• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
30 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    02-11-2010
    Mesajlar
    457
    Karizma Gücü
    0

    Kurbanda, mana, çesit, amaç, ve hedef nedir.?

    Kurbanda, mana, çesit, amaç, ve hedef nedir.?

    Kelimenin anlami nedir.?

    'K-r-b" kökünden türeyen "kurban" kelimesi "yakınlık, yakınlaşma, yaklaşma, bir işi yapma" gibi anlamları ifade eder.
    Aynı kökten türemeleri dolayısıyla terimin "akraba, karib, kurbiyet, takriben, mukarreb" gibi kelimelerle "yakın akrabalığı" vardır.
    Yakın hissetirici, Yaklaştırcı.


    Kac çesit kurban vardır.?

    Sunulan kurbanlar iki çeşittir:
    a) Kanı akıtılan hayvan veya insan;
    b) Takdim edilen yiyecek, içecek veya değerli eşya.


    Kurbanda amaç nedir?

    Kurbanın dört amaçla sunulduğunu söylemek mümkün:
    1) Bir şeyi elde etmek amacıyla kurban sunmak;
    2) Elde edilen şeye şükran duyulduğunu belli etmek üzere kurban sunmak;
    3) Bir günahı, bir suçu veya kusuru bağışlamak için kurban sunmak;
    4) "Hak kurbanı" adı verilen ilk üründen veya ilk avdan Yüce Varlık'a sunulan kurban.



    Hedef nedir.?

    Hedef iyi niyet, Allahdan çekinme, insan haklarına riayet ve mallarımızı insanlarla paylaşmak.

    Hac suresi 22/37
    Onların ne etleri Allah'a ulaşır, ne kanları, fakat sizin Allahdan çekinmeniz ve iyi niyetiniz dir ki ona ulaşır.
    Sizi doğru yola sevkettiğinden dolayı Allah'ı büyük tanıyasınız diye O, Kurbanlarinizi sizin istifadenize verdi.
    (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele!

    Şu halde asıl mesele ve amaç
    "salt kan" veya "kan akıtmak" değildir.
    Allah'ın ne kana ne ete ihtiyacı vardır, "kan ve et de Allah'a ulaşmaz" (22/Hacc, 37).

    .
    .

  2. #2
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    02-11-2010
    Mesajlar
    457
    Karizma Gücü
    0
    Allah KAN istemiyor.

  3. #3
    Asitane ve yine hasret... <span style='color: #7FFFD4'><span class='glow_7FFFD4'>excalibur66</span></span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-03-2007
    Mesajlar
    33,028
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12
    vaybe peygamber bile yanlış anlamış.doğrusunu bu vatandaş biliyor..
    ve müslümanım diyor..
    sadece münafık görünüyor.
    tabii müslümanım derse..
    CHP'de inanılmaz değişim!Artık CHP'ninde oy kullanmayı becerebilen bir başkanı var
    İyi Günde Sevmedim ki Kötü Günde Terk Edeyim
    En Kötü Gün Bugünse Bugün de FENERBAHÇE !

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    02-11-2010
    Mesajlar
    457
    Karizma Gücü
    0
    Konudaki yazinin kaynagi
    Fikirlerine katilmadigim konular oldugu gibi, bu konudaki firkirlerine katilgim
    ALi BULAC



    Eski medeniyetlerde 'kurban'ın anlamı


    Ali Bulaç'ın kaleminden

    'K-r-b" kökünden türeyen "kurban" kelimesi "yakınlık, yakınlaşma, yaklaşma, bir işi yapma" gibi anlamları ifade eder. Aynı kökten türemeleri dolayısıyla terimin "akraba, karib, kurbiyet, takriben, mukarreb" gibi kelimelerle "yakın akrabalığı" vardır.

    Fıkıhta, "Allah'a ibadet etmek maksadıyla belirli vakitlerde belirli şartlara sahip hayvanları usulüne göre kesmek" demektir. Kişiyi, Allah'a yaklaştırdığı için kesilen hayvana "kurban/kurbanlık" denmiştir. Kurban, İslam'ın ilk defa vaz'ettiği bir ibadet değildir, neredeyse bütün kadim kültür ve dinlerde kurban çeşitlerine rastlanmaktadır. Hz. Peygamber (sas), İslam'daki kurbanı "Hz. İbrahim'in sünneti" olarak tanımlamıştır. Bu, Müslümanların hac ibadeti gibi, kurbanı da Hz. İbrahim ve oğlu İsmail'in tespit ettikleri amaca ve usule uygun olarak yerine getirdiklerini gösterir. Kur'an-ı Kerim, bize ilk kurbanı takdim edenlerin Adem'in iki oğlu, Habil ve Kabil olduğunu söyler. Aralarında ciddi bir ihtilafa düşünce, Allah'a kurban sunmaya karar verirler. Her ikisi seçtikleri kurbanı sunar, Allah Habil'inkini kabul eder, Kabil'inkini kabul etmez (5/Maide, 27). Buna bir tür "muhakeme usulü" diyebiliriz.

    Eski toplumlarda kurbanın anlamı

    Eski toplumlarda kurban sunma biçimleri ve sunulan kurban türleri arasında önemli farklılıklara rastlanmaktadır. Tabiat üstü güçlerle bir tür temas kurma biçimi olarak algılanan kurbanın dört amaçla sunulduğunu söylemek mümkün:

    1) Bir şeyi elde etmek amacıyla kurban sunmak;

    2) Elde edilen şeye şükran duyulduğunu belli etmek üzere kurban sunmak;

    3) Bir günahı, bir suçu veya kusuru bağışlamak için kurban sunmak;

    4) "Hak kurbanı" adı verilen ilk üründen veya ilk avdan Yüce Varlık'a sunulan kurban.

    Hemen hemen bütün inanç ve kültür havzalarında kurban çeşitli ritüeller eşliğinde sunulur.

    Sunulan kurbanlar iki çeşittir: a) Kanı akıtılan hayvan veya insan; b) Takdim edilen yiyecek, içecek veya değerli eşya. Kanı akıtılan insan her zaman öldürülmez, mesela Malakka'daki Semangler, şiddetli fırtınaların koptuğu havalarda baldırlarını kesmek suretiyle kan akıtır, böylelikle gazaba geldiklerini düşündükleri tanrıları yatıştırmaya çalışırlardı. Bazı toplumlarda "hak kurbanı" tanrılar yerine kabilenin şefine, krala, rahibe sunulur ve bu genellikle törenler eşliğinde gerçekleşir. Mircea Eliada, bazı efsanelerde kurbanın evrenin vücut bulmasıyla ilgili olduğunu söyler: "Bir inşaatın, bir tapınağın veya evin ruha bürünmesi, aynı anda hem bir hayat hem de bir ruhun ona verilmiş olması gerekir. Ruh aktarımı ancak kanlı bir kurban verilmesiyle mümkündür."

    Eliada, ilginç bir biçimde Hz. İbrahim'in oğlunu kurban etmesini diğerlerinden ve önceki kurban biçimlerinden ayırmak gerektiğini söyler, ama neden ve hangi hususlarda ayrıldığını açıklamaz. Sanki Eliada, bize bunun "sebepsiz yere" olduğunu ima eder gibidir. Eski Ahit'in genel çerçevesinden bakıldığında bu, bir tür İsrailoğulları'nın tarihte "sebepsiz yere" felaketlere uğramasını çağrıştırmaktadır. Doğal olarak insanın aklına şu soru geliyor: Bu durumda Tanrı, İbrahim'e haksızlık etmiş olmuyor mu? Tanrı, İbrahim'den oğlunu kesmesini istedi. Bu emir bir "öfke ve gazabın sonucu" mu? Öyle ise, bunun geçmişteki heretik inanışlarda görülen insana hiç de hayırhah bakmayan "tanrıların gazabının yatıştırılması" için insan kurban etmeyi öngören pagan teamülleri bayağı andırır tarafı var. Geçmiş din ve inanışlarda durum her ne ise, burada bizi ilgilendiren husus Hz. İbrahim (as)'in biricik oğlunu kurban etmeye kalkışmasıdır. Yorumlar ve maksatlar farklı gözükse de her üç din bu olayın tarihsel hakikatini teyid ve teslim etmektedirler.

    Bu olayı, insanın şiddete olan tutkusuyla ve şiddetin en yıkıcı ve gaddar tezahürü olan kan dökücülüğe yatkın fıtratıyla ilişkilendirenler var. Varlık aleminin bu, kendine özgü türünün kan dökücü olduğunu savaşlarla ve cinayetlerle geçen tarihinden ve bugün hâlâ kan dökmeye devam etmesinden biliyoruz. Hâlâ en büyük ve etkileyici romanların ana konusunun "cinayet" olması tesadüfi olmasa gerek. Daha varlık alanına çıkmadan önce bile melekler tarafından "kan dökücü" (2/Bakara, 30) olarak nitelendirilmişti. Arzulanmasa da insanın kan dökücü vasfı, onun en temeldeki muharrik güçlerinden birini teşkil eder. Bir yerde bu, tarihin çemberini çeviren itici güçlerden biridir.

    Kurbanın buradaki rolü şu olabilir mi? Zaman zaman veya bazan belli şartlarda kan akıtma nöbetine tutulmayla malul insan, eğer bir hayvanın kanını akıtırsa, belki kendini tatmin eder, hayvanın kanı insanın kanına bedel olur. Mitolojik anlatımlardan ve pagan inanış biçimlerinden anlıyoruz ki, çoğu zaman insan, kendi adına ve kendi sadizmini tatmin etmek isterken, bunu uydurduğu tanrılar üzerinden yapma yolunu seçmiştir. Bu, cinayeti rasyonalize eden, kabul edilebilir inanç formuna sokan bir meşrulaştırma çabasıdır. Ed Din'in tekrarlanan tebliğleri ve peş peşe gelen peygamberlerin çabasına rağmen insan ya doğrudan kendi adına ve kendi inisiyatif kullanarak veya kendilerine sadizm ve şiddet yüklediği tanrılar adına kan dökmeye devam etmiştir. Hz. İsmail (as)'in bu tarzda kurban edilmek istenmesi, belki de şiddet ve kan dökücü tanrıların gücünü ve bu yöndeki taleplerini tümüyle ve ebediyen olmasa da, hiç değilse genel anlamda yürürlükten kaldırmıştır. Bu makul bir açıklamadır.

    Kurbanda asıl mesele kan akıtmak değil

    Ama yine de sormaktan kendimizi alamıyoruz: Koçun kanı İsmail'in kanına bedel olabilir mi? Ben kestirmeden cevap vereyim: Hayır. Sebebi gayet açık: Bedel ikamedir. İbrahim, koçu getirip Allah'tan İsmail'e bedel olması için niyazda bulunmadı. İsmail'i kesmek üzere yere yatırdı, kararlıydı, bıçağını çekmişti, İsmail de babası gibi teslimiyet içinde kaderine rıza göstermişti. Kısaca sınavın başarılmasından sonra koç geldi. Yani koçun kanı insana hayat vermedi. Şu halde asıl mesele "salt kan" veya "kan akıtmak" değildir. Allah'ın ne kana ne ete ihtiyacı vardır, "kan ve et de Allah'a ulaşmaz" (22/Hacc, 37). Öyle olmakla beraber Rene Girard'ın dediği "ikincil sırada bir maksat" olarak tahakkuk etmiştir. Yani gerçekten İsmail'den sonra artık; insan kanı akıtmanın anlamı ve meşruiyeti kalmamıştır. Ama yine de İsmail'i bıçağın altına yatıran İbrahim'in amacı bu değildi.

    Bir iki husus daha üzerinde duralım: Kurbanın doğrudan "rüya" ile bir ilgisi var mı? Psikanaliz hurafelerine inananlar, "baba-oğul ilişkisi"nden hareketle "bilinçaltına inip" orada rüya çözümlemelerinden medet umabilirler. Fakat bunun konumuzu açıklayıcı herhangi bir boyutu yoktur. Olayın "rüya" ile olan ilişkisi İbn Abbas'ın dediği üzere "Peygamberlerin rüya yolu ile vahy alması" ve "Hz. İbrahim'in de rüyasında bu emri almış olması"ndan ibarettir. Peygamberler uyurken de kalpleri uyanık kimselerdir. Yani peygamberlerde "bilinç kayması" olmadığından, bilinç dışı veya bilinç altı -buna kontrol dışı diyebiliriz- ruhsal durum söz konusu değildir. Bunun psikanaliz çözümlemesi yoktur.

    Burada İbn Arabi'nin öne sürdüklerinin de çok tartışmalı olduğunu söyleyebiliriz. Sekiz, dokuz ve onuncu Zilhicce günlerinde üç gece üst üste rüya gören İbrahim, diğer peygamberler gibi aldığı vahyi kendi öznel yorumuna tabi tutamazdı. İbrahim, ayan beyan bilgiler almıştır. Kur'an, açıkça İbrahim'in rüyasını tasdik etmektedir (37/Saffat, 105.) Hangi peygamber aldığı vahyi yorumlayıp da insanlara öyle sunmuştur ki, İbrahim de öyle yapsın? Vahy nasıl geliyorsa öyle tebliğ edilir. Hz. Yusuf başkalarının rüyalarını tabir ediyordu, ama gördüğü rüyalar geleceğe ilişkin vahyi haberlerdi ve aynen tahakkuk ettiler. Şu halde İbrahim vehme kapılmadı


    Bu mesaj en son " 15.11.10 " tarihinde saat 17:32 itibariyle batuhan4020 tarafından düzenlenmiştir...

  5. #5
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    08-05-2010
    Mesajlar
    1,850
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    din dogmadır, dinde mana, hedef, amaç aranmaz. onun için istiyorsan keser kurbanını oturursun, geri laf-ı güzaftır.

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    24-10-2005
    Mesajlar
    14,356
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    Alıntı excalibur66 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    vaybe peygamber bile yanlış anlamış.doğrusunu bu vatandaş biliyor..
    ve müslümanım diyor..
    sadece münafık görünüyor.
    tabii müslümanım derse..
    Güzel tespit, teşekkürler.
    Armut Deyip Geçmeyin, Onun İlk Hecesi Çoğu Kişide Yoktur !

    (Necip Fazıl Kısakürek)

  7. #7
    egdt1970 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-04-2007
    Mesajlar
    1,176
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Ayetler ve taşıdıkları anlamları olduğu gibi kabul yerine kendi kabullerimize birer kılıf ve destek gibi yorumlamaya kalkınca böyle çarpıtmalar ve adeta İNKARA varan mana değişikliklerine yol açılıyor.
    Oysa bir ayet ele alınarak "KURBAN DEMEK KAN AKITMAK DEĞİLDİR..BUNUN İÇİN DE KURBAN KESMEK GEREKSİZDİR." sonucuna varılması ancak, bu inançta olan birinin ayetlerin biir kısmını ele alıp diğer kısımlarını görmezden gelinmesi sonucu varabileceği bir sonuçtur.
    Oysa hac suresi 37.den evvel hac 36.da Allah; Biz kurbanlık büyükbaş hayvanları da sizin hakkınızda Allah’ın dininin şeâirinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Onlar boğazlanmak üzere saf halinde dururken onları kestiğiniz zaman Allah’ın adını anın. Yanı üstü yere yıkılınca da onlardan hem siz yiyin, hem kanaat gösterip istemeyene, hem de isteyen fakire yedirin! İşte böylece onları size âmâde kıldık ki şükredesiniz.
    Buyurmaktadır. Yani kesimin nasıl olacağını dahi bildirmiştir.
    Hac 37.de ise; Fakat unutmayın ki ne onların etleri, ne de kanları asla Allah’a ulaşacak değildir. Lâkin Ona ulaşan tek şey, kalplerinizde beslediğiniz takvâdır, Allah saygısıdır. O bu hayvanları size âmâde kıldı ki, sizi doğru yola eriştirdiği için O’nun yüceliğini ilan edesiniz. Öyleyse güzel davrananları müjdele!
    Kurban kesmeyin denilmiyor!..
    Tam aksine; bu yapılan işin bir TAKVA işi olduğunu ve asıl olanın, yani Allahın bizlerden beklediğinin bu türlü ibadetlerle bu noktaya ulaşmamızın beklendiğidir.Ve bu kesilen hayvanların etlerinden istifade etmemiz gerektiği, Allahın bunlara(Kurban edilen hayvanın etine,kanına)ihtiyacı olmadığıdır.
    36.ayette bunun da şekli "hem siz yiyin, hem kanaat gösterip istemeyene, hem de isteyen fakire yedirin!" tarif edilmiştir.
    İnanan ve kabul eden için böyledir.Etmeyenin anlayışına ne denir ki?..
    Emr-i İlahi açıktır ki;
    Kevser; 1.Şüphesiz, biz sana Kevser'i verdik. 2.Şu halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. 3.Doğrusu, asıl ebter olan sana kin duyandır.
    "Aklı ile öğünen kişi, hücresinin genişliği ile gururlanan mahkuma benzer."





  8. #8
    egdt1970 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-04-2007
    Mesajlar
    1,176
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı batuhan4020 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    "KURBAN DEMEK KAN AKITMAK DEĞİLDİR..BUNUN İÇİN DE KURBAN KESMEK GEREKSİZDİR."

    Kim bu sonuca varmis.?
    Ne demek şimdi bu?..Peki bu sözlerin ve kullandığın "kısmi" alıntılar
    Hedef nedir.?

    Hedef iyi niyet, Allahdan çekinme, insan haklarına riayet ve mallarımızı insanlarla paylaşmak.

    Hac suresi 22/37
    Onların ne etleri Allah'a ulaşır, ne kanları, fakat sizin Allahdan çekinmeniz ve iyi niyetiniz dir ki ona ulaşır.
    Sizi doğru yola sevkettiğinden dolayı Allah'ı büyük tanıyasınız diye O, Kurbanlarinizi sizin istifadenize verdi.
    (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele!

    Şu halde asıl mesele ve amaç
    "salt kan" veya "kan akıtmak" değildir.
    Allah'ın ne kana ne ete ihtiyacı vardır, "kan ve et de Allah'a ulaşmaz" (22/Hacc, 37).
    ne anlama geliyor.
    Şu husus unutulmasın ki; yaptığınız açıklamalar ve kelime atraksiyonları ile bazı kimseleri inandırabilirsiniz amma Allah asla kandırılamaz.
    "Aklı ile öğünen kişi, hücresinin genişliği ile gururlanan mahkuma benzer."





  9. #9
    TETKAY adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-02-2009
    Mesajlar
    483
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Kurban ilkel insanların doga karşısındaki acizlik geleneklerinden kalma ilkel bir adettir.
    KULLUKLA KURTULUS OLMAZ!!!

  10. #10
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    02-11-2010
    Mesajlar
    457
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı TETKAY tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Kurban ilkel insanların doga karşısındaki acizlik geleneklerinden kalma ilkel bir adettir.
    KURBAN = Kan
    Seklinde algilanirsa
    Yaratici güc sanki kan istiyormus gibi bir yanilgiya sebep olur.
    YARATICI gücün gazabindan korunmak icin verilen bir bedel olarak KAN dökülür.

    Cocuklugumdan hatirliyorum
    Cevremizdeki büyüklerimiz KANLI-KURBAN yani hayvan kesildiginde,
    Allah kanini kabul etsin derlerdi.

    Halbuki Allah iyi niyetimizi ihtiyac sahipleri ile paylasim duygularimizi kabul etsin demelilerdi.

    Cünki Bu ayetten haberleri yoktu.
    Ana dillerinde Kurani kerimi okumadilar.
    Sadece VAAZlardan dinlediklerini din zannettiler.

    Halbuki Yaratana iyi niyet-paylasma gider kan gitmez.

    Hac suresi 22/37
    Onların ne etleri Allah'a ulaşır, ne kanları, fakat sizin Allahdan çekinmeniz ve iyi niyetiniz dir ki ona ulaşır.
    Sizi doğru yola sevkettiğinden dolayı Allah'ı büyük tanıyasınız diye O, Kurbanlarinizi sizin istifadenize verdi.

    (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele!

    Şu halde asıl mesele ve amaç
    "salt kan" veya "kan akıtmak" değildir.
    Allah'ın ne kana ne ete ihtiyacı vardır, "kan ve et de Allah'a ulaşmaz" (22/Hacc, 37).

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •