2010
26 (27) sene evvel, 26 sene ileriye gittim, yani tam olarak bundan 1 sene evveline. (2009)
O zamanlar 12,13 yaşımda idim ve hipnozdan uyanınca hiç bir şey hatırlamadım.
Ögretmen bu olayin aynısını sınıftaki diğer bir kaç çocuklara da yaptı.
Ve bir ben hariç, herkesin rüya gördüğünü zannedeceklerini söylemişti.
Olay biraz karışık; mümkün olduğunca detaylı ve ayrıntılı yazacağım.
A = Ben, 12, 13 yaşındayım, 26, 27 sene evvel
Almanya’da türk sınıfındayım. Öğretmen (bayan, 30 yaşında falan) kendiside türk.
B = Ben, 1 sene evvel. (2009)
Evde, yatakta yatıyorum (uyumuyorum), saat sabahın 2 civarı.
-----------------------------------------------------------------
O zamanlar(A) 1-2 senedir Almanya“da olduğumdan almancam pek yoktu.
sınıftayım, öğretmenim bana yaklaştı ve göz kırparak gülümsedi.
Bende, „bu öğretmen galiba benden bir şey istiyor“ diye düşündüm.
Ertesi gün o öğretmen bana bir gül hediye ederek masamın üzerine koydu.
Bu olaya hiç bir mana veremedim ve öğretmene, o gülün ne olduğunu sordum.
„Sen istedin ya“ diye bana cevap verdi. Öyle bir şeyi kendisinden kesinlikle
istemediğime dair yemin edebilirdim! Sonra gülü alıp çöp kutusuna attım.
Ertesi gün Ali isminde diğer bir öğrenci bana dayak attı. Sebebi ise
kendisine „zibidi“ demişim. Böyle bir şey demediğime dair bile yemin edebilirdim.
Bu olanlardan bir iki gün evvel, sınıfta oturuyorum, öğretmen beni hipnoz ediyor,
hipnozda konuşuyorum(üstelik ara sıra süper bir almanca ile, halbuki o zamanlar almancası sınıfta en berbat olan benim) hipnozdan uyandıktan sonra ise
konuştuklarımdan hiç bir şeyi hatırlamıyorum, hatta hipnoz olduğumu dahi hatırlamıyorum.
----------------------------------
1 sene evvel yalnız başıma evde yatakta yatıyorum (B).
Nasıl oldu bilmiyorum! A ile temasa geçiyorum. Yani kendimin 12 yaşımdaki
hali ile bağlantı kuruyorum. Yatakta yatarken, bütün o sınıftaki hipnoz anındaki
halimi görüyorum. Ben (B) düşünüyorum, A ise benim düşündüklerimi söylüyor.
Öğretmen A“ya soruyor, B duyuyor, düşünce ile A üzerinden cevap veriyor.
(B) kendi kendime dedimki „galiba ben hayal kuruyorum.“
(A) „galiba ben hayal kuruyorum“ sınıftaki öğrenciler bu konuşmama gülüyorlar.
(B) düşünüyor „Öğretmenim bütün bunlar gerçekmi? yoksa hayalmi kuruyorum?“
(A) „Öğretmenim bütün bunlar gerçekmi? yoksa hayalmi kuruyorum?“
((B nin her düşündüğünü A nın söylediğini extra yazmama gerek yok))
Öğretmen „Oğlum, sen şu an bizlere kendi zamanından, düşüncelerini aktarıyorsun“
(B) „bu nasıl olur? bence bunlar bir hayal, madem öyle, olağanüstü bir
şey yapın, örneğin bana göz kırpın!“
Öğretmen bunu ertesi gün A ya yapmış olduğundan, (B) bunu söyler söylemez hatırlıyor ve „olamaz“ diye hayrete düşüyor
(B) „Öğretmenim bir isteğim daha var, bana bir gül hediye edin“
Ertesi gün öğretmen bana (A) bir gül hediye ediyor.
(B) yine o an bu olayı anımsıyor ve yine „olamaz“ diye düşünüyor.
A nın gözü ile B, sınıf arkadaşlarına bakıyor, ama herkesi tam seçemiyor, ortalık
puslu gözüküyor.
(B) „Ali nerede?“
Öğrenciler „Ali bugün yok“
(B) „yine nerede o zibidi?“ diye düşününce, herkes bir kahkaha atıyor.
Ertesi gün Ali bana (A) bundan dolayı dayak atıyor.
-------------------
Başka bir gün, bu sefer sınıfta hoşlandığım bir kızla beraber aynı anda
ikimizide hipnoz etti o öğretmen. Kıza şimdiki cep telefonumu verdim
(o zamanlar 1982-83 biliyorsunuz cep telefonu falan yoktu)
bu bölümüde sonra yazacağım.
(B) Sonra okulda yaptığım bütün yaramazlıkları hatırladım. O zamanlar öğretmeni sürekli kızdırmış, çok üzmüştüm. Bundan dolayı neredeyse ağlayacaktım.
Üzüntülü ve ağlayacakmış gibi bir sesle
B „Öğretmenim!“
Öğretmen „Söyle oğlum“
B „Yaptığım bütün yaramazlıklardan dolayı lütfen beni affedin, çok üzülüyorum.
Keşke uslu olsaydım da sizi dinleseydim.“
Öğretmen „Seni affettim oğlum!“
Ertesi gün olup bitenleri pek kavrayamayan başka bir yaramaz öğrenci bana (A) yaklaştı
„Lan yağcı ******, öğretmene neden yalvardın, ondan özür diledin? Gayen sınıfı geçmek değilmi?“ dedi. Tabi hiç bir şeyi hatırlamadığımdan cevapsız baka kaldım.
--------------------------
Yine başka bir gün, sınıfta 15 yaşında hoşuma giden bir kız var idi.
Öğretmen ikimizi de aynı anda hipnoz etmiş olmalı.
(B) „Mukaddes, ayağa bir kalkar mısın?“ dediğimi yaptı, „şöyle bir sefer dön, iyi seçemiyorum seni“ deyince, aynen uyguladı. Diğer öğrenciler güldüler.
(B) „Sence beraber evlensek mutlu olur muyuz?“ diye sordum.
Yanında oturan kız fısıldayarak ve gülerek „Oluruz, de“ dedi.
Mukaddes „Oluruz!“ dedi.
Öğretmen fısıldayarak „Çocuklar sizler araya girmeyin, bırakın kendi aralarında konuşsunlar,“ dedi.
İşte o zaman durumu daha yeni kavradım (B) bu olaylar ne hayal ne de rüya idi.
Heyecanlanmaya ve hatta korkmaya başladım, B „Öğretmenim bu neyin nesi?
Ben böyle bir şey önceden hiç yapmadım.“ Yine de konuşmaya devam ettim.
Ama asla diğer öğrencilerin konuşmamızı anlamalarını istemiyordum.
B „Mukaddes İngilizce biliyor musun? Eğer biliyorsan İngilizce konuşalım!? Diğerlerinin anlamasını istemiyorum“ diye sordum.
Mukaddes „Hayır, bilmiyorum“ diye cevap verdi.
B „Öğretmenim, diğer öğrencilerin bizi duymalarını istemiyorum. Bizi boş bir sınıfa götüremez misiniz? Yalnız başımıza konuşalım orada?“
Öğretmen „Hayır bunu yapamam!“
B „Öyleyse, Mukaddes sana cep telefonu numaramı veriyorum. Yaz ve beni 26 sene sonra ara olmaz mı sevgilim!“ Öğrenciler bir kahkahadır gülmeye başladılar.
Mukaddes „Tamam, ver numaranı“ dedi.
B, yataktan kalktım, masanın üstündeki cep telefonumu alıp numaramı aradım(ezbere bilmiyorum) „0151..........“ diye numarayı düşününce A öbür taraftan söylüyordu.
Yanındaki kız söylenen numarayı yazdı.
Aradan 2-3 gün geçti, kızın anne ve babası bizim eve misafirliğe geldiler. Misafirlik demem
doğru olmaz, baskına geldiler. (Tabi o zamanlar sınıfta bütün olup biten bu hipnoz olaylarından zerre kadar haberim yoktu. Öğrenciler anlatmışlardı ama hiç bir şey anlamamış, oyuna dalıp onları gale almamıştım.)
Kızın babasının çok sinirli bir hali vardı. Neredeyse bana dayak atacak gibi idi.
Okulda olup bitenleri diğer öğrencilerden duymuş olmalıydı. Olan olayları bana bir bir anlatınca hiç bir şey anlamadım. Cebinden bir kağıt çıkardı ve, „Bu numarayı da kıza vermişsin üstelik“ dedi „Neyin nesidir bu numara?“ diye sordu.
Kağıda bir baktım A „Hayır olamaz“ dedim, „o yazı benim yazım değil!“
Adam „Ben sana bu yazı senin yazın demiyorum ki, bu numarayı sen söylemişsin, yanındaki bir kızda yazıp, benim kıza vermiş.“
A „Hayır, ben böyle bir şey yapmadım“
Adam polise gittiğini, polisin böyle bir numara olmadığını kendisine söylediğini anlattı.
Adam „01 Berlin“in kod numarası, o numara Berlin“e ait“ dedi.
Sonra adam bizden izin istedi ve telefonu alıp numarayı çevirdi, benim kulağıma tuttu.
Kasetten Almanca konuşan, bir bayan sesi „Kein Anschluss unter dieser Nummer!“
„Böyle bir numara yok“ diyordu.
A „Bu numara yok diyor“ dedim. Adam „Evet biliyorum, bende denedim“ dedi.
Adam „Türk Danış“ denilen bir kuruluşa gittiğini, durumu onlara anlattığını
ve beni şikayet etmek istediğini onlara söylediğini anlattı.
Onların da Almanya da Tel.No su vermenin yasak olmadığını,
Eğer şayet ortada bir suç var ise, kendi kızının evvela ceza yiyeceğini, çünkü
kızın 15, benim ise 13 olduğumu, 14 yaşından küçük olduğumdan cezadan muaf tutulacağımı söylediklerini anlattı.
Adam „Ve kızıma birde -İngilizce biliyor musun, biliyorsan beraber ingilizce konuşalım, başkaları bizleri anlamasın- demişsin“ deyince, gülmeye başladım.
A „Ne İngilizcesi? Benim doğru dürüst Almancam bile yok!“
Adam „Ve öğretmene demişsin ki –Bizleri ayrı bir odaya götürün, orada baş başa kalalım, başkaları duymasın- demişsin, kıza bu numarıyı verince –Sevgilim bu numarayı 26 sene sonra ara, beraber konuşalım- demişsin“
İyice köşeye sıkıştırılmıştım.
Kızın annesi „Çocuğu fazla sıkıştırma bey, eğer birbirlerini seviyorlar iseler, o zaman bizde kızı verelim“ dedi.
Babası „Bu daha çocuk, kızı nasıl besleyecek?“ dedi
Artık orada ne olduysa oldu, nasıl olduysa oldu, hâlâ o olayı bir türlü anlayamıyorum.
A, şimdiki halim oldu (1 sene evvelki halim yani)
Adama bir cevap verdim adam da, karısı da, buz kesilip dondular.
A „Ulan bana bak! Eğer bana kızını vereceksen ver! Vermeyeceksen bu işi fazla uzatıp durma! Çek git buradan!“ dedim.
Kimseden çıt çıkmadı.
Sonra karısı „Bu çocuğa ne oldu birdenbire böyle? Aynı büyük adam gibi konuşuyor, aman herif kalk gidelim artık haydi.“ dedi, biraz korkmuştu.
Ve devam ettim „20 sene sonra, televizyonların iki parmak kalınlığında olduklarını görünce, sen bu konuşmamızı hatırlayacaksın, ondan sonra 6 sene daha bekle, bu numarayı ara ve benimle konuş. Ama siz o zaman boşanmış olacaksınız.“
B, 6 ay evvel (2010) adamın karısının yanına gittim, boşanmış olduklarını öğrendim.
Kocası 5 sene evvel Türkiye“ye temelli dönüş yapmış.
Kadına, 27 sene evvel olan yukarıdaki olaydan bahsettim biraz. Kadıncağız 65-70 yaşında idi. Sabah ne yediğini zor hatırlıyordu.
---------
A
Bir gün bayan ögretmenimin kocasi (o da ögretmenimiz idi) sinifa girdi. Ve benimle konusmaya
basladi (anlasilan olup biten herseyi karisindan ögrenmisti) Bana seslenerek “Mustafa, duydumki
Güler ögretmeninden gül istemissin!? Benim bildigim, gülü erkekler bayanlara hediye ederler.
Ve birde bana göz kirp demissin!? Bana bak, yoksa benim hanimi ayart etmeye falan mi ugrasiyorsun?” diye sordu. Ben bir sey anlamamistim.
Sinifta kizin biri bir gün bana kagida bir sey yazip gösterdi.
Buna benzer tuhaf bir isaret göstererek. “Et dedigin bu mu?” diye sordu.
A “Bu ne?” diye sordum.
Ögretmen bana geldi, git de sözlüge kendin bak “Bindestrich” neyse dedi.
Bir sinif arkadasi bana sözlügü acti, ve “Bindestrich” in Türkcesinin “Tire” oldugunu ögrendim.
Bu olaydan evvel yine hipnoz icerisinde ögretmenime E-mail adresimi verdim.
B “m Bindestrich...”
Ögretmen “Dur, bindestrich de ne?” diye sordu
B “Sözlüge bak, orada yazar, simdi hatirlamiyorum. a, k, y ....et web nokta d, e”
Ögretmen “Et nedir?” diye sordu
B “Bir tane O yazin ortasina da a yazin.” Dedim. (yani @)
B Ve o an neden o kizin bana böylebir isaret göstermis oldugunu yeni anladim.
-----------------------------------------------------------------------------------------------
Bütün bu olanlar tam olarak söyle basladi:
2009 yılında sabah 2 civarı yatakta yatıyorum (uykuda degilim)
o an vücudumu terk edip dısarı cıkdım, havada ucarak Münihe okula 1 saniyede vardım.
1982/83
Okulun ana kapısına gelince ögretmenin konusmalarını duyabiliyordum.
Ögretmen “Su an okulun giris kapısında” dedi. Ve devam etti “Simdi kapıdan iceri girdi,
ve koridorlardan hızla geliyor, simdi tam sınıfın kapısında, iceri girecek, ama vaz gecti,
simdi sınıfın tavanında, simdi dısarıda ve pencereden iceri bakıyor.”
Sınıfta kızın biri “Nasıl o kadar hızlı ucabiliyor?” diye sordu.
Ögretmen devam etti “Simdi pencereden iceri girdi ve sınıfın icerisinde, saga sola bakiniyor,
kendisini ariyor, ve simdi kendisini buldu.”
Kendimi buldum, (B, A yi buluyor yani) A orada sessizce oturuyordu, gözleri kapalı idi,
yanına vardim ve yanagımı bir sefer öptüm. Sonra B düsünmeye A da konusmaya basladı.
Hipnozun en sonuna dogru durumu fark edince korkmaya basladım.
Zira B olarak kendi kendimi yani A yı zor duruma sokmaktan korkuyordum.
(Aliye “zibidi” demem gibi, ve Mukaddesin anne babasının bizlere gelip bana cıkısmaları gibi)
B “Ögretmenim artik bir sey söylemek istemiyorum” baglantıyı koparmak istiyordum.
Ama bunu istedigim halde baglantı halen var idi. Korkmaya basladım.
B “Ögretmenim, lütfen artik bitirin, yalvarırım” dedim, iyicede korkmaya baslamıstım.
A saga sola bakındım. B “Tamam artık, kapatın, salter nerede?” diye sorunca ögrenciler
güldüler.
Ögretmen “Gözlerini 3 defa kapa ve ac, o zaman uyanırsın.” Dedi
Bunu B ve A olarak aynı anda, yatakta(2009) ve okulda(1982/83) uyguladım.
A uyanmıstı hic bir seyden haberdar degildi, sanki hic bir sey olmamısdı.
B Ben ise bütün olup bitenlerden haberdar olup saskınlık icerisindeydim.
![]()


LinkBack URL
About LinkBacks
Buna benzer tuhaf bir isaret göstererek. “Et dedigin bu mu?” diye sordu.
Alıntı Yaparak Cevapla
