• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    MƋƔį... blond_41 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    6,508
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Kişi şirket değiştirmek için 15 haklı sebep

    Çalışanlar 3'e ayrılır: İlk girdikleri şirketten emekli olanlar, çalışma hayatı boyunca en çok 3-4 şirket tanıyanlar ve zırt pırt şirket değiştirenler. Bu biraz insanın yapısına, denk geldiği şirketin ortamına ve şartlarına, biraz da kısmete bağlı. Ne olursa olsun, çalıştığı işi ve şirketi terk etmek zor ve önemli bir karardır. Eğer durumunuzu, kendinizi aldatmadan, gerçekçi bir şekilde analiz edebilirseniz, işte size şirket değiştirmek için 15 haklı sebep.

    Çalıştığınız sektörün geleceği yok
    Şirketinizde mutlusunuz, işinizi seviyorsunuz, maaşınız da tatmin edici... ama, ne yazık ki, şirketinizin durumu iyi olsa da, içinde bulunduğunuz sektör son demlerini yaşıyor. Bir an önce (yaşınız çok geçmeden, sizin sektörde çalışan binlerce insan iş aramaya başlamadan...) davranıp, sektör değiştirmekte yarar var. Değiştirmişken bari geleceği olan bir sektör seçin!

    Sektör iyi belki ama şirket gidici
    Her çalışan, şirketin 'sağlık durumu' hakkında bilgi sahibi değildir. Herkes gerçeği duyup öğrendiğinde de, şirket ya batmış ya da batmak üzere demektir. Eğer siz şirketin gidici olduğunu herkesten önce öğrenmek şansına sahipseniz (ayıptır söylemesi konuyu yaymadan) bir an önce kaçmanızda yarar var. Zaten kötü durumda bir şirkette çalışmak çok zordur.

    Sektör iyi, şirket iyi, siz gidicisiniz
    Stres, yorgunluk, depresyon... burn out yakın demektir. Sektörün, şirketin yahut da yaptığınız işin sonucu, çökmek üzere olabilirsiniz. Önce, sorunları gidermek için üstlerinizle bir konuşmayı deneyin. Ama kötü alışkanlıkları değiştirmek zordur. Bir yandan da, eğer bıçak kemiğe dayanmadıysa, çok telaş etmeden bulabileceğiniz en iyi işi araştırın. Sağlık herşeyden önemlidir!

    Şirketin stratejisi artık size ters
    Yönetim stratejilerini her çalışan beğenecek, patronun kararlarıyla hemfikir olacak diye bir şart yok elbette. Hatta bu işler pek çok çalışanı hiç mi hiç alakadar etmez. Ama eğer, stratejik kararlar bulunduğunuz görev sebebiyle çalışma şeklinizi, üstlerinizle ve diğerleriyle çalışmanızı zora sokuyorsa, şansını başka yerde deneyin. İşinizden ve şirketinizden soğumaktansa...

    Amirinizle çalışamaz hale geldiyseniz
    Çalışma hayatında anlaşmazlıklar, sürtüşmeler olabilir. Ama bazen bir amirinizle öyle ters düşersiniz ki, hem çalışma ortamı yaşanmaz hale gelir, hem de kariyeriniz zarar görmeye başlar. Önünüzü keser, yapamayacağınız görevler verir, yükselmenizi önler. Hem vakit hem irtifa kaybedersiniz. Yenilgi hissini sineye çekip, başka bir iş aramak daha iyidir.

    Arkadaşlarınız bir bir gemiyi terk ediyor
    Çalışma arkadaşlarınız birer birer ve sessizce kaçıyorlar. Kimseyi yargılamıyorsunuz ama farelerin batmakta olan gemiyi terk ettiği hissine kapılıyorsunuz. Gemisiyle batmak kaptandan beklenir belki, ama siz de, çok geç olmadan (sona kalıp dona kalmadan) filikalardan birine atlasanız iyi olur. Çünkü zaten çalışma ortamı bu saatten sonra nasılsa bozulacaktır.

    Zam talepleriniz sürekli geri çevriliyor
    Yıllardır talep etmenize rağmen, zam alamıyorsunuz. Tamam 2007'de yeniden yapılandık, 2008'de kriz vardı, 2009'da toparlanmaya çalışıyorduk... e yeter ama değil mi? Eğer ücretinizden gerçekten şikayetçiyseniz, zam ümidi de kalmadıysa, çare izin istemek olabilir. Yeni bir şirket, yeni bir patron, kaybettiğiniz pazarlık gücünü yeniden kazanabilirsiniz.

    Çok daha fazla kazanmanız gerekirdi
    Tamam, her yıl zam alıyorsunuz, yönetim iyi niyetli, güleryüzlü... ama yaptığınız işin karşılığı bu değil. Diğer şirketler aynı işe çok daha fazla maaş veriyor. Ve fark kapanmadığı gibi, giderek açılıyor. Yeniden 'piyasaya çıkma' ve değerini arama zamanıdır. Önce iyice araştırarak elbet.

    Geldiniz ve bir yerde tıkandınız
    Her şirket, her çalışanına beklediği kariyer ve yükselme fırsatlarını sunmaz. Mesela bir aile şirketinde makamlar sınırlı, koltuklar (akrabalarca) kapılmış olabilir. Yahut müdürünüz 40 yıl aynı görevde kalıp önünüzü tıkayabilir. Yahut aynı görev için 10 kişi sıradadır. Böyle vakit kaybetmek istemiyorsanız, kariyerinizi düşünüyorsanız, pazara çıkmakta yarar var.

    Yaptığınız iş size çok hafif geliyor
    Öğrenmek, ilerlemek, tecrübe kazanmak için bu işe evet demiştiniz. Eh yıllar geçti, artık tamam, diyorsunuz. Göreceğimi gördüm, öğreneceğimi öğrendim, bir büyük vitese atmanın zamanıdır. Bu, özellikle çalışma hayatına yeni atılanlar için böyledir. Özellikle de size hâlâ stajyer yahut çömez muamelesi yapılıyorsa. Eğer aynı şirkette

    Daha iyi bir imkan yoksa, baybay!
    Daraldınız, nefes alamıyor gibisiniz
    Yıllardır aynı şirket, aynı insanlar, rutin hale gelen aynı iş; heyecanınızı kaybettiniz. Tamam işi otomatiğe bağladınız, gözünü kapalı yapıyorsunuz ama, 'Ya abi ben burada ne yapıyorum ya!' tadına geldiniz. O zaman, sıkıntıdan patlamaktansa, 'zaman öldüreceğim' diye ağır ağır ölmektense, zorlanmayı göze alıp sektör değiştirmek, iş değiştirmek gerekir.

    Başka işler öğrenmek istiyorsunuz
    Yeni beceriler edinmek, yeni şeyler öğrenmek, yani mesleğinizde daha iyi olmak istiyorsunuz. Ama bulunduğunuz görev, şirketteki kariyer imkanları buna elvermiyor. O zaman başka bir 'merdiven'e atlamak gerekebilir. Tabii gitmeden önce, yöneticinizle iyi bir kariyer pazarlığı yapmakta fayda var. Belki beklemediğiniz bir önerisi olur size!

    Kendinize daha çok zaman istiyorsunuz
    Evlendiniz yahut bir çocuğunuz oldu, özel hayatınıza daha çok vakit ayırmanız gerekti. Yahut, özel hayatınızda değişiklik yok, ama mesai çaktırmadan ağır ağır uzadıkça uzadı. İlk yapacağınız, zamanınızı daha iyi kullanmayı denemek. İşi zamanında bitirmek, bazı işleri evden yapmak vs. Ama olmadı, yetmedi. O zaman, şartlarınıza daha uygun bir iş bakacaksınız.

    Piyasada sizin gibilere ihtiyaç var
    İş değiştirmemek güvenli, rahattır ama bazen piyasa bastırır, sizi tahrik eder. Mesela CV'niz İK'cıların ilgisini çekiyorsa. Yahut 'kelle avcıları' devreye girdiyse. Önce hoşunuza gidiyor, sonra 'Şartlar neymiş, bir bilelim' filan diyorsunuz. Ola ki sonunda dayanamayıp 'maceraya' atılacaksınız. Aslında çok riskli de değil, demek ki profiliniz talebe cevap veriyor!

    Size hayallerinizdeki iş teklif ediliyor
    Ne zaman gideceğini bilmek kadar, nereye gittiğini bilmek de önemli. Bazen işinizden memnunken, hiç aklınızda yokken, bir teklifle hayatınız değişebilir. Bu durumda en zoru, acele karar verme gereğidir. Çünkü aslında gitmeye niyetiniz de yoktur, hazırlıksızsınızdır. Tabii sonunda, 'niye gittim' diye de 'niye gitmedim' diye de yanabilirsiniz!

    (Kaynak: Journal du Net)
    Umutlar kaynıyor ufuklarımda
    Umut bırakmadın yarınlarımda
    Yeter düşündüğüm anılarımda
    Hayalim gerçeğe dönüşüversin...


    Tıkla ve Gör

  2. #2
    zorinsan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-02-2011
    Mesajlar
    278
    Karizma Gücü
    2
    Sahip Olduklarimizin Değeri

    Sahip olduklarımızla yetinmeyip, daha fazlasını istemek belki fıtratımız gereği. Ancak isteklerimizin sınırsızlığı ve onları elde etmekteki hırsımız, sahip olduklarımızın değerini unutturan körlüğe itiyor bizi. Hep daha çok ve daha özel şeyler istiyoruz.

    Halbuki sahip olduğumuz her şey başlı başına birer nimet. Ve bu nimetlerin herkeste bulunuyor olması da kıymetini azaltmaz. Bütün insanlarda bir çift gözü bulunması gözümüzün değerini nasıl azaltabilir ki? Ya her an farkında olmadan alıp verdiğimiz nefes!.. Varlığımızın sebeplerinden biri değil mi? Başımız biraz sıkışınca aklımıza gelen annemiz, babamız, kadeşlerimiz ve dostlarımız... Hepsi bizler için birer liman değil mi?

    Yoğun hayat temposu bize unutturuyor ama bir kez daha hatırlayalım:

    İnanan bir kalbimiz ve sağlıklı bir bedenimiz varsa, milyonlarca insandan daha bahtiyarız.

    Buzdolabımızda yiyecek bir şeyler, sırtımızda bir elbisemiz, başımızın üstünde bir çatı ve uyuyacak bir yatağımız varsa, bu dünyada yaşayan insanların %75'inden daha zenginiz.

    Eğer bir savaşın korkunçluğunu yaşamamış, bir hapishanenin yalnızlığını tatmamış ve açlık içinde kıvranmamışsak, bu dünyada yaşayan 500 milyon insandan daha şanslıyız.

    Ve eğer bu yazıyı okuyabiliyorsanız, yeryüzünde okuyacak hiçbir şeyi olmayan en az iki milyar insandan daha talihlisiniz demektir.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •