Otogar Sakinleri
Küçük Bir Kentin Otogarında Büyük Bir Deli....
- Hoşgeldin (gülümseyen bakışlarıyla)
- Hoşbuldum (şaşkın ve yorgun bakışlarımla)
- Nerden geliyorsun
- Ankara
- (Meraklı ve büyüyen bakışlarıyla) Ankara ?
- Evet Ankara
- (Çocuk gibi uysallaştı bakışları) Nasıl bir yer Ankara? Adı gibi karamıdır.
- (Kötü şeylerden bahsetmek istemedim nedense) Güzeldir. Parkları, bahçeleri, caddeleri güzeldir. İnsanları, kuşları özgürdür, memleketimin diğer yerlerinde olduğu gibi.
- (Büyüdü gözbebekleri) Sahimi? Ankaradan bana bir nefes özgürlük verebilirmisin?
Sustum çaresiz.
- Yüküm ağır dedi sessizce ve bakışlarını kısarak.
Neden der gibi başımı eğdim hafifçe yana ve sorgulayan bakışlarımla.
- İnsanlar geçiyor yanımızdan, yorgun, argın, bitkin, çaresiz sanan kendini yada kendini çare sanan insanlar. Sessizce bırakıyorlar kederlerini bakışlarıma.
- (Gülümsedi hafifçe) Hadi sende bırak.
……
Gidemediği yolların otobüs camlarına asıyor donuk bakışlarını. Sessizce elinde yükü olan insanların arasından geçiyor herkesden daha yüklü. Her insanda umut arıyor. Konuşamıyor. Artık konuşmayı unutmuş. Sadece bakıyor. Otobüslere binen her insana bir şeyler söylemeye çalışıyor. Aslında yabancısı bu kentin, bu otogarın. Bir seneyi yeni geçmiştir buralara gelişi. Kimse bilmiyor, nerden gelir, ne kadar burada kalır, sonrasında nereye gider. Adını bile kimse bilmiyor. O sadece sessizce dolaşıyor elinde yükü olan insanların arasında yüklüce.
Otogarın içi onun için serbest bölge. Oraların sahibi gibi. Heryere rahatça girebilir, yemeğini yer, çayını içer ve herkes gibi yabancıdır aslında.
Ara sıra bedeninde oluşan zamansız hareketlere engel olamasa da, umursamıyor. Otobüsler geliyor, insanlar iniyor-biniyor yorgun, argın uykulu gözleriyle mekan seçerken o ise otobüsün getirdiği havayı çekmeye çalışıyor donuk bakışlarının derinliğine. Cebinden tek sigara çıkartıyor, birine işaretle sigarasını yaktırıyor, yeni gelen otobüsün ön camında bir bakışa isabet ediyor donuk ve sorar bakışları. Bu yüklü, kırık düşlerinin dilini bilmediğim deli karşılıyor sabah 5 de beni bu küçük kentin otogarında. Yorgun argın uykulu inerken otobüsden, bu kent, bu otogar küçülüyor, bu bedeninin zamansız hareketlerine engel olamayan, gitmek istediği yolların otobüs camlarına düşlerinden bir parçasını asan, otobüslerin getirdiği havayı umut umut bakışlarıyla yakalamaya çalışan, düşlerinin dilini bilmediğim bu deli büyüyor gözlerimde. Kaç saniye yada dakika kaldı bakışlarım donuk bakışlarında bilmiyorum. Ne duymak isterdi yada ne söylemek isterdi onu da bilmiyorum.
Konuşabilseydi söylerdi belki, Hoş geldin diye.
Kent uyuyor, homurdayarak. İnsanlar üçüncü rüyalarında olduğu sıralar.
Birazdan güneş doğacak, şehir uyanacak, kımıl kımıl insanlar akacak caddelere, sokaklara. Fabrika bacaları tütecek. Işıkları sönecek, bitecek mahzunluğu bu kentin.
Ben gitmeliyim demeden kaybolacak. Asacak şimdilik bakışlarını günün ışıklarına. Bu kent, bu otogar küçülecek bizim büyük delinin bakışlarında.
Delinin Bakışlarından Çalıntıdır...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

