• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    17-09-2010
    Mesajlar
    177
    Karizma Gücü
    2

    Mutluluğun Şartı

    MUTLULUĞUN ŞARTI
    Tolga ÇELEBİ


    İnsan davranışları, şaşırtıcı derecede esrarlıdır. Görünen yüzeyin altında, kocaman bir buzdağı vardır. İçimizdeki, inançlar ve düşüne kalıpları, şaşırtıcı biçimde hayatımızı kısıtlar. Çoğu zaman; geliştirdiğimiz bu düşünce yapısının farkında olmayız bile. Bu konuda; kişisel gelişim üstatlarından Anthony Robbins şöyle diyor: “Hayattaki her durumda, olup bitenlerin bizim için ne anlama geldiğini ve bizim bu konuda ne yapmamız gerektiğini saptamak için, hepimizin uyguladığı, bir sistem ya da süreç vardır.”

    Hayatımızdaki olayları değerlendirirken, bizi sürekli başarıya taşıyacak şekilde değerlendirmemiz gerekli. Örneğin; gece korku filmi izleyip yatağınıza yattıysanız, ufacık bir ses sizin irkilmenize ya da korkmanıza sebep olur. Halbuki, başka bir zaman duyacağınız bu sesi umursamazsınız bile. Ya da hassas olduğunu bir dönemde, bir arkadaşınızın yaptığı şaka sizi üzer, hatta ağlatabilir bile. Ama neşe dolu bir gününüzdeyseniz, arkadaşınızın yaptığı aynı şakaya gülüp geçersiniz. Olaylara karşı bakış açımız ve yaptığımız değerlendirmeler, hayatımızı ya mutlu kılar ya da çekilmez bir hale getirir. Durum = Tepki denkleminin doğru çalışması gerekiyor.

    Değerlendirme yaparken en sık kullandığımız yöntem, soru sorma yöntemidir. Örneğin, bir durum karşısında, içinizden bir ses “Ne oluyor?” diye sorar. Ya da “Bu ne anlama geliyor?” diye bir soru belirir içinizde. Bu sorulara vereceğimiz cevaplarda, değerlendirmelerimizi etkiler.


    Şu an kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak şey nedir? Birinin size tebessüm etmesi mi? Size saygı duyduğunu söylemesi mi? Patronunuzun sizi takdir etmesi mi? Piyangodan para kazanmanız mı? Aslında iyi hissetmeniz için, hiçbir şeye ihtiyacınız yok. Mutlu olmak için, kendinizi; kontrolünüz dışındaki etkenlere bağladıysanız, bu etken ortan kaybolduğunda mutsuzluk kaçınılmaz olacak. Her ne olursa olsun, zevk almanın ya da mutlu olmanın yöntemlerini bulabiliriz. İnançlarınızın koyduğu kurallar; sizi nelerin mutlu edeceğini belirler. Örneğin, mutluluk kuralınız, her şeyin yolunda gitmesi, planlandığı gibi gitmesini şart koşuyorsa, ufacık bir aksilikte mutsuz olacaksınız. Hayat değişkendir. Eğer; her şey iyi giderse, mutlu olacağım şeklinde bir inanca sahipseniz, çoğu zaman mutsuz olacaksınız. Çünkü her şey her zaman iyi gitmez. Bu inançtan kurtulmak gerekiyor.

    Mutlu olmanın bir şartı yok. Belli bir kuralı da yok. Mutlu olmayı bir şeylere endekslememek gerekiyor. Geçmişte belirlediğimiz ve bu gün hayatımızı yöneten kurallar, hala işe yarıyor mu? Zihin haritamızı sık sık güncellememiz gerekiyor. Dün koyduğumuz bir kural, bu gün inanç haline gelir ve bizi sürekli mutsuz eder.

    Bu hayat sizin, kuralları koyarken, kazanacağınız şekilde koyun. Sizi mutsuz edecek, önünüzü tıkayacak, kendinizi kötü hissettirecek şartlanmalardan, negatif düşünce yapılarından ve kötü inançlardan uzak durun. Hayatınıza koyduğunuz kurallar, sizi güçsüzleştirici değil, aksine her fırsatta kazanma şansı yaratmanızı sağlamalı.

    “Kendimi iyi hissetmek için ............... olmalı.” Sözündeki boşluğu doldururken, yazacağınız kelimeler birkaç satır değil, birkaç sayfa olsun...
    Çok kızdığınız bir anı düşünün. Birine canınızın sıkıldığı bira anı düşünün. Bu kızgınlığınızın sebebi; o insanla mı ilgili? Yoksa yaptığı, söylediği, ya da beklediğiniz halde yapmadığı bir şeyle mi ilgili? Siz o kişiye mi kızdınız; yoksa kurallarınızı ihlal ettiği için mi kızdınız? Yukarıda da bahsettiğimiz gibi hayatımıza koyduğumuz kurallar, bizi ya mutlu eder, ya da mutsuz eder. Koyduğumuz bu kurallara diğer insanların da uymasını isteriz. Uymazlarsa kızarız, küseriz, üzülürüz.

    Örneğin, “beni seviyorsan, her dediğimi yaparsın” şeklinde geliştirdiğimiz bir kural; bizi kısa zamanda mutsuz edecek. Çünkü bu kural her ihlal edildiğinde, mutsuz olacağız... Başka bir örnek: “Seni çok seviyorum ama diş macununun kapağını açık bırakmadığın zamanlar” Komik değil mi? Biz koyduk diye, tüm kuralların kesin doğru olacağını savunmak yanlış olur. Bu kuralları biz koyduysak, yine biz kaldırabiliriz. Hatta; rastgele uyguladığımız ama bir kural olan o kadar saçma şey var ki hayatımızda. Bu kurallara uyacağız diye hayatı kaçırıyoruz. Hayat mı önemli, kurallar mı? İlişki mi önemli, kurallar mı?

    Hani derler ya; hayatınızın kontrolün elinize alın. Bunun için ilk yapılacak şey, kurallarımızı, olayları nasıl ve ne yönde değerlendirdiğimizi anlamaktır. Bu aynı zamanda kendimizi tanımanın da anahtarıdır. Bazı kurallara o kadar ayrıcalık tanırız ki, ihlal edildiği anda acı hissederiz. Bazı kurallar ise standarttır ve diğeri kadar acı vermez bize. En güzeli, hayata çok fazla kuralla bağlanmamaktan geçiyor. Esnek olmak, zaman göre değişmek, mutluluğu hedef haline getirmek.

  2. #2
    Ertu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-11-2005
    Mesajlar
    7,002
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Mutluluğun şartı beynimizdeki egosal dengenin başka güçler elinde olmamasından geçmektedir. Bugün dünyadaki birçok insan düşünme hastalığına yakalanmış durumdadır. Mutluluğu bozan tek şey bana göre düşünce sistemidir. Olayları düşünce sistemlerimizle değerlendirir ona göre hareket ederiz. Bu bağlamda düşünce sistemimizde sorun varsa mutluluğa erişmek güç hale gelecektir.

    Kısaca özetlemek gerekirse, nefis ya da şeytan diye adlandırdığımız bu egomuza saldıran düşünce parçacıkları yüzünden hareket mekanizmamız son derece etkilenmektedir. Bazı dinlerin temelinde bu kavram açıkça ortaya konuşmuştur. Özellikle denilir ki, islama inanan ve doğru bilen bir kişi depresyona girmesi mümkün değildir diye. Çünkü temelde bir prensip vardır. Hey olayın bir neden sonuç ilişkisi vardır. Bir olayda istemediğiniz bir sonuç ile karşılaştıysanız o olay öyle olması gerekiyordur. Bunun altında başka manalar aramak yersizdir. Ancak bu farkındalığa ulaşan toplum dünyada oldukça azdır. Dedelerimizin ninelerimizin ağızlarından düşürmedikleri "Her işte bir hayır vardır..." öğütünün nedeni de budur. Öte yandan islam dininde geçen "Sizin şer bildiklerinizde biz hayır görürüz...." iması bu durumu açık ve net şekilde izah eder.

    Bu kavramların modern dünyada karşılığı farkındalık kavramı ile ortaya çıkar. Evrenin kurallarının farkında olan bir kişi hangi olayda nasıl davranacağını ve nasıl düşünmesi gerektiğini bildiği için mutluluğu çekim yasası ile kendine çeker. Aslında çekim yasası dediğim gibi bu kavramların modern adıdır. Temelde bu bilgiler biz insan ırkına var olduğumuzdan beri ilahi kaynaklar ile bildirilmiştir.

    Konuyu biraz dine bağlamış gibi olacağım fakat benim bakış açım budur.
    Bugün bütün düşünce bilimlerinin temelinde bu mantık yatar. Özellikle son yılların en pöpüler kavramı Kuantum olayının temeli islam dininin bize anlattıklarından hiç farklı değil, eksiği var fazlası yok denilebilir.

    Tüm bu bağlamlarda mutluluğun sırrı, doğru zamanda doğru düşüncede geçer.

    Bir sevgiliniz var diyelim. Arıyorsunuz telefonunu açmıyor. İçinizde bir huysuzluk duygusu belirdi. Beyninizde onlarca düşünce ortaya çıktı. Acaba başka biri mi var, acaba yalan mı söylüyor, acaba şuan evde değil de bi kafedemi vs. vs. Egomuzu kontrolü altına alan nefis veya şeytan diye adlandırdığımız şey bizi mutsuzluğa iter. Bu olaylar zincirinde sevgiliniz telefonu açtığında sizin o aceleci ve güvensiz tepkiniz karşısında kırılır. Sonrasında ise araya soğukluk girmeye başlat, iki taraf ta mutsuz hale gelir. Olaylar hep böyle olmuştur, mutsuzluklar da...

    Kısacası arkadaşlar, mutluluğun sırrı iyi düşünebilmekten geçer...
    Melüsünün kuzusuu

    "Beklemekte olduğun şey, ancak onu beklemeyi unuttuğunda gerçekleşir.. Bu, evrenin 'Sen bakarken soyunamıyorum' deme şeklidir.."




  3. #3

    Kayıt Tarihi
    17-09-2010
    Mesajlar
    177
    Karizma Gücü
    2
    Alıntı Ertu tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Mutluluğun şartı beynimizdeki egosal dengenin başka güçler elinde olmamasından geçmektedir. Bugün dünyadaki birçok insan düşünme hastalığına yakalanmış durumdadır. Mutluluğu bozan tek şey bana göre düşünce sistemidir. Olayları düşünce sistemlerimizle değerlendirir ona göre hareket ederiz. Bu bağlamda düşünce sistemimizde sorun varsa mutluluğa erişmek güç hale gelecektir.

    Kısaca özetlemek gerekirse, nefis ya da şeytan diye adlandırdığımız bu egomuza saldıran düşünce parçacıkları yüzünden hareket mekanizmamız son derece etkilenmektedir. Bazı dinlerin temelinde bu kavram açıkça ortaya konuşmuştur. Özellikle denilir ki, islama inanan ve doğru bilen bir kişi depresyona girmesi mümkün değildir diye. Çünkü temelde bir prensip vardır. Hey olayın bir neden sonuç ilişkisi vardır. Bir olayda istemediğiniz bir sonuç ile karşılaştıysanız o olay öyle olması gerekiyordur. Bunun altında başka manalar aramak yersizdir. Ancak bu farkındalığa ulaşan toplum dünyada oldukça azdır. Dedelerimizin ninelerimizin ağızlarından düşürmedikleri "Her işte bir hayır vardır..." öğütünün nedeni de budur. Öte yandan islam dininde geçen "Sizin şer bildiklerinizde biz hayır görürüz...." iması bu durumu açık ve net şekilde izah eder.

    Bu kavramların modern dünyada karşılığı farkındalık kavramı ile ortaya çıkar. Evrenin kurallarının farkında olan bir kişi hangi olayda nasıl davranacağını ve nasıl düşünmesi gerektiğini bildiği için mutluluğu çekim yasası ile kendine çeker. Aslında çekim yasası dediğim gibi bu kavramların modern adıdır. Temelde bu bilgiler biz insan ırkına var olduğumuzdan beri ilahi kaynaklar ile bildirilmiştir.

    Konuyu biraz dine bağlamış gibi olacağım fakat benim bakış açım budur.
    Bugün bütün düşünce bilimlerinin temelinde bu mantık yatar. Özellikle son yılların en pöpüler kavramı Kuantum olayının temeli islam dininin bize anlattıklarından hiç farklı değil, eksiği var fazlası yok denilebilir.

    Tüm bu bağlamlarda mutluluğun sırrı, doğru zamanda doğru düşüncede geçer.

    Bir sevgiliniz var diyelim. Arıyorsunuz telefonunu açmıyor. İçinizde bir huysuzluk duygusu belirdi. Beyninizde onlarca düşünce ortaya çıktı. Acaba başka biri mi var, acaba yalan mı söylüyor, acaba şuan evde değil de bi kafedemi vs. vs. Egomuzu kontrolü altına alan nefis veya şeytan diye adlandırdığımız şey bizi mutsuzluğa iter. Bu olaylar zincirinde sevgiliniz telefonu açtığında sizin o aceleci ve güvensiz tepkiniz karşısında kırılır. Sonrasında ise araya soğukluk girmeye başlat, iki taraf ta mutsuz hale gelir. Olaylar hep böyle olmuştur, mutsuzluklar da...

    Kısacası arkadaşlar, mutluluğun sırrı iyi düşünebilmekten geçer...
    Çok güzel ifade etmişsin. Eline, yüreğine sağlık. Her paragraf, önemli bir konuyu açıklıyor.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •