Yasemin TECİMER - haberx.com

http://www.haberx.com/alperen_soleni...43,177%29.aspx

Hz. Muhammed’in (SAV) duası, Kaşgarlı Mahmut’un hülyası, Yusuf Has Hacip’in yaşamı, Yavuz Sultan Selim’in hayali, Mehmet Akif Ersoy’un Safahat’ı, Atatürk’ün de ufku sanki ete kemiğe bürünmüş bir şekilde, Türkçe Olimpiyatlarındaydı.

Anadolu erenleri, 130 ülkede 1300 okulla dünya insanına nasıl canla başla hizmet ettiğini, medeniyetler çatışması diyenlere rağmen, huzur adacıkları kurma işine devam eden ve şiddete, savaşa karşı dalga kıranlar oluşturan Anadolu ‘Alp+Eren’lerinin neler yapabildiği, 9 yıldır her sene artan güzellikleriyle, Türkçe Olimpiyatlarında bizlere gösteriliyordu.

Güzel bir rüya görürsünüz ve hiç ama hiç uyanmak istemezsiniz ya işte aynen öyle. Aynen öyle bir rüya gibi bu. Üstelik o rüyayı defaatle görmek istersiniz ya. İşte bu da aynı şekilde tekrar tekrar izlemek istediğimiz bir kültür şöleni. Dev bir proje.

‘Cematin show yapması’ dediler. Öyle bile olsa, yapanlara hakkını teslim etmek gerekir. Çünkü böylesi bir organizasyon ancak takdir edilmeli. Siz sonuca bakın ve ortaya çıkan olağanüstü lobi faaliyetine. Eğer olimpiyatları izlediğinizde yüreğiniz mukaddes bir hüzne gark olmuyorsa ve gözleriniz dolmuyorsa, inanın aynı değerlere sahip değilsiniz, bu coğrafyanın insanıyla. Bu topraklarda yaşayan her kim olursa olsun, bu şölenden etkilenmemesi mümkün değil.

Sünni de olsanız Alevi de. Kürt de olasınız Çerkez de. İster Kemalist olun, ister dini özellikleri öne çıkaran biri, hepimiz Anadolu’nun insanlarıyız. Çünkü Türkçe Olimpiyatlarında ortaya konulan sadece dil değil. Yani bu öylesi bir organizasyon ki, dil değil yürek ortaklığı bu. Bence bu denli yankı uyandırmasının kaynağı da bu olsa gerek.

Elbette, yabancı bir çocuktan kendi dilimde bir türkü dinlemek keyifli. Ama ben bundan ötesi ile ilgileniyorum. Bilmiyorum çocuklarla hiç sohbet etme imkânınız oldu mu? Ben onlarla sohbet edip misafir oldukları ülke hakkında ki yeterliliklerini de ölçümlerim her yıl. Asıl amacım foklorik görselliklerinin ardındaki bilinç düzeylerini ölçümlemektir benim…

Çıkan sonuç inanın akıllara zarar. Benim ülkemin gençlerinden daha çok bilgiye sahip bu çocuklar. Medyayı bir iletişim öğrencisinden daha güzel okuyorlar demeliyim. Mevcut eğitim sistemini, bir öğrenciden çok daha iyi biliyorlar. Benim ülkemin yeni değişen sınav sistemini bana anlatıyorlar, hem de tüm sistematiğiyle. Hak ve özgürlükler konularında bile evrensel değerlere uygun, aydınlatıcı cevaplar veriyorlar.

Haydi biraz da siyaset o zaman, en azından bundan anlamazlar diyorum. Gündemde ki süreci özetliyorlar bana. Ağzım bir karış açık dinliyorum söylediklerini. Bizde ki moda tabiri ile her bir çocukta ben karşımda bir “entelektüel” görüyorum ve sohbet ettiğim her çocuk, bana sorduğum her konuda dolu dolu cevaplar veriyor. Aslında adeta Türkiye’nin yükselen yıldızını resmediyor her bir konuştuğum çocuk.

Bir “Kazak” öğrenci salonu inletircesine ve temiz bir Türkçe ile “Bülbül” adlı şiiri okuyor. Ve o bunu okurken biz de gayri iradi merhum Mehmet Akif Ersoy’a Fatihalarımızı yolluyoruz usulce…

Bu organizasyondaki küçücük bir fiyasko ise, Ankara programlarını sunun beyefendi. Bence artık bu beyefendi, bu işi bırakmalı. Nedenlerini sıralarsam bitiremem ama en azından işin ruhuna uygun birileri yani sanat yönü olan birileri sunmalı bu programı. Çünkü bu uluslar arası etkinlik bir miting ya da bir cemaat toplantısı değil…

Sadece bu çocuklar üzerinden bile, bu 130 ülke ile aramızda köprüler kurulup, kapalı kapılar sonuna kadar açılabilir. Bu etkinlikler ile Anadolu insanın hem birbiriyle, hem de dünya insanları ile kucaklaşması da sağlanılabilir. Bunun en güzel örneğini de Sinan Çetin yaptığı o içten konuşması ile vermedi mi?

Fikir sahibine, yapana, yaptırana ve emek veren herkese yürekten kocaman bir teşekkür. En büyük teşekkür de Fethullah Gülen Beyefendiye… Anadolu Alp+Erenlerinin düşlerini gerçekleştirdiği için…

Sevgi ve kardeşlik adına; “Gelin tanış olalım / İşi kolay kılalım” değil mi?..