• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 5 12345 SonSon
43 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Kapatıldı Franchise adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2005
    Mesajlar
    6,936
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Başarılı Demokrasi Saçma Bir Sistemdir!

    Demokrasi Başarısız Bir Sistemdir...
    Demokrasi, muhafazakarlık/aydınlık ve din tacirliği adına birkaç eleştiri, isyan...

    "Demokrasi" adı verilen şey başarısız olmuş ama daha sağlıklısı düşünülemediğinden ya da böylesi "sözde bir adalet" hissettirdiğinden/hissettirildiğinden sürdürülmeye zorlanan bir sistemdir.

    Geçen akşam yemekte ne yediğini bile hatırlayamayacak kadar uyuşmuş bir zihnin, kendi hayatı konusunda dahi bütünüyle kararsızlık içinde olup kendi attığı adımları zaman içinde iptal eden; önünü göremeyen çulsuz, zavallı insanların bütün insanlık adına karar verip başkan seçtiği ve bu başkanında kendi arkadaşları arasında en fazla nüfuza kim sahipse onu (konusunda uzman kişileri yani!!!) bakan olarak atadığı saçma sapan bir sisteme herhangi bir şekilde yüz vermek, dinlemek, oy kullanmak, değiştirme gayreti içine girmek dahi aynı saçmalığa(demokrasiye) destek vermek demektir.

    Güzel ütopya demokrasi...Peki bu demokrasiyi bütünüyle saf ve bilinçli insanlar mı ortaya atmıştır. Muhtemelen öyle olmalı...Dünyada herkes bilinçli, herkes zeki herkes hümanist ve herkes anlayış sahibi duyarlı insanlar olsaydı o zaman demokrasi sistemi işe yarardı. Böyle bir şey yok. Öyle eğitilmedik dolayısıyla öyle olunmasını bekleyemeyiz. Dünya binlerce yıldır bindiği dalı kesen kağıt üzerinde haritacılık oynayan, koca bir yığın aptal uygarlığa ev sahipliği yaptı ve bu uygarlıklardan sonuncusu milenyumun dünya halkı onu tamamen mahfedip düdükleyinceye kadar da ev sahipliği yapmaya devam edecek.

    Bu uygarlıkların baştan itibaren birbirlerini veya kendilerini yönetim sistemlerine bakılacak olursa ortaya sadece nüfuz sahibi, güç sahibi, ekonomi sahibi diktatörler çıkar. Derebeylikleri,imparatorluklar mutlak monarşiler içinde göstermelik meclis barındıran monarşiler...Kısaca Porno aynı porno. Eskiden hardcoremuş şimdi soft olmuş. Halen pornografi...İşleri biraz ağırdan alıp yumuşattığınızda birşey değişmiyor. Monarşiyi alıp içine biraz sevgi ve tatlı sözcükler katıp demokrasi dediğinizde bişeyin değişmediği gibi İnsan sağlığını bozan şey sigara sansürlemek değil, şiddet sahnelerini kırmap seks sahnelerini kesmek ya da akan kanı billurlamak değil.18 yaşın altını TV önünde geçirmiyoruz bu herşeyin b.ktan olduğu Dünyada ve onun ülkelerinde geçiriyoruz. Siz 18 yaşına gelene kadar herşey zaten legal oluyor. Bütün pislik burda dünyada...TV deki yansımasını sansürlemek sadece önünü göremeyen zavallıların beynini koruyabilir. Asıl soru onların korunmaya ihtiyacı olup olmadığıydı...Eğer beyin altından yapılsaymış muhtemelen en fakir olanlar yine bu din tacirleri ve paragöz aptallar olurmuş.

    "Padişahım çok yaşa" zihniyeti diktatörlüktede vardı cumhuriyettede olacak. Demokrasi fikrininin ardındaki gerçekleri göremeyen birkaç gerçekten akıllı ve etrafında dünyada iyi bir değişiklik yapmak isteyen insanın da tamamen taşlaşmış olan siyasetin tabusu demokrasiyi hiç sorgulamadan baştan kabul etmeleri iç acıtıcı. Gerçekten üzücü,gerçekten yorucu ve hiç umut yok. En ufak bir ışık yok. Bundan sonra gelecekte sadece mucizeler var. Artık İsa'nın gökten inmesini, İslam ışığının üstümüze doğmasını, Atatürk'ün kendini klonlamış veya mumyalamış olduğunu veya gelecekte yine Türk Halkı içinden çıkmasını bekleyebiliriz. Kim bilir belki sırf ilk zenci başkan olduğu için rağbet gören; binlerce yıldır dünyayı katleden politikaları izlemiş doğru başkanı seçmek konusunda usta bir halkın cebinden çıkan bir devlet başkanı dünyayı da değiştirebilir.Hem onların bizden daha demokrat oldukları biliniyor, hatta öyleki dünyanın çeşitli yerlerine demokrasi götürüyorlar. Bu demokrasi...Demokrasi Dünyayı önce silahlandırıyor daha sonrada silahları yok etmek için(ne asil görev) ordu gönderiyor. Demokrat ülkeler daha az demokrat ülkeleri silahlandırıp sonra bütün psiliği onların üzerine atıyor. En demokrat olanlara bakın. Bizim ülkemizde de dünyada da bu böyledir, en çok demokrasiyi savunanlar arkalarındaki hiçbir gerçeği göremeyecek şekilde sözde bir din anlayışına hipnotize olmuş çoğunluklara güvenerek (çünkü onlar asla fikir değiştirmezler, siz sadece onların değer yargılarını önemsiyormuş gibi yapın ve paralarını alın) dünyanın kabadayıları gibi davranırlar. En demokratlar en kabadayılardır. Shane filmindeki Jack Palance'a benzerler. Çobanın ayakları dibine bir silah fırlatıp:
    - "Al onu."
    - "Almak istemiyorum bayım, beni vuracaksınız."
    - "Silahı al."
    - "Bayım, bela istemiyorum. Buraya sadece çocuklarım için şekerleme ve karım için pamuklu kareli kumaş almaya geldim. Bunun nasıl bir kumaş olduğunu bile bilmiyorum ama haftada 10 kez bunun için dırdır ediyor. Bela aramıyorum bayım."
    - "Silahı al. [Çoban silahı alır - İki el ateş sesi] "Hepiniz gördünüz... Silahı vardı."


    Doğru başkanımız bu demokratlar mı, ya da zenci olduğu için mü güvenmemiz gerekiyor? Bence duruma daha da üzülmeliyiz, çünkü adamın üçbacağı olduğu için iktidarının yıkılması daha uzun sürecek.Kötü espri..Bekleyebiliriz binlerce yıldır yapıyoruz.
    Ya da biraz daha bekler hep birlikte şapa oturabiliriz.
    Farketmez. Dönüş aynı yere olacak.Ve o şey inandığınız şey değil. İnançlar sadece insanın kendi düşüncesi, o kadar zavallıki ölümün ardında bir şey olması gerektiği konusunda kesin bir fikri var. Ölümcül bir hastalığı olanlarda hastalığı atlatacağına inanıyor zaten. Ama kendi kafalarındaki fikir varolan gerçeği değiştirebilseydi o zaman sadece uçak kazalarından ölüm olurdu. Çünkü iyi birşeyler düşünüp sonra bu düşündüklerinizle kendinizi kandıramayacağınız kadar hızlı oluşuyor.
    Hastayken iyileşeceğinizi düşünmeyin buna inanmayın demiyorum elbette, iyidir motivasyon her zaman iyidir bişey yapamayacak kadar acizken insanın kendisini yormasını boşa çaba ve enerji sarfetmesini önler.Motivasyon iyidir.Ama Spermlerinizin dünyaya geldiğinde aynı sizinle aynı ezik hayatı sürmelerini de engellemez.
    Bu sebeple ne parmağıma damgalı bir koyun gibi mürekkep sürdürürüm ne de bir saçmalığa onay vermek için sıraya girerim.Benim için yaşanılan bu dünya için zaman harcamayan samimi bir çabası olmadığı açıkça belli olan bir sisteme ve onun adamlarına asla yardım etmem.

    Bir Solcu motivasyonu vardır dünyada...Sağ politika cahillerden ve onları yöneten kurnaz cahillerden oluşur soldakiler de hem onların sistemini destekler hem de bişeyleri değiştireceğini sanır.Demokrasiye bakın.Dünyadaki bütün ülkelerde muhafazakarlar liderdir.Amacım İslam düşmanlığı değil, en dandirik dinlerin ülkelerine bakın.O dinin siyasetçileri o ülkeyi yönetir.Çünkü demokrasi çoğunluğa hitap eder.Şu da bir gerçektir ki bir odaya rastgele 5 kişi toplasanız bile aralarında gerçekten siyasetten anlayan, birşeylere sahip olmadan ele geçirmeden yönetmeden yönetmeyi bilen,insan halkının ihtiyaçlarını öngörüp kestirebilen gerçek dünya siyasetçileri çıkmaz.Böyle karmaşık ve zor bir sorumluluk aptalların eline verilirse ağzı en çok laf yapan aptalı da başkan ilan ederler.Sadece birkaç numara bileni,kimle nerde ne konuşacağını bileni, hangi durumda sessiz kalacağını kendi itibarını nasıl koruyacağını bileni aziz yaparlar.Yeterince üfürürseniz peygamber bile olabilirsiniz.Tabi dikkat edilmeli öyle olduğunuzu siz söylememelisiniz, bunu Tanrı söylemeli.Ya da bunu O'nun söylediğini söylemelisiniz.Ya da en iyisi bi yere yazın o söyledi/yazdırdı deyin.Zaten her sistem böyle işler.

    Yapılan saçma bir şey vardır.En basitinden bir örnek; güvenliğe x-ray cihazına para verip aldırmayan bir alışveriş merkezinde güvenlik görevlisi insanların çantasını açtırır ve içini kendi gözü ve eliyle kontrol eder. Böyle bir şeyi yapmaya hakkı yoktur ama altın sözcükleri söylediği zaman herşey değişir: "Ben emir kuluyum, talimat böyle". Zeki bir adam gelir bu yapılanın saçma olduğunu söyler siz de "ben birşey yapamam emir kuluyum, yapmak zorundayım" dersiniz ve bütün yük omuzlarınızdan kalkar.Aslında peygamberlik,liderlik artık saygı duyulan bir meslek değil. Dünya böylesine kürselleşmeseydi herşey birbirine bu kadar yaklaşıp bu kadar hızlı bir halde tüketilmeseydi birçok peygamberimiz(emir kulumuz) olabilirdi. Ama görüyorsunuz ya herkes emir kulu herkes başka birinden aldığı bir yetkiyi emri uygulamak zorunda olan bir elçi bir peygamberken bu meslek artık eskisi gibi gözde olamaz.
    Bir çoban yolluyor o çoban tanrı adına iş yapıyor öbür koyunlarda çoban adına...Ve bütün yük tanrının omuzlarında ve onun zavallı dünyasının.Gittiği yere kadar.Yazının başında öfke vardı ama sonunda bu sözde dindarın tanrısına acıma duymaya başladım.Zavallı adam.Herkes yükü ona bıraktığı için saklandığı yerden çıkamıyor bile.Dünyada binlerce yıldır milyarlarca acı içinde insan, Kendisi hakkında bir sürü davacı var bir de sözüm ona öbür dünyada o hesap soracakmış.

    Herneyse mitolojiyi bir kenara bırakırsak.Bir Aydın kesimavuntusu var dikkatimi çeken.Önce gerçekler ifade ediliyor ama sistem yine demokrasinin sistemi.Yani asıl gerçek bu.Sistemin içinde ne yaptığınız önemli değil.Sistemin kurucularına ya da bilinçsiz destekleyicilerine mi bişeyler anlatacaksınız? Oy vericeksiniz sisteme destek vericeksiniz ve sonra demokrasinin gücü(!) ortaya çıkacak ve nazik popolarınızın üzerine oturacaksınız.Muhafazakarlar da haklı olarak alay edecekler.Ben olsam bende ederdim.Çünkü Türkiyenin görüntüsü yıllardır komik.Gerçi dediğim gibi bu görüntü bütün dünyanın.Sadece trajedi.

    Demokrasi size tamamen mükemmel bir sistem gibi geliyorsa, evrensel bir sistem olması gerektiğine inanıyorsanız o zaman dünya devletlerinin tamamının demokrasi yanlısı olması gerektiğine inanıyorsanız, burda bir soru da gelişiyor, her ülke demokrat olmalıysa neden ülkeler olmalı? Tek bir demokratik dünya devleti kurulsun. Acıyı ve demokrasinin getirdiği karmaşayı hep beraber yaşayalım.

    Kurduğunuz yasalara göre seri katillik idam cezası gerektirebilir ben bir sürü adam öldürebilirim ve siz demokrasinizi kullanıp beni serbest bırakabilirsiniz sadece biraz çıkar kokusu yeterlidir demokrasinin adalet ruhuna.Sadece yeterli çoğunluğu oluşturun halka oylatın yeterli, ama lütfen böyle bir şey yaparsam halka oylatma işlemini bir dinci parti yapacak, bu konuda anlaşmalıyız sadece o zaman yırtabilirim.
    Ya da hiçbir suç işlememiş olabilirim ve beni aynı şekilde idam edebilirsiniz. Çünkü demokrasinin önünde çoğunluğun önünde bir şey duramaz, çoğunluklar kendi kaderlerini çizmek zorunda, yasaları onlar oluşturmalı. Çobanlar, tıp hakkında karar verebilir, öğretmenler çiftçiler hakkında, avukatlar sanatçılar hakkında, sanatçılar politikacılar hakkında din adamları herkesin hakkında, tek bir oylamayla herkes birbirinin işi hakkında karar veriyor. Demokrasinin saçmalığı ve çelişkisi böyle...Sadece trajedi normalde ama uzaktan seyredince güldüren bir tarafı var.Bir kara komedi filmi gibi.

    Şimdi bir yönetim biçimi olarak oligarşinin, monarşinin, komünizmin eleştirilebileceği gibi cumhuriyet demokrasisinin eleştirilebilmesi mümkündür. Bir şeyi baştan kabullenmek, olası en büyük hatadır. Çünkü norm ve tabu bu şekilde oluşur. Ve insanın elindeki tek seçeneği içine kıl düşen sütü içmektir, kılı çıkartın ama sütü dökmeyin. Çünkü bunu yapamazsınız. Hayır süt kirlendi ve yapabilirsiniz. Demokrasi kirlendi ve yapabilirsiniz. Demokrasi, Dinler, insanı mutlu etmek rahat ettirmek için oluşturulan yasalar kirlendi ve istenildiği an onlardan kurtulabilirsiniz. Onlar bizim için var biz onlar içn değil. Araçlar, düşünceler, sistemler, kanunlar varlıklar yani insanlar için vardır. Varlıklar düşüncelerin kölesi olmamalı.
    Fazla ciddi gidiyoruz, buraya kadar okuduysanız eminim rahatsız eden, irritasyon yaratan birçok yere rastlamış olabilirsiniz biraz neşelenelim.

    Bir uçakta hayatı boyunca devlet adına çalışmış Emekli bir Memur ve Matematik Profesörü yan yana oturuyormuş. Pilot uçağın motorlarından birinin sustuğunu açıklamış matematikçi hemen hesaplamaya başlamış ve gidecekleri yere 1 saat daha geç gideceklerini söylemiş. Pilot tekrar açıklamış ikinci motorda durdu. Matematikçi yine hesaplamış 5 saat sonra ancak varabilecekler. Pilot üçüncü motorunda durduğunu söylediğinde Memur Emeklisi hemen atılmış: "Eğer dördüncü motor da durursa galiba bütün geceyi burda geçireceğiz."

    Peşin bir kabul sonrasında özgür iradenizle yapacağınız tek hamle aptallıktır.Başka seçenek yok.Diretilen şeylere karşı, zekayı kullanamamak, paslanma yaratır.Kulanılmayan herşey körelir. Çünkü zeka bunun için vardı.Hayatta tutunabilmek, bir birey olarak, tek başına kendi kendine yetebilmek ve canlı kalabilmek içindi. küçükten itibaren kendi öz ailelerimiz tarafından öğretilen "köprüyü geçene kadar ayıya dayı deme" felsefesi mevkii olarak yarar getiriyormuş gibi görünse de aslında insanın kendi özgürlüğü kendi bireyselliğinin kendi yaşamak istediği hayatın sonunu getirmektedir.Kimsenin koyduğu kurallara uyulmak zorunda değildir.Sadece zekaya,anlayışa ve insan olmanın getirdiği isyankarlığa güvenmek yeterlidir.Kurallar bizi insan yapmıyor, biz zaten insanız.İnsanca yaşamamızı sağlayan şey bizim adımıza karar verilmesi ve bizim de onlara itaat etmemiz değil. İnsanca yaşamamızı sağlayan şey,yalnız başımıza her birimizin birer varlık olduğumuzun farkına varmamız olacaktır. Ve yalnızca bu. Sadece böyle bir yaklaşım soylu olabilir.

    O halde doğru soru şu olabilir:Bu şekilde yaşamayı hak ediyor muyuz?Birinin sizin adına karar vermesini hak ediyor musunuz?Parti hesabı yapmadan.Kimsenin en ufak bir işinizde dahi sizin adınıza karar vermesi kabul edilebilir değildir. Bizim adımıza verilen kararları,biz doğmadan belirlenen inançları, normları, sistemi reddetme hakkına her an sahibiz O halde kendi başımıza kendimiz için düşünmeli ve otoriteyi sorgulamalıyız. .

  2. #2
    haha... chesss adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    5,466
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    tam bir manifosto olmuş. fakat şunu söylemekte fayda var, insanlar burada söylediklerine sadece ve sadece evet veya hayır dediklerinde bunu yeterli görmemelisin. insanlar sadece tercih yapmak gibi bir lüksü olmamalı, insanlar düşünmek gibi bir zahmette bulunmalı.

    Halka rağmen halk için demiyorum.

  3. #3
    Kapatıldı Franchise adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2005
    Mesajlar
    6,936
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    "Halka rağmen...Onlar için bunu yapıyoruz. Onlar için cumhuriyeti getiriyoruz onlar için laikliği onlar için demokrasiyi...Çünkü ben düşünüyorum. Ve onlar buna alışabilir. "

    Büyük bir adamdan minnettar olduğumuz bir yaklaşımdı. Çünkü herşeye rağmen kıymetini bilenler oldu değil mi? Kim bilir belki demokrasimiz çarpık haliyle halkın alışamamış haliyle varolmasaydı, yani hiç olmasaydı! Vurgu burda hiç olmasaydı!
    Söylemek istediğim bu değil, demokrasi bir adımdı. Anne karnından çıkış gibi, bu bir adım sonra çocukluk bu bir adım. Demokrasi bana göre sadece çocukluk. Burda kalamayız. Çünkü daha ilerisi var. Dünyadaki demokrasi...Biz ergenliğe girdik ve artık olgunlaşmamız da gerekiyor aileden ayrılma vakti kuşun yuvadan uçma vakti. Yani bir reform yapalım demiyorum. Radikal olarak bir değişikliğe gidelim diyorum. Çocuğun erkek olması çok radikal bir değişiklik gibi görünmüyor olabilir ama bana göre öyle.

    Benim bu "manifesto" sadece eğer yapabiliyorsa okunduğunda isyankar bir tutuma, bir dikkafalılığa yöneltme amacında.

    Yani "tamam bu kadar yeter, şimdi kapıdan çıkıcağım ve diretilmeye başlanılan ufacık bir şey dahi olsa tüm varlığımla tüm mantığımla herşeyi sokağa atıcam, kabul etmem için bir gerek yok artık dikkatli ve zekiyim, tekrar aldatılmayacağım." dedirtmek. Çünkü bu aktif bir hal. Ve koyun sürüsündeki hiçbir koyunun gözlerinde zeka parıltısı göremezsiniz. Gerçekten hayvan olan koyundan söz ediyorum imayı yapmadım(henüz yapmadım). Koyunların gözleri çok uyuşuktur. Baktığınızda "aaa ne zeki hayvan ne uyanık" diyemezsiniz. Elbette koyunun bir kedi kadar uyanık olmaya ihtiyacı olmayabilir veya doğası ona böyle bir zemin hazırlamamış olabilir. Ama aynı uyuşukluğu insanların da gözünde görüyorsanız bu dayanılmaz olabiliyor.Böyle bir adam düşünemez.İmkanı yok. Koyunun sandığa gidip oy vermesi kadar imkansız. Koyunlar bunu yapamıyor. Sandığa gitmenin anlamını bilmiyorlar. İnsan biliyor, bu bir ilerleme sayılabilir tabii. Ortak nokta hem koyunların hem de insanların sayım için damgalanabiliyor oluşu.

    Peki Ne yapacağız? Tamam yazı az kişiye ulaşacak, ulaşanlar okumayacak. Umrumda değil. Ben de bundan yeterince var umrumda değil. Bu isyandan bu yerinde duramayan bir dikkafalılıktan. Yazının onay görmesi, evet dedirtmesi de önemli değil, sinirlendirebiliyorsa o da iş görür. Ama uyuşuk adam düşünemez. Önce yüzüne su falan çarpması gerek.

    Önce isyan gelir. Sonra düşünce. Önce öfke...Birine karşı değil kendimize karşı. Aldatıldığını bilen kişi öfkelenir, ama hep sevgiliye. Bence "neden farketmedim" ,"farketmeliydim" işte bu zekama bir hakarettir diye düşünmeli. Onun bana uygun olmadığını ya da onu tatmin edemediğimi farketmeliydim. Onun aldatmasına ben yol açtım. Ben fırsat sağladım uygun ortamı oluşturdum, yapacağı belliydi.

    Bizim sosyal durumumuz da bu. Aydınlar Yobazlara yobazlar aydınlara karşı. Öfkeliler ama birbirlerine. Ama ikiside aldatılan tarafta.

  4. #4
    haha... chesss adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    5,466
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    her zaman söylerim, şunu yaşayamıyorum demek bir aldatmacadır. Bir insan şayet isterse dilerse şeriati bile hayatına nüfuz ettirir, burada yapılması gereken sadece sadakat, diyalektik sadakat. Ama sadakat, ne yazık ki herşey yüzeysel.

    Gandi çok büyük bir adam mıydı ki ¿ Biz küçük adamlar koro halinde evet diyoruz, ama yaptığı tek şey yetinmemekti. Oysa hepimiz yetinmeyebiliriz !

  5. #5
    haha... chesss adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    5,466
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    5 kişi var.
    2 kişi çay iyidir.
    1 kişi kahve iyidir.
    1 kişi su hayattır.
    1 kişi sıcak çikolata = herşey.

    Yeni nesiller ahaha eskiden çayın iyi olduğunu düşünüyorlarmış.
    Fincanda mı içersin votkayı, şişede mi

    demokrasiye hiç inanmadım ki, teokrasi beni cezbediyor dediğimdeyse ortalık bencillik kokuyor.

    Son olarak doğada demokrasi yoktur :/

  6. #6
    t0_t0 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-01-2008
    Mesajlar
    575
    Karizma Gücü
    5
    Üzgünüm size garanti kapsamında yenisini verelim demek isterdim ama maalesef "Kullanıcı Hataları" garanti kapsamı dışında...

    Ürünün artık eski haline dönmesi ya da tamamen düzelmesi gibi bir şey söz konusu değil ancak bir kaç doz katılımcılık ve kuvvetler ayrılığı uygulanırsa ömrü uzatılabilir.

    Tabi öncelikle kullanıcının hatasını kabul etmesi gerekiyor...
    Sözü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz
    Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz
    Söz ola kese savaşı, söz ola bitire başı
    Söz ola agülü aşı, yağ ile bal ede bir söz

    Kişi bile söz demini, Demeye sözün kemini
    Bu cihan cehennemini, Sekiz cennet ede bir söz
    Yunus şimdi söz yatından, söyle sözü gayetinden
    Pek sakın o sah katından, Seni ırak ede bir söz

    Yunus Emre

  7. #7
    AOG
    AOG çevrimdışı
    AOG adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-04-2009
    Mesajlar
    5,183
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    biraz normalın dışında ve insanı düşünmeye sevk eden güzel bir yazı olmuş...


    demokrasinin ötesinde ne var ? hiç düşünmemiştim...
    ülkeler bu olguya nasıl vardılar... nasıl bir buluş... ? bir araştırmak lazım...
    hakkında çok konuşuyoruz ama pekte bilmiyoruz...

    demokrasinin ötesine geçmek lazım... elbette, ama nasıl ?


    herşeyin bir süresi vardır... tüketildikten sonra kendi kendini imha eden düzenden bahs ediyoruz...
    demokraside insanlara yetmediğinde önüne başka alternatiflerde çıkacaktır...
    tarih boyunca topluluklar hep var olma güdü ile hareket etmişlerdir... zaman geldiğinde insanlar doğru karalar vereceğinden eminim...
    Hümanist Demokrat Parti
    It's My Page....

    ‘insanlık onuru işkenceyi yenecek’

  8. #8
    haha... chesss adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    5,466
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    demokrasi bahane de, bu konuda franchise, to_to ve matestas'ın yazdıkları ve yazması muhtemel şeyler olduğunu bilmek bile heyecan verici

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    17-10-2009
    Mesajlar
    373
    Karizma Gücü
    3
    Demokrasiye karşı olmak şuan için medeni insanlığın birikimini inkar etmektem öte gitmez.Mühim olan beşeri demokrasinin sınırlarını iyi tanzim etmek
    Demokrasinin alternatifi yine bir demokrasidir.

  10. #10
    E-posta Aktivasyonu Bekliyor
    Kayıt Tarihi
    12-01-2008
    Mesajlar
    1,365
    Karizma Gücü
    0
    "Pornonun" aynı olduğuna katılıyorum, Eskiden monarşiler vardı şimdi de adına "demokrasi" dediğimiz bir tür oligarşi var, ve burada zorlama yok ya da sınırlı, daha çok çoğunluğun manipulasyonu yoluyla iktidar kurma var.Kapitalizmin hakim olduğu şartlarda demokrasi nüfuz sahibi azınlığın oligarşisidir dünyanın her yerinde böyle, ama elbette ki demokrasi ve insan hakları da çok önemli kazanımlardır.

    İsyan konusu ise, öyle kolay değil, çünkü hakim sistem, zaten düşünmeyen-sorgulamayan, cesaretsiz ve kolay yönlendirilebilen insan yaratıyor, çoğunluk böyledir çünkü sistemin işlemesi için böyle olması gerekiyor, yani aslında "demokrasi çok güzel bir sistem ama insanlar kötü niyetli, cahil vs." deyip kestirip atmak çok düz mantıktır, demokrasi bir kere kapitalizmin hayat bulduğu coğrafya da olabilir, elbette bütün ekonomi-politik sistemleri insanlar oluşturuyor, ama sistemler de insanları yeniden oluşturur yani arada böyle bir diyalektik ilişki vardır.

    Ve şu anki hakim ekonomi-politik sistem geniş multi-medya bombardımanı altında yığınları sindirien pısırıklaştıran, cahilleştiren ve kendi hayat şartlarından uzaklaştıran bir yapıdır, hal böyle iken çoğunluğun bilgece kararlar vermesini beklemek safça olur. Zaten çok az insan gerçekten sistemin farkına varıp değiştirme cesareti gösterir. Gerçek şu ki, değişim-dönüşüm çoğunluğun aydınlanması ile olmaz, yalnızca büyük sistemsel krizlerde yığınlarını gözünü açan cesurca eylemler insanları harekete geçirir, bu tür eylemler kralın çıplak olduğunu gösterir,

    Güncel bir örnek vermek gerekirse, Tunus'taki genel hoşnutsuzluk ancak gerçek bir kıvılcımla isyan ateşine dönüşebilirdi ki, bu kıvılcımda üniversite mezunu bir işportacının kendini yakmasıdır.Yani özetle yığınlar yaldızlı kitaplarla, beylik laflarla uyanmazlar, çünkü ya bunlar için vakitleri yoktur, ya kültürel olarak o düzeyde değiller ya da sistemin ideolojik bombardımanından kafaları karışmıştır, kitleleri harekete geçiren, kriz dönemlerinde somut şatları gösteren somut eylemlerdir.

 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •