Karamsar,kendini kötüleyen,kendinden nefret eden insanlara karşı hep ilgi duymuşumdur. Belkide onlar derini gören,normali unutan,klişe'leş'miş şeylerden nefret eden kimselerdir. Bir anlamda tutunamamaları çoğunluğa aykırı olduklarından değil midir ? Diğer taraftan akademik kariyeri olan,bir çok ünvan kazanmış kimselerde,mütevaziliği,samimiyeti göremiyorum. Kazanmaya çalıştıkları ünvanlar için harcadıkları süreçte,bazı şeyler benliklerinde temizlenmesi imkansız bir hal almış. İç rahatlıklarının kaynağı gördükleri,öğrendikleri şeylere olan inancından gelmektedir. Ve kürsü sahibi olan bu kimselerin kelimelerinin,davranışlarının ne anlamda olduklarının, bir önemi yoktur. Geçmişteki başarı seviyelerinin ihtişamı,kendilerine uygulanan tavrı ve hitabı zaten baştan yaltaklaştırıyor.
''Gerçekten kirli bir ırmak ademoğlu... bir umman olmalı ki insan kendisi kirlenmeden kirli bir ırmağı içinde barındırabilsin.'' Demiş Nietzsche. Hayattaki başarı uğruna harcadığımız azmimizin zamanı yok sınırlarımızı genişletmeye. Yapmakla yükümlü olduklarımız,yaratıcılığımızın engeli. Robotik yaşamın robotları gibiyiz. Bunca şeyin arasında içimize kirli bir ırmak almaya gücümüz,ona merhametli bakmaya gözümüz var mı sizce ?


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


