Demokrasi Başarısız Bir Sistemdir...
Demokrasi, muhafazakarlık/aydınlık ve din tacirliği adına birkaç eleştiri, isyan...
"Demokrasi" adı verilen şey başarısız olmuş ama daha sağlıklısı düşünülemediğinden ya da böylesi "sözde bir adalet" hissettirdiğinden/hissettirildiğinden sürdürülmeye zorlanan bir sistemdir.
Geçen akşam yemekte ne yediğini bile hatırlayamayacak kadar uyuşmuş bir zihnin, kendi hayatı konusunda dahi bütünüyle kararsızlık içinde olup kendi attığı adımları zaman içinde iptal eden; önünü göremeyen çulsuz, zavallı insanların bütün insanlık adına karar verip başkan seçtiği ve bu başkanında kendi arkadaşları arasında en fazla nüfuza kim sahipse onu (konusunda uzman kişileri yani!!!) bakan olarak atadığı saçma sapan bir sisteme herhangi bir şekilde yüz vermek, dinlemek, oy kullanmak, değiştirme gayreti içine girmek dahi aynı saçmalığa(demokrasiye) destek vermek demektir.
Güzel ütopya demokrasi...Peki bu demokrasiyi bütünüyle saf ve bilinçli insanlar mı ortaya atmıştır. Muhtemelen öyle olmalı...Dünyada herkes bilinçli, herkes zeki herkes hümanist ve herkes anlayış sahibi duyarlı insanlar olsaydı o zaman demokrasi sistemi işe yarardı. Böyle bir şey yok. Öyle eğitilmedik dolayısıyla öyle olunmasını bekleyemeyiz. Dünya binlerce yıldır bindiği dalı kesen kağıt üzerinde haritacılık oynayan, koca bir yığın aptal uygarlığa ev sahipliği yaptı ve bu uygarlıklardan sonuncusu milenyumun dünya halkı onu tamamen mahfedip düdükleyinceye kadar da ev sahipliği yapmaya devam edecek.
Bu uygarlıkların baştan itibaren birbirlerini veya kendilerini yönetim sistemlerine bakılacak olursa ortaya sadece nüfuz sahibi, güç sahibi, ekonomi sahibi diktatörler çıkar. Derebeylikleri,imparatorluklar mutlak monarşiler içinde göstermelik meclis barındıran monarşiler...Kısaca Porno aynı porno. Eskiden hardcoremuş şimdi soft olmuş. Halen pornografi...İşleri biraz ağırdan alıp yumuşattığınızda birşey değişmiyor. Monarşiyi alıp içine biraz sevgi ve tatlı sözcükler katıp demokrasi dediğinizde bişeyin değişmediği gibi İnsan sağlığını bozan şey sigara sansürlemek değil, şiddet sahnelerini kırmap seks sahnelerini kesmek ya da akan kanı billurlamak değil.18 yaşın altını TV önünde geçirmiyoruz bu herşeyin b.ktan olduğu Dünyada ve onun ülkelerinde geçiriyoruz. Siz 18 yaşına gelene kadar herşey zaten legal oluyor. Bütün pislik burda dünyada...TV deki yansımasını sansürlemek sadece önünü göremeyen zavallıların beynini koruyabilir. Asıl soru onların korunmaya ihtiyacı olup olmadığıydı...Eğer beyin altından yapılsaymış muhtemelen en fakir olanlar yine bu din tacirleri ve paragöz aptallar olurmuş.
"Padişahım çok yaşa" zihniyeti diktatörlüktede vardı cumhuriyettede olacak. Demokrasi fikrininin ardındaki gerçekleri göremeyen birkaç gerçekten akıllı ve etrafında dünyada iyi bir değişiklik yapmak isteyen insanın da tamamen taşlaşmış olan siyasetin tabusu demokrasiyi hiç sorgulamadan baştan kabul etmeleri iç acıtıcı. Gerçekten üzücü,gerçekten yorucu ve hiç umut yok. En ufak bir ışık yok. Bundan sonra gelecekte sadece mucizeler var. Artık İsa'nın gökten inmesini, İslam ışığının üstümüze doğmasını, Atatürk'ün kendini klonlamış veya mumyalamış olduğunu veya gelecekte yine Türk Halkı içinden çıkmasını bekleyebiliriz. Kim bilir belki sırf ilk zenci başkan olduğu için rağbet gören; binlerce yıldır dünyayı katleden politikaları izlemiş doğru başkanı seçmek konusunda usta bir halkın cebinden çıkan bir devlet başkanı dünyayı da değiştirebilir.Hem onların bizden daha demokrat oldukları biliniyor, hatta öyleki dünyanın çeşitli yerlerine demokrasi götürüyorlar. Bu demokrasi...Demokrasi Dünyayı önce silahlandırıyor daha sonrada silahları yok etmek için(ne asil görev) ordu gönderiyor. Demokrat ülkeler daha az demokrat ülkeleri silahlandırıp sonra bütün psiliği onların üzerine atıyor. En demokrat olanlara bakın. Bizim ülkemizde de dünyada da bu böyledir, en çok demokrasiyi savunanlar arkalarındaki hiçbir gerçeği göremeyecek şekilde sözde bir din anlayışına hipnotize olmuş çoğunluklara güvenerek (çünkü onlar asla fikir değiştirmezler, siz sadece onların değer yargılarını önemsiyormuş gibi yapın ve paralarını alın) dünyanın kabadayıları gibi davranırlar. En demokratlar en kabadayılardır. Shane filmindeki Jack Palance'a benzerler. Çobanın ayakları dibine bir silah fırlatıp:
- "Al onu."
- "Almak istemiyorum bayım, beni vuracaksınız."
- "Silahı al."
- "Bayım, bela istemiyorum. Buraya sadece çocuklarım için şekerleme ve karım için pamuklu kareli kumaş almaya geldim. Bunun nasıl bir kumaş olduğunu bile bilmiyorum ama haftada 10 kez bunun için dırdır ediyor. Bela aramıyorum bayım."
- "Silahı al. [Çoban silahı alır - İki el ateş sesi] "Hepiniz gördünüz... Silahı vardı."
Doğru başkanımız bu demokratlar mı, ya da zenci olduğu için mü güvenmemiz gerekiyor? Bence duruma daha da üzülmeliyiz, çünkü adamın üçbacağı olduğu için iktidarının yıkılması daha uzun sürecek.Kötü espri..Bekleyebiliriz binlerce yıldır yapıyoruz.
Ya da biraz daha bekler hep birlikte şapa oturabiliriz.
Farketmez. Dönüş aynı yere olacak.Ve o şey inandığınız şey değil. İnançlar sadece insanın kendi düşüncesi, o kadar zavallıki ölümün ardında bir şey olması gerektiği konusunda kesin bir fikri var. Ölümcül bir hastalığı olanlarda hastalığı atlatacağına inanıyor zaten. Ama kendi kafalarındaki fikir varolan gerçeği değiştirebilseydi o zaman sadece uçak kazalarından ölüm olurdu. Çünkü iyi birşeyler düşünüp sonra bu düşündüklerinizle kendinizi kandıramayacağınız kadar hızlı oluşuyor.
Hastayken iyileşeceğinizi düşünmeyin buna inanmayın demiyorum elbette, iyidir motivasyon her zaman iyidir bişey yapamayacak kadar acizken insanın kendisini yormasını boşa çaba ve enerji sarfetmesini önler.Motivasyon iyidir.Ama Spermlerinizin dünyaya geldiğinde aynı sizinle aynı ezik hayatı sürmelerini de engellemez.
Bu sebeple ne parmağıma damgalı bir koyun gibi mürekkep sürdürürüm ne de bir saçmalığa onay vermek için sıraya girerim.Benim için yaşanılan bu dünya için zaman harcamayan samimi bir çabası olmadığı açıkça belli olan bir sisteme ve onun adamlarına asla yardım etmem.
Bir Solcu motivasyonu vardır dünyada...Sağ politika cahillerden ve onları yöneten kurnaz cahillerden oluşur soldakiler de hem onların sistemini destekler hem de bişeyleri değiştireceğini sanır.Demokrasiye bakın.Dünyadaki bütün ülkelerde muhafazakarlar liderdir.Amacım İslam düşmanlığı değil, en dandirik dinlerin ülkelerine bakın.O dinin siyasetçileri o ülkeyi yönetir.Çünkü demokrasi çoğunluğa hitap eder.Şu da bir gerçektir ki bir odaya rastgele 5 kişi toplasanız bile aralarında gerçekten siyasetten anlayan, birşeylere sahip olmadan ele geçirmeden yönetmeden yönetmeyi bilen,insan halkının ihtiyaçlarını öngörüp kestirebilen gerçek dünya siyasetçileri çıkmaz.Böyle karmaşık ve zor bir sorumluluk aptalların eline verilirse ağzı en çok laf yapan aptalı da başkan ilan ederler.Sadece birkaç numara bileni,kimle nerde ne konuşacağını bileni, hangi durumda sessiz kalacağını kendi itibarını nasıl koruyacağını bileni aziz yaparlar.Yeterince üfürürseniz peygamber bile olabilirsiniz.Tabi dikkat edilmeli öyle olduğunuzu siz söylememelisiniz, bunu Tanrı söylemeli.Ya da bunu O'nun söylediğini söylemelisiniz.Ya da en iyisi bi yere yazın o söyledi/yazdırdı deyin.Zaten her sistem böyle işler.
Yapılan saçma bir şey vardır.En basitinden bir örnek; güvenliğe x-ray cihazına para verip aldırmayan bir alışveriş merkezinde güvenlik görevlisi insanların çantasını açtırır ve içini kendi gözü ve eliyle kontrol eder. Böyle bir şeyi yapmaya hakkı yoktur ama altın sözcükleri söylediği zaman herşey değişir: "Ben emir kuluyum, talimat böyle". Zeki bir adam gelir bu yapılanın saçma olduğunu söyler siz de "ben birşey yapamam emir kuluyum, yapmak zorundayım" dersiniz ve bütün yük omuzlarınızdan kalkar.Aslında peygamberlik,liderlik artık saygı duyulan bir meslek değil. Dünya böylesine kürselleşmeseydi herşey birbirine bu kadar yaklaşıp bu kadar hızlı bir halde tüketilmeseydi birçok peygamberimiz(emir kulumuz) olabilirdi. Ama görüyorsunuz ya herkes emir kulu herkes başka birinden aldığı bir yetkiyi emri uygulamak zorunda olan bir elçi bir peygamberken bu meslek artık eskisi gibi gözde olamaz.
Bir çoban yolluyor o çoban tanrı adına iş yapıyor öbür koyunlarda çoban adına...Ve bütün yük tanrının omuzlarında ve onun zavallı dünyasının.Gittiği yere kadar.Yazının başında öfke vardı ama sonunda bu sözde dindarın tanrısına acıma duymaya başladım.Zavallı adam.Herkes yükü ona bıraktığı için saklandığı yerden çıkamıyor bile.Dünyada binlerce yıldır milyarlarca acı içinde insan, Kendisi hakkında bir sürü davacı var bir de sözüm ona öbür dünyada o hesap soracakmış.
Herneyse mitolojiyi bir kenara bırakırsak.Bir Aydın kesimavuntusu var dikkatimi çeken.Önce gerçekler ifade ediliyor ama sistem yine demokrasinin sistemi.Yani asıl gerçek bu.Sistemin içinde ne yaptığınız önemli değil.Sistemin kurucularına ya da bilinçsiz destekleyicilerine mi bişeyler anlatacaksınız? Oy vericeksiniz sisteme destek vericeksiniz ve sonra demokrasinin gücü(!) ortaya çıkacak ve nazik popolarınızın üzerine oturacaksınız.Muhafazakarlar da haklı olarak alay edecekler.Ben olsam bende ederdim.Çünkü Türkiyenin görüntüsü yıllardır komik.Gerçi dediğim gibi bu görüntü bütün dünyanın.Sadece trajedi.
Demokrasi size tamamen mükemmel bir sistem gibi geliyorsa, evrensel bir sistem olması gerektiğine inanıyorsanız o zaman dünya devletlerinin tamamının demokrasi yanlısı olması gerektiğine inanıyorsanız, burda bir soru da gelişiyor, her ülke demokrat olmalıysa neden ülkeler olmalı? Tek bir demokratik dünya devleti kurulsun. Acıyı ve demokrasinin getirdiği karmaşayı hep beraber yaşayalım.
Kurduğunuz yasalara göre seri katillik idam cezası gerektirebilir ben bir sürü adam öldürebilirim ve siz demokrasinizi kullanıp beni serbest bırakabilirsiniz sadece biraz çıkar kokusu yeterlidir demokrasinin adalet ruhuna.Sadece yeterli çoğunluğu oluşturun halka oylatın yeterli, ama lütfen böyle bir şey yaparsam halka oylatma işlemini bir dinci parti yapacak, bu konuda anlaşmalıyız sadece o zaman yırtabilirim.
Ya da hiçbir suç işlememiş olabilirim ve beni aynı şekilde idam edebilirsiniz. Çünkü demokrasinin önünde çoğunluğun önünde bir şey duramaz, çoğunluklar kendi kaderlerini çizmek zorunda, yasaları onlar oluşturmalı. Çobanlar, tıp hakkında karar verebilir, öğretmenler çiftçiler hakkında, avukatlar sanatçılar hakkında, sanatçılar politikacılar hakkında din adamları herkesin hakkında, tek bir oylamayla herkes birbirinin işi hakkında karar veriyor. Demokrasinin saçmalığı ve çelişkisi böyle...Sadece trajedi normalde ama uzaktan seyredince güldüren bir tarafı var.Bir kara komedi filmi gibi.
Şimdi bir yönetim biçimi olarak oligarşinin, monarşinin, komünizmin eleştirilebileceği gibi cumhuriyet demokrasisinin eleştirilebilmesi mümkündür. Bir şeyi baştan kabullenmek, olası en büyük hatadır. Çünkü norm ve tabu bu şekilde oluşur. Ve insanın elindeki tek seçeneği içine kıl düşen sütü içmektir, kılı çıkartın ama sütü dökmeyin. Çünkü bunu yapamazsınız. Hayır süt kirlendi ve yapabilirsiniz. Demokrasi kirlendi ve yapabilirsiniz. Demokrasi, Dinler, insanı mutlu etmek rahat ettirmek için oluşturulan yasalar kirlendi ve istenildiği an onlardan kurtulabilirsiniz. Onlar bizim için var biz onlar içn değil. Araçlar, düşünceler, sistemler, kanunlar varlıklar yani insanlar için vardır. Varlıklar düşüncelerin kölesi olmamalı.
Fazla ciddi gidiyoruz, buraya kadar okuduysanız eminim rahatsız eden, irritasyon yaratan birçok yere rastlamış olabilirsiniz biraz neşelenelim.
Bir uçakta hayatı boyunca devlet adına çalışmış Emekli bir Memur ve Matematik Profesörü yan yana oturuyormuş. Pilot uçağın motorlarından birinin sustuğunu açıklamış matematikçi hemen hesaplamaya başlamış ve gidecekleri yere 1 saat daha geç gideceklerini söylemiş. Pilot tekrar açıklamış ikinci motorda durdu. Matematikçi yine hesaplamış 5 saat sonra ancak varabilecekler. Pilot üçüncü motorunda durduğunu söylediğinde Memur Emeklisi hemen atılmış: "Eğer dördüncü motor da durursa galiba bütün geceyi burda geçireceğiz."
Peşin bir kabul sonrasında özgür iradenizle yapacağınız tek hamle aptallıktır.Başka seçenek yok.Diretilen şeylere karşı, zekayı kullanamamak, paslanma yaratır.Kulanılmayan herşey körelir. Çünkü zeka bunun için vardı.Hayatta tutunabilmek, bir birey olarak, tek başına kendi kendine yetebilmek ve canlı kalabilmek içindi. küçükten itibaren kendi öz ailelerimiz tarafından öğretilen "köprüyü geçene kadar ayıya dayı deme" felsefesi mevkii olarak yarar getiriyormuş gibi görünse de aslında insanın kendi özgürlüğü kendi bireyselliğinin kendi yaşamak istediği hayatın sonunu getirmektedir.Kimsenin koyduğu kurallara uyulmak zorunda değildir.Sadece zekaya,anlayışa ve insan olmanın getirdiği isyankarlığa güvenmek yeterlidir.Kurallar bizi insan yapmıyor, biz zaten insanız.İnsanca yaşamamızı sağlayan şey bizim adımıza karar verilmesi ve bizim de onlara itaat etmemiz değil. İnsanca yaşamamızı sağlayan şey,yalnız başımıza her birimizin birer varlık olduğumuzun farkına varmamız olacaktır. Ve yalnızca bu. Sadece böyle bir yaklaşım soylu olabilir.
O halde doğru soru şu olabilir:Bu şekilde yaşamayı hak ediyor muyuz?Birinin sizin adına karar vermesini hak ediyor musunuz?Parti hesabı yapmadan.Kimsenin en ufak bir işinizde dahi sizin adınıza karar vermesi kabul edilebilir değildir. Bizim adımıza verilen kararları,biz doğmadan belirlenen inançları, normları, sistemi reddetme hakkına her an sahibiz O halde kendi başımıza kendimiz için düşünmeli ve otoriteyi sorgulamalıyız. .


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

