Sual: Dine zarar olmasın, ne olursa olsun?

Cevap:İslâmiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez. Gündüz gibidir; göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar. Hem de, mağlûp bîçare bir reise yahut müdahin memurlara veyahut mantıksız bir kısım zabitlere itimat edilirse ve dinin himayesi onlara bırakılırsa mı daha iyidir; yoksa efkâr-ı âmme-i milletin arkasındaki hissiyat-ı İslâmiyenin mâdeni olan,—herkesin kalbindeki şefkat-i imaniye olan—envâr-ı İlâhînin lemeâtının içtimalarından ve hamiyet-i İslâmiyenin şerârât-ı neyyirânesinin imtizacından hasıl olan amûd-u nuranînin ve o seyf-i elmasın hamiyetine bırakılırsa mı daha iyidir? Siz muhakeme ediniz.

Bediüzzaman Said Nursi

amûd-u nuranî: nurlu sütun (bk. n-v-r) belâğbaşı: pınar başı
bilkuvve: potansiyel olarak bîçare: çaresiz, zavallı
cezb etmemek: çekmemek efkâr-ı âmme-i millet: milletin genel görüş ve düşünceleri, kamuoyu (bk. f-k-r)
envâr-ı İlâhî: İlâhî nurlar, aydınlıklar (bk. n-v-r; e-l-h) faraza: varsayalım ki…
fazilet: erdem, üstünlük (bk. f-ḍ-l) fikr-i milliyet: milliyet fikri, düşüncesi (bk. f-k-r)
haffâr: (kuyu vs.) kazan, kazıcı hakikat: gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ)
hamiyet: din, aile, vatan, millet gibi değerleri koruma duygusu ve gayreti hamiyet-i İslâmiye: İslâmiyeti ve mukaddes değerlerini koruma ve sahip çıkma gayreti (bk. s-l-m)
hasıl olma: ortaya çıkma himaye: koruma
hissiyât-ı İslâmiye: İslâmiyetle ilgili hisler, duygular (bk. s-l-m) imtizac: bileşim, karışım; uyuşma
istibdad: baskı, diktatörlük, despotluk içtima: toplanma, bir araya gelme (bk. c-m-a)
kemâlât: mükemmellikler, olgunluklar; ahlâk ve huy güzellikleri (bk. k-m-l) küngân: künk, su borusu
lemeât: parıltılar mağlûp: yenilen, yenilmiş
meşrutiyet: (bk. bilgiler) mârifet: eğitim, bilgi (bk. a-r-f)
müdahin: dalkavuk, iki yüzlü nefis: kişinin kendisi, insanı daima kötülüğe, haram olan zevk ve isteklere sevk eden duygu (bk. n-f-s)
sakîl: ağır sebeb-i saadet: mutluluk sebebi (bk. s-b-b)
seyf-i elmas: elmas kılıç taaffün etme: kokuşma, bozulma, çürüme
tagayyür: başkalaşma, değişme takviye: güçlendirme, destekleme
zabit: subay zeyn-âb: su kaynağı
İstanbul: (bk. bilgiler) şefkat-i imâniye: imandan gelen şefkat, merhamet, acıma duygusu (bk. ş-f-ḳ)
şerârât-ı neyyirâne: nurlu, parlak kıvılcımlar (bk. n-v-r)