Karakter Boyutu:![]()
![]()
Suriye rejmi İsrail'e kuzu kesiliyor
11 Haziran 2011 Cumartesi 10:20
Suriye rejmi İsrail'e kuzu halkına arslan kesiliyor MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, Suriye’deki son gelişmeleri yorumladı. 1300 kişinin katledildiği ve sürekli yeni ölüm haberlerinin geldiği Suriye’deki olayları uzun zaman önce öngören MAZLUMDER, bütün yaşananları öngörmüştü. Şimdi gelinen noktada yapılması gerekenleri kısa ve uzun vadeli olmak üzere ikiye ayıran MAZLUMDER, gerek Suriye ve gerekse Türkiye hükümetleri için de yol haritası önerilerini anlattı. Suriye’nin eli kanlı rejiminin eğer önlem alınmazsa çok daha fazla kan dökeceğini söyleyen Ünsal; “Suriye rejmi İsrail’e kuzu halkına arslan kesiliyor” dedi.
Arkadaşımız M. Mustafa Uzun’a konuşan MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal; “Küçük ve dar ailesinin tüm devlete ve sisteme hakim olduğu bir yönetimden bahsediyoruz, Bu asla sürdürülebilir bir şey değil. Hama dosyası halen kapanmış değil. Katiller serbest. Hapishaneler tutuklularla dolu. 30 yıldır içeride olan binlerce insan var. Kürtlerin durumu hakeza aynı” dedi.
M. MUSTAFA UZUN ‘un söyleşisi
Mazlumder Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal ile Suriye’deki son gelişmeleri konuştuk. Kendisi, Suriye hakkında Türkiye’de en fazla ve derinlikle araştırmalar yapan, raporlar yazıp kamuoyunu bilinçlendiren MAZLUMDER’in Genel Başkanı. Şu anda Suriye’de yaşanan katliam ile alakalı olarak da uzun bir süredir zaten sürekli uyarılarda bulunuyorlardı. Bu kanlı görüntüleri çok önceden öngörmüşlerdi. Şimdi gelinen noktada ise çok daha net ve harekete geçirici cümleler kuruyorlar. Buyrun
BEŞŞAR İKTİDARA GELDİĞİNDE BÜYÜK BEKLENTİ OLUŞTU
* Esad, özgürlükçü ve bir şeyleri değiştirecek gibi görünüyordu. Ne oldu sizce?
*Beşar Esad, 11 sene önce iktidara geldiği zaman babası Hafız Esad gibi bir zalimden sonra iktidara geldiği zaman çok büyük bir beklenti vardı. Dünyayı bilen, artık baskıyla toplumun yönetilemeyeceğini bilecek kadar dış dünyayla irtibatlı bir devlet adamıydı. Yani o da bazı şeylerdi değiştirebileceğine dair o zamanlar demeçler vermişti. Ancak bu 11 yıl söylem düzeyinde kaldı ve hiçbir şey yapılamadı.
*Tunus’ta başlayan devrim sürecine ilk tepki de Beşar Esad tarafından verilmişti.
*Evet. Esad çıktı ve “Bu devrimleri anlıyoruz. Ülkeler tek aile yönetimiyle artık yönetilemez. Bunu değiştireceğiz, Buna yönelik reformlar yapacağız” dedi. Bunlar umut verici açıklamalardı. Herhalde bir şeyler değişebilecek diye düşündük. Ancak onun göstericilere karşı olan tutumu Kaddafi’den daha beter oldu.
*Beşşar iç kamuoyuna yönelik nasıl bir propaganda yapıyor?
*Esad kendisini “Ben Siyonizm’e karşı savaşıyorum. Bu nedenle İsrail ve Amerika bunları tetikliyor” diyor. Siyonist devlet Arap devletleri arasında bir tek Suriye’nin topraklarını işgal etti. Golan Tepeleri şu anda kısmen İsrail’in elinde. Suriye, uluslararası hukuka göre de kendisine ait olan bu toprakları kurtarabilmek için tek bir adım atmadı. Sadece Güney Lübnan’da ve Filistin’deki birtakım gruplara destek vererek İsrail ile hesaplaşıyor. Bu desteği küçümsüyor değiliz. Ancak hukuken sana ait olan toprakları almak için herhangi bir şey yapmıyorsun ve sonra Filistinlilerin kahramanlığı üzerinden kendisine bir şey inşa ediyorsun. Bu olacak şey değil.
İSRAİL’E KUZU, HALKINA ARSLAN
*Bu ne kadar daha halkları ikna edecek?
*Küçük ve dar ailesinin tüm devlete ve sisteme hakim olduğu bir yönetimden bahsediyoruz, Bu asla sürdürülebilir bir şey değil. Suriye’de insan hakları da apayrı bir konu. Hama dosyası halen kapanmış değil. Katiller serbest. Hapishaneler tutuklularla dolu. Şu anda 30 yıldır içeride olan binlerce insan var. Kürtlerin durumu hakeza aynı. Yani öyle anlaşılıyor ki zor kullanmadığınız zaman, sokağa çıkmadığınız zaman sizi dikkate almayan bir yönetim var. Sokağa çıktığınız zaman da size şiddet kullanan bir yönetim var.
*Suriye’de asıl sorun nedir?
*Suriye’de aslında bir siyaset sorunu var. Siyasi katılım kanalları kapalı. Bu kanalların açılması lazım. Bunlar olursa, insan hakları ihlalleri sıfırlanmaz ama azalır.
*Beşşar ne yapıyor?
*Babasından aldığı sistemi biraz makyaj yaparak devam ettirmek istiyor. Çok büyük toplumsal muhalefetler var. Bunların büyük kısmı bastırılmış, katledilmiş ve cezaevine gönderilmiş.Bütün bir halk itaate zorlanmış. Bu daha ne kadar devam edebilir ki? İsrail’e karşı kuzu kesilen yönetim, halkına karşı aslan kesiliyor.
SURİYE’DE YENİ HAMA’LAR OLABİLİR
*Neler olabilir bundan sonra peki?
*Halk sokaklara çıktı ve Beşar, Kaddafi gibi başlayıp onun gibi devam ediyor. Çok daha acımasız olaylara şahit olabiliriz. Yeni Hama’lar yaşanabilir. Çok kan dökülebilir.
*Türkiye neden sıkıntılı?
*Eğer çok daha ciddi kan dökülmeye başlanırsa Türkiye’ye, Ürdün’e ve Irak’a göçler başlayacak. Dolayısıyla komşu ülkeler sorunun direkt parçası olacak. Tunus’ta da öyle oldu, Libya’da da öyle oldu. Libya’dan İtalya’ya önemli bir göç oldu. Hatırlayın, İtalya bunlara 6 aylık oturma izni vereceğini açıkladığı zaman, Fransa buna şiddetle karşı çıktı ve göçe maruz kalacağını açıkladı. Halbuki bunlar dünyanın en zengin devletleri. Süper güç bunlar fakat 5-6 aylığına dahi olsa gelecek mültecilere tahammül edemiyorlar. Mülteciler için kaynaklarının en küçük bir kırıntısını dahi harcamak istemiyorlar. Üstelik Kaddafi Sarkozy’nin seçim kampanyasını kendilerinin finanse ettiğini söylemişti. Yani onların parasıyla iktidara gelen Sarkozy Libyalılara sahip çıkmıyor. İnfak kültürü zaten yok bunlarda. Kan akar ve şiddetin boyutu artarsa, komşu ülkelere yönelik çok ciddi bir mülteci akanı olacak. Türkiye bundan direkt etkilenecek.
*Muhaliflerin talepleri nedir?
*Beşar’a yönelik taleplerin hangisi haksız? Devlet başkanlığı görevini iki dönemden fazla devam etmemesi haksızlık mı? Suriye babanın çiftliği mi? Suriye, Suriyelilerin. Yönetim hakkı da onlara aittir.
*Ne yapılacak?
*Beşar Esad istifa etmelidir. Halkına karşı savaş açan bütün herkes istifa etmelidir. Eğer yapılanlar Beşar’dan habersiz yapılıyorsa, onun kontrolünde değilse Beşar hemen devreye girip orduyu halka ateş açmaktan uzaklaştırmalı. Dara, Banyas ve Hama’dan ordu uzaklaştırılmalı. Serbest basının ülkeye girişine izin verilmeli. Bu aynı zamanda halkının da güvenini kazanmasına fayda verecektir. Oradaki sis perdesinin kaldırılması gerekmektedir. Bunun için dış dünyanın oraya gitmesi gerekiyor. Bunlar birinci adımlar. İkinci adım ise halka siyasetin önünün açılmasına dair bir yol haritası ortaya konulmalı. Bunun için Türkiye de devreye girmeli. Suriyeli aydınlar çok partili seçim istiyor. Beşar da bu seçimlere girebilir. Kazanırsa devam etsin fakat bu da süreye tabi olsun. Bunu programa alması gerekiyor. Halkı da olaya katması gerekiyor. Yoksa şiddet büyümeye devam edecek.
SURİYE’DE HALK DA SİLAHLANABİLİR
*Şiddet artabilir mi?
*Elbette. Suriye 50 yıldır sıkıyönetimle idare edilen bir devlet. Halk tek bir tabancaya dahi sahip değil. Dolayısıyla bu şiddet tek taraflıdır. Devlet, halka karşı şiddet uygulamaktadır. Ama bu baskılar devam ederse, Ortadoğu’da silah bulmak zor değildir ve bu savaş karşılıklı olur. Bu elbette en başta Suriye halkı için çok kötü bir durum. Saddam ve Irak’ta da böyle oldu. Benzer şeyler şimdi Suriye’de de olabilir.
*Türkiye ne yapmalı?
*Türkiye bu noktada reformlara destek vermeli ve Suriye’yi bu noktada zorlamalıdır. Askeri operasyonların bitirilmesi için baskı yapması lazımdır. Buna paralel olarak siyasal reformların bir an önce yapılması için destek vermesi gerekmektedir.
*Zulme sessiz kalan Suriye’li alimleri nasıl yorumluyorsunuz?
*Ben doğrusu hürriyetleri olmayan insanların İslami açıdan sorumlulukları olmayacağını düşünüyorum. Bu alimlere de böyle bakmak istiyorum.
*Suriye örneğinden yola çıkarsak eğer Arap dünyasındaki devrimleri siz nasıl yorumluyorsunuz?
*Arap dünyasında korku sınırları aşıldı. İnsanların taşma sınırı var. Bu çok tabii bir şey. Bardak bir süre sonra doluyor. Kanaatimce Arap dünyasında yaşanan bu devrimleri şöyle bir faydası oldu. Bizim Türkiye’de Araplar hakkında; korkaktırlar, ihanet ederler, hiçbir şeyi beceremezler ve baskıya alışkındırlar, razıdırlar şeklinde bir imaj vardı. İşte bu yıkıldı. Hem de çok korkunç ve zalim rejimlere karşı çok kahramanca bir direniş oldu. Negatif milliyetçiliği ve ırkçılığı yerle bir eden direnişlerdir bunlar. Böyle bir hayrı oldu. Çok koyu bir baskı döneminden geçtiler ve hakikaten bardağın tam dolduğu andı orası.
ORTADOĞU’DA ARTIK HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAZ
*Bundan sonra ne olur?
*Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Bu çok içgüdüsel bir şey oldu. Bundan sonra hata yapsalar bile, değiştirebilme potansiyelini gördükleri için kısa sürede düzeltebilirler. Bundan sonra bunları yönetecekler de bu durumu bildikleri için daha dikkatli ve halkı dikkate alan bir tarza sahip olacaklar. Gücü konusunda en kani olduğum Mübarek bile 20 günde gitti. Seninle beraberdik biliyorsun Mısır El Ariş’te olanları. O Mübarek bile gitti. Bütün İslam coğrafyasının bu kadar ittifak ettiği Filistin konusunda bile ihanet edebilen ve ayakta kalan bir adamdı Mübarek. Bütün ümmetin ittifak ettiği tek konu olan Filistin’de bile ihanete göze alabilen bir adamdı Mübarek. İsrail’in yanında hayasızca durabilen bu adam da gitti. Biz beraber orada taşlandıktan bir sene sonra bu adam gitti. Düşünsem, rüyamda dahi gerçekleşmeyecek bir olaydı ve gerçekleşti. Direniş patladığı zaman ne baskı, ne tank, ne tüfek fayda etmiyor.kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı Yaparak Cevapla