Gazetecilik; insanlık tarihinin zengin geçmişinden yoğrularak, ''mürekkep-kağıt-baskı makinesi- kalemi elinde tutan yazar, çizer, muhabir ve basın emekçilerinin'' yekpare olmasıyla gelişti, çeşitlendi.
Haberci gazetecilik.
Uyarı gazeteciliği.
Sorgulama gazeteciliği.
Araştırma gazeteciliği.
Bizde büyük sermaye sahipleri, holdingler, bankacılar Türkiye'de gazetelerin sahipleri olunca; onlar gazeteleri ve sonra da tv kanallarını kaldıraç olarak kullanıp, iktidarları korkutarak devletten gelir transfer etmenin aracı haline getirdiler ve ''vurma gazeteciliği- kollama gazeteciliği- iktidarı yağlama gazeteciliği- zengini ve egemeni şakşaklama gazeteciliği'' de basın tarihimizde yerine aldı.
Şimdi yeni bir tür daha üretildi.
''Pusucu gazetecilik'' eklendi.



Xxx

Pusucu gazetecilik; gerçeğe pusu kurmak, doğruyu tuzağa düşürmek yazıcılığıdır. Pusucu gazetecilik, gerçeğe çelme takar, arkadan vurur, saptırır; doğrunun tam tersini gerçekmiş gibi halka benimsetmeye çalışır.
Ergenekon sorgulamaları başladı.
Pusucu gazetecilik de hortladı.
Pusucu gazetecilik Türkiye'de ''orduyu halkın gözünde çökertme'' kara propagandası için üretildi. Gerçek olan; ''Türkiye'de iktidara seçimle gelenler yine seçimle gitsin, ordunun generalleri darbe yapmasınlar'' doğrusunu savunmak olmasına rağmen, pusucu gazetecilik ''orduyu yıpratma, çökertme, ABD'nin sünepesi haline getirme, ABD'nin Ortadoğu Planı doğrultusunda Türkiye'nin bölünmesine altyapı hazırlama'' propagandasının havuzuna su taşıma görevini üstlendi.
Bunun için desteklendi.
Şimdi pusucu gazetecilik yavruluyor, doğuruyor, yayılıyor. Kendini en son ''Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nde görülen rüşvet torbası yaratma ve bölüşme'' haberinde gösterdi. Bu rüşvet toplama işini, ülkenin muhalefet partisi lideri, ülkenin Meclisi'nde çok efendi bir üslupla ve demokratik kültüre uygun bir konuşma ile dile getirdi ve ''Sayın Başbakan, yolsuzluklara karşı isen bu dosyayı da bir incele'' dedi.

Xxx


Gerçek gazeteci ne yapar?
Gerçekten iktidar partisinin belediye başkanı tarafından yönetilen Kayseri'de ''belediye hizmetlerinin yasal sınırlarını eğip bükerek organize bir rüşvet toplama çetesi var mı yok mu'' diye araştırmaya, sorgulamaya, uyarmaya ışık olur değil mi?
Gerçek gazeteci Kayseri'ye gider.
Taksicilerle konuşur.
Avukatlarla röportaj yapar.
Benzin istasyonları ile söyleşir.
İşleri görülsün diye rüşvet torbasına para vermiş Kayserili esnaf, işadamları ile ''sizler 20 bin TL gibi- 30 bin TL gibi- 40 bin TL gibi büyük paraları verirken bir getir götürcü belediye çalışanına avanta verdiğinizi mi düşünüyordunuz, yoksa belediyeye ruhsat karşılığı bir harç sunduğunuzu mu? Niçin önce paralarımız gitti diye şikayet ettiniz ve sonra paralarınızı geri alınca 'Belediye'den şikayetçi değiliz' diyerek suç duyurunuzdan vazgeçtiniz?'' diye sorar ve halk gerçeği anlasın diye yazar.

Xxx

Pusucu gazetecilik bunu yapmaz.
Pusucu gazetecilik, Kayserili Cumhurbaşkanı'na gider ve ''Ben halkın cumhurbaşkanı olarak Kayseri Belediye Başkanı'na kefilim, kendisi arkadaşımdır, çalışkandır, temizdir'' diye demeç alır, birinci sayfalardan ve TV kanallarından yayınlar.
Gerçeği pusuya düşürür.
Pusucu gazetecilik bela!
Korunmak gerekli!
Kayseri Belediyesi, iktidar partisinin değil de söz gelimi Adana'da olduğu gibi muhalefet partisinin elinde olsaydı; pusucu gazetecilik o zaman rüşvet torbasını dolduran paraları vermiş esnafa gider ''belediye çete kurmuş sizden para toplamış, doğru mu'' diye sorardı. İçişleri Bakanı da hemen belediye başkanını, ''soruşturmanın selameti açısından'' görevden alırdı.
Pusucu gazetecilik kanser hücresi!
Sakınmak gerekli!