'Alçak koltuk' krizinin mimarı İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, Türkiye'nin kum torbası olmayacaklarını söyledi. Lieberman, Türkiye'de yaşanan son gelişmelerin Humeyni liderliğindeki devrim öncesi İran'ı hatırlattığını iddia etti. Lieberman, İsrail'in en büyük gazetesi Jerusalem Post'a Türkiye hakkında bir makale yazdı.
Genel kanının aksine Türkiye ile krizin kendi hükümetlerinin iktidara gelmesinden önce, 2009 Ocak'ındaki Davos kriziyle başladığını öne süren Lieberman, “Herkes bu rahatsız edici sahnenin kendiliğinden ya da anlık tepki sonucu değil, dikkatle düşünülmüş bir stratejinin parçası olduğunu gördü" diye yazdı.
Liebarmen, İsrail'in Türkiye ile ilişkilerinde bir değişikliğe gitmek istemediğini ve bugün bile her iki ülkenin çıkarının Davos öncesi düzeye dönmekte yattığını savunarak şunları yazdı:
"Ancak İsraillilerin Türkiye'nin sert üslubuna karşı duyduğu anlaşılabilir öfke, hükümetin normalleşme yolunda herhangi bir önkoşulu kabul etmesini oldukça zorlaştırıyor. İlişkilerde meydana gelen tamamıyla tek taraflı değişim bizim eylemlerimizin sonucu değil, Türkiye'deki iç politikanın bir sonucudur. Türkiye'nin İsrail'le ilişkileri, Türk toplumunda meydana gelen değişimin küçük bir yansımasıdır. Bunun en iyi örneği de Ankara'nın BM Güvenlik Konseyi'nde İran'a uygulanacak yaptırımlara karşı oy kullanarak NATO'daki müttefiklerine açıkça muhalefet etmesidir. Maalesef Türkiye'deki son gelişmeler, Ayetullah Ruhullah Humeyni liderliğindeki İslam Devrimi öncesi İran'ı hatırlatmaktadır. Türkiye gibi İran da İsrail'in en yakın müttefiklerinden biriydi ve iki ülke hükümet ve halkları arasında iyi ilişkiler vardı. Aynı şekilde, Humeyni devrimi de kesinlikle İsrail'le bağlantılı değil, iç etkenlerin bir sonucuydu."
Başbakan Erdoğan'ın Lübnan ziyaretinin İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecad'ın Lübnan ziyaretinden bir ay önce gerçekleştiğine dikkat çeken İsrailli Bakan, “Bizim için ikisinin sözleri arasında herhangi bir fark bulmak zordu" diye yazdı.
Erdoğan'ın üslubunu 'tehlikeli' olarak nitelendiren ve bu üsluba nasıl karşılık verecekleri konusunda karar almakta zorlandıklarını belirten Lieberman, "Sonunda, en doğru hareket tarzının kendimizi tutup bir karşılık vermemek olduğuna karar verdik" dedi.
Lieberman, sinema ve televizyonlarda fragmanları yayınlanan yeni Kurtlar Vadisi filminin antisemitik unsurlar taşıdığını ve Yahudileri dünyanın en kötü insanları olarak gösterdiğini öne sürdü.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun İsrail'deki yangın ile ilgili sözlerini eleştiren Lieberman, İsrail'in de 1999 depreminde Türkiye'ye yaptığı yardımları hatırlatarak, "Bir daha aynısı olsa, İsrail gene Türkiye'nin yardımına koşacaktır" ifadesini kullandı.
Davutoğlu'na davet
İsrail Dışişleri Bakanı, Türkiye'deki nefret ve hakaretlerin Mavi Marmara gemisinin İstanbul'a döndüğü sırada yapılan 100 bin kişilik karşılama töreni sırasında zirveye çıktığını ileri sürerek şöyle devam etti:
"Türk yetkililerin bu çirkin sahneleri kınamaması, bizim de kendimizi tutmamızı hayli zorlaştırıyor. Biz kum torbası olmayacağız ve her egemen ulus gibi bu tür hakaret ve aşağılamalara tepki göstereceğiz. Türkiye ile samimi ve açık diyaloğa dönmek istiyoruz ve meslekdaşım Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nu Kudüs'e yahut iki ülkeyle ve daha geniş ölçekte bölgeyle ilgili tüm konuları tartışabileceğimiz başka bir yere davet ediyorum."
kynk
İsraille aramızın düzelmesi çok zor.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
saldırmadan duramamak,sataşma aşkıyla yanmak ve tutuşmak 


