• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    Ya yapma Yada pişman olma guralkan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-09-2010
    Mesajlar
    1,451
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    2

    Uyarı Yarım saatte nasıl katil olursunuz ?

    Yarım saatte nasıl katil olursunuz?
    A. TURAN ALKAN

    Bu ülkede yıllardan beri içi kupkuru bir "Gençlik" edebiyatı yapılır ve bu edebiyat efsâne derecesinde köpürtülür; ilerde ülkeyi yönetecekleri için gençlerin daha 19-20 yaşlarında her şeyi bilebilecekleri, öngörebilecekleri, anlayabilecekleri farz edilir; o derece ki, konuyla ilgili vecizeleri sıralasak destan olur.
    Gençlerin kabahati yoktur bu boş ve faydasız köpükleme ameliyesinde; asıl sorumlu, gençlik edebiyatı üzerinden gençleri sermaye edinip iş çeviren yaşlılardır.
    Bu konuyu öğrencilere daha iyi anlatabilmek için hep şu örneği verirdim onlara: "Uygun şartlar altında içinizden % 90'ınızı yarım saatte bir cinayet işlemeye veya ölmeye hazır hale getirebilirim". Teknik bir meseledir bu; uygun tekniği uygulayan herkes gençleri istediği yönde harekete iknâ edebilir.
    Nerden biliyorsun diyeceksiniz; "Yaşadım da ondan" derim kısaca.
    1970'le 80 arasında beş bin genç böyle öldürüldü. "Deli" kanlılardı; cenaze törenlerinde "Senin kanın mücadelemize yol gösterecek" nutukları atıldı. Bir şeyler fark etmesinler diye gruptan ayrılmalarına, sağa-sola kulak kabartmalarına, "Zararlı" şeyler okumalarına hoş gözle bakılmazdı. Örgüt disiplini vardı, hiyerarşi vardı, ideolojik doktrin vardı. Ana-baba hakkı, komşu hukuku, eski arkadaş yârenliği yoktu; hattâ aşk bile yoktu yahu! Kızların yarısı "Bacı" kalan yarısı düşmandı. Başka türlü düşünen herkes % 90 ihtimâl hain, % 10 ottu. Dışlayarak algılamaya alıştırılmıştık biz nesil olarak...
    Kampımızın hudutları dışında mazlumduk; aynı hudutlar içinde zâlim.
    Gençlerin çoğunda bu satırlar, çenesi düşük ve yılgın bir yaşlının, çalmaktan usanmadığı cızırtılı bir plak terânesi hissi uyandıracaktır. Bize de böyle nasihatler edenler olurdu ara-sıra; öyle derdik. "Sen bilinçlenmemişsin, meselenin farkında bile değilsin; anlayamazsın bile; kes sesini!".
    Sonradan anladık ki doğruyu onlar söylüyorlar ve bizim dünyadan haberimiz bile yok.
    Ve şunu lütfen kabul edin gençler, siz henüz bir şey bilebilecek durumda değilsiniz; ilerde inşallah, ama şimdi değil... Lütfen size "Vuralım, öcünü alalım, atalım, yaşatmayalım" telkininde bulunanlara dikkat ediniz; onlar hayatını mahvetmek istiyorlar; aman bin kerre daha düşünün...
    Kütahya'daki öğrenci cinâyeti hakkında söylenmesi gereken her şeyi, dün bu sütunlarda Mümtaz'er Türköne yazmış zaten; onun da vurguladığı bir konuyu yeniden hatırlatmak, altını çizmek istiyorum. İdeolojik mücadele verdiğini savunan bir genç topluluğuna karşı yine aynı düzlemde fikri mücadele vermenin lüzumuna inanmıyorum. Gençler arasındaki çatışmalar, içlerinden biri kollanarak yatıştırılmaz; çare, doğrudan polisiye tedbirdir; adliyenin, savcının, kanunun, hâkimin yoludur. Fikir hürriyetine evet, başkalarına zarar verecek eylemlere hayır.
    Bir süreden beri, bazı yayın organlarının haber bültenlerinde ufak-tefek öğrenci gerilimlerinin inceden inceden taraf tutularak sergilendiğine şahit oluyorum. Bir kısmını saldırgan ve haksız, ötekini mâsum ve barışçı iken saldırıya uğrayan taraf olarak sunuyorlar; halbuki bunlar netice itibariyle gençtir ve yaptıkları aşırılıklar kesinlikle hoşgörülmemelidir. Basının, kavgaya topyekûn karşı çıkması, benzer tavırla dışlaması gerek.
    Çok şükür ki artık "Üniversiteye polis giremez" gibi hamakat seviyesinde kalmış yaklaşımları geride bıraktık. Bir üniversitede şiddet olayı yaşanıyorsa, üniversite yöneticileri ve kampüsün güvenliğinden görevli emniyet güçleri -her kimler ise fark etmez- saldırganları etkisiz hale getirip hesabını sormaktadır. Bu iki merci görevini yaparsa, kimse çıngar çıkarmaya cesaret edemez. İçişleri Bakanlığı ve hükümet, bugünün küçük gibi görünen olaylarını önemsemeli ve üzerine gitmelidir.
    Bize düşen ise "Gençtir, ne yapsa yeridir" edebiyatıyla gençleri, en elverişsiz çağlarında dolduruşa getirmemektir.

  2. #2
    Ya yapma Yada pişman olma guralkan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-09-2010
    Mesajlar
    1,451
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    2
    Bu yazının forumda gereken ilgiyi görmediğine inanıyorum. Aslında benim üzerinde düşündüğüm bazı noktalar var. Onları sizlerle paylaşmak istiyorum.
    Evet genel hatları ile doğru bir yazı. 19-20 yaşlarındaki gençlerden, herşeyin en doğrusunu bilmeleri beklenmez. Ama genç'i biraz da fazla küçümsemiş yazar sanki. İyi de sanki bu ülkede 30-40-50 yaşlarındaki bütün insanlar doğruları biliyorlar mı ? Bu ülke maalesef 1965 doğumlulardan bu güne kadar gençlerine, düşünmeyi,siyaseti, tartışmayı, fikir sahibi olmayı yasakladı,engelledi. Evet, analar babalar 1970-1980 arasındaki terör olayları sebebi ile, çocuklarını bu konulardan tamamen uzaklaştırdı (Ana - baba koruyucu refleksi idi bu ve haklıydılar). O günden beri doğan çocuklar, siyaset neymiş, kimin fikri neymiş,hangisi doğruymuş, hangisi yanlışmış ilgilenmediler, ilgilenemediler. Zaten bir nokta geldi ki; doğan çocukların evinde de büyükler bu konuları konuşmadığı, tartışmadığı için, gençler için işin içine ucundan dahi olsa girmek mümkün olmadı. Ama işte bana göre; Türk siyasi hayatındaki, son 15 yıldır yaşanan tıkanmanın sebebidir bu tablo.
    Evet düşünün ki ; Demirel,Ecevit,Erbakan,Özal,Türkeş sonrasında, genç kuşaktan bir tek Erdoğan vardır lider olarak yetişen.
    Halbuki, genç nesil, 12-13 yaşından itibaren başlayıp, 25 yaşına kadar olan sürede adım adım, ülke haberlerine, sorunlarına meraklanmaya, öğrenmeye, bilgilenmeye, fikir sahibi olmaya, tartışmaya ve eğriyi-doğruyu birbirinden ayırt eder duruma gelmelidir bana göre. Yanlış yapmayacak mıdır gençler ! elbette yapacaktır. Kim yapmamış ki. Önemli olan fanatik olmadan, gerçek doğruyu bulana kadar mücadele edebilmektir. Zaten bulduklarında da gerçek doğru şu olacaktır ; Bu doğru denilen şey, zamana, makana,insanlara, şartlara göre değişmektedir. O zaman önemli olan vakit geçirmeden günün doğrularını bulmak ve doğru, doğruluğunu kaybettiğinde yeni doğrunun peşinde koşmaktır.

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-10-2006
    Mesajlar
    10,900
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Gözlerim yaşardı.

    Sen git ülkeyi karıştırmayı, insanları birbirine düşürmeyi yayın politikası haline getirmiş bir gazetede yazarlık yap, sonra da kalkıp gençlerin geleceğinden falan bahset. Açılım borazanlığı yaparken aklın neredeydi ? Yazar arkadaşın terör örgütü elebaşısı Apo'yu paşa yapalım derken sen nelerle meşguldün ? Milliyetçiliği sars virüsünden daha tehlikeli gören Kürtçü, Ermenici yazar kardeşine insanların sinir uçlarıyla oynamaması konusunda bir telkinde bulundun mu ?

    Haysiyet yoksunu ahlak fukarası şahıs. Sen, hükümeti korumak için bu tip masallarla gençlerin beynini uyuşturmaya, mevcut gelişmelere ve hükümete karşı tepkisiz kalmaya mecbur bırakmaya çalışan bir beslemeden başka bir şey değilsin. Senin derdin gençlerin geleceği değil, köleliğini yaptığın iktidarın devamlılığıdır.




 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. KaÇirirsaniz PİŞman Olursunuz!!!
    2005 Konuları bölümünde FRANCK RIBERY tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 06.09.05, 21:43
  2. Bilecik'in Bozüyük İlçesi'nde yarım saatte 4 ayrı deprem kaydedildi
    2003 - 2004 Konuları bölümünde emosh-gs tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 16.06.04, 17:38

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •