• Reklam
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    AOG
    AOG çevrimdışı
    AOG adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-04-2009
    Mesajlar
    5,183
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5

    Bence herkesin okuması gereken bir yazı...

    ‘İkna Odaları’ndan ‘İkna Meclisi’ne
    ‘Otoriterlik’ sadece bir devlet veya rejim sorunu değildir. Otoriterlik, her şeyden önce veya her şey bir yana, bir zihniyet meselesidir. Öyle görünüyor ki, Türkiye’nin temel meselesi bu.
    Türkiye’de halihazırda iktidar olanlar, otoriter bir devlet ve rejim anlayışının mağduru idiler. Özgürlük talep ettiklerinde, ‘önce biat edin!’ deniliyordu. Önce ‘irticacı olmadığınızı kanıtlayın’, ‘önce yasalara uyun’, ‘önce başınızı açın, sonra konuşun’ deniliyordu. Üniversiteye girmeye hak kazanmış öğrenciler ‘ikna odaları’nda, mevcut anlayışa, mevcut yasalara biat etmeye ‘davet’ ediliyordu. Oysa sorun mevcut yasalarda, ‘irtica tehdidi’ adına kısıtlanan özgürlük anlayışında idi. Hâlâ, bu eşiği bile tam aşmış değiliz. Bu kafada olanlar güçlerini yitirdiler, ama çoğunun kafası değişmiş değil.

    Yeni bir ‘muktedirler dili’
    Diğer taraftan, eski dayatmaların mağduru olanlar, haklı olduklarını düşündükleri oranda direndiler, iktidar oldular. Ne hazin bir tecelli, şimdi onlar karşılarına çıkana, ‘önce biat et!’ diyorlar. Meclis’te yemin etmeyenlere, özellikle de, Meclis’i boykot edenlere karşı özetle söyledikleri budur. Bu, iktidar, hatta devlet ve rejim anlayışı değişiyor ama otoriter zihniyet değişmiyor demektir.
    Mevcut koşullar altında, ‘önce Meclis’e gelin, çözümü burada konuşalım’ teklifi, bir diyalog teklifi değil. Mantık, ‘ikna odası’ mantığı! Çünkü öncesinde ‘YSK’nın kararı demokrasiyi zorluyor’ denmemiş. Çünkü ‘jüritokrasi bir kez daha milletin iradesinin önünü kesiyor’ denmemiş. Çünkü ‘biz de bu yolardan geçtik, bu mantıktan çok çektik ama demokratik mücadele ile aştık, gelin birlikte bir kez daha aşalım’ denmemiş. Tam tersine, yeni bir ‘muktedirler dili’ kurulmuş, bu dilden konuşulmaya başlanmış, ‘önce yasalara uyun’ denmiş, ‘aday yapacak başkasını bulamadınız mı?’ denmiş, ‘siz de sağlam ayakkabı değilsiniz’ denmeye getirilmiş.

    ‘Uzlaşma’ başka, ‘biat’ başka
    Bunları söylemenin, böyle hizalanmanın, zamanında Refah Partisi ve Fazilet Partisi kapatılırken, Erdoğan mahkûm edilirken, AKP’ye karşı kapanma davası açıldığında, ‘onlar da şunu yapmasaydı, bunu söylemeseydi’ demekten, diyenlerden ne farkı var? Biz tüm bunlara neden karşı çıktık? Neden ‘haksızlıktır, zulümdür’ dedik? Ben kendi adıma, o zaman da, mevcut yasaları otoriter buluyordum, meşruiyetini kaybetmiş görüyordum, şimdi de. Sizler için ne değişti?
    Muhafazakârların özgürlük alanı, mevcut iktidar partisi, toplumsal meşruiyete dayanarak direndiği için, genişlemedi mi? ‘Sadece direnmedik, aynı zamanda uzlaştık’ diyebilirler. Doğrudur, demokrasi aynı zamanda müzakere ve uzlaşma zemininde hareket etmeyi gerektirir. Ama ‘uzlaşma’ başka, ‘biat etmek’ başkadır. Uzlaşmak; özgürlük alanını daraltmak değil, genişletmek adına karşılıklı taviz ve anlayış göstermek, bunun gereğini yapmaktır. Biat etmek ise, ya korkup tırsıldığı için ya da siyasal hesap uğruna doğru olduğuna inandığından vazgeçmektir.

    Otoriter siyaset anlayışı hep diri
    Şu anda, BDP öncülüğünde Bağımsız adaylara teklif edilen ‘uzlaşma’ değil, ‘biat’ etmektir. Biat, bir siyasal heyetin sadece ‘siyasal onuru’nu değil, ‘demokratik temsil’ kabiliyetini zedeler. O adaylar, Kürtler adına özgürlük taleplerini seslendirsinler diye seçildiler, ‘gel deyince gelsinler, git deyince gitsinler’ diye değil. Böyle davranırlarsa önce seçmenleri tepki gösterir, toplumsal meşruiyetleri zedelenir.
    Hal böyleyken, bırakın iktidar partisini, kendini bağımsız demokrat diye tanımlayanların bile, demokratik bir tepki türü olan ‘boykot’a bin bir kulp bulmaya çalışmaları hem siyasi körlük, hem de büyük haksızlık. Aslında, şaşmamak gerek, çünkü burası devirlerin değiştiği ama otoriter siyaset anlayışının diri kaldığı bir ülke. Sonuçta, ‘ikna oda’larından, ‘ikna meclisi’ne giden yol kısa oldu. Ama belli ki, demokrasi yolu çok uzun ve engebeli olacak


    Kaynak :
    Nutay Mert
    30/06/2011
    http://gundem.milliyet.com.tr/-ikna-...99/default.htm


    Buyrun, bu yazıyı yorumlarsanız sevinirim....
    Bu mesaj en son " 30.06.11 " tarihinde saat 10:57 itibariyle AOG tarafından düzenlenmiştir...
    Hümanist Demokrat Parti
    It's My Page....

    ‘insanlık onuru işkenceyi yenecek’

  2. #2
    AOG
    AOG çevrimdışı
    AOG adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-04-2009
    Mesajlar
    5,183
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5

    Göğsüm daralıyor yüreğim kabarıyor

    http://www.hurriyet.com.tr/_yazarlar/images/131b.jpg
    Vicdanları kanatan mahkeme kararlarını, “yasalara ve mahkemelere saygı” diye savunanları...
    Tutuklulara açıkça “suçlu” muamelesi yapanları...
    Daha düne kadar “yargı kararları” karşısında en öfkeli haykırışlarda bulunup, bugün “Yargı böyle takdir buyurmuş, ne yapalım” diyenleri...
    Haksızlığa uğrayanları, “Geçmişte siz de çok haksızlık yapmıştınız ama...” diyerek susturmaya çalışanları...
    Gördükçe...
    Göğsüm daralıyor, yüreğim kabarıyor.

    Yazının devamı için burayı tıklayın
    Hümanist Demokrat Parti
    It's My Page....

    ‘insanlık onuru işkenceyi yenecek’

  3. #3
    Srebrenica <s>hakdin</s> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-04-2005
    Mesajlar
    11,060
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    BDP gerçeği
    Seçim sonrası, en çok tartışacağımız konu yeni Anayasa ve Kürt meselesi olacak. Nitekim, şimdiden tartışmaya başladık. Ama gelin bu tartışmanın çerçevesini biraz açalım. Açalım, çünkü geldiğimiz noktada, Kürt meselesini yakından izleyen ve tanıyan kesimin, her zamandan daha fazla, meseleyi Türkiye kamuoyuna anlatmak ve tartışmayı buradan yürütmek gibi bir sorumluluğu var ve daha da fazla olacak.
    Zira, bir büyük ‘tanışma’ yaşanmadan gidilecek yol çok kısa olur. Diğer taraftan, bu büyük ‘tanışma’nın tüm yükünü Kürt siyasal hareketine yüklemenin anlamı yok. Çünkü, tanışmanın önündeki en büyük engellerden biri, şimdiye kadar kendini ‘iyi anlatma’ sorumluğunun hep ve sadece Kürt siyasal hareketine yüklenmeye çalışılması, onları ‘iyi anlama’ çabasının eksik kalması.

    Kendi gerçeğini anlaması zor
    Bir toplumun, devletinin, tüm imkânları ile bastırmaya, yok etmeye, yok saymaya çalıştığı bir siyasal hareketin kendi gerçeğini anlaması zor, hatta imkânsızdı. Siyasal sistemin, silahlı mücadeleye girişmiş bir hareketi, tüm imkânları ile ‘yok etme’ye kurgulanmış olması şaşılacak bir şey değildi. Ama sonuçta, bu ‘yok etme’ çabası, ‘terörle mücadele’ anlayışı ve dilinin, yine doğal olarak, neredeyse tüm toplumun ön kabulü olması sonucunu getirdi. Yok sayma ve yok etme yolunun, onarılması zor toplumsal maliyetleri bir yana, ‘çıkmaz sokak’ olduğu artık görülüyor.
    Geldiğimiz noktada, toplumsal ‘barış’ temelli bir çözüm yolu açılacaksa, bunun yükünü hep birlikte taşımak zorundayız. Dönüp dolaşıp faturanın tamamını yine Kürt siyasi hareketinin temsilcilerine çıkarmaya yeltenmek barış imkânını bir kez daha ıskalamaktan başka bir sonuç vermez. Tam da bu nedenle, BDP’den kendisini inkâr etmesini istemek, bu temsili, Türkiye’de geniş kamuoyuna ‘onaylatmanın’ yolu olarak görülmemeli.
    Kürt meselesini yakından izleyen bizlerin, geniş kamuoyunu, lafı dolandırmadan bu mesele ile tanıştırma sorumluluğu bu noktada önem kazanıyor. Bu gazetenin okurlarının çok tepki göstereceğinden eminim ama önemli olan, zaten konuyla tanışık olanların değil, bu gazetenin okurlarının bazı gerçekleri bilmesi.
    Bu tanışmanın başında, Kürt siyasal hareketinin, silahlı mücadeleyi de içermek üzere topyekün bir ‘başkaldırı’ hareketi olarak yola çıktığı ve varlığını tescil ettirdiği gerçeğidir. BDP’liler, Kürt siyasal hareketinin toplumsal tabanının nasıl bir ortak zemine dayalı olduğunu her fırsatta hatırlatıyorlar. Bu ortak zeminde, Kürt siyasal hareketinin silahlı unsuru PKK, milyonlarca insanın gözünde ‘direniş örgütü’, mücadelesi ‘özgürlük mücadelesi’dir. Yine milyonlarca insanın gözünde, Abdullah Öcalan özgürlük hareketinin ‘lider’idir. Bizler için ne kadar yadırgatıcı olursa olsun, vaka budur. Bir şeyi, yasal çerçevede mahkûm edebilir, yasaklayabilirsiniz, ama gönüllere yasak koyamazsınız.
    BDP’ye, demokratik zeminde güçlenmek adına, bu toplumsal tabana sırt çevirmeyi teklif etmek, siyasi temsil kabiliyetinden vazgeçmesini istemek anlamına gelir. Dahası, böyle bir tavrın imkânsızlığı bir yana, meseleyi demokratik zemine taşımak işlevi de olamaz. Kürt siyasal hareketinin ‘talimat’la hareket ettiği şeklindeki yanılgı, son derece politikleşmiş bir kitlenin siyasal ağırlığını hafife alıyor. Bu yanılgıdan siyasi çözüm çıkmaz. Kürt siyasal hareketinin önderleri, siyasetçileri, partileri güçlerini, kitlelerinin gönüllerini fethetme üzerinden kazanıyor. Onlara kitlelerini göz ardı etmeyi tavsiye etmek büyük körlükte ısrar olur.

    Sadece yasa değiştirmekle olmaz
    Yasal olan meşruiyetini yitirdiğinde, bu gediği barışçı yollarla kapatmanın yolu, meşru olanı yasal zemine çekmektir. Tabii, bu da sadece yasa değiştirmekle olmaz, yıllarca ‘terörle mücadele’ye kurgulanmış geniş kamuoyunun rızası, onun da gönlünün alınması ile olur. Bunun ilk adımı, Türkiye’de geniş kamuoyunun gerçekler ile tanışmasıdır. Bir büyük tanışmanın önemi ve anlamı buradadır.
    Kürt siyasal hareketine ilişkin gerçekleri kamuoyu ile paylaşmak, danışmak, barışmak yerine, BDP’ye, geniş kamuoyuna hoş görünmek adına, ‘gerçekler’ ile bağlarını koparmayı teklif etmek anlamsız ve faydasızdır. Teklifi çift taraflı yapmanın zamanı çoktan gelmiştir. Türkiye’de geniş kamuoyuna barışma teklifini tek başına BDP yapamaz, bunu yapmak hepimizin sorumluluğudur.

    Kürtler hedeflerinden vazgeçti
    Kürt siyasal hareketi, ‘bağımsız Kürdistan’ diye yola çıkmış bir isyan hareketi idi, bu uğurda çok bedel ödedi ve Türkiye’ye çok bedel ödetti. Kürt, Türk birçok insan doğru bildiği ve hepsi kendi onurlu duruşu adına olduğuna inandığı bir savaş sürecinde can verdi. Ancak, tüm bunlar düşmanlığı arttırmaktan başka sonuç vermedi. Bu süreç içinde Kürtler ‘bağımsız Kürdistan’ hedeflerinden vazgeçti, demokratik bir birliktelik kurmanın yolunu arıyor. Bu arayışa verilecek cevap, onurlarını ve onurları adına yürüttükleri mücadeleyi inkâr üzerinden kurulmamalı. Buradan barış çıkmaz. Diğer taraftan, Türkiye kamuoyu artık gerçekler ile tanışmalı, tanışmalı ki, barış eli uzatmanın Türkler adına ‘hezimet’ ve ‘onursuzluk’ olmadığı anlaşılsın, içlere sinsin. Her iki tarafın da içine sinmeyen hiçbir düzenleme ‘barış’ olmaz

    http://gundem.milliyet.com.tr/bdp-ge...23/default.htm

    Okuyunuz o zaman
    Faşist değilim.Lakin dün Van da PKK cenazelerinde Kürdistan diye nara atanlar.Bugün "İş makinelerini buraya gönderin,doktorları buraya gönderin,polis gelsin,mehmetçik bize yardım etsin.." diyenlere : İŞ MAKİNALARINI YAKTINIZ, DOKTORLARI ÖLDÜRDÜNÜZ,POLİSİ TAŞLADINIZ,MEHMETÇİĞİ ŞEHİT ETTİNİZ, EDENLERE YARDIM ETTİNİZ... Demekten kendimi alamıyorum..!

  4. #4
    ÇOK GENİŞ FİKİRLİYİMDİR. DETEKTİF adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2010
    Mesajlar
    6,659
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Bu hain itlerin ülkemizin bölünmesi için nasılda direneceğinin beyanatıdır.

    BU SİTEYİ HELE BİR YOKLAYIN BAKALIM BU HAİNLER NE DÜŞÜNÜYORLARMIŞ?.
    Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır. HZ. MUHAMMED (S.A.V.).

  5. #5
    ÇOK GENİŞ FİKİRLİYİMDİR. DETEKTİF adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2010
    Mesajlar
    6,659
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    AKP'nin hedefi seçimlerden önce de 330 miletvekilini alıp referanduma gidip anayasayı değistirmek için çırpındı ama olmadı ama gün doğdu gizli gizli bir kedi gibi sirada CHP'nin iki miletvekili var zaman kaybetmesin hemen dilekçe versin Çünkü Haberal ile Balbay'ın hayelleri yıkıldı ama AKP'nin daha anayasa hayelleri duruyor.Her geçen gün ülke uçuruma doğru gidiyor Allah'tan hayırlısını dileyelim diyorum.
    Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır. HZ. MUHAMMED (S.A.V.).

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Güzel bir yazı herkesin okumasını tavsiye ederim
    2008 Konuları bölümünde emrela tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 08.10.11, 19:38
  2. İLK YARDIM(Herkesin bilmesi gereken bilgiler)Günlük hayatımızda her an lazım olabilir
    2006 Konuları bölümünde Takezo Kensei tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 02.03.06, 17:44
  3. Herkesin okuması gereken bir kitap
    2005 Konuları bölümünde ermehmet tarafından açılmış
    Yanıt: 5
    Son Mesaj: 29.11.05, 12:11

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •