Yusuf GEZGİN
**********.com yazarı
http://www.yusufgezgin.com/mhp-sapka...tml#comment-35

MHP’yi eleştirmeden önce şu hakkı sanırım teslim etmekte fayda var; Devlet Bahçeli liderliğindeki MHP provakatif olaylardan, sokak çatışmalarından, çek senet mafyalaşmalarından, vandal milliyetçilikten uzak tutulmaya çalışılmıştır ve bu, ülkücülerin eyleme yatkınlığına rağmen büyük oranda başarılmıştır. MHP başka alanlarda başka projelerde kullanılmış olabilir; ancak son 10 yıl içinde provakatif çatışmalardan uzak durmuştur. Eğer Devlet Bey’in sağduyulu yaklaşımı, engellemesi olmasa idi; BDP-PKK’lıların bu kadar tahrikkar, kör gözüm parmağına sözleri-eylemleri karşısında ülkücü gençliği, MHP’yi sokaktan uzak tutmak mümkün olmazdı. Derin yapıların, Ergenekoncu kesimlerin MHP gençliğini ısrarla sokağa çekme gayretleri Bahçeli duvarına toslamıştır. Devlet Bahçeliyi ve bu noktadaki liderliğini takdir etmek gerekiyor.

Bununla birlikte MHP’ye kitle partisi olması, mecliste bulunması ve muhtemel hükümetlere ortak olması maksadıyla böyle bir rol verilmiş olabileceğini ve böyle bir maksatla sokaklardan uzak tutulmuş olabileceği ihtimalini de gözden ırak tutmuyorum.

Muhafazakar-milliyetçi bir altyapım olmasına, hatta ülkücü gençlik içinde bir dönem aktif çalışmış olmama rağmen; MHP dahil, 1960 ihtilali sonrası kurulan bütün partilerin derin kripto yapı tarafından, toplumda karşılığı olan hareketleri siyaset çemberi içine alıp kontrol etmeye yönelik kurdurulduğunu düşünüyorum. Bu yönüyle Demokrat Parti’nin mirasına tasallut ettirilmiş Demirel’den milliyetçi kesimi kontrole matuf tavzif edilmiş Türkeş’e, İslamcılara mukayyet olmak üzere görev verilmiş Erbakan’a kadar 1960’lar sonrasında siyaset sahnesine çıkan liderlerin (kendileri farkında olmasa dahi) derin bir projenin parçası olduğunu düşünürüm. Bu fikrime katılma konusunda kimseyi zorlama durumunda değilim; ama böyle düşünüyorum. Bu partilerin ve liderlerin günümüze kadar yaptıklarını değerlendirip analiz ettiğimde, bunların milleti ve millet içindeki bazı damarları bir çizgi doğrultusunda tuttukları, pasifize ettikleri, enerjilerini emdikleri sonucuna varıyorum.

MHP’ye gelince; baştan itibaren partinin üst yönetimindeki kimseler sorgulanabilir; dahası kökenleri irdelenebilir. Ancak MHP’nin destekçileri, taraftarları bir miktar çakal takımı çıkarılırsa, vatanını aşk derecesinde seven, tarihiyle iftihar eden, yaşamasa da İslam’ın yücelmesi için büyük arzu duyan, milli ve manevi değerlere bağlı, sanıldığının aksine kafatasçı, ırkçı olmayan, kültürel milliyetçiliği öne çıkaran heyecan dolu, kıpır kıpır insanlardır. Pek çoklarına garip gelebilir, ama derin bir misyon yüklenmemiş Anadolu’daki samimi milliyetçi insanlar BDP’lilerin, PKK’lıların yarısı kadar dahi ırkçı değildir. Irkçılıkta, ötekini düşman ilan etmekte MHP tabanı PKK-BDP tabanı ile yarışamaz. Milliyetçi tabanda Kürt-Türk-Boşnak-Arnavut-Çerkez-Abaza vs. her türlü kimse bulursunuz ve bunlar kökenlerini de ortaya koyarak milliyetçiliklerini sürdürebilirler. Ama son olaylar daha net göstermiştir ki, BDP-PKK çizgisi kendilerine destek vermeyen Kürtler dahil kimseye tahammül edememektedir. Çok daha katı ırkçıdır, Marksist söylemlere rağmen daha faşisttir.

Güzelleme yapmak için demiyorum; MHP’nin tabanı böyledir. Ancak taa baştan itibaren MHP’de tabanla tavan arasında uçurum vardır. Başla gövde arasında dine, topluma, millete değerlere bakışta ve bunları hayata geçirmede büyük farklılıklar vardır. Bu baş adeta bu bünyeye sonradan monte emanet edilmiş, eğreti, vücuda yakışmayan, vücuttan ve reflekslerinden değerlerinden kopuk bir baştır. Ortalama bir ülkücüde genel ahlak ve dine değerlere saygı çok yüksektir. Kendisi yapmasa bile sahip çıkar, yapanları korur; hakaret edenlerin, mukaddesat düşmanlarının karşısında durur. Namaz kılanla dalga geçmez, başörtüsünü alaya almaz. Kaçamakları olsa dahi, fuhşu ve çarpık ilişkileri onaylamaz. Aileyi ve nesilleri kutsal görür. Ama MHP’nin tavanında durum böyle değildir. Eskiden de MHP tavanı ile tabanı arasında kopukluk vardı. Tabana hamasi coşku verilirdi; ama tepedekiler, parti yöneticileri bildiklerini yaparlardı. Maneviyattan uzak, toplumun ve parti tabanının tasvip etmeyeceği ilişkiler, bağlantılar içinde olurlardı. Yaşamlarının İslama ve örfe, genel ahlaki değerlere uygun olduğunu söyleyemezdiniz. Ama bunu ustalıkla saklarlar ve aşağıya yansıtmazlardı. Söylemler, nutuklar, konferanslar, seminerler “Kutsal İslam Değerleri” ve “Şanlı Türk Mazisi”nden örneklerle süslenirdi. Ama son zamanlarda, Devlet Bahçeli döneminde MHP de tavanla taban arasındaki uçurum iyice açıldı. MHP’nin tepesinde söylemde dahi maneviyatçı, muhafazakar taraflar kayboldu. MHP Milliyetçi değil, ulusalcı bir partiye dönüşmeye başladı. Muhafazakar-Maneviyatçı kimseler parti yönetiminden tümüyle temizlendi. Parti dünün solcularıyla, Ergenekoncularla, hiç bir ahlaki değeri olmayan, bohem, savruk ilkesiz hayat yaşayan adamlarla dolduruldu. Partinin poltikaları CHP’ye yaklaşmaya, maneviyattan uzaklaşmaya başladı. Dün komünistlerle din, Allah, millet namına kavga eden MHP bu gün Ergenekoncuların, CHP’lilerin, darbecilerin, kripto ecnebilerin istepne, yedek partisi haline geldi. BDP bile "AKP’ye oy vereceğinize MHP’ye verin" diyebilmektedir. MHP bu gün, milletin karşısında olan, millete tuzak kuran ne kadar karışık, derin, zararlı oluşum, hareket varsa onların tasvip ettiği, olumladığı bir parti haline geldi. Ya millet yanlış yerde duruyor, yada MHP.

Derin bir operasyon olduğu anlaşılan kaset vakaları MHP’yi sarsmış ve etkilemiştir. Kim olursa olsun, belden aşağıya projelerle bir partinin yeniden yapılandırılması, ameliyat masasına yatırılması tasvip edilemez. Kaset olayları kınanmalı ve arkasındaki odaklar ortaya çıkarılarak cezalandırılmalıdır.

Ama MHP de şapkayı önüne koymalı ve şu soruların cevabını aramalıdır.

· Ahmet Yesevi’nin, Yunus Emre’nin ahlak anlayışını benimsediği iddiasındaki bir partide neden bu kadar ahlaksız var? 15 kişilik yönetimde 10 tanesi kafası uçkuruna dolanmış adamlar çıktı. Geride kalan 5 kişinin içinde ise Tunca Toskay gibi maneviyatla uzaktan yakından alakası olmayan adamlar var. Bu partide neden alnı secdeli, nezih yaşayan bir adam yok?

· Milliyetçilik iddiasındaki bir parti neden kripto ecnebilerin güdümündeki derin kesimlerle iş birliği yapar ve neden Ergenekon tarzı ucu dışarıda oluşumlara sahip çıkar; oradan adamları vekil adayı yapar.

· Türkiye’de ordu içeride etkin bir kısım çürük elma nedeniyle millete karşı darbeci olagelmiş, milletin maneviyatına, inancına 28 Şubat gibi dönemlerde düşman, diğer zamanlarda da mesafeli olmuştur. MHP neden orduda düzgün adamlar yokmuş gibi, gidip başörtüsüyle uğraşan, fişlemeler yapan, maneviyata hakaret eden adamları aday göstermektedir? Askerlerden bu kadar çok aday gösterilmesi de ayrıca sorgulanması gereken bir harekettir.

· Milliyetçi-muhafazakar-sağ bir parti olan MHP neden CHP ile bu kadar yakınlaşmıştır; eylemleri ve söylemleri bu kadar örtüşmektedir? Bazı derin karanlık odakların AKP’ye karşı ısrarla bir MHP-CHP koalisyonu düşünmelerinin sebebi ve hikmeti nedir?

· MHP neden adam gibi projeler, memleketin önünü açacak çözümler üretememekte, öteki, Kürt düşmanlığı vs üzerinden prim yapmaya, şehit cenazelerinden beslenmeye çalışmaktadır?

· Milletin önünü açacak, millet iradesini hakim kılacak anayasa çalışmalarına destek verecek yerde neden hayır oyu kullanarak CHP-BDP gibi partilerle ve marjinal guruplarla aynı safta yer almıştır?


Bu soruları çoğaltmak mümkün. Açık olan bir şey var ki MHP tabandan kopuktur, uzaktır. Başla vücut arasında büyük bir uyumsuzluk vardır. Vücut Anadoludur, Müslüman Türktür; Muhafazakar ve milliyetçidir. Baş, vücutla mütenasip değildir; bu bünyede eğreti durmaktadır; yabancıdır; kirlidir; güven vermemektedir.

Eğer MHP yönetimi kendisini vücuda-bünyeye uydurmazsa, parti erimeye ve marjinalleşmeye mahkumdur. Bu iletişim çağında, insanımızın herşeyden ve dünyadan haberdar olduğu, gözünün açıldığı, eğitim seviyesinin yükseldiği dönemde milliyetçi tabanı ahlaksız-ilkesiz adamlarla ve hamasi sloganlarla oyalamak imkanı yoktur.

Kaset kumpasını kınayalım, sorgulayalım; ama MHP de şapkayı önüne alıp biraz düşünsün!!!