• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    20-09-2005
    Mesajlar
    101
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Allahın ELÇİSİNE VERDİĞİ GÖREV, YETKİ ve sorumluluk..

    Bugün sizlerle konuşmak ve üzerinde birlikte düşünmeye davet etmek istediğim konu, Rabbimin elçisine nasıl bir görev verdiği, bu görevin tanımı, yetki ve sorumluluklar konusunda olacaktır. Önce Rabbim elçisine kur’anı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için Bakın elçisine kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor.

    Aliimran 32: Şunu da söyle: “Allah’a ve resule itaat edin.”Eğer yüz çevirirlerse, Allah küfre sapanları sevmez.

    Aliimran 132: Allah’a ve resule itaat edin ki, merhamet görebilesiniz.

    Haşr 7….. Resul size ne verdiyse onu alın; sizi neden yasakladıysa ona son verin ve Allah'tan korkun. Hiç kuşkusuz, Allah'ın azabı çok şiddetlidir.

    Yukarıdaki ayetlere benzer onlarca ayet vardır ki Rabbim elçisine kesin itaati emreder. Eğer benim doğru bir kulum olmak ve cennetime gitmek istiyorsanız, onun sözlerine uyun diyerek, kullarını elçisine itaat etmesi konusunda uyarır. Bakın bu sözüyle Rabbim neyi kast eder?


    Nisa 170: Ey insanlar! Resul size Rabbinizden gerçeği getirdi, şu halde kendi iyiliğinize olarak ona iman edin. Eğer inkâr ederseniz, göklerde ve yerde ne varsa şüphesiz hepsi Allah'ındır. Allah geniş ilim ve hikmet sahibidir.

    Bakın ayet ne güzel açıklıyor ve Ey iman edenler diyor, resulünüz size benim gönderdiğim gerçekleri, yani kur’anı getirdi. Demek ki peygamberimizin bizlere vereceği kur’an mış ki, Rabbim resulünüz size ne verdiyse onu alın, neyi yasakladıysa onu yapmayın diyor. Çünkü emri veren, yasak getiren bizzat Rahmanın kendisi olduğu çok açık ayetten anlaşılıyor.



    Tüm bu emirlerden sonra, şimdide kur’ana tekrar bakalım, acaba Rabbim nasıl bir görev vermiş elçisine? Daha açıkçası elçisinin görev tanımını nasıl yapıyor. Bunu öğrendikten sonra işimiz daha kolay olacak. Çünkü görevi veren Rabbim, elbette yetki ve sorumluluklarını da O tespit edecektir. Eğer Rabbin vermediği bir yetkiyi bizler vermeye kalkarsak, çok büyük bir günah işlemiş, RABBİME YALAN BİR SÖZ İSNAT ETMİŞ OLURUZ. Bunu yapanların, hesap günü yüzlerine bile bakmayacağım, onların yüzleri kapkara olacaktır diyor Rahman.

    .

    Ahkaf 9: De ki: 'Ben elçilerden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, yalnızca bana vah yedilmekte olana uyuyorum ve ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim.


    Ankebut 18: Eğer siz yalanlarsanız, bilin ki, sizden önce bir takım milletler de yalanlamışlardı. Peygamberin görevi ise açık bir tebliğden ibarettir.


    Ahzap 45–46: Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Allah'ın izniyle, bir davetçi ve nûr saçan bir kandil olarak (gönderdik).

    Neml 92: 'Ve Kur'an'ı okumakla da (emrolundum). Artık kim hidayete gelirse, kendi nefsi için hidayete gelmiştir; kim sapacak olursa, de ki: 'Ben yalnızca uyarıcılardanım.

    Nur 54: De ki: Allah'a itaat edin; Peygamber'e de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamber'in sorumluluğu kendisine yüklenen (tebliğ görevini yapmak), sizin sorumluluğunuz da size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dir. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygamber'e düşen, sadece açık-seçik duyurmaktır.


    Araf 188: De ki: 'Allah'ın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım ve bana bir kötülük dokunmazdı. Ben, iman eden bir topluluk için, bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim.


    Enam 48: Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar üzüntü de çekmeyecekler.


    Gaşiye 21: Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın.


    Kehf 56: Biz resulleri, sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kâfir olanlar ise, hakkı batıla dayanarak ortadan kaldırmak için batıl yolla mücadele verirler. Onlar ayetlerimizi ve uyarıldıkları şeyleri alaya almışlardır.


    Rabbim çok açık ve net görev verdiği elçisinin görev tanımını yapmış. Lütfen dikkatle tekrar okuyunuz, bu görevin içinde, kur’anın vermediği hükümleri de elçisi verir, helal haram koyma yetkisi de vardır, benim hüküm verdiğim gibi, hüküm koyma yetkisini de veriyorum türünden tek bir görevi var mı, böyle bir yetkiyi Rabbim vermiş mi? Buraya kadar iki konuyu gördük, birincisi Rabbim kesinlikle elçisine uyulmasını ve o ne verdiyse alınmasını, neyi yasakladıysa ona uyulmasını emretmişti. Daha sonrada peygamberimizin görev ve yetkisini anlatan ayetleri görmüştük.

    Sırası gelmişken hemen düşünelim, Allah elçisinin neyi verdiyse alınmasını, neleri yasakladıysa ondan sakınılmasını emrediyorsa, bu durumda Allah elçisi topluma neyi verip neyi yasaklar? Elbette tebliğ görevi aldığı kur’anın emirlerini ve onun helal dediklerini ve onun haram deyip uzaklaşmamızı istediği konulardır tümü, bunun dışında nasıl olurda başka helal haram koyma yetkisini bu sözlerden çıkarırız? Hatırlayınız benim sözlerimin dışında ilaveler yapsaydı, onun canını alırdık demiyor muydu? Rabbim hem kur’anın ipine sarılın, sizleri kur’an dan sorumlu tutuyorum diyecek, hem de daha sonra kur’anın dışından helal haram koyma, kur’anın vermediği hükümleri verme yetkisini, elçisine verecek öylemi dostlar? Bunu söylediğimizde bakın kur’an ayetleri arasında çelişki yaratıyoruz. Bunun cezasının çok çetin olacağını unutmayalım. Bunu söylediğimizde yüzlerce ayetin üstünü örtmüş ve hükmüne iman etmemiş olacağımızın bilincin de olmalıyız. İşin daha da kötüsü Rabbimin vermediği bir yetkiyi bizler vermeye çalışarak, Rabbim e şirk koştuğumuzu da hatırlayalım.


    Şimdide acaba Rabbim bu görevi elçisine verirken, bizzat kendisine nasıl bir tembihte bulunmuş ve görev esnasında nasıl hareket etmesini istemiş, onu anlamaya çalışalım. Çünkü Rabbim elçisine bir görev verdiyse, sınırlarını da belirlemiş olmalı, kendisine bizzat bazı tembihler, ikazlar yapmış olmalı, şimdide onları araştıralım.


    Maide 67: Ey resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez.


    Zühruf 43: Sen, sana vah yedilene sımsıkı sarıl! Hiç kuşkusuz, sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.


    Hakka 44; Eğer bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi, 45 Yemin olsun, ondan sağ elini koparırdık. 46 Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.




    Yukarıdaki ayetlere dikkat ederseniz, peygamberimize hitaben yapıyor ve bakın neler söylüyor. (Ey resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun.) Demek ki asıl görevi Rabbin indirdiği kur’anı tebliğ etmek, insanlığa bunları anlatmak olduğu çok açık. Daha sonrada çok açık bir tembihte bulunuyor. (Sen, sana vah yedilene sımsıkı sarıl.) Demek ki sarılacağı, dayanacağı kitap yalnız kur’an. Şimdide elçisini bakın nasıl açıkça tehdit ediyor ve ne söylüyor? ( Bazı lafları bizim sözümüz yani Allah sözdür diye ortaya sürseydi onun canını alırdık.) diyor. Sanırım her şey çok açık. Bu kadar açık bir tembih alan elçi, Rabbin emretmediği bir konuda hükümler verir mi? Zaten verilen hükümlerde kur’an da apaçık var.


    Değerli kardeşlerim, bakın Rabbim elçisine uyulmasını kesinlikle emrediyor, ama kendisine de çok önemli uyarılarda bulunuyor. Tam bu esnada düşünelim, Rabbim din ve iman adına yardım istenecek veliniz yalnız benim dedikten sonra, dikkat edin beşer olarak bir tek peygamberimize güvenilmesini istiyor ve başka isimden asla zikretmiyor kur’anda. Peki, neden olabilir? İşte burası çok önemli. Gelin şimdide onu anlamaya çalışalım.

    Kur’ana baktığımızda bazı ayetlerde neredeyse peygamberimizin yanlışa meyledeceğini, fakat Yüce Rabbimin duruma müdahale ederek, onu doğruya yönlendirildiğinden örnekler verir. Peki, niçin bu örnekleri verir ve bu olayları anlatır Rabbim bizlere kur’an da? Elbette hiçbirisi boşuna değildir, bizlere çok önemli mesajları vardır. Tüm bu ayetlerle Rabbim şunu anlatıyor bizlere. Ben elçimi yalnız bırakmadım, benim kontrolümdedir. O benim yönetimimde asla yanlış yapmaz, onun için onun sözlerine kesinlikle uyunuz, onun söyledikleri benim sizlere gönderdiğim kur’andır diyor. Çünkü o sizleri kur’an ile uyaracaktır, diye bizlere kesin garanti veriyor. Bakın bahsettiğimiz ayetlerden, birkaç örnek verelim.


    İsra 73: Onlar neredeyse, sana vah yettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi.

    74. Eğer biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, onlara az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin.


    Buradan da anlıyoruz ki Rabbim işi garantiye almış, elçisinin yalnız kur’an ile hükmetmesi için kontrol altında tutuyor. Rabbin kontrolündeki elçisi içinde kullarına bakın ne diyor?

    Ahzap 21: Yemin olsun, Allah resulünde sizin için, Allah'ı ve âhiret gününü arzu edenlerle Allah'ı çok ananlara güzel bir örnek vardır.

    Peki, rabbim bu örnek olarak sunduğu elçisinin, nesini örnek almamızı istiyor olabilir? Elbette yaşamı, davranışları, kur’anı hayatına geçirmesindeki örneklik, adalet anlayışı hepsi peygamberimizde toplanmış ki, sizler için en güzel örnek benim resulümdür diyor. Buraya kadar Rabbin açıkça verdiği görev, yetki ve elçisine yaptığı göreviyle ilgili tembihleri, ikazları gördük. Dikkat ederseniz bu görevleri arasında Rahmanın hüküm verdiği gibi, anayasa konumunda hüküm getirme yetkisi yok. Rabbin verdiği anayasa hükümlerinden yola çıkarak, hüküm verme, karar verme yetkisi var. Zaten bakın hüküm verme konusunda çok net hükmünü veriyor ve neler söylüyor bizlere?

    Kehf 26:…. O hiçbir kimseyi hükmünde ortak kabul etmez.

    Enam 57: De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

    Tur 48: Artık, Rabbinin hükmüne sabret; çünkü gerçekten sen, gözlerimizin önündesin. Ve her kalkışında Rabbini hamd ile tesbih et.

    Yunus 109: Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en iyisidir


    Bakın bu ayetlerden de açıkça anlaşılıyor ki, hüküm verme konusu yalnız Rabbim e aitmiş. Hiç kimseyi hükmüne ortak etmeyeceğini, hükmü verecek yalnız kendisinin olduğu ve herhangi bir konuda Allah hüküm verinceye kadar sabırla bekle, yalnız sana vah yettiğimize uy diyor Rabbim. Buna benzer çok ayet vardır, Allah elçisine bu konuda hükmü ben vereceğim diyor ve hükmünü indiriyor. Hatırlayınız peygamberimize bazı konularda hüküm sorduklarında, Rabbim ayet indirip o konuda hükmü ben vereceğim diye birçok örnek ayetlerde mevcuttur kur’an da. Sizce ayetler çok açık değil mi?


    Şimdi de şöyle düşünelim. Peki, peygamberimizin görevi yalnız tebliğ etmek miydi? Elbette hayır, eğer öyle olsaydı onca savaşlar yapılmazdı. Demek ki bu iş bu kadar kolay değil. Toplumu Rabbimden gelen yeni bir kitaba alıştırmak, onlara yeni gelen ayetlerin nedenlerini, sebeplerini anlatmak ve en zoru onları ikna etmek, sanırım o kadar kolay olmasa gerek. Çünkü kur’an da öyle ayetler var ki, daha önce gelen kitaplarda hükmü kaldırılıp, yerine yenileri gelmiş, bu durumda ehli kitabı ikna etmek çok zor olsa gerek. Alıştıklarından vazgeçmek kolay değildir. İşte peygamberimiz o devrin uslanmaz, isyankâr, fuhşun, sapıklığın kol gezdiği bir ortamda, Rabbin kitabını dinini tebliğ etmek, büyük bir beceri, güç ve Rabbin verdiği hikmetin, ilmin sayesinde başarı ile görevini yapmıştır.


    Yine peygamberimizin yetki ve sorumluluğu konusunda, onunda helal ve haram koyma yetkisi olduğu söylenmektedir. Yukarıda verdiğimiz ayetlerde açıkça gördüğünüz gibi, bu konuda da hüküm verme yetkisi yalnız Rabbimde olduğu, aşağıdaki örnek ayetlerden de anlaşılmaktadır. Bugün günümüzde kur’anın açıkça haram olarak saydığı yiyecekler dışında, elimizde uzun bir liste vardır onları hatırlayalım. Hatta tek tırnaklı, çift tırnaklı hayvanlar ve bir sürü detaylı liste. Acaba bunlar nereden dine girmiştir diye araştırdığımızda, hepsinin bugün günümüzdeki elde bulunan Tevrat ta olduğunu görüyoruz. Hemen soralım kendimize, madem bizler kur’an dan sorumluyuz, kur’an dan hesaba çekileceğiz, bu liste ve inandığımız onlarca yenmesi haram hayvanlar niçin kur’an da yok? İşte içimize giren fitnelerin esas kaynağı çok açık anlaşılıyor.


    Ayetleri hatırlatmadan önce bir örnek vermek istiyorum. Kur’an da asla geçmeyen ama günümüz deki Tevrat ta yazan, recim (taşlayarak öldürme) olayını lütfen hatırlayalım. Bu konuyu çok iyi düşünmeye davet ediyorum sizleri. Yahudiler çok dindar görünürler dışardan baktığınızda. Kendi inandıkları kutsal kitap ta yazan, fuhuş yapanın recim edileceği ayetini siz hiç Yahudilerde uygulandığını gördünüz ya da duydunuz mu? Onlar uygulamıyor ama Kur’an da olmadığı halde, nasıl olurda biz Müslümanların bir kısmında uygulanıyor ve hatta aslında recim de kur’an da vardır, ama kur’ana geçmemiş deme cesaretini bile göstermiyor muyuz? İşte bizlerin içine kimler ne fitne sokmuş, ama kendileri karşıdan bizleri seyrediyorlar, sanırım içlerinden kıs kıs halimize gülüyorlardır.

    Gelelim helal haram konusunda tek yetkili kimmiş, onu anlayalım şimdi de Rabbin rehberinden.


    Bakara 173: Allah size leşi, kanı, domuz etini, Allah'tan başkası adına kesileni haram kılmıştır. Ama zorda kalanın, sınırı aşmadan, şuna-buna haksızlık ve tecavüze gitmeden yemesinde kendisi için günah yoktur. Allah çok affedici, çok merhametlidir.


    Enam 119: Size ne oluyor da üzerine Allah'ın adı anılmış olanlardan yemiyorsunuz? Zorda kalışınız dışında üzerinize haram kıldığını bizzat kendisi size ayrıntılı olarak açıklamıştır. Birçokları ilimsiz bir biçimde kendi keyiflerine uyarak halkı şaşırtıyorlar. Hiç kuşkusuz, seni Rabbin sınır tanımaz azgınları çok iyi bilmektedir.


    Önce bu iki ayeti anlamaya çalışalım. Rabbim açıkça haram kıldığı şeyleri saymış. Peki, daha sonraki ayette ne demiş burası çok önemli. Demek ki bazı hayvanlar için, onları Allahın adını anarak kestikleri halde, bunlarda haramdır onun için biz yemeyiz diyenlerden bahsediyor Rabbim. Sizce bunlar neler olabilir? İşte burası çok önemli. Demek ki daha önce Yahudi ve Hıristiyanlar hurafe inançlarına, kitaplarında Rabbim haram demediği, bugünde Tevrat ta geçen onca hayvana haram diye o zamanda inanıyorlar ki, bunlara rabbim kızıyor ve bakın ne söylüyor? Elçime zorda kalışınız dışında, haram dediklerimi size ayrıntılı olarak açıklamış ve tebliğ etmiştir. Niçin buna inanmayıp, ilimsiz mesnetsiz hurafe bilgilere dayanıp, kendi keyiflerince halkı şaşırtıyor ve kandırıyorsunuz diyor. Lütfen dikkat edelim elçim kendi kafasından söylemiyor, daha önce size ayrıntılı açıklamıştır diyor yani sizlere benim ayetlerimi tebliğ etmiştir diye bizleri uyarıyor. Her şey ne kadar açık ve anlaşılır. Kur’an dan haram konusuna bakmaya devam edelim.

    Maide 87: Ey iman edenler, Allah'ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Şüphesiz Allah, haddi aşanları sevmez.

    Yunus 59. De ki: "Ne oldu size de Allah'ın size rızık olarak indirdiği şeylerden bir haram yaptınız bir de helal?" De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz?"


    Nahl 116: Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.

    Enam 140: Çocuklarını hiç bir bilgiye dayanmaksızın akılsızca öldürenler ile Allah'a karşı yalan yere iftira düzüp Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiklerini haram kılanlar elbette hüsrana uğramışlardır. Onlar, gerçekten şaşırıp sapmışlardır ve doğru yolu bulamamışlardır.


    Yukarıdaki Rabbin apaçık ayetlerini şimdide anlamaya çalışalım. Maide 87. ayette Allahın bizler için haram kılmadığı güzel şeyleri haram kılmayın, haddi aşmayın diyor. Dikkat edin Rabbin haran demediği bir şeye haram demenin haddi aşmak olduğunu söylüyor. Zaten haddi aşanları da rabbimin sevmediğini belirtiyor. Sizce bu haddi bizler çok ama çokkkk aşmadık mı dersiniz? Daha düne kadar deniz ürünlerinden, balığın haricinde çok faydalı insanlar için vitamin kaynağı olan, birçok deniz ürünlerinin haramdır diyerek yenmediğini hatırlayınız lütfen. Yunus suresi 59. ayette Allah, Ne oldu size de Allah'ın size rızık olarak indirdiği şeylerden bir haram yaptınız bir de helal?" De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz diyor bizlere. İşte sorduğumuz sorunun çok açık cevabı. Dikkat edin benim açıkladıklarımın dışında yaptığınız haramları, ALLAH MI izin verdi diyor. Demek ki haram yapma yetkisi tek bir makamda, oda Rabbin tek elinde olduğu anlaşılıyor. Ayetin sonundaki cümlede çok anlamlı. Yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz. Yüce Rabbim sen koru bizleri. Bakar mısınız Rabbim haram demediği halde, haramlar icat edenlere Rabbim bana iftiramı atıyorsunuz diyor, ama bizler hala anlamsız bakıp nelerin olduğunun farkında bile olamıyoruz. Nasıl yapıyoruz bu hataları bilmiyorum. Her gün Yüce Rabbim e iftira attığımızın farkın damıyız? Nahl 116. ayette de aynı ikazı yapıyor Allah. Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Demek ki Rabbimin haram demediği hiç bir şeye bizlerin haram demesi, Allaha karşı yalan uydurmak olduğunu asla unutmayalım. Enam 140. ayette aynı dikkati çekiyor ve bakın ne diyor bizlere? Allah'a karşı yalan yere iftira düzüp Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiklerini haram kılanlar. Buradan da çok açık anlıyoruz ki, Rabbimin bizlere rızık olarak verdiği, haram demediği şeylere haram diyenler, Allaha iftira atmış olduklarını hiç ama hiç unutmamalıdırlar. Bunları hatırlattığımızda içinde bulunduğumuz ortamın, bizlere öğretilenlerin etkilerinden olsa gerek, ne yani at ve eşek etti demi yiyeceğiz, bunlarda kur’an da yok yazmıyor diyerek, Rabbin okuduğumuz hükümlerine karşı ithamda bulunuyoruz. Önce şunu unutmayalım. Bizler Rabbin ayetlerini günübirlik lütfen düşünmeyelim. Allah gönderdiği kitabı tüm zamanlara, tüm âleme hitap edecek şekilde göndermiştir. Allah açlıkla imtihan etmesin, öyle bir kıtlık ve yoklukla imtihan ediliriz ki, bu sözleri söyleyenler önce pişman olurlar ve iyi ki Rabbim bu konuda haram koymamış diyebilirler. İleride neler olur bilemeyiz. Geçmiş yüzyıllarda neler yaşandı onu da tam olarak bilemiyoruz. Lütfen fikir yürütürken geçmişi tam olarak bilmediğimizi, gelecekte bizleri nelerin beklediğini, nelerin olacağından habersiz olduğumuzu unutmayalım. Daha doğrusu büyük konuşmayalım, bir gün söylediklerimize pişman olabiliriz. Geçmişte yük taşıyan hayvanlara ihtiyacın çok olması nedeniyle, beşeri bir yasak konmuş olabilir. Elbette bunları karıştırmamalıyız.


    Şimdi vereceğim örnek ise peygamberimizin aile içinde geçen ve konusu açıklanmayan bir olayda, eşlerinin hoşnutluğunu kazanmak adına peygamberimiz, Rabbin helal dediği bir şeye haram diyor. Belki şaka, belki de bir olayı geçiştirmek adına söylemişte olabilir. Bakın Rabbim hemen ayetini indiriyor ve ne söylüyor elçisine?


    Tahrim 1: Ey Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek, Allah'ın sana helal kıldıklarını niçin haram kılıyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.


    Bakar mısınız lütfen, acaba Rabbim bu ayette bizlere nasıl bir ders veriyor, işte burası çok önemli. Yoksa elçisinin özel bir konumunda yaptığı bir olayı, niçin bizlerle paylaşıp, kur’an da yer versin. Bizler her ayette bir hikmet vardır düşüncesi ile bakmadığımız takdir de, o ayetten almamız gereken dersleri almamızda, mümkün olmayacaktır. Bakın peygamberimiz Rabbin haram kılmadığı bir şeye peygamberimiz aile içinde nedeni açıklanmayan bir konuda haram diyor, ama Rabbim hemen ikaz ediyor ve bunu yapman doğru değildir diyor. Peki, neden buna kur’an da yer verme gereği duymuş olabilir? Birincisi eğer bu olay anlatılmasaydı daha sonra peygamber eşleri bunu topluma yayıp, peygamberimiz buna haram demişti diyebilirlerdi. İkincisi ve en önemlisi helal ve haram koyma yetkisinin yalnız Rabbimde olduğunun çok iyi anlaşılmasını bu örnekle pekiştirmiş olmaktadır.



    Ayetlere dikkatle baktığımızda her şey Rabbin sözlerinden anlaşılıyor. Şimdi gelelim önemli bir sorunun cevabına. Peygamberimiz yaşadığı devirde hem resul hem de devletin başkanıydı. Bu durumda hükmettiği toplumu nasıl yönetiyordu ve nasıl hükümler veriyordu burası çok önemli. Yazımızın başında da ayetlerden açıkça görmüştük, Rabbim elçisine topluma KUR’AN İLE HÜKMET emrini vermişti. Bu durumda toplumu yöneteceği ANAYASA KUR’AN DEMEKTİR. Şimdi sizlere bazı ayetler hatırlatmak istiyorum. Bakın Rabbim elçisi için neler söylüyor?


    Ahzap 36: Allah ve resulü bir işte hüküm verdiklerinde, inanmış bir erkekle inanmış bir kadının, işlerini kendi isteklerine göre belirleme hakları yoktur. Allah'a ve resulüne isyan eden, açık bir sapıklığa batıp gitmiş demektir.

    Nur 51: Allah'a ve aralarında hüküm vermek üzere O'nun resulüne çağrıldıklarında, müminlerin sözleri sadece şunu söylemeleridir: "İşittik, itaat ettik." İşte bunlardır kurtuluşa erenler

    Nisa 65: Hayır, Rabbine yemin olsun ki iş, onların sandığı gibi değil. Onlar, aralarında çıkan karmaşık işlerde seni hakem yapıp verdiğin hükümle ilgili olarak, içlerinde hiçbir burukluk duymadan tam bir teslimiyete ulaşmadıkça iman etmiş olamazlar.


    Yukarıdaki ayetlerin ne anlattığını eğer çok iyi anlarsak, tüm soruların cevabını da doğru vermiş oluruz. Ne demiştik, peygamberimiz o devrin aynı zamanda devlet başkanı ve adalet konusunda, ya da ortaya çıkacak tüm sorunlarda, son noktayı koyan, HÜKÜM VEREN danışma ve karar verme MAKAMI olduğunu görüyoruz. Peki, nasıl veriyor HÜKMÜNÜ? Gelin onu da günümüz kanunlarıyla karşılaştıralım, daha iyi anlarız.

    Günümüzde elimizde kanun yapıcılar bir anayasa yapmış ve bu anayasaya uygun hükümler veren birde hâkimler bulunmaktadır. Bu hâkimler ellerindeki anayasaya, kanunlara göre, olaylar karşısında kararlar verirler. Karara itiraz edenler, burada bir hata olmuştur düşüncesiyle, karar temyiz edilir ve üst mahkemede tekrar incelenir ve orada son karar verilir. Burada verilen karara artık itiraz edilmez. İşte peygamberimizin o günkü yetki ve sorumluluğunu bu örnekten yararlanarak netleştirelim. Peygamberimiz Rabbin kontrolünde olduğu için, güvenilen bir karar vericidir. Daha açıkçası itirazın yapılamadığı hüküm vericidir. Peki, bu hükmünü nasıl verir? Elbette elindeki anayasadan, yani KUR’ANDAN. Dikkat ederseniz Ahzap 36. ayette Allah ve resulü bir işte karar verdiğinde inanmış insanlar buna uymak zorundadır diyor. Ayette geçen söz çok önemli. Allah ve resulü diyor. Şimdi burada ki anlamı iyi bilmeliyiz. Rabbim başka, elçisi resulü başka hüküm vermiyor. Çünkü Rabbim kimseye hükmünü ortak etmez diye, daha önce başka bir ayetiyle tebliğ etmişti. Allahın hükmüne göre, resulü karar veriyor. Nisa 170. ayette Rabbim ne diyordu? Resul size Rabbinizden gerçeği getirdi. Demek ki Rabbimin gerçeğiyle kararlar veriliyor. Dikkat ederseniz ikisini bir anıyor Allah ve resulü diyor. Eğer tam tersini düşünüp Allahın kararı başka, resulün kararı başkadır dersek, Allah korusun Rabbimle elçisini aynı konuma getirmiş oluruz ki, bunu söylemek kur’anın tamamına ters düşer. Ne diyordu Rahman, ben kimseyi hükmüme ortak etmem. Hüküm veren yalnız benim diyordu. Demek ki peygamberimiz olaylar karşısında verdiği kararlarda, Rabbimin hükümlerini kullanıyormuş, onun için bu karara hiç kimse itiraz edemez, kesin sonuçtur diyor Allah. Hatırlayınız Rabbim birçok ayetinde ne diyordu?

    Maide 44. Kim Allah'ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.

    Maide 45: Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerdir.

    Buradan da çok net anlaşılıyor ki, peygamberimizde Rabbimin Anayasası olan KUR’AN dan hüküm veriyordu.


    Buradan da anlaşılıyor ki peygamberimiz hükümler veriyor, ama Rabbimin anayasa konumundaki hükümlerden yola çıkarak veriyor. Bu demektir, hüküm kur’an da iki anlamda kullanılmış. Birincisi Rabbimin ana yasa kanunlarını koyduğu ve her konuda açıklık getirilen ANA HÜKÜMLER. İkincisi de bu ana hükümlerden yola çıkarak, olaylar karşısında Rabbin verdiği hükümlerden istifade ederek, onlardan sapmadan verilen, HÜKÜMLER diyebiliriz.



    Değerli kardeşlerim, yukarıda bahsettiklerim, günümüz İslam âleminde ne yazık ki çok yanlış inanılan ve içimize sokulan hurafelerin çok yoğun olduğu konulardır. Gelin sanıya, hurafelere değil, Rabbin rehberine bakalım. Size bir soru sormak istiyorum. Lütfen bu soruma vereceğiniz cevabı, Rabbimin sözleriyle de kıyaslayınız.

    Okulda öğretmenimiz bizlere bir kitap verdi ve dedi ki; Size dağıtacağım kitaba çok iyi çalışın. Sizi yılın sonunda, bu kitaptan imtihan edeceğim ve sınıf geçme notunuz olacak. Korkmayın kolay anlaşılacak bir kitaptır dese, siz başka kitaplara çalışır mısınız? Öğretmen sizi bu kitaptan imtihan edeceğim dediği halde, aklınıza bu hoca başka kitaplardan da sorar, bizlerin sınıfta kalmamızı ister diye bir düşünce gelir mi aklınıza? Sanırım gelmez. Değerli dostlar işte Rabbimde aynısını biz kullarına söylüyor. Öğretmene itiraz etmeyen ve verdiği kitaba çalışan öğrenciler gibi yapmayan bizler, rabbin sözlerine inanmayıp, birilerinin bu kitapta her şey yoktur, bu kitap özet bilgidir diyenlere inanıp, kur’anı bir kenara bırakarak, Rabbime güvenmediğimizin farkın damıyız? Hiç sanmıyorum. Farkında olsaydık geceleri uyku girmezdi gözlerimize. Bizler kafamızı koyduğumuz gibi uyuyorsak, hala birilerinin hipnozunda kaldığımızın delilidir. Ya hipnozdan kurtulduğumuzda işler ne olacak dersiniz? İşte orasını da transa girenler düşünsün.


    Değerli arkadaşlarım Rabbim sizleri kur’an dan hesaba çekeceğim diyorsa, şunu bilelim ki kur’an da açıkça olmayan hiçbir hükümden bizleri sorumlu tutmayacaktır. Bunun aksini düşünen Rahmanın adaletini sorgulamış olduğunu bilmelidir. Sizlere hatırlatacağım şu ayeti, hiçbir Müslüman asla unutmamalıdır.

    Araf 33; De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.


    Yukarıdaki ayet her şeyi o kadar kolaylaştırıyor ki, aklını kullanan her şeyi anlayacaktır. Aslında bizlerin işi çok kolay, takip edeceğimiz yol ve bizlere din adına sunulanlara karşı tavrımızı kolaylaştıran Zühruf 44. ayette Rabbim ne diyordu? (Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.) Şimdide yukarıdaki ayette nasıl bir uyarı yapıyor? (hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.) Allah hakkında delil indirmediğim, açıklamadığım, Allah hakkında bilmediklerinizi söylemenizi HARAM kılıyorum diyor. Aman Allahım lütfen kendimize gelip bir daha okur musunuz şu sözleri. Allah Kur’an da delil indirmediğim konularda konuşmanızı HARAM kılıyorum diyor, bizler ise kur’an da her şey olmaz, O özet bilgidir diyenlere inanıyoruz ve kur’anın açıklamadığı neler neler söylüyor ve onlara da Allah katındandır diye iman ediyoruz. Peki, bu durumda yediğimiz HARAMLARI SAYABİLİR MİSİNİZ? Hiç sanmıyorum biz en iyisi yine görmezden mi gelelim dersiniz bu ayetleri ve uyarıları? Sizler bilirsiniz benden hatırlatması, gerisi sizlere kalmış. Çünkü her insan hesabını kendisi verecektir.

    Yukarıda sizlere birçok örnekler verdim. Hüküm koyucu, helal ve haram yapan yalnız Rabbimin olduğu çıkıyor. Biran tüm ayetleri unutalım ve aşağıdaki ayeti yalnız hatırlayalım.

    Zühruf 44: Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.

    Değerli kardeşlerim, Rabbim Zühruf suresi 44. ayetinde, sizleri hesap günü kur’an dan sorumlu tutacağım, HATTA BİR AYETİNDE DE HESAP GÜNÜ KUR’AN ORTAYA KONDUĞU ZAMAN dediği halde, HAŞA Rabbim sözünden dönüp de, kur’an dışından peygamberimiz inde hüküm verdiğini söyledikleri sözlerden, hesaba çeker ve sorumlu tutar mı? Böyle bir sözü Rabbim e isnat etmekle, nasıl bir adaleti Rahmana uygun gördüğümüzün farkın damıyız? YORUM VE KARAR SİZLERİN.


    SAYGILARIMLA Haluk GÜMÜŞTABAK

  2. #2
    çağrı49 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-11-2007
    Mesajlar
    617
    Karizma Gücü
    5

    Haluk GÜMÜŞTABAK kardeşim,
    Kuranla ilgili derin ilminizin olduğunu bizlere sergiliyorsunuz.
    Benim size bazı sorularım olacak,lütfen yanıtlar mısınız? Yanıtlarınızın Kurana göre olacağından hiç şüphemiz yoktur.


    1-İslamın şartı var mıdır?
    2-Müslüman ne demektir,iman ne demektir açıklarmısınız?
    3-Maide 51 ayetinin size göre anlamı meallerdeki gibi midir,yoksa başka bir anlamı var mıdır?
    4-Tasavvufun varlığına inanır mısınız?

    Şimdilik bunları yanıtlarsanız memnun olurum.Vereceğiniz yanıtlar için şimdiden teşekkür ederim.
    " BİLENLE BİLMEYEN BİR OLMAZ"

    Bakara 140-

    Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Şûrâ Sûresi 13

    “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey , Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.

  3. #3
    Ra_
    Ra_ çevrimdışı
    oysa ben ... Ra_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-02-2009
    Mesajlar
    7,339
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Nisa 170: Ey insanlar! Resul size Rabbinizden gerçeği getirdi, şu halde kendi iyiliğinize olarak ona iman edin. Eğer inkâr ederseniz, göklerde ve yerde ne varsa şüphesiz hepsi Allah'ındır. Allah geniş ilim ve hikmet sahibidir
    ne güzel.
    mezheplere, tarikatlara ayrılın, hadis uydurun, işinize geldiği gibi ilmihaller içtihatlar türetin dememiş.
    sadece onu (Peygamberi)örnek alın, Kur'ana ve sünnetlerine kulak verin denilmiş.. birde şimdiki islama bakarmısınız...!! anlamak için mezhepler, tarikatlar, mürşitler, veliler şeyhler şıhlar ve binlerce cilt uydurma kitapları okumamızı zorluyorlar.
    Her gidiş zamansızdır, bir yosmanın gülüşü kadar
    vurdumduymaz...
    dönüp bakmak istersin ardına, geride bıraktığın piç
    sevdalara...
    üşürsün bencilce..
    .....

  4. #4
    cano.062 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-01-2009
    Mesajlar
    1,681
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı halukgta tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Zühruf 44: Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.


    İleride ondan sorumlu tutulacaksınız ...!

    Ne kadar ileride bilebiliyormusun ..? Tümüyle Kuran 'dan sorumlu olmayı , tam manasıyla anlayıp , idrak edebildin mi ..?

    Allah 'ın kelamını , sadece kendi anladığın kadarıyla nasıl sınırlı tutabiliyorsun ..?

    Sen Rahman 'a , noksan sıfat isnat ettiğinin farkındamısın ..?

    Kendi bildiklerinin doğruluğundan ne kadar da eminsin ..? Senin anladığın gibi , senin tefsir ettiğin gibi ,manası ,her okuyanın kendine has çıkardığı mana gibi olmuş olsa idi, anlatması için , bilgilendirmesi , tebliğ etmesi için elçilere , peygamberlere ne gerek kalırdı ..? Sen bile kendi aklınla çözebildikten sonra ..!

    Doğru diye anlatmaya çalıştığın bu mevzuatta , herşey anladığınla sınırlı mı ..? Bu sorumluluğun vebalini verebilecekmisin .?

    HAKKIN KELAMI 'NI , ALLAH 'IN emrettiği gibi , anlatmak istediği gibi , buyurduğu gibi anlattığından eminmisin ..?
    ''' Ummandan katre '''


    Sizden ücret istemeyen kimselere tabii olun , onların sözlerine kulak verin . Onlar hidayete ermiş kimselerdir.
    ( Yasin suresi , 21 )

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    20-09-2005
    Mesajlar
    101
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7


    Değerli kardeşim din ve iman adına sorularımızı eğer aracı olmadan kur’ana sorarsak, inanın bizlere cevabını verecektir. Benim kim olduğumu bilemezsiniz, belki ben dine nifak sokmaya çalışan bir insan olabilirim. Onun için Allahın önerdiği yolu eğer hepimiz izlersek bu soruları inanın kimseye sormayız. Elbette kur'andan aldığım ışık ve anladıklarıma dayanarak sorduğunuz sorulara cevap vermeye çalışayım. Rabbim hatalarımı affetsin.

    —Günümüz de ne yazık ki dini anlatırken parmak hesabını yapmayı daha uygun görmüşüz. Ya saydıklarımızın dışında kalanlar, işte topluma anlatılan din böyle. Fakat Rabbin sözlerine baktığımızda, ben Müslüman’ım diyen, ben Allahın yolundan gitmek istiyorum diyen, onun tüm hükümlerine uymak zorundadır. İman sayılarla sınırlandırılamaz bir bütündür. Onun vermediği bir hükümden de hiç kimsenin sorumlu olmadığını bilmelidir.

    —Müslüman, ya da İslam, Allaha itaat etmek, boyun eğmektir. Günümüzde söylendiği gibi İslam, son dinin adı değil, İbrahim peygamberimizden bu yana gönderilen tüm dinlerin adıdır. İman ise bu dine inanıp kabul ederek yaşamaktır. Yani hem söz ile, hem de uygulamaya geçirilmiş halidir.

    —Maide 51. ayete gelince. Burada Rabbin bizleri uyarısında çok ince bir nokta vardır onu dikkatle anlamalıyız. Burada bahsedilen ehlikitap olup ta, kur’ana inanmayan onu kabul etmeyenlerin, kendi hurafe inançları dolayısıyla sizleri her zaman hor görecekler ve sizleri ikinci sınıf bir insan durumuna sokacaklardır anlamında söylüyor. Dikkat ederseniz burada dost sözü ile, yakın sırdaş, içini dökeceğin her şeyini söyleyeceğin birisi olarak görme anlamında diyor Allah. Kur’anın bütünlüğünde bu ayeti düşünürsek, onlar zorda kaldıklarında kendi inancından olanları size tercih ederler diyor. Yani siz çok güvenip onların dostlukları ile derin işlere girerseniz, sizi yolda bırakabilirler uyarısında bulunuyor. Elbette istisnalar kaideleri bozmaz. Azda olsa belki tersi çıkabilir, ama bizler istisnalara göre hareket edemeyiz. Örnek aslında önümüzde apaçık duruyor. Avrupa birliği. Ne diyor adamlar? Burası Hıristiyan birliğidir, Müslüman’ın içimizde yeri yok. Elbette azda olsa bunu söylemeyende var ama çoğunluk aynı düşüncede. İşte Allah bu kadar güzel anlatıyor ve açıklıyor. Bu ayetten yola çıkarak Yahudi ve Hıristiyan arkadaş edinmeyin anlamı asla çıkmaz. Tam tersine yine kur’an bütünlüğünde düşünürsek, onlarla arkadaş olacağız ki İslam ı anlatabilelim. Bunun tersini düşünmek kur'andan haberdar olmamaktır.

    —Tasavvuf konusuna gelince. Bunlar beşeri yol ve yöntemlerdir. Her beşeri olguda güzellik ve doğruya ulaşma varsa da, yanlış ve hatalı sapmalarında olması kaçınılmazdır. Allah bizlere, orta yolu izleyen bir ümmet olun der. Buradan yola çıkarak asla aşırı uçlara bulaşmadan, Allahın rehberini koltuğumuz altından ayırmadan, anlayarak bilerek bolca okuyup, onun istediği bir kul olmanın yollarını aramalıyız.

    Bu yazdıklarım benim kur'andan anladıklarım, şahsi düşüncelerimdir. Her beşer gibi bende hata yapabilirim tüm söylediklerimin doğru olup olmadığını anlamak isteyen, Allahın rehber olsun diye gönderdim dediği kitabı okuması gerekir. Değerli kardeşim lütfen bir gününüzde yalnız on dakikanızı kur’anı anlayarak okumaya ayırınız, bakın her şey size nasıl daha farklı görünecek. yeni doğan güneş bile daha parlak doğacak. SAYGILARIMLA Haluk GÜMÜŞTABAK

  6. #6
    ..No Brain, No Pain.. ..NemesiS.. adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2007
    Mesajlar
    11,282
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    25
    bu hiç anlayamadığım kavramlardandır. madem peygamber halk azmışken onları yola getirmek doğruyu göstermek için gönderildi. neden çağa ayak uydurdu?
    BİR KURDUN KURT SAYILABİLMESİ İÇİN
    ARDINDAN EN AZ ON KÖPEĞİN HAVLAMASI GEREKİR..





    s.k.s.o

  7. #7
    çağrı49 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-11-2007
    Mesajlar
    617
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı halukgta tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle


    Değerli kardeşim din ve iman adına sorularımızı eğer aracı olmadan kur’ana sorarsak, inanın bizlere cevabını verecektir. Benim kim olduğumu bilemezsiniz, belki ben dine nifak sokmaya çalışan bir insan olabilirim. Onun için Allahın önerdiği yolu eğer hepimiz izlersek bu soruları inanın kimseye sormayız. Elbette kur'andan aldığım ışık ve anladıklarıma dayanarak sorduğunuz sorulara cevap vermeye çalışayım. Rabbim hatalarımı affetsin.

    —Günümüz de ne yazık ki dini anlatırken parmak hesabını yapmayı daha uygun görmüşüz. Ya saydıklarımızın dışında kalanlar, işte topluma anlatılan din böyle. Fakat Rabbin sözlerine baktığımızda, ben Müslüman’ım diyen, ben Allahın yolundan gitmek istiyorum diyen, onun tüm hükümlerine uymak zorundadır. İman sayılarla sınırlandırılamaz bir bütündür. Onun vermediği bir hükümden de hiç kimsenin sorumlu olmadığını bilmelidir.

    —Müslüman, ya da İslam, Allaha itaat etmek, boyun eğmektir. Günümüzde söylendiği gibi İslam, son dinin adı değil, İbrahim peygamberimizden bu yana gönderilen tüm dinlerin adıdır. İman ise bu dine inanıp kabul ederek yaşamaktır. Yani hem söz ile, hem de uygulamaya geçirilmiş halidir.

    —Maide 51. ayete gelince. Burada Rabbin bizleri uyarısında çok ince bir nokta vardır onu dikkatle anlamalıyız. Burada bahsedilen ehlikitap olup ta, kur’ana inanmayan onu kabul etmeyenlerin, kendi hurafe inançları dolayısıyla sizleri her zaman hor görecekler ve sizleri ikinci sınıf bir insan durumuna sokacaklardır anlamında söylüyor. Dikkat ederseniz burada dost sözü ile, yakın sırdaş, içini dökeceğin her şeyini söyleyeceğin birisi olarak görme anlamında diyor Allah. Kur’anın bütünlüğünde bu ayeti düşünürsek, onlar zorda kaldıklarında kendi inancından olanları size tercih ederler diyor. Yani siz çok güvenip onların dostlukları ile derin işlere girerseniz, sizi yolda bırakabilirler uyarısında bulunuyor. Elbette istisnalar kaideleri bozmaz. Azda olsa belki tersi çıkabilir, ama bizler istisnalara göre hareket edemeyiz. Örnek aslında önümüzde apaçık duruyor. Avrupa birliği. Ne diyor adamlar? Burası Hıristiyan birliğidir, Müslüman’ın içimizde yeri yok. Elbette azda olsa bunu söylemeyende var ama çoğunluk aynı düşüncede. İşte Allah bu kadar güzel anlatıyor ve açıklıyor. Bu ayetten yola çıkarak Yahudi ve Hıristiyan arkadaş edinmeyin anlamı asla çıkmaz. Tam tersine yine kur’an bütünlüğünde düşünürsek, onlarla arkadaş olacağız ki İslam ı anlatabilelim. Bunun tersini düşünmek kur'andan haberdar olmamaktır.

    —Tasavvuf konusuna gelince. Bunlar beşeri yol ve yöntemlerdir. Her beşeri olguda güzellik ve doğruya ulaşma varsa da, yanlış ve hatalı sapmalarında olması kaçınılmazdır. Allah bizlere, orta yolu izleyen bir ümmet olun der. Buradan yola çıkarak asla aşırı uçlara bulaşmadan, Allahın rehberini koltuğumuz altından ayırmadan, anlayarak bilerek bolca okuyup, onun istediği bir kul olmanın yollarını aramalıyız.

    Bu yazdıklarım benim kur'andan anladıklarım, şahsi düşüncelerimdir. Her beşer gibi bende hata yapabilirim tüm söylediklerimin doğru olup olmadığını anlamak isteyen, Allahın rehber olsun diye gönderdim dediği kitabı okuması gerekir. Değerli kardeşim lütfen bir gününüzde yalnız on dakikanızı kur’anı anlayarak okumaya ayırınız, bakın her şey size nasıl daha farklı görünecek. yeni doğan güneş bile daha parlak doğacak. SAYGILARIMLA Haluk GÜMÜŞTABAK


    1.Sorumda islamın şartı var mıdır diye sormuştum? Bu soruya yanıt verme ihtiyacı duymamışsınız. Neden ???

    belki ben dine nifak sokmaya çalışan bir insan olabilirim.
    Zatına kötülük etme..!

    Hangi aracıdan bahsediyorsanız bunu açıklamanız gerekir.Böyle yuvarlak laflarla verilen yanıtların hiç kimseyi memnun etmesi düşünülemez.Sizin kim olduğunuzun önemli değil ama burada yazdıklarınız çok önemli...

    Onun için Allahın önerdiği yolu eğer hepimiz izlersek bu soruları inanın kimseye sormayız.
    Böyle diyorsunuz ama bakıyorum sorulan sorulara bir tane bile ayet alıntılamadan yuvarlak sözlerle yanıtlar vermişsiniz.Şahsen verdiğiniz yanıtlar beni hiç tatmin etmedi.Kimseye sormaya gerek yok derken neyi kastediyorsunuz.Hz.Allah sizin dediğiniz gibi demiyor.Bu ayette Allahın işaret etmiş olduğu zatlar kimler acaba?

    Yasin 21
    ‘‘Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbî olun, onların sözlerini önemseyin. Çünkü onlar hidayete ermiş kimselerdir.’’

    —Günümüz de ne yazık ki dini anlatırken parmak hesabını yapmayı daha uygun görmüşüz.
    Parmak hesabı derken neyi kastediyorsunuz?


    İbrahim peygamberimizden bu yana gönderilen tüm dinlerin adıdır.
    Bir olan Allah'ın iradesine bağlanmak islamiyettir.Din bir tanedir oda islamdır.
    İbrahim peygamberden sonra gönderilen değil,Adem safiyullahtan peygamberimiz Hz. Muhammede kadar gelen bütün peygamberler islamı anlatmışlardır.İsevilik ve Musevilik din ismi değil peygamberlere verilen şeriatların isimleridir.Hiçbir peygamber din getirmemiştir.Bunun isbatını görmek isteyenlere birkaç ayeti kerime alıntılıyalım.Kuranda müslüman kimlere deniliyormuş görelim.


    Bakara 140-
    Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Şûrâ Sûresi 13
    “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey , Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.

    Bakara 132
    İbrahim de bunu kendi oğullarına vasiyet etti, Ya'kub da, «Oğullarım! Allah sizin için O dini seçti. O halde sadece Müslümanlar olarak ölünüz» .

    Bakara 136
    «Biz, Allah'a ve bize indirilene; İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve esbâta indirilene, Musa ve İsa'ya verilenlerle Rableri tarafından diğer peygamberlere gelenlere, onlardan hiçbiri arasında fark gözetmeksizin inandık ve biz sadece Allah'a teslim olduk» deyin.

    Ali İmran 19
    Allah nezdinde hak din İslâm'dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldiği halde, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah'ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah'ın hesabı çok çabuktur.

    Ali İmran 51.52
    "Allâh benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; O'na kulluk edin, doğru yol budur."
    İsa, onlardan inkârı sezince: ‘ Allah yolunda kimler bana yardımcı olacak?’ dedi. Havariler: ‘Biz Allah yolunun yardımcılarıyız; Allah’a inandık. Şahit ol , biz Müslümanlarız’ dediler.


    Ali İmran 67
    ‘‘İbrahim ne Yahudi ne de Hıristiyan idi; fakat o, dosdoğru bir Müslüman idi; müşriklerden de değildi.’’

    Ali İmran 84
    De ki: "Allah'a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmâ'il'e, İshak'a, Ya'kûb'a ve esbata indirilene; Mûsâ'ya, Îsâ'ya ve peygamberlere Rableri tarafından verilene inandık; onlar arasında bir ayırım yapmayız, biz O'na teslim olanlarız."

    Ali İmran 85
    Kim İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki, ondan kabul edilmeyecek ve o, âhirette kaybedenlerden olacaktır.

    Maide 48
    Sana da kendinden önceki Kitabı doğrulayıcı ve onu kollayıp koruyucu olarak Kitabı gerçekle indirdik. Artık onların aralarında Allâh'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen gerçekten ayrılıp onların keyiflerine uyma! Sizden her biriniz için bir şeri'at ve bir yol belirledik. Allâh isteseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat size verdikleri içinde sizi sınamak istedi. Öyleyse hayır işlerine koşun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O size ayrılığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir.

    Maide 111
    Havârilere: "Bana ve elçime inanın!" diye vahyetmiştim ; "İnandık, bizim Müslümanlar olduğumuza şâhid ol!" demişlerdi.

    Enam 125
    Allâh kimi doğru yola iletmek isterse onun sadrını İslâm'a açar, kimi de saptırmak isterse onun göğsünü, göğe çıkıyormuş gibi dar ve tıkanık yapar. Allâh, inanmayanların üstüne işte böyle pislik çökertir.

    İMAN:

    Kuranı Azimüşan da Hz.ALLAH-ın buyurduğu gibi, İmamı Maturidi ve İmamı El Eşari nin kurandan çıkardığı ahkam üzere Gaibe iman 6 şartla ifade edilir.

    Bu 6 şarta iman etmeyenler Mümin, Muttaki İttika sahibi olamazlar.
    Fatihadan sonra Sureyi Bakaranın ilk beş ayetinin ihtiva ettiği mana budur..

    Amentü Billahi - ALLAH-ın Varlığına inanmak,
    Ve Melaiketihi-Bütün Meleklerin varlığına inanmak,
    Ve Kütübihi-Suhuflarda dâhil gönderilen cümle KİTAPLARA inanmak.
    Ve Resulihi- Birbirinden ayırt etmeden Resullerine inanmak.. Şeriatına Tabi olduğu Peygamberinin getirdiği ahkâm üzere yaşamaya özen göstermek
    Kazanın ve Kaderin, Hayrın ve Şerrin ALLAH'tan olduğuna inanmak. Öldükten sonra dirilteceğine inanmak. 6 Şart beyan edilmiştir.

    Hz.Kuranda Bakara 285 ayet te Amener Resulü bunun açık delilidir. şöyle ki: "Gönderilen Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de iman ettiler. Onlardan her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler.«Allah'ın peygamberlerinden hiçbirini birbirinden ayırmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, mağfiretini niyaz ederiz! Dönüş yalnızca sanadır »" dediler. Kuran bu manayı ihtiva eden ayetlerle dolu doludur.

    "ŞEHADET ederim ki ALLAH'tan başka İlah Yoktur."

    Biz Muhammediler için;

    "Gene Şehadet ederim ki Muhammed ALLAH'ın kulu ve resulüdür."

    Maide 51 ayeti ile ilgili açıklamalarınız aslından uzak boş ifadelerden oluşmaktadır.
    Maide 51 ayetinin yanlış yapılan meali şeriatleri birbirine malesef düşman kılmıştır.


    MAİDE 51 AYETİ KERİMESİNİN YANLIŞ TEFSİRİ:

    Maide 51
    Ya eyyuhellezine amenu la tettehizul yehude ven nesara evliya', ba'duhum evliyau ba'd, ve mey yetevellehum minkum fe innehu minhum, innellahe la yehdil kavmez zalimîn.

    DOĞRU TEFSİRİ:

    Maide Suresi, 51
    “Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanların evliyalarını evliya edinmeyin!.. Onlar kendilerinin evliyasıdır. (Sonra gelen şeriatı kabul ettikten sonra, evvelki şeriattaki evliyalar senin şeriatından lutfedilen evliya değildir. Sana lutfedilen şeriatını gününe yansıtan ve emri ilâhiye uyumlu evliyana tabi ol. Geri döndüğünüz zaman evvelki şeriata dönüşünle sonra gelen şeriata biatınla indi ilâhiyede nefsine zulüm etmiş olursunuz.) ALLAH zalımlar toplumuna yol göstermez.”

    İşte bu abd-i âcizin, anladığım mana… İşte evliyayı kabul etmeyip, evliyanın yerine mana ile ilgisi olmayan “dost” kelamı ile değişiklik yaparsan ayetin manasını doğru yansıtamadığın gibi, Hazret-i Kur’an’ın manasına ters düştüğünü bilesin!

    Hazret-i ALLAH’ın ehl-i kitabı Hazret-i Kur’an’da rahmeti ile ihya ettiğinin aksini, ne ile izah edeceksin? Hala, ALLAH’a iman eden ehl-i kitaba “gayr-ı müslim” “kafir” “gavur” demekte israr edecek misin? Daha ne kadar çarpık fikir devam edecek İnsaf et!.

    Ahir zaman ümmetine bahşedilen şeriat-ı muhammediyeyi korumak kasdi ile üstünlük kompleksine kapılıp ne hale getirdin Din-i İslâm’ı?!.. Görmezlikten gelerek inkar edemezsin!.. Benî Adem’in ilmi, gücü yeterli olmasa da gayr-ı ihtiyari toplumların güzelliklere doğru akın akın gittiklerini göremiyor musun?

    HAZRET-İ ALLAH açık bildirdiği halde, günah-ı kebair dışında güzelliklerin “İslamiyet” olduğunu ne zaman anlayacak ve anlatacaksın!. O güzelliklerin yalnız isimlerini telaffuz etmek yetmiyor; yaşamak lazım!. Şeriatlar ve mezhep, meşrep esasda değil, değişik mizaçlara göre teferruatta tabi olduğu imamlarının Kitab ve Sünnete aykırı olmayan içtihatları değil mi?. Din-i İslam’a ve şeriat-ı muhammediye ters düşen icraatları bir an evvel nefsin ve nefis için var olan ilâhi kaynaktan nasibini alamamış aklın etkisinden kurtarıp Hazret-i ALLAH’ın veraset yolu ile ihsan eylediği emr-i ilahilere yönelme zamanı geldi.hatta geçiyor Dikkat et! Zamanını geçirme. Zaman cümle kullar için büyük rahmettir!..

    Zamanı geçirir isek telafisi mümkün olmayabilir. Hazret-i Kur’an’ı esas alarak varisü’n-Nebi, nedim-i ilahiyi, ALLAH’ın bildirdiği vechile kabul ederek, ehl-i aşkın ve melaikenin manevi gıdası olan zikrullahın aleyhinde bulunmayıp, zikredenlere sıcak bakmayı bilerek, ehlinin denetimi altında, mana sahtekarlarına Din-i İslam’ı şeriat-ı muhammediyeyi tahrif ettirmeden, hurafasız, bid’atsız yaşamaya ne zaman sıratı müstakim yolunu göstereceksin. “LÂ İLAHE İLLÂ ALLAH” diyen her kula “müslüman” diyebilmek ve kardeş kardeş yaşayabilmek… ALLAH’ın elçilerini birini diğerinden üstün görmeyip hurafadan gayrı izahı olamayan gülünç iddialara kalkışarak, hemcinsine karşı duşmanlığı artırmanın zararlarını, dün taşımış gibi görünsek de, bugün hiç taşıyamıyoruz ve ağırlığını kaldıramıyoruz. Yetsin artık!

    “Şeriat-ı muhammediyeye tabi oluyorum” kıvancı ve safiyeti ile, bizi örnek alıp izleyen toplumları da “akılcı din” felsefesine itekledik; nefsî hazlarının esiri, beş duyudan öteye gidemeyen, hakiykat yoksunları kıldık. En son lutfu ilahi olan şeriat-ı garrayı manadan soyutladık. Yaşamak için, dünya ilmini tahsil eden ezel-i ervah yoksunlarınıda rahmet-i ilâhiyeden nasibli kılacakken daima gazab-ı ilâhiyi göstere göstere şeriat-ı garrayı yaşantılarından çıkarmalarına sebep olduk. Kıyamete kadar beşerin manevi yaşantısına cevap verecek rahmet-i ilahiyenin en son rahmet vesilesi, ahir zaman peygamberi Hazret-i Muhammet Mustafa (s.t.a.v.) Efendimizden biz acizlere bahşedilen, “şeriat” ismiyle lutfedilen şer-i şerifi “arısı kaybolmuş kovan” misali, manasız, boş bıraktık. İnanıyorum ki, zatını da tatmin etmeyen, itminan-i kalbden yoksun bu görüntü sizleri de rahatsız ediyor!

    “Hakiykat, zahire yansıdığı zaman aldığı isim şeriattır.”

    Kasdin İslam’a hizmet ise, şüphem yok, lutfen bu teraziyi kullan!...

    O zaman ALLAH aşkının yabancısı olamazsın!...

    Yusuf Suresi, 105
    “Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, onlar bu delillerden yüzlerini çevirip geçerler.”

    Yusuf Suresi, 106
    “Onların çoğu ancak ortak koşarak ALLAH’a iman ederler!”

    buyuruyor Hazret-i ALLAH (c.c.)

    Kadrini bil! Ademlikten terakki ederek, insan olmaya namzetsin. Müsait yaratıldın. Başka yaratığa verilmeyen, rahmet-i ilahi olan imkan ve meziyet bila-istisna benî Adem’e verildi.DiKkat et.Ömür sermayeni boşa harcama. “Hayvaniyyet” sıfatı ile huzur-u ilahiye gitme. Cennet-i alâ hergele meydanı değil! Ademlikden insanlığa dönüşen kamil insanların yurdu olduğunu hatırdan çıkarma!..

    Evliya = Rehber,kılavuz,tabi olunan,Mürşid.
    Evliyaullah=Allah'ın irşadla vazifeli evliyası

    PİRİ GALİBİ H.GALİP HASAN KUŞÇUOĞLU.


    TASAVVUF:


    Nefsi Ayıklayıp Temizlemek Ve Ruhu Pak Ederek, Lahut Alemine Yükseltmek Yoludur. Tasavvuf Dinin Dişında Degil Bizatihi Dinin Kendisidir.

    Tarikatler Tasavvufun Kollarıdır. Mezheblerde Fıkhın Kollarıdır. Bunların İnkarı Cehalettir. Insanı Hayvandan Ayıran Gönlüdür. Gönül Ise; Yaradanını Bilmesi Için Allah-ın Kuluna Bahşettiği Rahmeti-dir, Aşkı İlahidir,Yaratılışın Sırrıdır. Gönlün Kemalata Ermesi; Tasavvuf ve Yaratanının Isimlerini Kesir, Nihayesiz Zikretkmekle Elde Edilir.

    Kuranın sadece okuyarak anlayacağınızı sanıyorsanız çok yanıldığınızı çok yanıldığınızı size hatırlatırım.Buda benim şahsi görüşümdür.Kuran okunmalı buna ilmel yakin diyoruz.Kuran nefsimize tatbik ederek görerek yaşanmalı buna aynel yakin diyoruz.Kuran Allahla Allah için yaşanmalı buna da hakkel yakin diyoruz.Sadece ilmel yakin yaşamak kişiyi zındıklığa götürür.

    Bu mesaj en son " 27.12.10 " tarihinde saat 01:20 itibariyle çağrı49 tarafından düzenlenmiştir...
    " BİLENLE BİLMEYEN BİR OLMAZ"

    Bakara 140-

    Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Şûrâ Sûresi 13

    “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey , Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.

  8. #8
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı Ra_ tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ne güzel.
    mezheplere, tarikatlara ayrılın, hadis uydurun, işinize geldiği gibi ilmihaller içtihatlar türetin dememiş.
    sadece onu (Peygamberi)örnek alın, Kur'ana ve sünnetlerine kulak verin denilmiş.. birde şimdiki islama bakarmısınız...!! anlamak için mezhepler, tarikatlar, mürşitler, veliler şeyhler şıhlar ve binlerce cilt uydurma kitapları okumamızı zorluyorlar.
    Niye istiyorlar bunu cennete ebedi kalmamız ve meleklerden üstün olmamız için. Be kardeşim ben ALLAH'a inanıp ona güvendikten sonra ne diye bunlara uyayım. O bana ne demiş. İşte vahiy, burda herşey açıklandı anlatıldı hiçbirşey yokturki burda açıklanmamış olmasın diyor. BEN; ALLAH'ım böyle diyorken, yemin eden şeytana mı? uycagım hemde o size aşıkar düşman dediği halde. Uysam bana bilmediğim veya bana verilmemiş olan birşeymi verecek vaat ettiği zaten içinde bulundugum durum. Bu vaadinde samimi ise gitsin bundan yoksun olanları uyarsın. Yeminleri ile onları dogru yola getirsin. Ta bi gücü yeterse.......

    Hadi git işine kör şeytan git kendin gibilerle ugraş sıkıyorsa onları kamil insan yap. Belki kendin de olursun da ALLAH'ın rametine nail olanlardan olursun.

    Dememiz gerekmezmi böylelerine........
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  9. #9
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı cano.062 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    İleride ondan sorumlu tutulacaksınız ...!

    Ne kadar ileride bilebiliyormusun ..? Tümüyle Kuran 'dan sorumlu olmayı , tam manasıyla anlayıp , idrak edebildin mi ..?

    Allah 'ın kelamını , sadece kendi anladığın kadarıyla nasıl sınırlı tutabiliyorsun ..?

    Sen Rahman 'a , noksan sıfat isnat ettiğinin farkındamısın ..?

    Kendi bildiklerinin doğruluğundan ne kadar da eminsin ..? Senin anladığın gibi , senin tefsir ettiğin gibi ,manası ,her okuyanın kendine has çıkardığı mana gibi olmuş olsa idi, anlatması için , bilgilendirmesi , tebliğ etmesi için elçilere , peygamberlere ne gerek kalırdı ..? Sen bile kendi aklınla çözebildikten sonra ..!

    Doğru diye anlatmaya çalıştığın bu mevzuatta , herşey anladığınla sınırlı mı ..? Bu sorumluluğun vebalini verebilecekmisin .?

    HAKKIN KELAMI 'NI , ALLAH 'IN emrettiği gibi , anlatmak istediği gibi , buyurduğu gibi anlattığından eminmisin ..?
    Ne yani senin galibi dedeni yaratıp bu yaşına kadar yaşatan, ALLAH kuranı benim anlayacagım gibi yazamadı mı? açıklayamadı mı? diyorsun.

    Çagrı bak bu ayetler hep islam kelimesi üzerine söylenmiş olan ayetlerdir. Muhatap olarak galibileri hiç ilgilendirmez. Ha ilgilendirir diyorsan islam ile birlikte başka bir kelime daha kullanmayacaksın. Evliya sandıgın bir kişinin arkasından gitmeyeceksin. Şansın 1/72 bunu senin inandıgın sünnetin kitabı söylüyor.
    Bu mesaj en son " 27.12.10 " tarihinde saat 14:00 itibariyle RAMAZAN TOPTAŞ tarafından düzenlenmiştir...
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  10. #10
    cano.062 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-01-2009
    Mesajlar
    1,681
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı halukgta tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Elbette istisnalar kaideleri bozmaz. Azda olsa belki tersi çıkabilir, ama bizler istisnalara göre hareket edemeyiz.

    Bu yazdıklarım benim kur'andan anladıklarım, şahsi düşüncelerimdir. Her beşer gibi bende hata yapabilirim tüm söylediklerimin doğru olup olmadığını anlamak isteyen, Allahın rehber olsun diye gönderdim dediği kitabı okuması gerekir.


    Ben size maide 51 'i sormadım ki ..! Bu ayette ;

    Bismillâhi'r-Rahmâni'r-Rahîm

    “Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanların evliyalarını evliya edinmeyin!.. Onlar kendilerinin evliyasıdır. (Sonra gelen şeriatı kabul ettikten sonra, evvelki şeriattaki evliyalar senin şeriatından lutfedilen evliya değildir. Sana lutfedilen şeriatını gününe yansıtan ve emri ilâhiye uyumlu evliyana tabi ol. Geri döndüğünüz zaman evvelki şeriata dönüşünle sonra gelen şeriata biatınla indi ilâhiyede nefsine zulüm etmiş olursunuz.) ALLAH zalımlar toplumuna yol göstermez.” (Maide Suresi, 51)

    Buyruluyor .

    Madem ki , Allah kelamının yanına , şahsi düşüncelerim , benim anladıklarım , beşerim hata yapabilirim diye ifade kullanıyorsunuz , neden böyle bir işe kalkışıyorsunuz ..?

    Bilgi ve anlayışınızın sınırlı olduğunu kabul ediyorsanız bu yapmış olduğunuz şey , insanları kandırmak , onları yanlış yönlendirmek , yanlış bilgilendirmek olmuyor mu ..?

    İslam dininde , acaba , belki , kuşku , tereddüt varmıdır ..?

    Yoksa Allah 'ın emri kesin ve netmidir ..? Sizin Kuran 'dan anlayıp anlattığınızla , Allah 'ın bizlere sunduğu ,buyurduğu ,emrettiği şeyler, bire bir aynı şeyleri ifade eder mi..?

    Hele , hele de yanılabaileceğinizi ifade ettikten sonra . Ne kadar sıhhatli olursunuz ..?

    Tasavvuf konusuna hiç girmezseniz iyi olur . Çünkü ne sizin anladığınız gibi , ne de sizin anlattığınız gibi . Bal yememiş birisinin , balın rengi , kokusu , tadı hakkında bilgi vermesi , anlatması ne kadar imkansızsa , sizin de tasavvufu anlayıp , anlatabilmeniz o derecede imkansız .

    Sizler , zarfın dışı ile ilgilenen , içindekinden habersizsiniz . Yani ne rengi , ne kokusu , hele de tadı sizin anlatabileceğiniz cinsten hiç değil ..!

    Şunu samimi olarak söyleyebilirim ki , bilmediğiniz konularda yorum yapmanız sadece vebalinizi artırıyor . Bu yüzden de sadece , kesin olarak bildiğiniz ve emin olduğunuz konularda yazı yazın , yorum getirin .

    Neticede inanç için , din için , iman için , HAK için mücadele eden kişilersiniz . Allah işlerinizi , güçlerinizi , mücadelenizi rast getirsin .

    Bırakın tasavvufu da yaşayanlar , içinde olanlar anlatsın .

    Oraya girmeyin , leke sürmeyin , kirletmeyin . Sadece saygı gösterin yeter .
    ''' Ummandan katre '''


    Sizden ücret istemeyen kimselere tabii olun , onların sözlerine kulak verin . Onlar hidayete ermiş kimselerdir.
    ( Yasin suresi , 21 )

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Yasal Sorumluluk
    2009 Konuları bölümünde mevcut tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 25.11.05, 22:56

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •