Güzel başlık ama patenti bana ait değil. Time dergisinin... "Ofiste duygusallığı" anlattığı yazıya bu başlığı uygun görmüş. Yazıya başlamadan... Latin dillerindeki "emotion" (ya da aynı kökten gelen benzeri) sözcüğünün ne yazık ki tam bir Türkçe karşılığı yok. Bu, duygu, heyecan ve coşkuyu içeren bir sözcük. Ben mecburen duygu diye çevirdim. En iyisi siz her duygu sözcüğü geçtiğinde bunu her üç kavramı içerdiğini düşünün. Evet, Time dergisi önemli bir konuya parmak bastı geçen hafta. Amerika’da yapılan bazı araştırmalardan yola çıkarak iş yerinde duyguyu tartışmaya açtı.
Dergi, "evin bir psikolojik rahatlama yeri olduğunu, işyerinin ise mantıklı kuralları olduğunu düşünürüz genel olarak" diyor. Evde duygular, işte mantık ağır basar gibi görünür. Aslında gerçek böyle değildir. Bu konuda yapılan araştırmaların sonuçları aynı şeyi işaret ediyor. Ofiste ciddi bir duygu bombardımanı altındayız. Kendimize ya da başkasına ait duyguların bombardımanı... Nörologlar, klinik deneylerde, defalarca, duygusallığın yaşantımızın bir parçası olduğunu kanıtlamışlar. İş yaşantımız da buna dahil. Ama şirketler genel olarak bu konunun üstüne gitmeyi pek istemediklerinden, bu konuda fazla bir çalışma yapılmış da değil. Yapılan araştırmaların ilginç sonuçları var. Önemli bir kısmı da ofiste ağlamak üzerine. Erkeklere ve kadınlara sormuşlar ofiste son 12 ayda hangi nedenlerle ağladınız diye.
Erkeklerin verdikleri cevaplar şöyle:
1. Evdeki stresi işe taşıdım.
2. Müşteri biraz fazla kaba birisiydi.
3. Birisi beni haksız yere azarladı.
4. Çalıştığım kişinin ailevi sorunları vardı.
5. İş yerinde kötü bir performans sergiledim.
Gelelim ağlayan kadınlara:
1. Evdeki stresi işe taşıdım.
2. Berbat bir durumdaydım ve işin üstesinden gelmek için çalışıyordum.
3. Biri beni kötü azarladı.
4. Çocuğum, eşim ya da anne-babam hastalandı.
5. Haksız yere eleştirildim.
Erkeklerin yüzde 48’i ofiste ağlamanın olağan bir tepki olduğunu düşünüyor. Bu oran kadınlarda yüzde 41. Ankete katılan farklı meslek gruplarından 700 kişiye soruluyor: Biri size iş yerinizde bağırıp çağırdığında ona ne yapmak istersiniz? Kadınların yüzde 20’si ağlamaklı oluyor. Yüzde 23’ü beddua, küfür ediyor. Yüzde 25’i vurmak istiyor. Yüzde 15’inin istediği daha sert davranmak. Yüzde 9’u farklı şeyler söylüyor. Kalan yüzde 9 ise hiçbir şey yapmak istemiyor. Şimdi erkeklere bakalım: Yüzde 22’si ağlamaklı oluyor. Yüzde 14’ü beddua, küfür ediyor. Yüzde 16’sı vurmak, yüzde 22’si daha sert davranmak istiyor. Farklı cevap verenlerin oranı yüzde 12. Herhangi bir şey yapmam diyenlerin oranı da aynı. Araştırma sonuçlarından devam edelim. Çalışanlar arasında en çok yaşanan duygusal olay gerilim. Ankete katılanların yarısı çalışma arkadaşlarının başarısızlıkları yüzünden kendisi için endişe duyduklarını söylüyor. Yüzde 60’ı son bir yıl içerisinde patronunu sinirli görmüş. Ankette yer alan kadınların yüzde 41’i erkeklerin ise yüzde 9 iş yerinde ağlamış. Genel ortak kanı, bu durumun iş yerini sevmeyle ilgili olmadığı...
Kadınların erkeklerden daha fazla ağladıklarını söylemiştik. Her ay kadın çalışanların yüzde 5.3’ü erkek çalışanların ise yüzde 1.4’ü işyerinde ağlıyor. Kadınların gözyaşı kanallarının yapısının erkeklerinkinden daha farklı olduğunu da belirtelim. Daha fazla sıvı döküyor kadınlar. Erkeklerin gözyaşları yanaklarının pek ıslatmıyor. Ama kadınlarda, ağlama, utanmayı ve suç ortaklığını birlikte getiriyor. Kadınlar küçük düştüklerini, feminizm testinden geçemediklerini düşünüyorlar. Öte yandan, ağlamanın olumlu sonuçları da var. İnsan ağlayınca kendisini daha iyi hissetmesini sağlayan ve duygusal dengesini düzelten dopamin salgılıyor. Peki ağlamayan kadınlar ağlayan kadınlara nasıl bakıyor? Araştırmaya katılan kadınların yüzde 43’ü, erkeklerin ise yüzde 32’si iş yerinde ağlayan insanlardan pek hoşlanmıyorlar, onları güvenilmez buluyorlar.
Erkeklerle ilgili son derece ilginç bir sonuç daha: Yüzde 42’si öfkeyi etkin bir yönetim aracı olarak gördüklerini söylüyorlar. Ciddi bir çifte standart: Öfkeli tepki veren kadın "sinirli" olarak damgalanırken, erkeğin sinirlenmesi çok daha anlaşılır görülüyor. Güney Kalofornia Üniversitesi’nden Antonio Damasio, duyguların beyin fonksiyonları üzerine olumlu etkileri olduğunu söylüyor. Sonuç: İş yerinde istediğiniz gibi ağlayabilirsiniz. Sizi güvenilmez bulanlar, ayıplayanlar olacaktır. Duygusuz başarının mümkün olamayacağını unutmayın.
Yazan : Aydın Demirer


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla