• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    ÇOK GENİŞ FİKİRLİYİMDİR. DETEKTİF adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2010
    Mesajlar
    6,659
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4

    "Kahpe Felek!" gibi bir ifadeyi kullanmak doğru mudur ?

    "Kahpe felek!" gibi bir ifadeyi kullanmak doğru mudur ?
    Yazar: Mehmet Paksu

    FELEK, her ne kadar “dünya, kader, talih, dehr, asr ve zaman” anlamına gelse de, öteden beri herkesin çattığı bir suç makinesi ve bir şikâyet kutusu olmuş. Kafası kızan feleği suçlar, canı sıkılan feleğe taş atar.

    İnanç noktasında feleğe çatmanın sakıncası ve insanın imanına zarar vermesi, feleğin kader ve dehr (zaman) anlamında kullanıldığı zamandır.

    “Dehre sövmeyiniz, çünkü Allah dehirdir” hadisi en çok bilinen hadislerden biridir. (Müsned, 2:259)

    Sahihi Buharî’de geçen bir hadis de aynı noktaya dikkatimizi çeker:
    “‘Vay şu dehrin mahrumiyet ve hüsranına’ diye sövmeyiniz. Çünkü Allah dehirdir.” (Buharî, Edeb 101)

    Aynı konuda Buharî’nin rivayet ettiği bir başka hadis de şu mealdedir:
    “Allah Teala buyuruyor ki: Âdemoğlu dehre söverek bana eziyet verir. Halbuki Ben dehrim. Her şey Benim elimdedir. Geceyi, gündüzü Ben idare ederim.” (Buharî, Tefsir 45)

    Görüldüğü gibi, bu konudaki bütün hadislerde “dehr” kavramı geçiyor.

    “Dehr” zaman manasına geldiği gibi, gece ile gündüzün art arda gelmesine de denir.

    Asr Suresi’nde Cenâbı Allah “asr”a yemin ediyor. Çünkü her şey zaman içerisinde meydana gelir. Zaman, Cenabı Hakkın bir memuru olarak öldürmek ve olgunlaştırmak görevini yapar. Zaman kötü olmaz, insanlar kötüleşir. Zira zaman içinde meydana gelen her şey Allah’ın iradesiyle gerçekleşir.

    İslam öncesi Cahiliye döneminde Arapların dehre sövmesini ve bu hadisin de bu kötü alışkanlık üzerine söylendiğini açıklayan Bedrüddin Aynî şöyle der:

    “İslam öncesi Cahiliye dönemi Araplarının bir kısmı gece ve gündüzün dönmesinden ibaret olan dehre söverlerdi. Çünkü bu insanlar Allah’a inanmaz ve bütün olayları zamana verirlerdi. Yani olayların meydana geldiği gece ve gündüze yüklerlerdi, her şeyin de zamanın emriyle olduğuna inanırlardı. Bunlara Dehriler denirdi.

    “İşte Hz. Peygamber’in (a.s.m.) bu hadisteki maksadı, sizden biriniz zamana sövmesin, çünkü zaman gerçek fail değildir, yapan Allah’tır. Bu musibetleri başınıza getirdiğine inandığınız zaman sövdüğünüzde, Allah’a sövmüş olursunuz. Çünkü musibetleri başınıza getiren zaman değil, Allah’tır. Cenab-ı Hakkın ‘Ben zamanım’ demesi ise, ‘Ben zamanın sahibiyim’ anlamındadır.”
    (Umdetü’lKari, 22:202)



    Gerçekten de o dönemde her kötülüğü zamana nispet eden bir grubun var olduğuna, “Bizi ancak zaman öldürür” (Câsiye, 45:24) şeklindeki sözlerini anlatan âyeti kerime işaret ediyor.

    Hattâ bu sebeple, zamana nisbeten bunlara “Dehriler” ismi verilmiştir. Bu fikir tarihte de inkârcı cereyanlar arasında “Dehrilik” olarak yer almıştır.
    Bunların İslamiyet’ten sonra da tesirleri görülmüştür. İşte bu hadisi şeriflerde, zamanı gerçek fail telâkki ederek sövmek yasaklanmıştır.

    Yeri gelmişken şu hususu da açıklamakta fayda vardır: Zaman zaman bazı eski âlimler de kitaplarında zamandan şikâyet etmiş, “feleğin kubbesine” taş atmışlardır. Çünkü bazı kötülükleri gidermeye güçleri yetmemiş, ümitsiz kalınca da zamandan ve felekten şikâyet etmişlerdir. Bunların bu şikâyetleri, zamanı gerçek fail kabul ettiklerinden değil, olayların arzu ve istekleri doğrultusunda yürümediğindendir.

    İşte mü’minlerin de felekten şikâyet etmeleri bu yüzdendir. Yoksa inançlarına göre zaman Cenab-ı Hakkın bir mahlûkudur. Bu işleri yapmaya güç yetiremezler. Allah’ı insanlara şikâyet etmeyip zamanı ve ortamı şikâyet ederler. Böylece zaman, haksız tenkitlere karşı, Cenab-ı Hakkın izzetine bir perde olmuş olur. Şikâyetler zamana takılır, kalır; Allah’ın kudretine yapılmaz.

    Özetle söylemek gerekirse; Ebu Hüreyre (r.a.) ve diğer râviler tarafından rivayet edilen bu husustaki hadisi şerifler sahihtir. Allah’ın zamanın yaratıcısı olduğuna işaret edilmektedir. Zamanın yaratıcı kabul edilmesi de yasaklanmaktadır. Âlimler de zamandan sadece şikâyet etmişlerdir. Çünkü Cenabı Hakkın yarattığı bir şeye, O’nun hikmetinin cereyan tarzına itiraz etmek, hadisi şerifin yasaklamasına girer.
    Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır. HZ. MUHAMMED (S.A.V.).

  2. #2
    ÇOK GENİŞ FİKİRLİYİMDİR. DETEKTİF adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2010
    Mesajlar
    6,659
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Allah Teala buyuruyor ki: "Ademoğlu dehre söverek bana eziyet verir. Halbuki ben dehrim (zamanın yaratanıyım). Her şey benim elimdedir. Geceyi, gündüzü ben idare ederim” (Buharî, Tefsir 45)

    Cahiliye devrinde Arapların, musibetlerin ve belaların gelmesini zamana izafe ettiklerini ifade eden Buhari Şarihi Bedrüddin Ayni şöyle der:

    “Cahiliyet devri Araplarının bir kısmı gece ve gündüzün devranından ibaret olan dehre söverlerdi. Çünkü bu kısım Allah'a inanmaz ve bütün hadiseleri zamana atfederlerdi; yani hadiselerin vuku bulduğu gece ve gündüze hamlederlerdi . Her şeyin zamanın emriyle olduğuna inanırlardı. İşte bunlar Dehriler olarak adlandırılırdı.”

    Şarih Ayni ifadelerine şu açıklamalarla devam eder:

    “İşte Hz. Resulullahın (a.s.m.) bu hadis-i şeriften maksadı, sizden biriniz zamana sövmesin, çünkü zaman gerçek fail değildir. Yapan Allah'tır. Bu musibetleri başınıza getirdiğine inandığınız zamana sövdüğünüzde, Allah'a sövmüş olursunuz. Çünkü musibetleri başınıza getiren zaman değil, Allah'tır. Cenab-ı Hakkın ‘Ben zamanım' demesi ise, ‘Ben zamanın sahibiyim' manasındadır.”(1)

    Gerçekten Cahiliye devrinde her kötülüğü zamana nispet eden bir grubun var olduğuna, onların “Bizi ancak zaman öldürür”(2) şeklindeki sözlerini nakleden ayet-i kerime işaret etmektedir. Bu fikir, tarihte inkarcı cereyanlar arasında “Dehrilik” olarak yer almıştır. Bunların İslamiyetten sonra da tesirleri görülmüştür. İşte bu hadis-i şeriflerde, zamanı gerçek fail telakki ederek sövmek yasaklanmaktadır.

    Bu vesile ile şu hususu izah etmekte de fayda vardır: Zaman zaman bazı eski alimler dahi kitaplarında zamandan şikayet etmiş, “feleğin kubbesine” taşlar atmışlardır. Çünkü bazı kötülükleri gidermeye güçleri yetmemiş, ümitsiz kalınca da zamandan ve felekten şikayet etmişlerdir. Bunların bu şikayetleri, zamanı gerçek fail kabul ettiklerinden değil, hadiselerin arzu ve istekleri istikametinde cereyan etmediğinden dolayıdır.

    İşte mü'minlerin de zaman zaman felekten şikayet etmeleri bu yüzdendir. Yoksa her müslüman zamanın, Cenab-ı Hakkın bir kanunu, bir mahluku olduğun bilir.
    Kaynaklar
    1.Umdetu'l-kari, 22:202.
    2 Câsiye Suresi, 24
    Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır. HZ. MUHAMMED (S.A.V.).

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •