• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    17-09-2010
    Mesajlar
    177
    Karizma Gücü
    2

    Uyku ve bilinçaltı

    UYKU VE BİLİNÇALTI
    Tolga ÇELEBİ


    Yirmi dört saatin, sekizini, dolayısıyla hayatımızın üçte birini uykuda geçiriyoruz. Biz uyuyoruz, ama bedenimiz tüm faaliyetlerine devam ediyor. Uyumadan önce yediğimiz yemeğin sindirimi devam ediyor. Saç ve tırnak uzaması biz uyurken de devam ediyor. Derimiz ter salgılıyor ve birçok hayati fonksiyonumuz eksiksiz devam ediyor.

    Peki o halde; uyku halindeyken bile, bedenin komplike tüm sistemlerini düzgün çalıştıran güç ne? Bilinçaltı! Bilinçaltı, hiç dinlenme, uyumaz ve yorulmaz. Hatta uyumadan önce düşündüğünüzü son şey, ya rüya olarak, ya da farklı bir biçimde bizi etkilemeye devam ederiz.

    Gün içinde, koşuşturmacalar, stres, iş hayatı ve daha birçok değişik etken ile karşılaşırız. Hatta bu kargaşa öyle bir hal alır ki; çoğu zaman ne yaptığımız bilmeyiz ve kendimizden uzaklaşırız. Gece olduğunda ise uyku hali, bizi dinginliğe ve huzura taşır.

    Joseph Murphy, uyku ve bilinçaltını ilişkisi konusunda şöyle demiştir: ‘Uyumadan önce, bilinçaltınıza bir sorununuza çözüm geliştirme görevi verin; size çözüm sunacaktır. Bilinçaltınız, hafızanızın deposudur. Çocukluğunuzdan beri bütün deneyimleriniz bilinçaltınıza kaydedilir.’ Burada da görüleceği gibi, biz uyurken bilinçaltı çalışmaya, üretmeye ve problem çözmeye devam ediyor.

    Aristo'ya göre yenilen yiyeceklerin buharı sıcak olduğu için yükselerek kafada birikiyordu. Akşama doğru kafanın soğumasıyla su buharı soğuyarak aşağı iniyor ve kalbi soğutuyordu. Bu da uykuya yol açıyordu.

    Eski Babil’liler, rüyaların insanüstü dünyadan yollandığı, iyi rüyaların Tanrı’nın, kâbuslarınsa şeytanların mesajları olduğu düşünülürdü.

    Tibet Rahipleri, uyku konusunda son derece farklı hareket ediyorlardı. Son derece az uyuyarak, zinde ve mükemmele ulaşmayı hedefleyen bir yöntem benimsemişlerdi (Bkz. Tibet’in Gençlik Pınarı)

    Bizim kültürümüzde ise, uyumadan önce ibadet eden kişinin, geceyi ibadetle geçirmiş sayılacağı vurgulanmıştır. Ayrıca uyumadan önce yapılması gereken bazı uygulamalardan ve özellikle Kur’an okunması gerektiğinden çok detaylı bahsedilir. Az uyumak gerektiği de tavsiye edilir.

    Rüyada gördüklerimizin hiçbir fiziksel gerçekliği yoktur. Ne üzerinde yürüdüğümüz toprak gerçektir. Ne de baktığımız gökyüzü gerçektir. Ağaçlar, arabalar, evler kısacası gördüğümüz her şey sadece beynimizin içindedir.

    Rüyamızda kendi bedenimizi görebiliriz. Dokunduğumuz her şeyi hissederiz. Hatta kendimizi havada uçarken de görebiliriz. Bu kanatlar gayet inandırıcıdır ve uçtuğunuzu hissedersiniz.
    Rüya görmek, diğer tüm zihinsel işlemler gibi, beynin ve aktivitelerinin bir ürünüdür. Bir insan ister uyanık isterse uykuda olsun, beyin daimi olarak elektriksel dalgalar verir. Bilim adamları bu dalgaları "elektroensephalograf" adı verilen bir cihazla ölçerler. Uykunun büyük bölümünde, beyin dalgaları geniş ve yavaştır. Ama bazı belirli zamanlarda, daha küçük ve hızlı hale gelirler, gözler sanki rüya gören kişi bir seri olayı seyrediyormuş gibi oldukça hızlı hareket etmeye başlar. Uykunun REM (***** Eye Movement-Hızlı Göz Hareketi) denen bu kısmı, rüyaların çoğunun oluştuğu bölümdür. Eğer kişi REM sırasında uyandırılırsa, gördüğü rüyanın detaylarını büyük olasılıkla hatırlayacaktır… REM uykusu sırasında, beyinden kaslara sinyal gönderen sinir yolları bloke olur. Dolayısıyla rüyalar sırasında beden hareket etmez. Ayrıca serebral korteks (beynin yüksek zihinsel işlevlerle ilgili kısmı) REM sırasında, rüya görülmeyen uyku bölümlerine göre çok daha aktiftir. Korteks, beynin "beyin sistemi" adı verilen bölümünden gelen nöronların (sinir hücrelerinin) taşıdığı impulslar (uyarılar) tarafından harekete geçirilir. (World Book Multimedia Encyclopedia, "Dream", World Book Inc., 1998)

    Gerçek hayatta algıladığımız her şey tamamen elektrik sinyallerinden oluşur. Örneğin gördüğümüz bir nesne, beynin görme merkezinde meydana gelen elektrik sinyalleridir. Cildimizle hissettiğimiz bir sıcaklık algısı, tamamen sinir ağı aracılığıyla iletilen bir elektrik sinyalidir.

    Peki, o halde rüya ile gerçek hayatı ne ayırıyor. Her şeyi gerçek gibi algılıyor ve hissediyorsam ve algılarım elektrik sinyallerinden oluşuyorsa; şu an rüya da olabilir miyim?
    Rüya gören birine şöyle soralım: "Gördüğün algıların gerçek kaynağı nedir?" Bu soruya büyük olasılıkla "dış dünyadaki cisimler ve bunları algılayan bedenim" diyecektir. Ama ortada ne bir dış dünya, ne de bu dünyayı algılayan bir beden vardır. Gördüğü her şey, beynindeki ilgili merkezler tarafından algılanan sinyallerden ibarettir.
    Bizim de gördüğümüz, işittiğimiz, dokunduğumuz, tadını ve kokusunu aldığımız her şey, beynimizdeki ilgili merkezler tarafından algılanan sinyallerden ibaret olduğuna göre, o zaman dış dünyanın aslıyla muhatap olduğumuzdan nasıl emin olabiliriz?
    Eski çağlardan beri uyku ve rüyaların kökenini, mekanizmasını anlayabilmek için insanoğlu yoğun çaba harcadı.

    Bilinçaltımızda, insanlık ailesinin binlerce yıllık bilgi ve deneyimi depolanıyor. Bu gün; uyumadan önce düşündüğümüz bir sorunun cevabını, bilinçaltı uyku sırasında bulunabilir. Biz uyurken çalışmaya devam eden bilinçaltı, zihnimizi kurcalayan bir problemi uyku sırasında çözebilir.

  2. #2
    Ertu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-11-2005
    Mesajlar
    7,002
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Bilinçaltı çok önemli bir noktadır, bu konuya değinmeniz çok yerinde olmuş.
    Bence insanın mutluluğunun da mutsuzluğunun da sebebi bilinçaltındaki kişiliğidir.
    Bir anayasa gibi düşünelim. Bilinçaltındaki maddeler neyi ezberlemişse bizim hayatımızda olan olaylara tepkimiz o yönde gerçekleşiyor.
    Bu yüzden bir olayda birden fazla bakış açısı meydana geliyor. Bu bakış açıları kimini mutluluğa kimini mutsuzluğa itiyor.

    Rüya konusu ise bence insanoğluna verilmiş en güzel özelliklerden birisidir diye düşünüyorum. Rüyanın iki türlüsünü biliyorum. Birincisi bilinçsiz rüya, istemsiz her gece görebildiğimiz rüya. Diğeri ise Lucid Rüya. İstemli, bilinçli ve kontrollü.

    Birçok insanın başına gelmiştir. Uyku ile uyanık olma arasında kaldığı anlar olmuştur. Rüyalarında gerçek ile rüyayı ayırt edemedikleri anları yaşamışlardır. Bu aşamalar kısa lucid rüya evreleridir. İyi eğitimli bir insan istediği an lucid rüya evresine geçebilir. Lucid rüya için yazılmış birçok program mevcuttur. İnsan uyku esnasında bilinçaltını uyararak uykuda bilincin devreye girmesini sağlar. Kimileri de kendi yöntemlerini kendileri bulur. Örneğin bir kişi rüyalarında sıklıkla mor renk görüyorsa, rüya dışında günlük hayatta mor renk gördüğünde kendisine bilinçli olarak şu soruyu sorar. Mor renk görüyorum, rüyada olabilir miyim? Bu soru, bilinçaltına o anda sorgulama yeteneği kazandırır. Bu soruya bilinçaltı cevap vermeye alıştığı sürece, uyku esnasında bilinçaltı mor renk gördüğünde otomatikmen soru sorar ve bilinç buna cevap vermek zorunda kalır. O esnada bilincimiz rüya içinde uyanır. Sonrasında fantastik filmlerdeki gibi isterseniz tek hareketinizle bir gökdeleni yerle bir edebilir, arzu ettiğiniz bir insanla sahilde el ele dolaşabilirsiniz. Tabiki de bunlar tamamen gerçekten uzak imajinasyon şeylerdir. Yaradanın bize vermiş olduğu bir yetenek diye düşünelim.

    Bir de astral seyehat kavramı vardır. Henüz gerçekleştiremeyen biri olarak bilgim kadarıyla anlatayım.
    Astral seyehat ise rüya gibidir ancak yaşananlar ve hissedilenler gerçeksel boyuttatır.
    Bilindiği gibi insan uyku aşamasına girdiğinde dini kaynaklar ruhun bedenden ayrıldığını söylerler. Hatta islam dininde uyku, ölmekli olmak diye de geçer. Yani kısmi ölüm gerçekleşir diyelim.
    Ruh uyku esnasında bilinçsiz olarak benim bildiğim kadarı ile fiziksel bedenimizin hemen üzerinde fiziksel bedenimize bağlı bir kordon ile asılı durur. (Bu bilgiler astral deneyimine erişmiş olanların anlatımlarıdır. Hepsi de aynıdır.)
    Astral seyehat tam da bu noktada devreye girer. O ruhun bedenden çıkış aşamasını bilinçli yaşamaya dayalıdır. Apayrı bir boyuttur. Rüya alemi gibidir ama gerçektir. Duvarların içinden geçilebilir, bir başkasının rüyasına girebilir, olayları izleyebilir, başkasının düşüncelerini hssedebilir, hatta uçabilirsiniz. İlk çıkışı yaşayanlar, aynı yeni doğmuş bebek örneğini verirler. O boyuta çıkışı bilinçli yaşayanlar, yürümeyi uçmayı sıfır düşünceye erişmeyi öğrenirler. Bu zaman alır. Kimizi bunu başarmak için yıllarını verir. Geri dönüş olayı da farklı şekillerde meydana gelir. Bazıları kontrolsüz olur. Mesela aniden yüksek bir yerden düştüğümüzü hissederiz ve uyanırız. Astral seyehate çıkanlar o boyutta bedenlerini hissetmezler, kısmi felç hissi yaşarlar. Hatta uyandıktan sonra bir süre bedenlerini hareket ettiremezler.

    Tabiki bu deneyimleri kişisel olarak yaşamadım, ancak yaşadığını söyleyen, birçok kişi mevcut. Deneyimlerin tamamı da ortak sonuçları gösteriyor.

    Kısacası insanoğlu muazzam bir varlık ve bu yaradanın bir lutfu....
    Melüsünün kuzusuu

    "Beklemekte olduğun şey, ancak onu beklemeyi unuttuğunda gerçekleşir.. Bu, evrenin 'Sen bakarken soyunamıyorum' deme şeklidir.."




  3. #3

    Kayıt Tarihi
    17-09-2010
    Mesajlar
    177
    Karizma Gücü
    2
    Ertu değerli bilgileirn için çok çok teşekkürler.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. bilinçaltı ile ilgili program+bilgi
    2005 Konuları bölümünde ecowayt tarafından açılmış
    Yanıt: 21
    Son Mesaj: 26.09.11, 03:01
  2. Şarkılardaki Bilinçaltı Mesajları
    2006 Konuları bölümünde Berzax tarafından açılmış
    Yanıt: 6
    Son Mesaj: 12.03.06, 14:27

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •