• Reklam
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    20-09-2005
    Mesajlar
    101
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Kader konusunu kur'an ışığında nasıl anlamalıyız?

    Bugün sizlerle günümüzde çok anlatılan, ama değişik fikirler öne sürülen KADER konusunu konuşmak istiyorum. Kader kur’anın birçok ayetinde ölçü ve takdir etmek, belirli vakit anlamında kullanılmıştır. Kader konusunu araştırdığınızda, kur’anı incelediğinizde, bu konu hakkında gerçekten bir yere kadar ulaşıyor, daha derinliğine inemiyorsunuz. Doğrusu peygamberimizin bile bu konu hakkında detaylı bilgisi olmadıysa, bizlerin bu konuyu tam anlayabilmemiz beklenemez sanırım.

    Bakın peygamberimizin bu konudaki önerisi. (İlâhi bir sır olarak kabul edilen kaza ve kader konusunda Peygamberimiz, fazla konuşulmamasını, münakaşa edilmemesini, bu konuya fazla dalınmamasını tavsiye etmiştir.) Zaten rabbim de bizlerin bir yere kadar anlamasını istiyor ki, detayını vermemiş. Kur’anın bir bölümünde Rahman kader konusunu, yarattığı âlem içindeki, değişmeyen kanunlarından bahsederken açıklar ayetlerinde kaderi.

    Yunus 5: Güneş'i ısı ve ışık kaynağı; Ay'ı, hesabı ve yılların sayısını bilesiniz diye bir nur yapıp ona evreler takdir eden O'dur. Allah bütün bunları rastgele değil, şaşmaz ölçülere bağlı olarak yaratmıştır. Bilgiyle donanmış bir topluluk için ayetleri ayrıntılı kılıyor.

    Rad 8:"...O'nun katında her şey bir ölçü (miktar) iledir"

    Rahman 7: Ve gök. Yükseltti onu. Ve koydu şaşmaz ölçüyü, mizanı.

    Yukarıdaki ayetlere dikkat ettiğinizde Allahın tabiat üzerindeki değişmez kanunlarının olduğunu ve bunların yazılı olduğunu belirtiyor bizlere. Ayrıca bir başka anlamda da geçiyor kader, bizlerin üstünde günümüzde çok fazla anlaşamadığımız, farklı yorumladığımız, bu kısmı kur’an dan birlikte anlamaya çalışalım, ama açıklanmayan, hüküm verilmeyen konulardan söz etmeden. Önce günümüz toplumuna öğretilen geleneksel İslam’ın öğretisine bakalım, nasıl izah edilmiş anlaşılmış, daha sonrada kur’an ayetlerinden Rahmanın anlatmak istediğini anlamaya çalışalım.
    Bazı cemaat ve tarikat sitelerinden aldığım düşünceleri, inançları sizlerle paylaşmak istiyorum önce, acaba kader konusunu nasıl anlamışlar ve inanıyorlar? Yazının en sonunda da Diyanet İşleri başkanlığının düşüncesini aktaracağım.

    (Gökten, yerden ve nefsinizden size, ne zaman ve nasıl bir musibet isabet ederse etsin, o musibet gök, yer ve nefsiniz yaratılmadan evvel takdir ve tayin edilmiştir. Evet, her şey önceden yazılıp çizilmiştir ve olanların hepsi bu tespit çizgisi içinde cereyan etmektedir.)

    (İlâhî takdirin manasına gelince; sanki Cenâb-ı Hak, insana şöyle demektedir: 'Ben, şu zamanda, iradeni şu istikamette kullanacağını biliyorum. Onun için de senin hakkında bu işi o şekilde takdir buyuruyorum.' İşte bu, iradeyi teyit etmek demektir.)

    (Allah'ın her şeyi bir kader ile yaratması en büyük nimetlerden birisidir. Kader insanlar için çok büyük bir konfor, büyük bir rahatlıktır. Kadere iman eden, hayatındaki her şeyi, hayatı boyunca karşılaştığı ve karşılaşacağı her olayı, Allah'ın kaderinde yarattığını bilen bir insan, hayatı boyunca bunun rahatlığını, güvenini ve iç huzurunu yaşar.

    Kadere inanan insan rahattır, çünkü yarının endişesine kapılmaz. Yarın ne olacağını düşünüp endişe ve sıkıntılar içine girmez. Yarını Allah'ın, kendisi için mutlaka en hayırlı şekilde yaratacağını bilir.
    Kadere inanan insan geçmişinde yaptığı hatalardan dolayı da mutsuz olmaz. Çünkü geçmişinde o hataları Allah'ın kendisi için yarattığı kader içinde yaptığını bilir, bunun hayır ve hikmetlerini düşünür. Pişmanlık duyup tövbe eder, aynı hataları tekrarlamamaya gayret eder. Kaderde Allah'ın hatayı da insanın vazgeçmesi, tövbe etmesi için birçok hikmet ve güzellikle yarattığının farkında olur.

    Yukarıda yazanları özetlemek gerekirse, nefsimizden bizlere ne şekilde bir musibet gelirse gelsin, bizler yaratılmadan her şey takdir ve tayin edilmiş, önceden yazılıp çizilmiştir diyor. Bir başka düşünce ise sanki Allahın, ben senin iradeni şu zamanda şu şekilde kullanacağını biliyorum ve onun için bu işi o şekilde takdir ettim ve yazdım diye anladığını belirtiyor. Bir diğer açıklamada, hayatı boyunca karşılaştığı iyi ya da kötü karşılaşacağı her olayı, Allah'ın kaderinde yarattığını bilen bir insan, hayatı boyunca bunun rahatlığını, güvenini ve iç huzurunu yaşar, buna inanan insan aynı hataları tekrarlamamaya gayret eder diyor. Kaderde Allah'ın hatayı da insanın vazgeçmesi, tövbe etmesi için birçok hikmet ve güzellikle yarattığının farkında olur diye anlatılmış. İlginç bir yaklaşımda insanın geçmişindeki hataları, yanlışları kendisi için Allah ın yarattığını bilir demesidir. Hataları tekrarlamamaya gayret eder sözlerini söylediğinde, aslında inandıkları ile yaşama geçirdiği sözlerin, ne denli farklı olduğunu, çeliştiğini gösteriyor.


    Yukarıda anlatılan düşünceyi şimdide kur’anın bütününü düşünerek ele alalım, Rahmanın adaletini unutmadan tabii ki. Acaba Allah yarattığı kulunun, gelecekte ne yapacağını bilmesi, biliyor olması onun kötü bir amel üzerinde olduğunu görmesi, onun kaderini kötü olarak hiç uyarmadan, ikaz etmeden yazabilir mi, önce onu düşünelim. Yüceler yücesi rahman meleklerin bile insana secde etmesini istemişken, meleklerine vermediği özgür iradeyi yarattığı insanlara verdiği halde, acaba kötü bir son gördüğü kullarını hiç değiştirmeden, kaderini de kötü yazabilir mi? Bence bu sorunun doğru cevabını bulursak, gerçekleri anlamış olacağımızdan şüphem yok, bunu da anlayabilmemiz için Allahın yüce adaletini, bağışlayıcı ve mühlet veren sabrını iyice düşünüp, aklımızdan çıkarmamamız gerekir sanırım.



    Bunu bir örnekle anlatalım. Bir anne, babayı düşünelim. Evladı ilk doğduğunda onu canından çok severek, elinden geldiğince güzele ve doğruya taşımak için çaba gösterir. Belli bir yaşa geldiğinde onun yanlışlarını, haylazlığını görüp ikazlar ederek, evladının iyi bir insan olması için uğraşır. Hatta yaptığı kötülüklerden, yanlışlardan dolayı, hatasını anlaması için, ona cezalar verir doğruya iletmek için. Ama hiçbir zaman, hiçbir anne baba bu çocuk kesinlikle adam olmaz diye onu küçük yaşında, kesin hükümle yalnız bırakmaz, dışlamaz, bıkmadan sabırla evladını doğruya yöneltmek için canla başla çalışır. Elbette büyüdüğünde artık yapacak bir şey kalmamıştır.


    Daha başka bir örnek vermek gerekirse, hiçbir fabrikatör imal edeceği malın bir kısmının kötü çıkması için plan yapmaz, elbette hatalı malzeme üretilebilir yanlışlıkla, tam tersine böyle bir durum hâsıl olursa, yapılan yanlışlığın nereden geldiği hemen tespit edilip, en güzel ürün yapma çabası içine girilir. Peki, biz insanlar böyle yapıyorsak, biricik evladımızı haşarı, yaramaz hallerini güzele dönüştürmek için uğraşıyorsak, rabbim neden bizleri dünyaya getirmeden kaderimiz ile ilgili, ben bu kulumu biliyorum, bu insan kötü olacak diyerek, daha dünyaya gelmeden yazımızı kötü bir yol üzerine yazsın? Bu nasıl bir adalet ki, bizler bile yapmadığımız, düşünmediğimiz halde, bunu Rabbim in yaptığını söyleyebiliyoruz?


    Bakın Allah ne diyor şer konusu ile ilgili.

    (Nisa Sur.79. İyilik ve güzellikten sana her ne ererse Allah'tandır. Kötülük ve çirkinlikten sana ulaşan şeyse kendi nefsindendir.)

    ( Şura 30: Başınıza ne musibet geldiyse kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir. Oysa birçoğunu da bağışlıyor)



    Bu durumda Allah daha yaratmadığı kulu için neden şer yazsın? Ellerinin kazandığı sözü, bizzat yaşayıp yaptığımız yanlışların sonucudur. Demek ki Allah hiçbir zaman yarattığı kulu için kötü bir şey yazmıyor biliyor, sabrediyor onu doğru yola ulaştırmak için mühlet veriyor, daha da yetmiyor peygamberler ve kitaplarla uyarıyor, daha sonrada tüm bu uğraşın sonucunda hala şeytanın takipçisi olursa, işte o zaman insanın kendi nefsinden, yani yaptıklarının neticesinde şer, yani cezalar veriliyor insana.


    Biran bunun tersini düşünelim, yani bir insanın kötü olacağı önceden yazılmış olduğunu varsayalım. Peki, o zaman Allah neden elçilerini, resullerini, kitaplarını gönderiyor da, insanların doğruya erişmesini istiyor, bunu düşünen yok mu? Madem o insanın yoldan sapacağını kader olarak yazmış elçilere, kitaplara ne gerek var? Bakın rabbim kendi katındaki kitapta, asla haksızlık edilmeyeceğini ne güzel açıklıyor.

    ( Müminun 62; Biz, hiçbir benliğe gücünün yeteceğinden daha azını yüklemenin dışında bir teklifte bulunmayız. Bizim katımızda, hakkı söyleyen bir kitap vardır. Onlara haksızlık edilmez.)


    Bazı insanların daha doğmadan kaderleri kötü yazılmış olsa, sırf rabbim olacakları biliyor diye, kulunun kaderini kötü yazar mı? Hani hepimiz bir imtihandaydık bu Dünyada, bunu unuttuk mu? Sonucu belli olan bir kader varsa, bunun adına imtihan diyebilir miyiz? Böyle bir imtihanı rabbin adaletine nasıl layık görürüz, lütfen bunu da çok iyi düşünelim. Bakın tam bu arada bir ayet hatırlatmak istiyorum. Allah ben uyarıcı elçi ya da kitaplar göndermediğim toplum, ya da tebliğimiz ulaşmayan kulum, yanlış bile yapsa azap etmem diyor.


    (İsra 15: Biz, bir elçi gönderinceye kadar (hiç bir topluluğa) azab edecek değiliz .)


    Rabbin adaletini görüyor musunuz, yanlış yapanları uyarmadıysa yanlış yaptıkları için, onları cezalandırmam, hesaba çekmem diyor. Bizlerde kalkmış, neler söylüyoruz. Peki, kulları için Rabbin onca çabası neden dersiniz, resuller, peygamberler, kitaplar bunlar kimler için olabilir o zaman? Kur’anı birkaç kez anlayarak okuyan, bu ayetler üzerinde düşünen bir insan, Rabbin insanı özgür iradesi ile yarattığını ve yapacağı her şeyden sorumlu tutacağını bildirdiğini anlar. Asla zerre kadar haksızlık yapılmayacağını, güzellik yapanın kat kat fazla mükâfatını alacağını, kötülük yapanın ise yaptığı kadar cezasını göreceğini bildirir bizlere.

    Kur’an da gösterilen bir ayet vardır ki bana göre çok yanlış yerlere çekilmektedir, önce onu hatırlayalım.

    Hadid 22: Yeryüzünde ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki Biz onu yaratmadan önce o bir kitapta bulunmasın. Doğrusu bu Allah'a kolaydır.

    Burada geçen dikkat ederseniz musibet yani kötü bir olay, felaket ten bahsediliyor. Kur’anı anlayarak okuyanlar çok iyi bilir ki, toplumların başına gelen olaylar, onların cezalandırılmaları ibret olması için örneklerle anlatılır bizlere kur’an da. Daha öncede söylediğimiz ve hiç şüphesiz inandığımız gibi, Allah gelecekte olacakları elbette bilir, onlar için önlemler aldığı gibi, kendimize gelmemiz, yaptığımız yanlışları fark edebilmemiz için de, topluca ya da tek tek cezalandırma örneklerini de verir kur’an da bizlere. Lut ve Nuh kavmi gibi örneklerden çok büyük dersler çıkarmalıyız. Dikkat edin ayette musibetler diye özellikle veriliyor ve kitaba geçirildiği söyleniyor. Burada insanın tüm yaşamıyla ilgili kaderi yazılmıştır demiyor, zaten kur’anın hiçbir yerinde bu şekilde bir açıklamada yoktur. Burada bahsedilen ve kayda geçirilen, musibetlerden yani cezalardan ibret alarak, bizlerin ders alması, kendimize gelmesi isteniyor, yoksa biz insanların her konuda hareketinin, yaşamının her safhasının karara bağlandığını söylemek, Rabbin adaletini doğru anlamamış olduğumuzu gösteriyor. Zaten buna inandığımızda, bu Dünyada bizlerin imtihanda olduğumuzu belirten ayetlere de, ters düştüğünü unutmayalım.


    Eğer insanlar ne yaparsa yapsın, her şey yazılmıştır dersek, ne söylemiş oluyoruz biliyor musunuz? Allah insanların hayat senaryosunu, olacakları bildiğinden yazmış, bizlerde yazılan senaryoyu oynuyoruz anlamı çıkar. Eğer Rabbim in yazdığı senaryoyu bizler oynuyorsak, asla burada yaptıklarımızdan sorumlu olamayız, hesaba çekilemeyiz, özgür iradenin de hiçbir hükmü yok demektir. Tüm bunlarda kur’anın anlatımına, imtihanımızın kurallarına ve öğretisine asla uymaz. Bir filimde kötü rol oynayan bir insanı düşünün, gerçek hayatta onu görseniz, ona filimde oynadığı rol için kızar, hesap sorar mısınız?

    Size bir ayet hatırlatmak istiyorum, bu ayette insanların özgür iradesine bırakıldığının açık delilidir.

    (Enam 149: En mükemmel kanıt Allah'ındır. O dileseydi hepinizi toptan doğru yola iletirdi.)

    Demek ki insana akıl verdi ve özgür bıraktı, istese hepimizi doğruya iletirdi diyor ayet. Buradan tam tersini yani bir kısmımızı isteyerek kötü yarattı düşüncesini çıkarmamız mümkün değil, çünkü geri kalan insanları doğru yola iletmek içinde büyük bir çaba var, sabır var uyarılar zinciri var, hatta hataların affı var. Demek ki Allah hiç kimsenin birey olarak kaderini kötü yazmaz, elbette her şeyi bilir takdir eder, ama insanın özgür iradesi sonucunda yaptıklarının neticesinde, onun cezasının kendi nefsinden geldiğini bilmeliyiz. Bu ayetin bir öncesindeki 148. ayetinde, aslında çok güzel açıklama yapıyor konumuzla ilgili. Şirke batanlar yanlış yolda gidenler, sanki günümüzde söylenen sözlere örnek verircesine, kötü yola gidenler yaptıkları kötülükleri sanki Rahman ın üzerine atarcasına, bakın ne söylüyorlar.

    (Allah dileseydi ne biz ortak koşardık ne de atalarımız. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık..)

    Bu sözlere lütfen dikkat edelim, Allah bu sözleri söyleyenlere kızıyor. Peki, neden kızıyor dersiniz? Çünkü Allah bizleri bu Dünyada özgür irademizle bir imtihandan geçiriyor. Bizleri doğruya yönlendirmek için rehberler ve elçiler gönderip, imtihanımızı kolaylaştırıyor, hatta azgınlaştığımızda bizlere cezalar verip, kendimize gelmemizi sağlıyor. Tüm bunlar kullarının doğruya güzele ulaşması için yapmaktadır. Bu insanlar kendi hatalarını, yanlışlarını Rahmanın üzerine atarak işin işinden sıyrılmaya çalışıyorlar adeta.


    Şimdide size bir ayet daha hatırlatmak istiyorum. Bu ayeti çok dikkatli okuyup düşünelim, eğer insanlar yaratılmadan tüm olaylar, yapacaklarımız yanlışlar ve sevaplar cennete, cehenneme gideceğimiz yazılmış ise, şimdi vereceğim örnekte geçen kayıt altına alınanlar nedir dersiniz?

    (Kaf 17: İki melek (insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar.)

    Lütfen iyi düşünelim, madem özgür irademiz dışında her şey daha doğmadan yazıldıysa, sağımızda ve solumuzdaki melekler ne yazıyor olabilir dersiniz? Demek ki daha önce yazılanlar elbette var, onları da konuşacağız ama birçok olaylar insanın yaptıktan sonra kayıt altına alındığının açık kanıtıdır bu ayet. Hatta Rabbim hesap günü her insanın yaptıklarının kaydedildiği kitabının önüne açılacağı söylenmiyor mu?

    Şimdide biz insanların özgür iradesi ile değil de, rabbin takdir ettiği ve kayıt altına aldığı konuların neler olabileceğini düşünelim. Hiçbir insan nerede doğacağını, anne ve babasının kimler olacağını seçme hakkına sahip değildir. Hatta erkek ya da dişi olacağına da kendisi karar veremez. Bedeni ve sağlığı konusunda da, doğuşunda söz hakkı yoktur. İşte tüm bunların sebep ve sonucu hakkında detaylı bilgilere sahip olmadığımız için bizlerde bir yere kadar düşünebiliyor ve anlayabiliyoruz. Bundan sonrası hakkında Allah bilgi vermemiş ise, bizlerin bilmesini istemediği içindir. Açıklamadığım konular hakkında konuşmanızı haram kılıyorum diyorsa Rahman, bizler abuk sabuk ve mantıksız şeyler anlatmaktansa, haddimizi bilip susmamız en güzeli olduğunu düşünüyorum.


    Rabbim bu Dünyayı bizler için bir imtihan sahası kılmıştır. İmtihan edeceği kitabı da elimize vermiştir ki, dersimize çok iyi çalışalım. Eğer bizler imtihan olacağımız kitabı anlayarak okumuyorsak, yapacağımız sorumlu olduğumuz konulardan da habersiz olmamız, çok doğal olacaktır. Gelin rabbin rehberini anlayarak okuyalım, ona danışalım, ona sorular soralım. Bakın o zaman nasıl her sorunun cevabını orada bulacağımızı göreceğiz. Bizler gerçekten zorlu bir imtihandan geçtiğimizi unutmayalım. Bakın bu imtihanda, başımıza gelebilecek zorluklar hakkında nasılda bilgiler veriyor rabbim, bunlar üzerinde lütfen dikkatle düşünelim.

    Bakara 214: Yoksa siz, sizden önce gelip geçmiş olanların karşılaştıklarının benzeri başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara şiddetler, belalar ve zorluklar gelip çattı; sarsıldılar. Öyle ki, resul ve onunla birlikte inananlar, "Allah'ın yardımı ne zaman?" diye yakarıyordu. Haberiniz olsun ki, Allah'ın yardımı çok yakındır.

    Bakara 155: Yemin olsun ki sizi korku, açlık; mallardan-canlardan-meyvelerden eksiltme türünden bir şeyle mutlaka imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele.

    Ali İmran 186: Yemin olsun ki, mallarınızda da canlarınızda da imtihan edileceksiniz. Ve yemin olsun ki, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden de şirke batanlardan da incitici çok şey dinleyeceksiniz. Sabreder, takvaya sarılırsanız işte bu, iş ve oluşların en zorlularındandır.

    Enam 53: Biz böylece onların bir kısmını diğer bir kısmıyla imtihana çektik ki, şunu söylesinler: "Allah aramızdan şunlara mı lütufta bulundu?" Allah şükredenleri daha iyi bilmiyor mu?

    Enfal 28: Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihan aracıdır. Allah'a gelince, büyük ödül O'nun katındadır.

    Yukarıdaki ayetleri okuduğumuzda bazı konulara açıklık getirdiğini görüyoruz. Örneğin bazılarımızın bedeninde eksik yarattığını görüyoruz, bazılarını zengin, bazılarımızı çok fakir bir ailede dünyaya getiriyor Allah. Başımıza istemeden gelen belaların olduğu açıklamasını yaparken, tüm bunların bir imtihan aracı olduğunu belirtiyor. Bir kısmı da daha önce ellerimizin kazandıklarından, yani nefislerimizden olduğu anlatılmıştı hatırlarsanız. İşte tüm bu zorluklara dayanan sonunda ödülünü alacağı müjdesini veriyor. Dikkat ederseniz birçok olaylar var, ama bizler bunların sebep sonuç ilişkisini kesinlikle kuramıyoruz, bence bu ilişkiyi kuramamamız imtihanın en zor sorusu olsa gerek, ama isyan etmeden, sabredildiğinde sanırım en çok puan ve ödül bu tür imtihanların sonunda verilecektir.. Rabbim en doğrusunu bilir.

    Kader konusunu özetlemek gerekirse, Allah her şeyi bilen, gören ve takdir edendir. Bizlerin yaşadığı evreni istediği ölçüde takdir etmiş ve değişmez ölçülerde yaratmıştır, bizleri de oraya bir imtihan aracı olmak üzere göndermiştir. İmtihana gönderirken kimimizi mal ile kimimizi, sağlık ile kimimizi eş ve çocuklarımız kanalıyla, biri birimizle imtihan aracı yapmıştır. Ama asla imtihana başlarken özgür irademiz ile karar vereceğimiz konulara müdahale etmemiştir, yoksa bunun adına imtihan denmeyip, ancak yazılan bir senaryonun oynanması denecektir, zaten bunun tersini düşünmek imtihan kurallarına uymaz, buda kur’anın anlatımına ve ayetlerine ters düşer. Çünkü Allah yanlışa yönelen kullarını doğruya iletmek için çaba gösterir uğraşır kitaplar, elçiler göndererek, onlarında iyi bir kul olmasını ister.


    Allah kulunun yaşantısı boyunca, her yaptığını kayıt altına aldırır ve gerektiğinde bir babanın evladını uyarması gibi, bazı olaylarla uyarır, mühlet verir. Dikkat edin bir insanın özgür iradesi ile yapacağı olaylar daha önce değil, yaptıklarında kayıt altına alındığı ayette açıkça belirtiliyordu, bunu da asla unutmayalım. Eğer hala dersler almıyor ve nefsine yeniliyorsa bir insan, artık onun için her şey bitmiştir, gerçekleri asla göremeyeceğini belirtiyor. Bu insanların gözlerine perde indirir, kulaklarını ve gönlünü mühürlerim diyor Allah. Rahmanın adaleti, her aklı başında yarattığı insanı değişik konumlarda bile olsa, eşit şartlarda imtihana sokmaktır. Birisini çok zengin yaratabilir imtihan ederken, onun milyarlarca para vererek yaptığı iyiliğin karşılığında alacağı sevabı, fakir bir insan olarak yarattığı, imtihan ettiği bir insanın küçük bir bilgi ve yardım karşısındaki alacağı sevabı karşısında diğerinden daha değerli kılabilir, bunun takdirini Allah tan başka kimse yapamaz. Bizler bazen aciz aklımızla değerlendiremediğimiz onca konu hakkında hiç bahsedilmeyen, açıklanmayan öyle şeyler söylüyoruz ki, farkında olmadan Allahın adaletine bile müdahale edebiliyoruz, Allah bizleri affetsin.

    Kader konusunda bu yazıyı yazıp yazmamak için çok düşündüm, hatta bir ara vazgeçmek istedim, çünkü gerçekten hata yapmaktan korktum, Allah samimi çabalarımı biliyor, yaptığım hatalarımı ne olur bağışla Rabbim. Ben eminim ki Allah kullarını yaratırken özgür iradesi ile yaratıp, bizleri imtihan ediyorsa hepimizi eşit şartlarda özgür bırakmıştır. Yapacağı imtihan da kullandığı sorular ve uygulamalar elbette değişik olacaktır, bunun hikmetini, kararını yalnız Rabbim bilir, bizler takdir edip değerlendirme yapamayız. Bizlere düşen itaat edip, sabırla her imtihandan başarı ile çıkmaya çalışmak olmalıdır.

    Elimizde bulunan, beşerin kullanma kılavuzu, rehber, güneş gönül gözü varsa,(KURAN) ona uymak onu bizzat kaynağından anlamaya çalışmak, bizlerin görevi olmalıdır. Allah anlaşılmayacak bir rehber asla göndermez, bunu hiç unutmayalım ve Allahın söylediği gibi kurtuluşa ermek istiyorsak KURANIN İPİNE SARILALIM.

    Kader konusunda Diyanet İşleri başkanlığı da sitesinde aslında bana göre güzel bir açıklama yapmış onu da aktarıyorum.

    (Dünyada meydana gelmiş ve gelecek olan her şey, Allah'ın ilmi, dilemesi, takdiri ve yaratması ile olur. Her şeyin bir kaderi vardır. Bunun anlamı ise şudur: Yüce Allah, insanları hür iradeleriyle seçecekleri şeylerin nerede ve ne şekilde seçileceğini ezelî yani zamanla sınırlı olmayan mutlak ilmiyle bilir ve bu bilgisine göre diler, yine Allah bu dilemesine göre takdir buyurup zamanı gelince kulun seçimi doğrultusunda yaratır. Bu durumda Allah'ın ilmi, kulun seçimine bağlı olup, Allah'ın ezelî manada bir şeyi bilmesinin, kulun irade ve seçimi üzerinde zorlayıcı bir etkisi yoktur.)

    Son olarak kader konusunu, topluma rivayetlerle gelen bilgiler ışığında anlatılan, bizlere peygamberimizin sözüdür diye açıkladıkları bir hadisi aktarmak istiyorum. Bu rivayet konusuna kendi düşüncemi yazmak istemiyorum, tüm yazdıklarım ve Diyanetin düşünceleri ile karşılaştırıp bu sözlerin doğru olup olamayacağını lütfen sizler düşünün. Allah bizlere akıl vermiş birde koskoca, apaçık rehberi KURAN I göndermiş. Bizlere düşen aklımızı ve mantığımızı kur’an ayetleri doğrultusunda kullanmaktır. Kuranda onlarca ayette Allah, söyle onlara ben gaybı bilmem diye peygamberimize söyletmesi pek fazla anlaşılmamış sanırım. Her insanın kendisinden sorumlu olacağını evladının, anne babasının bile bir birinden sorumlu olamayacağı, yardım edemeyeceği o günden sakının ayetlerini, peygamberimizin tebliğ ettiğini unutanlar çoğunlukta olmalı. Kur’an da açıklamadığım konular hakkında konuşmanızı haram kılıyorum sözleri, çok fazla etkili olmamış görünüyor. Bakın peygamberimizin söylediğini aktardıkları konuşmayı lütfen okuyun, bu sözleri peygamberimiz söylemiş midir lütfen çok iyi düşünün, vereceğiniz karardan sorumlu olacağınızı da unutmayınız.

    (Abdullah b. Amr b. As rivayet ediyor: "Bir gün Allah Resulü elinde iki kitap olduğu halde yanımıza geldi.
    -Bu kitaplar nedir, biliyor musunuz? diye sordu.
    —Hayır bilmiyoruz. Haber verirsen biliriz Ya Resûlallah! Dedik. Şöyle buyurdular:
    -Bu sağ elimdeki kitap, cennet ehli olanların isimlerinin yazılı olduğu kitaptır. Burada onların, babalarının ve kabilelerinin ismi yazılıdır."
    (Burada Allah Resulü konuşmayı kesti. Yani kitapta, o insanın kabilesi nereye kadar uzanıyorsa hepsi yazılıdır. Melekler o insanın ismini hiç şaşırmadan tespit edebilecektir. Çünkü en küçük teferruata kadar o kitapta tespit yapılmıştır...). Devam eder:
    "Bu sol elimdeki kitaba gelince onda da bütün cehennem ehlinin isim listesi vardır. Onlar da orada baba ve kabile isimleriyle kaydedilmiştir... Bu her iki kitaptaki isimler ebedî olarak ne artar ne de eksilir."
    Allah Resulü böyle deyince sahabe sordu: "Ya Rasulallah! Mademki iş neticelenmiş, kitaplar dürülmüş, kalem kaldırılmış biz niçin amel ediyoruz?"
    Efendimiz şu cevabı verdi: "İstikametten ve itidalden ayrılmayın. Cennet ehlinden olan hayatı boyunca ne yapmış olursa olsun, cennet ehline ait ameli işlemeden defteri kapanmayacaktır."
    Ve Allah Resulü sözlerine şöyle devam buyurdular: "Eğer kişi cehennem ehliyse, daha önce ne yapmış olursa olsun, cehennem ehline ait bir amel işler ve defteri öyle kapanır.")

    Yorum sizlerin Peygamberimiz bu sözleri söylemiş olabilir mi sizce?

    Rabbim ne olur bizleri zor imtihandan geçirme, nefsimizle imtihan etme bizleri. Rabbim bu konuda yanlışım varsa beni affet, bağışla, ben senin rehberinden bunları anladım, yanlışım varsa beni doğruya yönelt.

    SAYGILARIMLA Haluk GÜMÜŞTABAK

  2. #2
    KeReM - ĭڪےt∂ηвuℓ kerem0707 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-08-2009
    Mesajlar
    258
    Karizma Gücü
    3

    Kader: Allah'ın olacak her şeyin ne zaman ve ne şekilde olacağını, ilmi ezelisi ile bilmesi, tesbit ve tayin etmesidir.
    Kaza: Ezelde takdir edilen şeylerin zamanı gelince, Allah tarafından meydana getirilmesi.

    Ehli Sünnet vel-cemaat her hayır ve şerrin Allah'ın kaza ve kaderi ile meydana geldiğine, Allah'ın dilediği her şeyi yaptığına kesin olarak inanırlar.Herşey O'nun iradesi iledir.Hiçbirşey O'nun meşiyet (dilemesi) ve tedbiri dışına çıkamaz.O, olmuş ve olacak herşeyi ezelden beri bilir.Ezeli ilminin hikmetine uygun olarak meydana gelecek bütün kainat için miktarlar tayin etmiş, kullarının hallerini, rızıklarını, ecellerini, amellerini ve daha başka diğer hallerini bilmiştir.

    Kadere İman Özetle;
    Ebede kadar meydana gelecek olan herşeye dair, Allah'ın ezeli bilgisi ile kalemin bunları yazdığına inanmaktır.Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

    ''Bu önce geçenlerde Allah'ın geçerli kıldığı sünneti (işidir-adeti)dir.Allah'ın emri mutlaka yerini bulan bir kaderdir.''(Ahzab 38)

    ''Çünkü biz herşeyi bir takdir ile yarattık.''(Kamer 49)

    Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem)'de şöyle buyurmuştur:
    ''Bir kimse kadere, hayrı ve şerri ile Allah'tan geldiğine iman etmedikçe, kendisine gelip isabet eden bir şeyin gelip çatmamasının imkansız olduğunu ve kendisini gelip bulmayan bir şeyin kendisine isabet etmesinin de imkansız olduğunu kesinlikle bilmedikçe hiç bir kul iman etmiş olamaz.''(Sahihu Sünen'i-Tirmizi)

    Kadere iman ancak 4 husus ile tamam olur.Bu hususlar kader meselesini anlamanın yoludur.

    BİRİNCİ MERTEBE:: İLİM
    Yüce Allah'ın olmuş ve olacak, olmamış şeyler eğer olacak olsa nasıl olacaklarını, geneliyle ve bütün incelikleriyle bildiğine iman etmektir.O, kulların neler yapacaklarını, onlaarı yaratmadan önce bildiği gibi, onların rızıklarının, ecellerinin, amellerinin, hareket ya da hareketsizliklerinin inceliklerini de bilendir.Onlardan kimin mutlu, kimin bedbaht olduğunuda bilendir.Yüce Allah:
    ''Şüphesiz Allah, herşeyi bilendir.''(Tevbe 115) buyurmaktadır.

    İKİNCİ MERTEBE:: YAZMAK
    Bu da; Yüce Allah'ın, mahlukatın kaderi ile ilgili olarak ezelden bildiğini Levh-i Mahfuz'da yazmış olduğuna iman etmektir.Levh-i Mahfuz ise hiçbirşeyin eksik bırakılmaksızın tamamiyle yazıldığı kitabtır.Meydana gelmiş, gelecek ve kıyamet gününe kadar olacak herşey yüce Allah nezdinde Ümmü'l-kitab'ta yazılmıştır.

    ''Biz herşeyi İmam-ı Mübin'de (önder kitabta) tesbit etmişizdir.''(Yasin 12)

    Peygamber Efendimiz'de şöylle buyurmuştur:
    ''Allah'ın ilk yarattığı şey kalemdir.Ona yaz diye buyurdu.O, ne yazayım? diye sorunca, kaderi yaz, olanı ve ebediyete kadar olacak olanı yaz diye emir buyurdu.''(Tirmizi)

    ÜÇÜNCÜ MERTEBE:: İRADE VE MEŞİAT (DİLEMEK)
    Yani bu kainatta meydana gelen herbirşey rahmet ve hikmet özellikleri ile Allah'ın irade ve meşieti ile meydana gelir.Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
    ''Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe de siz dileyemezsini.''(Tekvir 29)

    DÖRDÜNCÜ MERTEBE:: YARATMAK
    Yüce Allah'ın herşeyi yaratıcısı olduğuna inanmaktır.O'ndan başka bir yaratıcı, O'nun dışında bir Rab yoktur.Onun dışında her ne varsa O, yaratılmıştır.

    ''Herşeyi yaratıp onu inceden inceye takdir ve tayin etmiştir.''(Furkan 2)

    Böylelikle kader ve kaza'ya iman etmemiz istenmiştir.Yüce Mevlamız tüm olacakları ezeli ilmi ile bilmiştir.Bu kaderdir.Sonra bu yazılanlar sırası geldikçe olmaktadır.Bu da kazadır.Şimdi kaza ve kadere iman eden kulların bazı düşüncelerden arınması gerekiyor.

    Bazı insanlar kaderimde var diyerek günah işlemektedirler.Bu sapıklıktır.Kader olacak olanların yazılmasıdır.Seni bu fiili işlemeye zorlayan kader midir? Niçin kaderimde var deyip bir ateşe atlamaz veya ellerini ateşe sokmazlar bu insanlar?
    Bu sapık bir yorumdur.Bizden kadere iman etmemiz istenmiştir.Ancak bunun mahiyeti gizli tutulmuştur.Kulların yapması gerekeken ise; kendilerine verilen irade-i cüziyye ile hayrı ve şerri ayırd edip, Mevlaa'nın emirlerine itaat etmektir.

    Kadere iman etmenin bir çok faydası vardır.Çünkü kulların ecelleri, rızıkları kader çerçevesinde tesbit ve tayin edilmiştir.Kadere inanan bir insan ölüm zamanın takdir edildiğini ancak bu emri ilahinin ne zaman vuku bulacağını bilemez.Böylelikle her an, her zaman kendisini güzel bir halde bulundurmaya çalışır ki, ölüm onu bu güzel hali ile yakalasın.
    Diğer taraftan rızık endişesi ile saçların ağarmasının kadere iman ile önüne geçilir.Çünkü kadere iman eden bir kimse helal çerçevede çalıştığı müddetçe Rabbinin tayin edilmiş rızkının onu bulacağını bilir, ve bu konuda endişe taşımaz.

    ''Kadere küstüm'', ''kader beni bu hale getirdi'' vs.. gibi sözler çok tehlikelidir.Çünkü kader onu o hale getirmemiş, onun o hale geleceğini yazmıştır.

    İnsanlardan kadere iman etmeleri istenmiş, bunun içeriği ise gizlenmiştir.

  3. #3
    RAMAZAN TOPTAŞ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2009
    Mesajlar
    9,424
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    BANA GÖRE KADER VE KAZA NEDİR AÇIKLAMAYA ÇALIŞACAGIM.

    ALLAH MADDEYİ YARATMIŞ VE MADDEYE BİRBİRİYLE İLATİŞİM ŞEKİLLERİNİ VERİP ZAMANIDA YARATMASI İLE KADER VE KAZA BAŞLAMIŞTIR. KADER ZAMAN AKIŞIDIR. KAZADA ZAMANDA HER AN MEYDANA GELEN BİRBİRİNİ SİLSİLE İLE İZLEYEN OLAYLARDIR. ZİNCİRLEME BİR REAKSİYONDUR. maddenin sürekli birbiri ile kronolojik şekilde etkileşimidir.

    ALLAH BU OLDĞULARIN DIŞINDA OLDUĞUNDAN BÜTÜN OLUP BİTENLERİ BİLİR, ÇÜNKÜ ONUN İÇİN GEÇMİŞ VE GELECEK DİYE BİR ŞEY YOKTUR, ONUN NEZDİNDE BÜTÜN OLAYLAR ŞİMDİ ŞU ANDA OLMAKTADIR.

    MÜDAHALE NASIL EDİLDİĞİ HIZIR ELEYHİSELAM KISASINDA VERİLMİŞTİR. MÜDAHALE SONUCUNDA DA ÇIKACAK SONUÇTA ALLAH NEZDİNDE ŞU ANDA OLMAKTADIR. O NEDENLE MÜDAHALE EDİLSE VEYA EDİLMESE SONUÇ DEGİŞMEZ.

    PEYGAMBERLERİN GELMESİDE BU MÜDAHALE NEDENİYLEDİR. KURANDA ŞÖYLE AÇIKLANMAKTADIR. KAFİRLER YARABBİ BİZE BİR UYARICI GÖNDERSEYDİNİZ DEMEYESİNİZ DİYE GÖNDERDİM DEMEKTEDİR. BAŞKA BİR AYETTEDE SİZİ DEFALARCADA İMTİHAN ETSEYDİM YİNE AYNI HATAYA DÜŞERDİNİZ DEMEKTEDİR.

    iŞTE BÜTÜN BUNLARIN NEDEN BÖYLE OLDUĞUNU ANLAMAK İÇİN BİZİM NEDEN YARATILDIĞIMIZA VE YARATILMA SEBEBİMİZİN HİKMETLERİNİ ARAMAMIZA GEREK VAR. NEDEN DEFALARCADA DÜNYAYA GELSEYDİK YİNE AYNI ŞEKİLDE DAVRANIRDIK. İŞTE BUNU ANLAMAK İÇİN, YARATILMANIN HİKMETİNİ ANLAMAYA ÇALIŞMASI LAZIM.

    BU DA İNSANIN ALLAH'ın ruhundan gelmesidir. ( HİCR 29 – “Bu itibarla, Ben onu düzenlediğim insan şekline koyduğum ve içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal onun önünde secdeye kapanınız.” suat yıldırm meali ) Ruhlarımızn iyiliği ve kötülüğüde ALLAH'dan gelmektedir ve bu dünya bunun ayrışması ve kötü ruhlarla iyi ruhların ayrı ayrı yerlerde ve mutlu olacakları bir şekilde ebediyete kadar yaşamaları içindir. Kötülerinde hep bir arada bulundukları yer elbette cehennem olur, iyilerinde hep bir arada bulundukları yerde elbette cennet olur.

    O nedenle ALLAH iyilik ve güzelliklerde yarışın diyor. ALLAH insanlara ruhundan üfleyerek ruhlarını versede tarafını belli etmiş, iyilik ve güzellikten yana olmuştur. Olmak ieteyenleride teşvik etmekte ve ögüt vermektedir.

    Kuranda her şey açıklandığı gibi, bu konuda açıklanmıştır.

    ALLAH YARATIĞI KULLARININ DÜŞÜNMESİNDEN KORKMAZ, KORKAN BİR YARATICI TASVİRİ YARATICI OLAMAZ. ALLAH BÜTÜN NOKSAN SIFATLARDAN MÜNEZZEHTİR.

    MAİDE
    99 – Peygambere düşen sorumluluk, sadece tebliğ etmektir. Allah sizin açığa vurduğunuz ve gizlediğiniz her şeyi bilir.
    100 – Murdarın çokluğu tuhafına gitse, hatta murdarın çoğu hoşuna da gitse, murdar ile temiz bir olmaz.Öyleyse ey akl-ı selîm sahipleri! Siz az çok demeyip daima temize, helâle yönelin. Haram yemekten, Allah’a karşı gelmekten sakının ki felâh bulasınız.
    101 – Ey iman edenler! Açıklandığı takdirde hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın.Eğer Kur’ân’ın indirilmesi esnasında onları sorarsanız, size açıklanır.Halbuki Allah onları bağışlamış, sizi onlardan muaf tutmuştur.Çünkü Allah gafurdur, halimdir (affı ve müsamahası geniştir).
    102 – Sizden önce bir topluluk o kabîl şeyleri sormuş, sonra da onlar sebebiyle kâfir olmuşlardı.
    103 – Allah ne bahîre, ne sâibe, ne vasîle, ne de hâm diye bir şey bildirmemiştir.Fakat, o kâfirler bu inançlarını Allah’a mal ederek O’na iftira etmişlerdir. Onların ekserisinin akılları ermez.


    Kuranda her şey açıklandığı gibi bu durumda açıklığa kavuşmuştur.

    Zaman bizim için vardır. Kuranda geçen zaman kavramlarıda bizim anlamamız için degişik degişik zaman ifadeleridir. Benzetmeleridir.

    Yunus 5: Güneş'i ısı ve ışık kaynağı; Ay'ı, hesabı ve yılların sayısını bilesiniz diye bir nur yapıp ona evreler takdir eden O'dur. Allah bütün bunları rastgele değil, şaşmaz ölçülere bağlı olarak yaratmıştır. Bilgiyle donanmış bir topluluk için ayetleri ayrıntılı kılıyor.

    Raslantısal olaylarıda ALLAH yapar ve bu sistem üzerine kurabilirde kurmuşturda.

    Arapça Metin
    هُوَ الَّذِي جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَاءً وَالْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّنِينَ وَالْحِسَابَ ۚ مَا خَلَقَ اللَّهُ ذَٰلِكَ إِلَّا بِالْحَقِّ ۚ يُفَصِّلُ الْآيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ


    Türkçe Transcript(*)
    Huve-lleżî ce’ale-şşemse diyâen velkamera nûran vekadderahu menâzile lita’lemû ‘adede-ssinîne velhisâb(e)(c) mâ ḣaleka(A)llâhu żâlike illâ bilhakk(i)(c) yufassilu-l-âyâti likavmin ya’lemûn(e)


    Abdülbaki Gölpınarlı
    Öyle bir mabuttur o ki güneşi parlak ziyalı, ayı aydın ışıklı yarattı ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller tayin etti. Allah bunları boş yere değil, gerçek bir fayda için halketti. Bilen topluluğa delillerini açıklayıp bildirmededir.


    Ali Bulaç Meali
    Güneşi bir aydınlık, ayı bir nur kılan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona duraklar tesbit eden O'dur. Allah, bunları ancak hak ile yaratmıştır. O, bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklamaktadır.


    Ahmet Varol Meali
    Güneşi bir ışık, ayı bir nur yapan, yılların sayısını ve (vakitlerin) hesabını bilmeniz için ayı belli menzillere göre düzenleyen O'dur. Allah bütün bunları hak üzere yaratmıştır. Bilen bir topluluk için ayetlerini etraflıca açıklıyor.


    Ahmet Tekin
    O, güneşi, aydınlatan, ısıtan bir ışık, ayı, aydınlık veren bir nur haline getiren, aya evreler tayin ve takdir ederek düzenleyendir. Yılları kayda geçirerek faydalanabilmeniz, zaman planlaması ve vakti belirleyip tayin edebilmeniz içindir bunlar. Allah bunları, gerekçeli, hikmete dayalı, doğru ve hesaplı bir düzen içinde yaratmıştır. İlimde ilerlemeye devam eden bilgi toplumları için Allah’ın birliğini ve kudretini gösteren âyetleri, delilleri ayrıntılı açıklıyor. *


    Diyanet İşleri Meali(Eski)
    Güneşi ışıklı ve ayı nurlu yapan; yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için, aya konak yerleri düzenleyen O'dur. Allah bunları ancak gerçeğe göre yaratmıştır; bilen millete ayetleri uzun uzadıya açıklıyor.


    Diyanet İşleri Meali(Yeni)
    O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.


    Diyanet Vakfı Meali
    Güneşi ışıklı, ayı da parlak kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona (aya) birtakım menziller takdir eden O'dur. Allah bunları, ancak bir gerçeğe (ve hikmete) binaen yaratmıştır. O, bilen bir kavme ayetlerini açıklamaktadır.


    Edip Yüksel Meali
    O, güneşi bir ışık kaynağı, ayı da bir ışık yaptı. Yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona evreler düzenleyip belirledi. ALLAH bunları ancak bir gerçek için yaratmıştır. Bilen bir topluma ayetleri böyle açıklar.


    Elmalılı Hamdi Yazır
    O Allah'dır ki, senelerin sayısını ve hesabını bilesiniz diye güneşi bir ışık, ayı da bir nur yaptı. Ve aya menziller tayin etti. Allah bunu hak olarak yarattı. O, bilecek olan bir kavim için âyetlerini ayrıntılı olarak açıklar.


    Elmalılı Meali (Orjinal)
    O, odur ki Güneşi bir zıyâ yaptı Kameri bir nur ve buna menzil menzil mıktarlar ta'yin buyurdu ki senelerin adedini ve hisabı bilesiniz, Allah, bunu ancak hak hikmet ile yarattı, bilecek bir kavm için âyetleri tafsıl ediyor


    Hayrat Neşriyat Meali
    O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı ise bir nûr yapan, yılların sayısını ve (vakitlerin)hesâbı(nı) bilmeniz için de ona (aya) birtakım menziller (yörüngeler) takdîr edendir.(3)Allah, bunları ancak hak (ve hikmet) ile yaratmıştır. (Bu hakikatleri) bilecek bir kavim için âyetleri açıklıyor. *


    Ömer Nasuhi Bilmen
    O, o (Hâlik-ı Azîm)dir ki, Güneşi bir ziya, Ay'ı da bir nûr kıldı. Ve ona menziller tayin etti ki, senelerin sayısını ve hesabı bilesiniz. Allah Teâlâ bunları ancak hak ile yarattı. Bilir bir kavim için âyetleri mufassalan beyan buyuruyor.


    Muhammed Esed
    Güneşi parlak bir ışık [kaynağı] ve ayı aydınlık kılan, 10 ve yılların sayısını bilesiniz, [zamanı] ölçebilesiniz diye ona evreler koyan O'dur. Bunların hiç birini Allah bir anlam ve amaçtan yoksun yaratmış değildir. 11 (Allah), bilmek isteyen bir topluluk için ayetlerini ayrıntılı olarak (işte böyle) açıklıyor:


    Suat Yıldırım
    O'dur ki Güneş’i bir ışık yaptı. Ay’ı da bir nûr kılıp, ona birtakım konaklar tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz.Allah, bunları boş yere değil, ancak hikmet uyarınca, sabit bir gerçek olarak yaratmıştır.Bilip anlayacak kimselere Allah âyetleri böylece açıklar. [2,189; 36,40; 6,96; 38,27; 23,115-116] {KM, Tek-vin 1,14**


    Süleyman Ateş Meali
    Güneşi ziya, ay'ı nur yapan; yılların sayısını ve (vakitlerin) hesabı(nı) bilmeniz için aya (dolaşma) konaklar(ı) düzenleyen O'dur. Allah, bunları (boş yere değil), gerçek ile (hikmeti uyarınca) yaratmıştır. Bilen bir kavim için ayetleri açıklamaktadır.


    Şaban Piriş Meali
    Güneşi ışık, ayı aydınlık kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için aya menziller takdir eden O’dur. Allah bunları sadece hak olarak yapmıştır, bilen bir toplum için ayetleri açıklıyor.


    Ümit Şimşek Meali
    Güneşi bir ışık, Ayı bir nur yapan(4) ve yılların sayısını ve hesabınızı bilesiniz diye Aya menziller takdir eden Odur. Allah bütün bunları hak ve hikmetle yarattı. Bilen bir topluluk için, âyetlerini O böyle açıklıyor. *


    Yaşar Nuri Öztürk
    Güneş'i ısı ve ışık kaynağı; Ay'ı, hesabı ve yılların sayısını bilesiniz diye bir nur yapıp ona evreler takdir eden O'dur. Allah bütün bunları rastgele değil, şaşmaz ölçülere bağlı olarak yaratmıştır. Bilgiyle donanmış bir topluluk için ayetleri ayrıntılı kılıyor.


    Yusuf Ali (English)
    It is He Who made the sun to be a shining glory(1391) and the moon to be a light (of beauty), and measured out stages for her; that ye might know the number of years and the count (of time). Nowise did Allah create this but in truth and righteousness.(1392) (Thus) doth He explain His Signs in detail, for those who understand.(1393) *


    M. Pickthall (English)
    He it is who appointed the sun a splendour and the moon a light, and measured for her stages, that ye might know the number of the years, and the reckoning. Allah created not (all) that save in truth. He detaileth the revelations for people who have knowledge.

    kaynak:http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp
    Bu mesaj en son " 22.07.11 " tarihinde saat 12:04 itibariyle RAMAZAN TOPTAŞ tarafından düzenlenmiştir...
    CUMA6 – De ki: “Ey kendilerine Yahudi diyenler! İnsanlar arasında yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ettiğinize göre, bu iddianızda tutarlı iseniz, haydi hemen ölmeyi temenni edin de bir an önce O’na kavuşun.
    ENBİYA23 – O, yaptıklarından sorumlu değildir. O’nu sorguya çekecek kimse yoktur, ama insanlar mutlaka sorgulanacaklardır.
    30 – Hakkı, inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları Biz ayırdık, hayatı olan her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    02-02-2011
    Mesajlar
    2,811
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    2
    İnsanların kişisel tercihlerinde serbest bırakıldığı o kadar açık ki...Bunu görmemek için kör olmak lazım.Üzerinde tartışmak bile abes...Aklı olan görüyor.

    Fakat,ne yazık ki kader konusundaki tartışmalar,hep kişisel kader üzerinde yoğunlaşıyor.Asıl üzeründe konuşulması gereken,evrenin kaderi...Kaderse budur işte.Değiştiremeyeceğimiz olgular.

    Deistlerin bu konuda neler söyleyeceğini merak ederim.

  5. #5
    gdsnsnsnsnsns adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-06-2011
    Mesajlar
    1,843
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    1
    iki yol seçeneğin var.istediğinden gitmekte özgürsün.yollar kaderin.iraden seçimin .

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    02-02-2011
    Mesajlar
    2,811
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    2
    Beklediğim yorumlar gelmemiş.Ben yapayım o zaman bir yorum: Evren'i Yaratan,kaderini de yazmıştır.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •