Japonya Komünist Partisi'nden Hidekatsu Yoshii, Fukuşima'da yaşanan nükleer felaket öncesinde hükümetin ve Tepco'nun arsızlığına karşı komünistlerin uyarıda bulunduğunu hatırlatıyor ve "Nükleer enerji son bulmalı, yenilenebilir enerji kullanılmalı" diyor.
Japonya Komünist Partisi nükleer yetkilisi ve komünist milletvekili Hidekatsu Yoshii’nin Solidaire dergisinde yayınlanan söyleşisini yayınlıyoruz.(*)
Şu ana kadar depremin ve tsunaminin etkilerinin bilançosu nedir?
Coğrafi ifadeyle, ülke topraklarının %20’si felaketten etkilendi. 520 bine yakın kişi tahliye edildi. Ölü ve kayıpların sayısı şu anda 11 bin 500'e yükseldi.
Japon hükümeti hızlı ve uygun bir biçimde müdahale etti mi?
Yetkililer tarafından yürütülen seferberlik halkın beklentilerini karşılayacak boyutta değildi. Ne Fukuşima nükleer santralini işleten Tepco şirketi ne de hükümet bu büyüklükte bir felaket senaryosu hayal etmişti. Bu yaşanan duruma gerçekten hazırlıklı değillerdi. Tepco santrallerinin %100 güvenli olduğu konusunda emin olduğunu açıklamıştı. Bu çokuluslu şirket, kesin bir güvenlik efsanesine inanıyordu. Bu küstahlık, felaket karşısında hazırlıksızlığı artırmıştı.
Bu nükleer felaketin önemini nasıl değerlendiriyorsunuz? Çernobil’le kıyaslamak uygun mu?
Yaşanan 9 şiddetindeki depremin ardından, tüm nükleer santraller işlemeyi durdurdu. Reaktörler otomatik olarak durdu. Ancak hemen ardından, özellikle de Fukuşima nükleer santralinde sorunlar baş gösterdi. Deprem olduğunda, yalnızca 1, 2 ve 3 no’lu santraller işliyordu. 4, 5 ve 6 no’lu santraller bakımdaydı. Ancak durdurulmalarına rağmen, nükleer yakıt çubukları sıcaklık yaymaya devam etti. Böyle bir olayın gerçekleşmesi ve hiçbir şey yapılmaması durumunda, sıcaklık tırmanır ve reaktör çekirdeğinin erime riski ortaya çıkar. Soğutma sistemine ihtiyaç duyulur. Ancak deprem, soğutma merkezine su aktaran pompaya zarar vermiş, acil durum devresi tsunami sebebiyle kullanılamaz hale gelmişti. Acil durum motorunun durması ve bu soğutma için ihtiyaç duyulan yedek su sistemlerinin kullanılmasına engel olmuştu. Sonuç olarak, nükleer yakıt çubukları açıkça aşırı ısınarak bir basınç artışına sebep oldu. Fukuşima’da kullanılan teknoloji Çernobil’dekinden çok farklıydı. Ancak reaktör çekirdeğindeki yakıt çubuklarını bu koşullar altında erimeye bırakmak hesaplanamayacak sonuçlar doğurabilir.
Yalnızca deprem ve tsunami bu nükleer felaketi açıklayabilir mi? Kurulumu gerçekleştirenlerin de bir sorumluluğu var mı?
Coğrafi ve jeolojik açıdan bizim depremler üzerine kurulu bir tarihimiz var. Bu yüzden, Japonya’ya bir nükleer santral kurulmasının uygun olup olmadığını sorgulayabiliriz. Tepco, tıpkı hükümet gibi kullanılan teknolojinin güvenliğine ikna olduğunu belirtiyordu. Hep birlikte Japonya’da nükleer santralin kesinlikle güvenli olduğu efsanesini savundular. Japonya Komünist Partisi, onların aksine, her zaman için deprem riskine ve nükleer santrallerin güvenliği konusunda oluşabilecek tehlikelere karşı uyarıda bulundu. Bu tür uyarılara karşı, hükümet ve Tepco her zaman var olan acil durum sistemlerine olan güvenlerini dile getirdiler. Ancak tsunamiyle birlikte, tüm önlemler etkisiz hale geldi. Bu nükleer kazaya sebep olan da onların tüm bu umursamazlıkları ve zincirleme tepkileriydi.
Tepco’nun nükleer kazaların üzerini örtmek konusunda uzun bir geçmişi var. Bu çokuluslu şirket, kâr kaygısını güvenliğin önünde mi tuttu?
Tepco, Tokai-Mura’daki reaktörde 1999 yılında gerçekleşen bir önceki kazaya, muhtemelen bir şeyleri saklamak için, çok geç müdahale etti. Bu üstü kapalılık, elektro-nükleer alandaki bu “sır” kültürü, 11 Eylül 2001 sonrasında “terörizmle mücadele” adı altında yaygınlaştı. Tepco açıklama yapmakta gecikti. Reaktör içerisindeki basınç yükseldiğinde, radyoaktif buharların dışarı çıkarılmasının gerekli olduğu durumlarda, olağandışı bir radoaktivite düzeyinin ortaya çıkmakta olduğu korkusuyla ilk anda ne bir şey dediler, ne de bir şey yaptılar. Bu yüzden de buharın santral içinde son noktaya kadar birikmesine izin verdiler. Patlamaya sebep olan buydu. Başından beri, Tepco soğutma sistemlerinin çalışmadığının üstüne örtmeye uğraştı. İkinci bir sorun da, şirketin reaktörleri devre dışı bırakması korkusuyla, yakıtı soğutmak için deniz suyu kullanmakta tereddüt etmesiydi. Tepco’nun tüm sessizliğine ve büyük ayrımlarına sebep olan kâr hırslarıydı. Her kaza ya da sorun esnasında, halka yalan söylediler. Ancak bu defa hiçbir kurtuluş yolları yok. Şirketin sorumluluğu açıkça ortada.
Bu durumun halk ve çevre üzerindeki muhtemel sonuçları neler ?
Halk tsunami, deprem ve nükleer felaket olmak üzere üç şokla birden karşı karşıya kalmış durumda. Önümüzde Hiroşima ve Nagazaki deneyimleri var. Radyasyonun insanlar, çevre ve tarım üzerindeki yarattığı dramatik sonuçları biliyoruz. Tüm bu sebeplerden ötürü, Japonya Komünist Partisi nükleer enerjiye aşamalı bir biçimde son verilmesi ve tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapılması gerektiğini savunuyor.
Japonya böyle bir felaketten nasıl kurtulabilir? Nasıl bir uluslararası dayanışmaya ihtiyacı var?
Her şeylerini kaybeden yüz binlerce insanın hayatlarını yeniden kurmalarına yardım etmek gerekiyor. Uluslararası kamuoyu şimdiden kurtarma ekipleri ve tıbbi ekipler yollayarak büyük bir dayanışma gösterdi. Minnettarız. Bundan sonra, yeni enerji politikalarıyla, daha fazla kâr edebilmek için ortalığı talan eden çokuluslu şirketleri kontrol ederek Japonya ekonomisinin yeni temeller üzerine kurulması gerekecek.
(*)http://www.ptb.be/weekblad/artikel/a...ier-bilan.html
Çeviren: Reyhan Tuncay


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla