EL CEVAP;
اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانشَقَّ الْقَمَرُ
İkterebetis sâatu ven şakkal kamer(kameru).
Saat yaklaştı ve Kamer (Ay) yarıldı.
1. ikterebeti; Yakınlaştı
2. Es Saatu; Saat ( Kıyamet Vakti )
3. Ve İnşakka; Ve Yarıldı
4. El Kameru; Ay
وَإِن يَرَوْا آيَةً يُعْرِضُوا وَيَقُولُوا سِحْرٌ مُّسْتَمِرٌّ
Ve in yerev âyeten yu’ridû ve yekûlû sihrun mustemirr(mustemirrun).
Ve onlar, bir mucize görseler, yüz çevirirler. Ve bu “Sürekli bir sihirdir.” derler.
1. Ve İn Yerev; Ve Eğer Görseler
2. Ayeten ; Bir Ayet, Bir Mucize
3. Yu'ridu ; Yüz Çevirirler
4. Ve Yekülü ; Ve Derler
5. Sihrun ; Sihir, Büyü
6. Mustemirrun ; Sürekli, Devamlı
وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُوا أَهْوَاءهُمْ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ
Ve kezzebû vettebeû ehvâehum ve kullu emrin mustekırr(mustekırrun).
Ve yalanladılar ve de kendi hevalarına tâbî oldular. Ve bütün işler kararlaştırılmıştır.
1. Ve Kezzebü ; Ve Yalanladılar
2. Ve İttebeü ; Ve Tabi Oldular
3. Ehvae-hum ; Kendi Nefislerine ( Hevalarına )
4. Ve Kullu Emrin ; Ve Bütün İşler
5. Mustekırrun ; Kararlaştırılmış, Belirlenmiş 1.
Kamer suresi Kuran-ı Mucizil beyanın 54. Sure-i Celilesidir.
Arapça;" KAMER " Türkçe; " AY " Demektir.
ALLAH-U ZÜLCELAL HAZRETLERİ bu Sure-i Celile'nin adını 1. Ayet-i Celileden geçen " El-Kamer " Kelimesinden dolayı bu ismi vermiştir.
İnşikak'ın türediği Arapçadaki kök fiilinin kelime anlamı "yarmak, dişin eti; bitkinin, toprağı yarıp çıkması" gibi anlamlara gelmektedir. İnşikak ise "yarılmak, parçalanmak, bölünmek" manalarına gelir.
burada önemli olan bir konu ise Bu Sure-i Celilenin ilk 3 ayet-i Celileleri Peygamber Efendimiz ( Sallallahu Aleyhi Ve Sellem )'in mekkeli müşriklerin ondan ay'ı yarmasını istemişler oda bu mucizevi olayı aşağıdaki gibi şöyle gerçekleştirmiştir;
" Kureyş'in ileri gelenlerinden Ebû Cehil, Velid bin Muğire gibilerin de içinde bulunduğu bir grup müşrik, Peygamber Efendimize gelerek,
"Eğer sen, gerçekten söylediğin gibi Allah tarafından vazifelendirilmiş bir peygamber isen bize Ay'ı ikiye ayır. Öyle ki, yarısı Ebû Kubeys Dağı, diğer yansı Kuaykıan Dağı üzerinde görülsün" dediler.
Resûl-i Ekrem Efendimiz,
"Şayet bunu yaparsam, îmân eder misiniz" diye sordu.
Onlar;
"Evet, îmân ederiz" dediler.
Dâvâsında haklı ve doğru olduğunu göstermek için mu'cizeyi istemek Peygamberin vazifesidir. İstenilen mu'cizeyi yaratan ise Cenâb-ı Hak'tır.
Ay'ın bedir haliydi, yani en güzel göründüğü 14. gecesiydi.
Kâinatın Efendisi, Allah'ın emir ve iradesi dâiresinde hareket eden Ay'a şehâdet parmağıyla işâret etti. Bu işaret-i Nebevî kâfi geldi ve ay ikiye ayrıldı. Öyle ki yarısı müşriklerin istedikleri gibi Ebû Kubeys Dağı üzerinde, diğer yarısı ise Kuaykıan Dağı üstünde iki parça halinde göründü.
Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, orada bulunan halka,
"Şahid olunuz! Şahid olunuz!" diye seslendi.2.
Bu apaçık mucize karşısında da müşrikler, inat ve inkârlarından vazgeçmediler; üstelik, "Bu da " Ebû Kebşe " ( # NOT )'nin oğlunun bir sihridir." diyerek asılsız bir te'vilde bulunup kendi kendilerini aldatma ve teselli etme yoluna saptılar. Gözleri önünde cereyan eden hâdiseyi elbette inkâr edemezlerdi. İnkâr edemedikleri için de, çıkar yol olarak "sihirdir" demek zorunda kalıyorlardı 3.
NOT; " Ebu Keşe, Efendimiz ( Sallallahu Aleyhi Ve Sellem )'in süt annesi Halime-i Sa'diye'nin kocasının künyesiydi ve mekke müşrikleri, onu küçümsemek için bu tabiri kullanıyorlardı. "
Etraftan Gelenlerin Aynı Hâdiseyi Haber Vermeleri;
Sırf Resûl-i Ekrem Efendimizin davasına tasdik etmemek için bu apaçık mu'cizeye "sihirdir" diyen müşrikler, aralarında şöyle konuşmaktan da edemediler:
"Şayet Muhammed büyü yaptı ise, bu büyüsü bütün yeryüzünü kaplayamaz ya! Etraftan gelecek olan yolculara soralım, bakalım onlar da gördüklerimizi görmüşler mi?" 4.
Etraftan gelen yolculara sordular. Onlar da aynısını gördüklerini itiraf ettiler. Bütün bunlara rağmen, ruhen ve kalben tefessüh etmiş, şirkle gönüllerini kirletmiş müşrikler, "iman ederiz" va'dinde bulundukları halde inanmadılar, ebedî saâdetin kaynağına koşmadılar. Üstelik arkasından da şöyle dediler:
"Yetim-i Ebû Talib'in sihri semâya da tesir etti!" 5.
Siret Ansiklopedisi'nde Ay'ın yarılması mucizesiyle ilgili bütün hadislerin toplamından çıkarılan bir özet şu şekilde aktarılmaktadır;
Medine'ye hicretin beş yıl öncesinde, Kameri ayın 14. gününde bir akşam vaktiydi. Ve tam o zamanda yeni doğan ay birdenbire ikiye bölündü. Bir parçası karşıdaki tepenin bir tarafına, ikinci parçası da öteki tarafına gitti. Bu bir saniyelik bir hadiseydi. Sonra ayın iki parçası birleşiverdi. Hz. Peygamber (sav) o sırada Mina'da bulunuyordu. Hz. Peygamber (sav) orada hazır bulunanlara hitap ederek, "bakın ve şahit olun!" dedi. Kafirler, Hz. Muhammed (sav)'in kendilerini büyülediğini öne sürdüler, bu sebepten gözlerinin iyi görmediğini söylediler. Orada bulunan diğer kimseler, "Muhammed (sav) bizi büyüleyebilirdi, ama burada olmayanları değil. Biraz bekleyin, bu tarafa gelmekte olanlara soralım. Acaba onlar bu hadiseyi görmüşler midir?" Dışarıdan gelenler bu olaya şahit olduklarını kabul ettiler. 6.
Ay yarılması mucizesi başta Buhari ve Müslim olmak üzere Tirmizi, Ahmed b. Hanbel, Ebu Davud et-Tayalisi, Hakim en-Nisaburi, Beyhaki, Ebu Nuaym el İsfehani ve Kadı Iyaz gibi büyük hadis alimlerinin eserlerinde yer alır. 7.
Bu hadislerden bazıları şu şekildedir:
Abdullah ibn Mes'ud (ra) şöyle demiştir: Biz Mina'da Peygamber'in beraberinde iken Ay ikiye bölündü de, Peygamber (sav): "Şahit olunuz!" buyurdu. 8.
Buhari ve Müslim, İbn-i Mes'ud (ra)'dan şunu nakletmişlerdir:
"Resulullah (sav) zamanında Mekke'de Ay ikiye bölündü. Ve Allah Resulü şöyle buyurdu: "Bakın ve görün! 9.
DÜNYA DA O AN NEDEN HERKES GÖREMEDİ???
Ay Mucizesinin herkes tarafından görülmesi, Cenab-ı Hak tarafından dünyada murad edilen "imtihan sırrı"na ters düşecek ve ister istemez bütün insanların imana gelmesine yol açacak*tı. Bu yüzden Ay'ın iki parçaya ayrılma*sı, insanların uykuda veya evinde oldu*ğu bir zamanda ani ve kısa süreli olarak gerçekleşti. Ay'ın hergün farklı saatler*de dogması ve farklı menzillerde bulun*masının yanısıra, o asırda gökyüzünü sürekli inceleyen âlimler de yok denecek kadar azdı. Aynı zamanda bazı ül*keler sis ve bulut gibi engellerden, bazıları da saat farkından dolayı Ay'ı göremiyordu. Meselâ bu mucizenin gerçek*leştiği saatte İngiltere ve İspanya'da gü*neş yeni batıyor, Çin ve Japonya'da sa*bah oluyor, Amerika'da ise gündüz sa*atleri yaşanıyordu.
Ay'ın görülmesi için yeterli olan şartlar, Arap yarımada*sının dışında en iyi Hindistan'da ger*çekleşmiş ve Dhar şehri kralı Raja Bjoh ve raiyeti tarafından bütün teferruatıyla takîp edilmişti.
Chamai Nehri kıyı*sındaki sarayının balkonundan Ay'ın ikiye ayrıldığını gören kral, önce dünya*nın sonunun geldiğini zannederek bü*yük bir korkuya kapılmış, daha sonra da bunun Arabistan'da zuhur ettiğini duyduğu Peygamber'in bir mucizesi olabileceğini tahmin ederek vezirini Mekke'ye göndermişti. Raja'nın veziri Efendimizle (S.A.V.) görüşme şerefine erişmiş ve Şakk-ı Kamer O'nun muci*zesi olduğunu anlayarak İslâmiyeti seç*mişti.
Bugün bu bahtiyar hükümdarın to*runları olan Bjohzadeler, Hindistan'da*ki Dhar şehrinin hemen dışında ikâmet ediyorlar. 10.
Şakk'i Kamer Mucizesi, sadece Raja ve saraydakiler tarafından görülmemiş. Hindistan halkı tarafından da seyredilmişti. Mucizenin gerçekleştiği tarih, da*ha sonra bir başlangıç yılı olarak kabul edildi ve bazı eserler üzerine işlendi. 11.
İLİM GÖRÜYOR;
Ondört asır önceki astronomi ilmi*nin ve haberleşme imkânlarının yeter*sizliği sebebiyle tam olarak görüleme*yen veya görüldüğü halde haber olarak yaygınlaşanı ayan Şakk-ı Kamer Muci*zesi, 4 Mayıs 1967 yılında Florida'daki Cape Kennedy Uzay Üssü'nden fırlatı*lan Orbiter 4 uydusundan çekilen Ay fotoğraflarıyla ister istemez gündeme gelmiştir. Orbiter 4'ün bu çalışmasında, Ay'ın dünyamızdan görülmeyen arka yüzü resimlenmiş ve 3000 km. mesafe*den çekilen yakın plân fotoğraflarıyla. Ay yüzeyinin %95'lik bölümü incelene*bilmiştir. 67-1805 numara ile arşivlenen bu fotoğraflarda, daha önce küçük bölümler halinde çekilen Ay fotoğrafla*rında farkedilemeyen bazı hususlar gö*ze çarpmaktadır. Ay'ın arka yüzeyi, uzunluğu 240 genişliği de yer yer 8 ki*lometreyi bulan bir yarık tarafından boylu boyunca kuşatılmaktadır. 12.
Bu çatlağın merkezi, 65 derece güney ve 105 derece doğu olarak belirlenmiştir. Tabii sebeplerle meydana gelen çatlak*lar, dalgalı ve düzensiz bir çizgi oluştur*dukları halde, bu çatlak mükemmel bîr düz çizgi şeklindedir. Özel bir sebebe dayandığı intibaını uyandıran çatlaklar, Ay'a ilk defa ayak basan astronot Neil Armstrong'un da dikkatini çekmiş ve kendi ifadesiyle onu hayrete düşürmüş*tür. Size bu haberi aktardığımız "The Müslim Digest" adlı dergi, Mısırlı âlim*ler tarafından N. Armstrong'a Şakk-ı Kamer Mucizesinin anlatıldığını da ifa*de etmektedir.
ÜÇ ASIRLIK HARİTA;
Uzay çalışmalarını yürüten ülkeler, su âna kadar Ay'ın bu yüzünü çevrele*yen bir çatlaktan bahsetmemiştir. An*cak burada ilk defa ZAFER'in ortaya koyacağı bir delil, sanırız astronomi sa*hasında daha önceden ele alınmamış veya gözlerden saklanmıştır. Bu delil, İtalyan gök âlimi " Cassini " ( # NOT ) tarafından gü*nümüzden tam 311 sene önce çizilmiş olan bir Ay haritasıdır.
NOT; " Fransızca adı; Jean-Dominique Cassini olan, 8 Haziran 1625'te Perinaldo-Cenova Cumhuriyeti'nde doğan ve 14 Eylül 1712'de paris de ölen ölen Domenico Cassini, Satürn'ün A ve B halkaları arasındaki karanlık aralığı (Cassini bölümü) keşfetmiş ve gezegenin dört uydusunu belirlemişti." 13.
İşte Cassininin çizmiş olduğu " AY " fotoğrafı;
http://www.google.com.tr/imgres?imgu...:0&tx=68&ty=27
KAYNAK;
1. KURAN-I MUCİZİL BEYAN; KAMER SURESİ; 1,2,3. AYET-İ CELİLELER
2. MÜSLİM, SAHİH, CİLT; 8 SAYFA; 1032, TİRMİZİ, SÜNEN; CİLT; 5 SAYFA; 397, AHMED IBNİ HANBEL; MÜSNED; CİLT; 1 SAYFA; 447.
3. IBNİ KESİR, TEFSİR, CİLT; 4, SAYFA; 262
4. TİRMİZİ, A.G.E; CİLT; 5, SAYFA; 398, KAADI IYAZ, ŞİFA; CİLT; 1, SAYFA; 238, IBNİ KESİR; CİLT; 4 SAYFA; 262
5. KAADI İYAZ, A.G.E; CİLT; 1, SAYFA; 238
6. SİRET ANSİKLOPEDİSİ, HAZIRLAYAN: AFZALUR RAHMAN- LONDRA SİRET VAKFI BAŞKANI, SAYFA; 164
7. İLYAS ÇELEBİ, İTİKADİ AÇIDAN UZAK VE YAKIN GELECEKLE İLGİLİ HABERLER, KİTABEVİ, İSTANBUL, MAYIS 1996, SAYFA;161
8. SAHİH-İ- BUHARİ, MÜTERCİM: MEHMED SOSFUOĞLU, ÖTÜKEN YAYINLARI, İSTANBUL 1987, CİLT 8, SAYFA; 3619-3620
9. İMAM SUYUTİ; OLAĞANÜSTÜ YÖNLERİYLE PEYGAMBERİMİZ ( SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM ) EL-HASAİSÜ'L-KÜBRA, ÇEVİRİ: NAİM ERDOĞAN İZ YAYINCILIK, İSTANBUL, 2003, SAYFA; 313
10. THE MUSLİNİ DİGEST, VOL.34, NOS: 3-4, P.35.
11.ÖMER NASUHİ BİLMEN: MUVAZZAF-I İLM-1 KELAM, S.BASKI, İST-1959, 8.161İSMAİL TEKİN: INŞİKAKU'L-KAMER, ANK.1970, SAYFA;17.
12. THE MUSLİNİ DİGEST, VOL.34, NOS: 3-4, P.35.
13. http://www.turkcebilgi.com/cassini/ansiklopedi


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla




m.