AKP Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik işte TSK'yı böyle suçladı.
Çankaya Köşkünde Gül'ün verdiği Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna katılmamak "emre itaatsizlik" imiş.
Çelik, gazetecilerin sorularını yanıtlarken:
"Bu tavır, Başkomutan olan Cumhurbaşkanı'na saygısızlıktır.
Başkomutan'ın eşinin kılık kıyafeti ile ilgili değerlendirme yapmak hiçbir meşru kurumun haddine düşmez.
Başkomutan'ın davetine katılmamak benim gözümde emre itaatsizlikle eş değerdedir"
buyurmuş.
Peki, öyle ise neden bunu gazetecilere söyleyip gösteriş yapıyorsun da gereğini yerine getirmiyorsun?
Madem ki emre itaatsizlik yapmışlar, o halde bu suçun cezasını ver.
İşte Askeri Ceza Kanunu'nun 87. Maddesi:
"Hizmete ilişkin emri hiç yapmayan asker kişiler bir aydan bir seneye kadar... hapis cezası ile cezalandırılır."
O zaman lafı bırak, iş yap Sayın Ömer Çelik.
Emre uymayan tüm komutanlar hakkında acilen dava aç, bir aydan bir seneye kadar hapis iste.
Eğer yapamıyorsan, hiç konuşma.
Ayrıca, aynı kanunun 86. Maddesi "Emre itaatsizlik"i şöyle tanımlıyor:
"Hizmete müteallik emri tamam yapmamak"
12. Madde ise "Hizmet"i şöyle tanımlıyor:
"Hizmet tabirinden maksat, gerek malum ve muayyen olan gerekse bir amir tarafından emredilen bir askeri vazifenin madun tarafından yapılması halidir."
Resepsiyona katılmak "askeri bir vazife" midir ki, katılmamak "emre itaatsizlik" olsun?
Velev ki itaatsizlik olmuş olsun, ver cezasını öyleyse. Niye tribünlere oynuyorsun?
Ayrıca, nereden biliyorsun "kılık kıyafet" için katılmadıklarını?
Sabahattin Önkibar, Yeni Çağ'daki makalesinde diyor ki:
"Komutanların Çankaya Köşkü'ndeki resepsiyonu boykot etmeleri şeref ve haysiyet isyanıdır.
Tavır konulan ise ne Cumhurbaşkanlığı makamı ne de o makamda oturan şahsın eşidir!
Tavır konulan bizatihi Abdullah Gül'ün kendisidir!
Peki bu isyan niçin midir?
Birden çok sebep söz konusudur!
Birincisi, Anayasaya göre Başkomutan olan birinin Komuta Karargahı'nda fuhuş operasyonu yapılması gibi bir rezilliğe susmasıdır!
Başka bir ifade ile Genelkurmay Karargahı gibi Türk milletinin onur merkezinde fahişe aranması ya da o imajın verilmesine Abdullah Gül'ün Başkomutan olarak suskun kalmasıdır!
Ama ortada bir yargı tasarrufu var demeyin sakın!
Artık körler ve sağırlar da biliyor ki TSK, muhtelif ambalajlarla adım adım çökertilip tasfiye ediliyor!
Hal bu iken şekil olarak olsa da Başkomutan olan Gül'ün tepki vermemesi ve hatta suskun kalıp yapılanları onaylıyor görünmesi TSK'yı can evinden vurmuştur!
Hele hele yapılan rezil ithamlara rağmen, yapılan aramalarda isnat bağlamında zerre bir emarenin bulunamamasına rağmen Başkomutan Gül'ün suskunluğunu sürdürmesi, askeri kahreden bir başka davranış olmuştur."
"İkinci gerekçe, Abdullah Gül'ün fırsatçılığı ile gizli hedefi ya da özlemini açığa vurmasıdır!
Üç yıl türbanlı eşini bu tür protokollere çıkarmayan Gül, ne olmuştur da bu sene tam tersi bir tutuma girmiştir?
TSK, Abdullah Gül'deki bu tavır değişikliğini kendi caydırıcılığının yara alması olarak değerlendirmiş ve vaziyet almıştır.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla