üstad Hazretleri, mehterin de resmî geçit yaptığı bu merasimden sonra eve döndüler. Ve istirahata çekildiler.
“...O gün Fener Patrikhanesine giderek Patrik Athenagoras’ı ziyaret etmiş ve ziyaret esnasında kendisine hitaben, ‘Siz Kur’ân’ı Allah’ın kitabı, Hz. Peygamberi de peygamber kabul etseniz ve Hıristiyanlığın da din-i hakikîsiyle amel et seniz
ehl-i necat ol acaksınız’ demiş. O da ‘Ben kabul ediyorum’ diye cevap vermiş. Üstad tekrar ‘Dünyadaki diğer ruhanî reisler de kabul ediyorlar mı?’ diye sormuş. O, ‘Onlar kabul etmiyorlar’ demiş. Üstad, kendisini gayet hürmetle karşılamış olduklarını söyledi.”
(Son Şahitler, 4. Cild, s. 344)
http://www.yeniasya.com.tr/2006/11/2...ka/default.htm
http://www.nurluhayatlar.com/ustadin...d-firinci.html
http://www.sorularlarisale.com/index...icle&aid=10506
Hayrettin Karaman Polemik degil diyalog
• Peygamberimiz “Yahudi mutlaka Müslüman olsun!” demiyor, “Hıristiyan mutlaka Müslüman olsun!” demiyor. (Polemik Değil Diyalog, 35)
• Ben diyorum ki, İslâm, Ehl-i kitabı, tek seçenek olarak -son dinin mensubu olmak manasında- Müslüman olmaya çağırmıyor. (Polemik Değil Diyalog, 37)
• “Dinin tamamı Allah için oluncaya kadar kâfirlerle savama vazifesi” Ehl-i kitap değil, müşriklerle ilgilidir.... Yani, gerçek manada inanma özgürlüğü egemen oluncaya kadar -buna karşı olanlarla- savaşın..
(Polemik Değil Diyalog, 37)
• “Bütün insanların müslüman olmaları” dinin, Kur’an’ın hedefi değildir.
(Polemik Değil Diyalog, 39)
• Şimdi bir adam hem Ehl-i kitap olur, hem de kafir olmayabilir mi?
Evet bu mümkün. (Polemik Değil Diyalog, 41)
• Benim anlayışıma göre Kur’an-ı Kerim, hangi Yahudi kafir, hangisi değil, hangi Hıristiyan kafir, hangisi değil, bunu anlatıyor. (Polemik Değil Diyalog, 43)
Dinler ve kültürlerarası diyalog toplantıları
AHMED ŞAHİN
18.05.2004 - Dinler ve kültürlerarası diyalog toplantıları
http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=49096
.. Onlar da Rabb'imizin gönderdiği bir İlahi kitaba inanıyor, Peygamber'e dayanıyor da ondan... Sadece bir eksikleri var, onu da onların takdirlerine havale ediyoruz.
- Nedir o eksikleri?
- Kendi kitaplarını, kendi peygamberlerini inkar etmeden, eksiklerini tamamlamaları, yani Hazreti Muhammed'le Kur'an'ı da tanımaları...
Nitekim biz onların peygamberlerini ve kitaplarını tanıyoruz. Onlardan da aynı centilmenlikte bulunmalarını makul ve mantıklı buluyoruz...
Bu, onlar için zor bir kabul de değildir. Çünkü kendi inançlarını inkar etmeleri gerekmiyor, kendi inançlarını korumakla birlikte sadece eksiklerini ikmal etmelerinin gereği oluyor bu kabul.
Görüldüğü gibi, Ahmet Şahin üstadının yazısını Türkçe’ye tercüme etmiştir.
Bu sürecin asıl mimarı Said–i Nursî’dir.
"Nurculuk-Hıristiyanlık ittifakını bozmaya çalışanlara karşı üç zümre, Nurcular, Hıristiyan ruhaniler ve misyonerler uyanık olmalıdır."
(Emirdag Lahikası, I, s.1712; Tarihçe-i Hayat, s.434)
Nurcular, Hıristiyanlar ve Yahudiler arasındaki ilişkilerde kimin yönetip, kimin yönetildiginin önemi yoktur. Beraber yaşama şekillerinin belirlenmesi gerekir.
(Said Nursi, Şualar, 14. Şua.212-213; Münazarat 1945).
Müslüman kadın Hıristiyan erkekle evlenebilir mi
http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=-5068
Ahmed ŞAHİN 13.06.2001
Müslüman bir erkek Hıristiyan bir kadını alabilir.
Nitekim Hıristiyan kadının da bu evlilikte bir kaybı söz konusu değildir.
Çünkü inancını inkar etmiyor evlendiği Müslüman erkek Bu bakımdan Müslüman bir erkek Hıristiyan bir kadınla evlenebilir.
Hukuki engel yoktur Sosyal zorluklardan başka.
Gelelim Müslüman bir kadının Hıristiyan bir erkeğe varmasına İnancını inkar eden biriyle evlenmesine Buna cevaz yoktur.
Olması için Hıristiyan erkeğin de (Müslüman erkek gibi) aldığı Müslüman kadının peygamberine ve kitabına inanması lazımdır ki yapılan nikah sahih olsun evlilik fıkhen de cevaz bulsun Demek ki mesele çok açık ve nettir Nasıl Müslüman erkek aldığı Hıristiyan kadının kitabını ve peygamberini açıkça kabul edip inanıyorsa onun kutsallarını inkar etmek gibi bir saygısızlığa yönelmiyorsa Hıristiyan erkek de almayı düşündüğü Müslüman kadının kitabını ve peygamberini kabul edip inanacak onun kutsallarına hürmetsizlikte bulunmayacak ortak noktada buluşup mutluluğun temelini sağlamlaştırmış olacaklardır.
Bundan dolayıdır ki Müslüman kadınla evlenmek isteyen Hıristiyanlar kendi peygamberini kitabını inkar etmeksizin Hazret-i Muhammed de Allah'ın bir peygamberi Kur'an-ı Kerim de yine Allah'ın İlahi bir kitabıdır diyor, evliliği meşrulaştırıyorlar.
Böylece Müslüman kadın da kendi kutsallarını ret ve inkar eden biriyle evlenmeye boyun eğiyor gibi bir aşağılanma yorumundan da kurtulmuş oluyor İman bakımından eksiği kalmayan biriyle evlenmiş olacağından kendinden aşağı da biriyle evlenmiş yorumuna gidilmiyor.
Ahmet sahinin bu görüsleri Mümtehine suresi 10 ayet ile celisiyor.
MÜMTEHİNE 10. Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları, imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz onları kâfirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara (Kafirlere) helâl değildir. Onlar da bunlara helâl olmazlar. Onların (kocalarının) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın, sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah’ın hükmü budur. Aranızda O hükmeder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.
“Herkes kelime–i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir.
Hatta kelime–i tevhidin ikinci bölümüne, yani “Muhammet Allah’ın resûlüdür” kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet nazarıyla bakmalıdır...”
(Fethullah Gülen, Küresel Barışa Doğru. S. 131)
“Mühim olan kelime–i tevhid inancıdır. Hz. Muhammed’i kabul ve tasdik etmek ise şart olmayıp bir kemal mertebesidir”
(Ahmet Şahin. Zaman Gazetesi, 17.4.2000)


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla




