• Reklam
10 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    misafir <s><span style='color: #FF0000'>alpi1907</span></s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-11-2005
    Mesajlar
    27,766
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    Kubilay katledilişinin 80. yılında anıldı

    Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay, şehit edilişinin 80. yıl dönümünde Menemen'de düzenlenen törenlerle anıldı.
    Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay'ın şehit edilişinin 80. yıl dönümü törenleri, Menemen ilçesi tren garı önünden ''Demokrasi ve Laiklik Yürüyüşü'' ile başladı.

    Vatandaşlar, ellerinde Türk bayraklarıyla slogan atarak, Kubilay Anıtı'nın bulunduğu Yıldıztepe'ye kadar yürüdü. Yürüyüşte 380 metrelik Türk bayrağı da açıldı.

    Törende Kubilay filminde Atatürk'ü canlandıran sanatçı Yalçın Mıhçı da yer aldı. Maltepe Askeri Lisesi öğrencisi Yunus Emre Kısak, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'ni, aynı okuldan Enes Hızlı da Gençliğin Ata'ya Cevabı'nı seslendirdi.

    Türk Silahlı Kuvvetleri adına konuşan Yarbay Yaşar Tosun, millet ve cumhuriyet değerleri uğruna canını veren şehit Kubilay ve arkadaşlarını bir kez daha rahmetle andıklarını ifade etti.

    Tosun, ''Onlar cumhuriyeti koruma ve yaşatma uğruna hayatlarını feda etmişlerdir. Bu kararlı tutumlarıyla cumhuriyeti kuranların ve onu yaşatanların karşılarına çıkan tüm engelleri yok edebilecek kuvvet ve yetenekte olduklarını göstermişlerdir. Şehit Kubilay ve arkadaşları rahat uyusunlar. Şehitlerimizin bize emaneti olan cumhuriyeti ve Atatürk devrimlerini kimse yıkamaz. Çünkü Kubilay gibi içinde binlerce ferdi bulunan bir cumhuriyet gençliği vardır'' dedi.

    Menemen Kaymakamı Turgut Subaşı ise Kubilay ile bekçiler Hasan ve Şevki'nin edilişlerinin 80. yıl dönümünde, cumhuriyet kahramanlarını şükranla yad ettiklerini ifade etti.

    Subaşı, Atatürk'ün ''Fazilet rejimi'' dediği cumhuriyetin, halkın egemenliğine dayalı halkın inanç ve düşüncelerine saygılı bir yönetim biçimi olduğunu belirtti.

    Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin ise Kubilay'ı anma törenlerinde halkın, Atatürk ilke ve devrimlerine sıkı sıkıya bağlılığını gösterdiğini söyledi.

    GENELKURMAY BAŞKANI KOŞANER'İN MESAJI
    Törende Genelkurmay Başkanı Orgeneral Orgeneral Işık Koşaner'in mesajı okundu. Mesajda şu ifadelere yer verildi:

    ''Asteğmen Kubilay ve arkadaşları büyük fedakarlıklarla kurulan cumhuriyetimizi ve onun kuruluş felsefesinin temel taşlarından olan laikliği hedef alan karanlık güçler karşısında canlarını feda ederek ölümsüzleşmişlerdir. Bu eşsiz adanmışlık tablosu, Türk ulusunun, cumhuriyetimizin temel değerlerini ve devrimlerini koruma azim ve kararlılığının çok açık bir ifadesidir.

    Aklın ve bilimin rehberliğinde çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmayı hedef alan, ilkeleri ulusumuzun ihtiyaç ve isteklerinden doğmuş olan Atatürkçü Düşünce Sisteminin esasını laiklik teşkil etmektedir. Laiklik, demokratik ve sosyal hukuk devletinin, bireysel özgürlüklerin ve insan haklarına dayalı bir sistemin varlığının ve devamının en büyük güvencesidir.

    Türk Silahlı Kuvvetleri, varlığını ulusuna adamış fedakar, disiplinli, cesur ve üstün nitelikli personeliyle, sarsılmaz bir azim ve kararlılıkla, milletinin hizmetinde, yüce Atatürk'ün işaret ettiği çağdaş uygarlık hedefine doğru ilerlemeye devam edecektir.''

    Törende daha sonra İzmir Vali Vekili Totuk ile Ege Ordusu Komutanı Orgeneral Taşdeler, Anıt Şeref Defteri'ni imzaladı.

    CHP Genel Sekreteri Süheyl Batum ise gazetecilere yaptığı açıklamada, törene ilk defa katıldığını belirterek, ''1930'da olmuş bir olayın 80. yılını yaşıyoruz ve aynı şeylerin bugün farklı boyutlarda ortaya çıktığını görüyoruz. Bunun gerçek göstergelerini bugün görüyoruz. Bu yüzden Kubilay törenlerine katılmak halen önem taşıyor. Kimileri paranoya dese de biz bunun paranoya değil, gerçek olduğunu düşünüyoruz. 80. yılında aynı tehlikeyi yaşıyorsa hala, burada CHP, halk ve bizler varız. Burada yüzde 42 ve onun üzerine katılacak kitleler var'' diye konuştu.

    kynk


    Mekanı cennet olsun.


    Kor cehalet cirkeflestirir insanlari !
    Suskunlugum asaletimdendir...
    Her lafa verecek bir cevabim var...
    Lakin bir lafa bakarim laf mi diye,
    Bir de soyleyene bakarim adam mi diye...
    Mevlana Celaleddin-i Rumii

  2. #2
    kenankilimci adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-10-2010
    Mesajlar
    1,287
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    2
    MENEMEN OLAYININ İÇYÜZÜ
    Mustafa ARMAĞAN - Tarihiçi-Yazar

    Yakın tarihimizdeki pek çok olayda olduğu gibi, Menemen olayını ya bir “irtica” ayaklanması ya da düpedüz bir “komplo” suretinde ele almak ortak alışkanlığımız oldu galiba.

    Peki Menemen olayına bir de İsmet İnönü ve CHP örgütü açısından bakmaya ne dersiniz? İşte o zamanki adıyla Başvekil İsmet Bey’in, Menemen olayı üzerine TBMM’de yaptığı 1 Ocak 1931 tarihli konuşmadan bir pasaj:
    “Bizim çektiğimiz sıkıntı nedir? Muhalefet havasında, tenkidatta, muhalif neşriyatta memleketin ve devlet otoritesinin çektiği sıkıntı, memleket alınganlığının suistimal edilmesidir. Nasıl mevkii iktidar sahibi, memleketin tahammülü yoktur vesilesini siper ittihaz ederek kendisini lâyuhtî mevkiinde göstermeğe istidatlı ise fırsat ve imkanı bulunca tenkit etmek vaziyetini takınmış olan adam da bütün şahsiyetleri, devletin bütün kanun ve kuvvetlerini ayak altına almak için hiçbir hudut tanımamaktadır (Doğru sesleri, bravo sesleri).”

    Şimdi ne anlamalıyız bu konuşmadan? Öncelikle itiraf edilmeyen bir sıkıntı olduğunu kabul etmektedir. Ancak sıkıntı tek taraflı değildir.

    İnönü’ye göre devlet otoritesi sıkıntılıdır, çünkü “Muhalefet havasında, tenkidatta, muhalif neşriyatta”, yani Fethi Okyar’a kurdurtulan Serbest Fırka’nın getirdiği hürriyet ortamında hükümete yönelik eleştiriler “memleket alınganlığını” suistimal etmekte, kötüye kullanmaktadır. Bu “memleket alınganlığı” meselesi çok mühim. Ülke CHP’nin icraatından neden alınmakta olsun? Çünkü CHP’yi istemediğini, “yiyiciliğini”, kendisine yabancılaştığını Fethi Bey’in İzmir mitinginde en açık biçimde göstermiştir. Seçimlerde Ege Bölgesi silme Serbest Fırka’ya oy vermiştir. Menemen CHP’nin değil, Serbest Fırka’nın adayını seçmiştir. (Tabii Samsun ve Silifke de. Silifke o tarihte il merkeziydi. Seçimde muhalif partiye oy verdiği için cezalandırılacak ve ilçe yapılacaktır.)

    İşte bu serbestlik ortamından ve “Yarın”, “Son Posta” gibi muhalif gazetelerin eleştirilerinden fena halde rahatsız olan İnönü, “fırsat ve imkanı bulunca tenkit etmek vaziyetini takınmış olan adam” dediği Fethi Okyar’ın Meclis’teki yaylım ateşinden şikayet etmektedir. Menemen olayından 3 gün önce Okyar’ın Meclis’e bir soru önergesi verdiğini bilirsek CHP’nin nasıl köşeye sıkışmış olduğunu daha iyi anlarız. Bu soru önergesinden, İzmir basınında çıkan haberlerde Değirmendere bucağında, Ahmetli köyünde halkın sefaletinden bahsedildiğini, halkın açlık yüzünden sadece ahlat ve otla beslendiğini öğreniyoruz. Dikkat buyrulsun, Orta ve Doğu Anadolu’dan bahsetmiyoruz, nispeten müreffeh bir bölgede, İZMİR’İN KÖYLERİNDE 1930′LARDA İNSANLAR OT YİYORDU ve bu haberler, CHP’nin bütün baskılarına rağmen basına taşabiliyordu.

    Fethi Okyar’ın uyarıları devam ediyordu. Mesela Adana’nın eski ve yeni belediye başkan ve üyelerinin “yiyicilikten suçlu oldukları halde” ve Danıştay da suçlarını kabul ettiği halde CHP tarafından neden korunduğunu ve mahkemeye sevk edilmediklerini soruyordu. Öte yandan Arif Oruç, “Yarın” gazetesinde İnönü ile bu işin yürümeyeceğini ve Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığından istifa edip Başbakanlığa geçmesini, Fevzi Çakmak’ın Cumhurbaşkanı olması gerektiğini yazabiliyordu.
    İşte 23 Aralık 1930′daki Menemen olayı, CHP’nin bu sıkışık konumunda, ona bir nefes alma imkânı sağladığı gibi, ülkede yavaş yavaş serbestleşen tartışma ortamını boğmak için de eline altın bir fırsatı tepsiyle sunmuş oluyordu. Nitekim Menemen olayının ardından yapılan tutuklamalar ve sindirme siyasetiyle, yine İnönü’nün baskısıyla kapanmış ama yine de kökü temizlenmemiş olan Serbest Fırka’nın bütün tortularının kazındığına ve CHP’nin kendisine çekidüzen verdiğine şahit olacağızdır.
    Ama nasıl bir çekidüzen?

    CHP’nin halktan koptuğunun ayan beyan ortaya çıktığını görünce Atatürk 17 Kasım 1930-2 Mart 1931 tarihlerinde iki büyük yurt gezisi düzenleyecek ve böylece halkın nabzını tutmak ihtiyacını hissedecekti. İşte Menemen olayı tam da bu gezinin ilk kısmındayken patlak vermişti.

    Gezi notlarında Atatürk’ün bazı “itirafları” dikkat çekicidir. Mesela halkın şikayetlerinden söz etmektedir. Beraberce okuyalım:
    “Bu seyahattaki temaslar bize halk şikayetlerinden devlet işlerinin nasıl yürüdüğünü anlamak faydasının çıkarılabileceğini gösterdi. ŞİKAYETLER… BÜYÜK HALK TABAKALARININ HANGİ IZDIRAPLARLA MAHMUL OLDUĞUNU GÖSTERİYOR.”
    Şaşırtıcı görünüyor, değil mi? Atatürk, halkın şikayetlerini dinliyor ve ızdırap içinde kıvrandığını tespit ediyor. Bu metin ise 6 Ocak 1931′de, yani Menemen olayından 14 gün sonra biten gezisinin ilk kısmının sonunda yazılıyor. Ama tabii daha şaşırtıcı olan nokta, gezisi sırasında sık sık Atatürk’ün önüne çıkıp bağıran köylülerin varlığıdır. Alpullu İstasyonu’nda köylünün ihmal edildiğini, gırtlağına kadar borca battığını, parasızlıktan hayvanlarını sattığını bağıranı mı istersiniz, yoksa Edirne’nin bir köyünde hayvanlarının suya gidecek yolunun bulunmadığını söyleyeni mi?

    İşte bence Menemen’in gerçek sebebini komploda veya irticada değil, burada, yani halkın içerisine düştüğü memnuniyetsizlik ve ilgisizlikte aramak lazım. İnönü’nün Meclis konuşmasında Kubilay’ın öldürülmesine Menemen halkının seyirci kalmasına, hatta alkış tutmasına inanamayışı, onun halktan kopuşunun en çarpıcı itirafını oluşturmaktadır. Eğer o da Atatürk gibi Anadolu halkının dünyasına eğilmek lütfunu gösterseydi, karşılaşacağı manzaranın çok daha feci olacağını, Gazi’ye bu kadarını söyleyenlerin, onun yüzüne kimbilir hangi acı hakikatleri haykıracağını bilmek için kâhin olmaya gerek yok.

    Ancak Meclis’te İsmet Paşa’ya cevap vermek için kürsüye gelen Serbest Fırka’nın kurucularından Ağaoğlu Ahmet Bey’in sert tespiti bile uyandırmaya yetmemiştir CHP’yi. 1935′e giden yolda partiyi devletle bütünleştirmek için CHP Genel Sekreteri Recep Peker tarafından faşistçe bir program hazırlanmış ve Meclis’in devre dışı bırakılması öngörülmüştür. Hasan Rıza Soyak’ın aktardığına göre bu girişim karşısında Atatürk, kendisinin de tasfiye edilmek istendiğini fark ederek “bu tam bir faşizm” diye isyan edecekti.
    Ancak 1935′ten sonra zaten Atatürk, ahtapotlaşan CHP örgütüyle başa çıkacak kudretten yoksun durumdadır. İşte Menemen, şu bu değil, bu ahtapotu harekete geçiren olaydır.

    http://www.mustafaarmagan.com.tr/men...i-ortuyor.html

  3. #3
    VAZGEÇME SAVAŞ LÜTFEN AŞİNA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-05-2007
    Mesajlar
    3,330
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Şehşt kubilayın yobazlar,bağnazlar tarafından katledilişinin 80.yıl dönümünde onu özlem ve saygı ile anıyoruz.
    KURT KARIN DOYURMAK İÇİN KÖPEKLİĞE RAZI OLMAZ ....

  4. #4
    1ACI adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-05-2010
    Mesajlar
    322
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Kubilay oraya tüfeklerine kurusıkı doldurulmuş bir manga askerle değil, toplarla gidecekti... Çünkü bu ticanilerle konuşup ikna edemezsiniz... Hepsini topa tutacaklardı!

    En hızlı ''müslümanlar'' BOP uşağı çıktı!
    Laikler hala ''KAHROLSUN AMERİKA ve BOP'' demeye devam ediyor.
    KAHROLSUN AMERİKA VE İŞBİRLİKÇİSİ BOP ÇETESİ

    !!

  5. #5
    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE HARBİKIZ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-09-2008
    Mesajlar
    3,420
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    bu soysuzlar yerin dibine girsin...




    HER LÄFA VERİLECEK CEVABIM VARDIR LÄKİN BEN ÖNCE LÄFA BAKARIM LÄF MI DİYE SONRA SÖYLEYENE BAKARIM ADAM MI DİYE........



  6. #6
    <span style='color: #000000'>kafkaslar</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-10-2009
    Mesajlar
    5,451
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı kenankilimci tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    MENEMEN OLAYININ İÇYÜZÜ
    Mustafa ARMAĞAN - Tarihiçi-Yazar

    Yakın tarihimizdeki pek çok olayda olduğu gibi, Menemen olayını ya bir “irtica” ayaklanması ya da düpedüz bir “komplo” suretinde ele almak ortak alışkanlığımız oldu galiba.

    Peki Menemen olayına bir de İsmet İnönü ve CHP örgütü açısından bakmaya ne dersiniz? İşte o zamanki adıyla Başvekil İsmet Bey’in, Menemen olayı üzerine TBMM’de yaptığı 1 Ocak 1931 tarihli konuşmadan bir pasaj:
    “Bizim çektiğimiz sıkıntı nedir? Muhalefet havasında, tenkidatta, muhalif neşriyatta memleketin ve devlet otoritesinin çektiği sıkıntı, memleket alınganlığının suistimal edilmesidir. Nasıl mevkii iktidar sahibi, memleketin tahammülü yoktur vesilesini siper ittihaz ederek kendisini lâyuhtî mevkiinde göstermeğe istidatlı ise fırsat ve imkanı bulunca tenkit etmek vaziyetini takınmış olan adam da bütün şahsiyetleri, devletin bütün kanun ve kuvvetlerini ayak altına almak için hiçbir hudut tanımamaktadır (Doğru sesleri, bravo sesleri).”

    Şimdi ne anlamalıyız bu konuşmadan? Öncelikle itiraf edilmeyen bir sıkıntı olduğunu kabul etmektedir. Ancak sıkıntı tek taraflı değildir.

    İnönü’ye göre devlet otoritesi sıkıntılıdır, çünkü “Muhalefet havasında, tenkidatta, muhalif neşriyatta”, yani Fethi Okyar’a kurdurtulan Serbest Fırka’nın getirdiği hürriyet ortamında hükümete yönelik eleştiriler “memleket alınganlığını” suistimal etmekte, kötüye kullanmaktadır. Bu “memleket alınganlığı” meselesi çok mühim. Ülke CHP’nin icraatından neden alınmakta olsun? Çünkü CHP’yi istemediğini, “yiyiciliğini”, kendisine yabancılaştığını Fethi Bey’in İzmir mitinginde en açık biçimde göstermiştir. Seçimlerde Ege Bölgesi silme Serbest Fırka’ya oy vermiştir. Menemen CHP’nin değil, Serbest Fırka’nın adayını seçmiştir. (Tabii Samsun ve Silifke de. Silifke o tarihte il merkeziydi. Seçimde muhalif partiye oy verdiği için cezalandırılacak ve ilçe yapılacaktır.)

    İşte bu serbestlik ortamından ve “Yarın”, “Son Posta” gibi muhalif gazetelerin eleştirilerinden fena halde rahatsız olan İnönü, “fırsat ve imkanı bulunca tenkit etmek vaziyetini takınmış olan adam” dediği Fethi Okyar’ın Meclis’teki yaylım ateşinden şikayet etmektedir. Menemen olayından 3 gün önce Okyar’ın Meclis’e bir soru önergesi verdiğini bilirsek CHP’nin nasıl köşeye sıkışmış olduğunu daha iyi anlarız. Bu soru önergesinden, İzmir basınında çıkan haberlerde Değirmendere bucağında, Ahmetli köyünde halkın sefaletinden bahsedildiğini, halkın açlık yüzünden sadece ahlat ve otla beslendiğini öğreniyoruz. Dikkat buyrulsun, Orta ve Doğu Anadolu’dan bahsetmiyoruz, nispeten müreffeh bir bölgede, İZMİR’İN KÖYLERİNDE 1930′LARDA İNSANLAR OT YİYORDU ve bu haberler, CHP’nin bütün baskılarına rağmen basına taşabiliyordu.

    Fethi Okyar’ın uyarıları devam ediyordu. Mesela Adana’nın eski ve yeni belediye başkan ve üyelerinin “yiyicilikten suçlu oldukları halde” ve Danıştay da suçlarını kabul ettiği halde CHP tarafından neden korunduğunu ve mahkemeye sevk edilmediklerini soruyordu. Öte yandan Arif Oruç, “Yarın” gazetesinde İnönü ile bu işin yürümeyeceğini ve Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığından istifa edip Başbakanlığa geçmesini, Fevzi Çakmak’ın Cumhurbaşkanı olması gerektiğini yazabiliyordu.
    İşte 23 Aralık 1930′daki Menemen olayı, CHP’nin bu sıkışık konumunda, ona bir nefes alma imkânı sağladığı gibi, ülkede yavaş yavaş serbestleşen tartışma ortamını boğmak için de eline altın bir fırsatı tepsiyle sunmuş oluyordu. Nitekim Menemen olayının ardından yapılan tutuklamalar ve sindirme siyasetiyle, yine İnönü’nün baskısıyla kapanmış ama yine de kökü temizlenmemiş olan Serbest Fırka’nın bütün tortularının kazındığına ve CHP’nin kendisine çekidüzen verdiğine şahit olacağızdır.
    Ama nasıl bir çekidüzen?

    CHP’nin halktan koptuğunun ayan beyan ortaya çıktığını görünce Atatürk 17 Kasım 1930-2 Mart 1931 tarihlerinde iki büyük yurt gezisi düzenleyecek ve böylece halkın nabzını tutmak ihtiyacını hissedecekti. İşte Menemen olayı tam da bu gezinin ilk kısmındayken patlak vermişti.

    Gezi notlarında Atatürk’ün bazı “itirafları” dikkat çekicidir. Mesela halkın şikayetlerinden söz etmektedir. Beraberce okuyalım:
    “Bu seyahattaki temaslar bize halk şikayetlerinden devlet işlerinin nasıl yürüdüğünü anlamak faydasının çıkarılabileceğini gösterdi. ŞİKAYETLER… BÜYÜK HALK TABAKALARININ HANGİ IZDIRAPLARLA MAHMUL OLDUĞUNU GÖSTERİYOR.”
    Şaşırtıcı görünüyor, değil mi? Atatürk, halkın şikayetlerini dinliyor ve ızdırap içinde kıvrandığını tespit ediyor. Bu metin ise 6 Ocak 1931′de, yani Menemen olayından 14 gün sonra biten gezisinin ilk kısmının sonunda yazılıyor. Ama tabii daha şaşırtıcı olan nokta, gezisi sırasında sık sık Atatürk’ün önüne çıkıp bağıran köylülerin varlığıdır. Alpullu İstasyonu’nda köylünün ihmal edildiğini, gırtlağına kadar borca battığını, parasızlıktan hayvanlarını sattığını bağıranı mı istersiniz, yoksa Edirne’nin bir köyünde hayvanlarının suya gidecek yolunun bulunmadığını söyleyeni mi?

    İşte bence Menemen’in gerçek sebebini komploda veya irticada değil, burada, yani halkın içerisine düştüğü memnuniyetsizlik ve ilgisizlikte aramak lazım. İnönü’nün Meclis konuşmasında Kubilay’ın öldürülmesine Menemen halkının seyirci kalmasına, hatta alkış tutmasına inanamayışı, onun halktan kopuşunun en çarpıcı itirafını oluşturmaktadır. Eğer o da Atatürk gibi Anadolu halkının dünyasına eğilmek lütfunu gösterseydi, karşılaşacağı manzaranın çok daha feci olacağını, Gazi’ye bu kadarını söyleyenlerin, onun yüzüne kimbilir hangi acı hakikatleri haykıracağını bilmek için kâhin olmaya gerek yok.

    Ancak Meclis’te İsmet Paşa’ya cevap vermek için kürsüye gelen Serbest Fırka’nın kurucularından Ağaoğlu Ahmet Bey’in sert tespiti bile uyandırmaya yetmemiştir CHP’yi. 1935′e giden yolda partiyi devletle bütünleştirmek için CHP Genel Sekreteri Recep Peker tarafından faşistçe bir program hazırlanmış ve Meclis’in devre dışı bırakılması öngörülmüştür. Hasan Rıza Soyak’ın aktardığına göre bu girişim karşısında Atatürk, kendisinin de tasfiye edilmek istendiğini fark ederek “bu tam bir faşizm” diye isyan edecekti.
    Ancak 1935′ten sonra zaten Atatürk, ahtapotlaşan CHP örgütüyle başa çıkacak kudretten yoksun durumdadır. İşte Menemen, şu bu değil, bu ahtapotu harekete geçiren olaydır.

    http://www.mustafaarmagan.com.tr/men...i-ortuyor.html



    bu yazıyı takdir ediyor ve artık resmi tarih uydurmalarının bir kenara bırakılması gerektiğini düşünüyorum.bu ülkenin siyasi oyunlarında tek kurban Kubilay değil.
    http://www.turkforum.net/1108707044-...ma-kanunu.html

    http://www.turkforum.net/1108706906-...brikalari.html

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum: "Koca bir askeri yıktılar, meğer kağıttan kaplanmış, biz bunu asker zannedermişiz, meğer ABD içini oymuş"

  7. #7
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    01-05-2010
    Mesajlar
    4,813
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Mekanın cennet olsun kubilay. Sen olmasan 80 yıldır nasıl sömürceklerdi seni

  8. #8
    1ACI adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-05-2010
    Mesajlar
    322
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    Alıntı JeannDarc tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Mekanın cennet olsun kubilay. Sen olmasan 80 yıldır nasıl sömürceklerdi seni
    Senin yobazlar bir türk subayı askerlerini bile kurusıkı mermilerle ayaklanma yerine götürecek, sonra gidip o yobazlarla kouşmak isteyecek ve o yobazlar tarafından kafası kesilecek sen de kalkıp onun sömürülmesinden bahsedeceksin... Kendine yakışanı yapmışın! Din sömürüsüne, milletin camilerde bile din adına dolandırılmasına ses çıkarmaz ve yapanları destekler sonra Kubilay' ın anılmasına sömürü der... Ah cehalet ahhh...

    En hızlı ''müslümanlar'' BOP uşağı çıktı!
    Laikler hala ''KAHROLSUN AMERİKA ve BOP'' demeye devam ediyor.
    KAHROLSUN AMERİKA VE İŞBİRLİKÇİSİ BOP ÇETESİ

    !!

  9. #9
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    01-05-2010
    Mesajlar
    4,813
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı 1ACI tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Senin yobazlar bir türk subayı askerlerini bile kurusıkı mermilerle ayaklanma yerine götürecek, sonra gidip o yobazlarla kouşmak isteyecek ve o yobazlar tarafından kafası kesilecek sen de kalkıp onun sömürülmesinden bahsedeceksin... Kendine yakışanı yapmışın! Din sömürüsüne, milletin camilerde bile din adına dolandırılmasına ses çıkarmaz ve yapanları destekler sonra Kubilay' ın anılmasına sömürü der... Ah cehalet ahhh...
    Biz sömürülmeyi sizlerden gördük ne yaparsın. Camileri ahıra çevirip namaz kılanları sakal bırakanları darağacında sallandıranlarda bildik. Yobazlığınızı gizlemek icin böyle mucadelelere girmeyin. Bu millet sizi yobaz gördüğü için hiçbirsecimde oy bile vermiyor. Anca böyle hikayelerle kendinizi kandırıp sevinirsiniz. Ahh cehalet ah sen nelere kadirsin ki kendi calıp kendi oynayanlara bile her 5 yılda bir tokatı en acı şekilde çarparsın..

  10. #10
    <span style='color: #8B0000'>Tek Adam</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-09-2007
    Mesajlar
    8,692
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Dünyanın en büyük katilleri olan islamci gericilerin katlettiği kemalist devrim neferi Kubilay'ı saygı ve sevgiyle anıyoruz.
    Bu mesaj en son " 27.12.10 " tarihinde saat 12:48 itibariyle alpi1907 tarafından düzenlenmiştir... Neden: uslup...
    “Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.”

    Ülke ne zaman darda kalsa bir KEMAL çıkıyor!

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Kubilay’ı katleden zihniyeti unutmayın
    2005 Konuları bölümünde TYPHUS tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 23.12.05, 11:44
  2. ++Devrim Şehidimiz Teğmen Kubilay++
    2003 - 2004 Konuları bölümünde jander tarafından açılmış
    Yanıt: 18
    Son Mesaj: 24.12.04, 20:42
  3. Devrim Şehidi Kubilay-Menemen Olayı
    2003 - 2004 Konuları bölümünde kelo tarafından açılmış
    Yanıt: 75
    Son Mesaj: 16.11.04, 22:48

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •