• Reklam
1 sonuçtan 1 --- 1 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    21-02-2009
    Mesajlar
    131
    Karizma Gücü
    0

    İftiralara El Cevap; İslam'ın Cihad ( Savaş ) Metodu Nasıldır???

    EL CEVAP;

    Günümüzde Bazı Ateis yazar kimseler ve yandaşları islam'ın cihad dini odluğunu savaş dini olduğunu söyler

    zira bu Ayet-i Celiler şöyle olduğunu ifade ederler;

    216 - Savaş size farz kılındı, gerçi o size hoş gelmez. Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa ki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür. Allah bilir, siz bilmezsiniz. 1.

    29 - Kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde ne Allah'a, ne ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resulünün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini din edinmeyen kimselere alçalmış oldukları halde elden cizye verecekleri hale gelinceye kadar savaş yapın. 2.

    191 - Onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın. O fitne, öldürmeden daha şiddetlidir. Yalnız Mescid-i Haram yanında onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa, hemen onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir. 3.

    fakat Din-i Celil-i İslam'ın her konuda geneline değil de özüne baktığımız zaman gerçekten bizlere ne anlatmak istediğini anlarız... Rasulallah ( Sallallahu Aleyhi Ve Sellem )'in savaşlarda nasıl merhametli olduğunu ne gibi konularda haksızca esirler nasıl davrandğını anlatmak isteriz!!!

    1. KURAN-I MUCİZİL BEYAN'I KENDİ GÖRÜŞÜNE GÖRE TEFSİR ( MANA ) VEREN KAFİRDİR;

    Diyanetin hazırladığı (Kur’an-ı kerim ve Türkçe Anlamı) isimli tercümenin önsüzünde deniyor ki:

    (Kur’an-ı kerim, Türkçeye değil, hiçbir dile hakkıyla çevrilemez. Kur’an-ı kerimde muhtelif manalara gelen lafızlar vardır. Böyle bir lafzı tercüme etmek, çeşitli manalarını bire indirmek olur ki, verilen tek mananın murad-ı ilahi olduğu bilinemez.) 4.

    Peygamberler hariç, insanların en üstünü olmasına rağmen, Hazret-i Ebu Bekri Sıddık, (Kur’an-ı kerimi kendi reyimle, kendi görüşümle tefsire kalkarsam, beni hangi yer taşır, hangi gök gölgeler?) buyurmuştur. (ŞİR'A)

    Efendimiz ( Sallallahu Aleyhi Ve Sellem ) bı konu hakkında şöyle buyurmuşlardır;

    “Kim bilgisi olmadığı halde Kur’an’la ilgili söz söylerse / Kur’an’ı tefsir ederse, ateşteki / cehennemdeki yerine hazırlansın.” 5.

    2. İSLAM'IN YAYILMASI VE MÜŞRİKLERİN SAHABE-İ KİRAM KARŞI İSKENCELERE BAŞLAMASI;

    A. YASİR AİLESİ VE HAZRET-İ AMMAR ( RADİYALLAHU ANHÜMA )'NIN İŞKENCELERE UĞRAMASI;

    AİLESİ ŞEHİD OLDU;

    Yâsir âilesi işkence altında zalim müşrikler tarafından inletilirken, Resûl-i Ekrem Efendimiz üzerlerine çıkageldi. Yürekler parçalayıcı bu durum karşısında,

    "Sabredin, ey Yâsir âilesi! Sabredin, ey Yâsir âilesi! Sabredin, ey Yâsir âilesi! Sizin mükâfatınız Cennettir; sabredin, ey Yâsir âilesi!" diyerek sabır tavsiyesinde bulundu.
    İşkence altında kıvranan Yâsir,

    "Yâ Resûlallah," dedi, "bu iş daha ne zamana kadar böyle sürüp gidecek?"
    Resûl-i Kibriya Efendimiz, bu suale,

    "Allâhım! Yâsir âilesinden Rahmet ve Mağfiretini esirgeme" duâsıyla karşılık verdi.
    Bu hâdiseden bir müddet sonra Hazret-i Yâsir, dayanılmaz işkenceler altında izzetiyle ruhunu Rabbine teslim etti. Böylece Müslüman erkeklerden "ilk şehid" şerefi kendisinin oldu.

    Oldukça yaşlanmış, zaîf ve nahif bir kadın olan Yâsir'in âilesi Sümeyye de işkence etsin diye Ebû Cehil'e havâle edilmişti.

    Ebû Cehil, işkenceden işkenceye uğrattığı bu yaşlı, zaîf ve kimsesiz kadına küstahça ve âdice, "Sen güzelliğine âşık olduğun için, Muhammed'e îmân ettin!" diyordu.
    Bu âdice ithama, îmân âbidesi kesilmiş Hazret-i Sümeyye, bir müşrike söylenebilecek en ağır laflarla mukabele edince, Ebû Cehil hiddete geldi ve elindeki mızrağı saplayarak, şehid etti. Hazret-î Sümeyye de böylece, kadınlardan ilk şehid edilen kişi oldu.

    HAZRET-İ AMMAR ( RADİYALALHU ANHÜMA'YA ) YAPILAN İŞKENCELER;

    Demir bir gömlek giydiriliyor, güneşin yeryüzünü bütün sıcaklığıyla kavurduğu sırada dışarı çıkartılıyor ve demir gömlek içinde ilikleri eritiliyordu.

    Bu işkencelerden bir an olsun kurtulan Ammar, soluğu Nebiyy-i Ekremin yanında alıyor ve kendisinden bir teselli bekliyordu.

    "Azabın her türlüsünü tattık, yâ Resûlallah" diyerek halini arz ediyordu. Resûl-i Ekrem, yine sabır tavsiye ediyor ve şöyle duâ ediyordu:

    "Allah'ım, Ammar âilesinden hiçbir kimseye Cehennem azabını tattırma."

    Hz. Ammar'a revâ görülen işkence çeşitlerinden biri de ateşle dağlanması idi. Yine bir gün böyle bir işkence altında kıvranırken Peygamber Efendimiz rasgeldi. Mübârek elleriyle Ammar'ın başını sığayarak ateşe,

    "Ey ateş, İbrahim'e (a.s.) serin ve selâmet olduğun gibi, Ammar'a da öyle ol!" diye duâ etti. Sonra da Ammar'a şu haberi verdi:

    "Ey Ammâr! Sen (bu işkencelerle) ölmeyecek, uzun bir müddet yaşayacaksın. Senin ölümün azgın bir topluluğun eliyle olacaktır." 6.

    B. HAZRET-İ BİLAL ( RADİYALLAHU ANHÜMA ) YAPILAN İŞKENCELER;

    Bâzan 24 saat aç susuz bırakılıyor, bâzan boynuna ip takılarak Mekke'nin ücretle tutulan çocukları tarafından sokak sokak dolaştırılıyordu.

    İnandığı İslâm dâvasından her türlü eziyete rağmen zerre kadar tâviz vermeyen Hz. Bilâl'i, bu sefer efendisi Ümeyye b. Halef, kavurucu sıcaklar altında, sırtını, güneşin sıcaklığından ateş parçası hâline gelmiş kızgın taş ve kumlara sürttürüp yaktırır, ağzına güneşte kurumuş bir lokma et verdikten sonra, göğsüne kocaman bir kaya parçası koydurur ve şöyle derdi:

    "Andolsun ki, sen ölmedikçe yahut Muhammed'i ve onun dinini inkâr ve reddederek Lafa, Uzza'ya tapmadıkça, bu azabı üzerinden eksik etmeyeceğim!" 7.

    Bu sözleri duyan Ümeyye b. Halef, bütün bütün çileden çıkar, Hz. Bilâl'ın işkencesini, bayılıp kendinden geçinceye kadar artırırdı; sonra da çekip giderdi. Hz. Bilâl, nice zaman sonra kendine gelirdi.

    C. HAZRET-İ OSMAN ( RADİYALLLAHU ANHÜMA ) YAPILAN İŞKENCELER;

    Amcası Hakem b. Ebû'lÂs, kendisini bir urganla bir direğe bağlar ve döverek şöyle derdi:

    "Sen, atalarının dinini bırakır da sonradan çıkma bir dine özenirsin, öyle mi? Andolsun ki, tuttuğun bu dini bırakıp tekrar atalarının dinine dönmedikçe seni salıvermeyeceğim!"

    Metanet âbidesi Hz. Osman'ın cevabı şu olurdu: "Vallahi, ben hak ve hakikat dinini asla bırakmam!"

    O, günlerce bu cefa ve eziyetle karşı karşıya bırakıldı. Fakat zerre kadar îmanından tâviz vermedi. Onun bu metaneti ve büyüklüğü karşısında sonunda amcası küçüldü ve onu salıvermekten başka çâre bulamadı. 8.

    D. HAZRET-İ HALİD BİN SAİD ( RADİYALLAHU ANHÜMA ) 'YAPILAN İŞKENCELER;

    Oğlunun Müslüman olduğu haberini alan Kureyş'in zenginlerinden ve ileri gelenlerinden Ebû Uhayha Said, fazlasıyla hiddetlendi.

    Hz. Hâlid'in bir gün, Mekke'nin tenha bir yerinde namaz kılmakta olduğunu duydu. Diğer oğullarını gönderip onu yanına getirtti. Hiddetli hiddetli, "Sen," dedi, "Muhammed'in, kavmine muhalefet ettiğini, getirdiği itikadlarla kavminin ilâhlarını ve geçmiş atalarını kötülediğini görüp durduğun hâlde ona tâbi oldun, öyle mi?" Sonra, İslâmiyetten vazgeçmesi için bir sürü lâf etti.

    Bu sözlere fena hâlde kızan Ebû Uhayha, elindeki değnekle, kırılıncaya kadar onu dövdü.

    Dayağın kâr etmediğini gören zâlim baba, bu sefer, "Git!" dedi, "Senin iaşeni, rızkını keseceğim! İstediğin yere git!"

    Rızkını verenin Allah olduğunu bilen Hz. Hâlid, yine aldırmadı ve, "Ey babacığım!.." dedi, "Sen benim rızkımı kesersen, elbette Allah, bana geçineceğim şeyi verir!"

    Baba Uhayha, bu sefer onu alıp hapsettirdi. Ev halkına tehdidi ise şu oldu:

    "Eğer biriniz onunla konuşacak olursa, onu perişan ederim!" Hz. Hâlid, günlerce aç ve susuz bırakıldı. 9.


    E. HAZRET-İ HABBAB BİN ER ET ( RADİYALLAHU ANHÜMA )'YA YAPILAN İŞKENCELER;

    Kureyşli müşrikler, Müslüman olduğunu duyunca, onu da eziyet ve işkencelere tâbi tuttular. Ümmü Anmar, hiddetinden çıldıracak gibiydi. Onu bağlattı, ateşte kızdırttığı demirle başını dağlattı. Hz. Habbab, geçim vasıtası olan mesleğiyle şimdi işkenceye uğruyordu! Ama nafileydi! Onun gönlü îman ateşiyle çoktan tutuşmuştu.

    Merhametten mahrum müşrikler, bir gün Hz. Habbab'ın gözleri önünde kocaman bir ateş yaktılar. Onu ateşin üzerine yatırıp, ayaklarıyla göğsüne bastılar. Bir müddet öyle bıraktılar. 10.

    3. EFENDİMİZ ( SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM )'E MÜŞRİKLERİN YAPTIĞI İŞKENCELER;

    a. TAİF'TE TAŞLANMASI;

    Lat ve Uzza'ya tapmakta Mekkeli müşriklerle yarışıp duran Sakifliler, bu çirkin sözlerle de yetinmediler; beldelerinde misafir olarak bulunan Cihan Peygamberine, ayak takımını, sokak gençlerini ve köleleri kışkırtarak saldırttılar.

    Gözü dönmüş, kendini bilmez küstahlar, yolun iki tarafında sıralanarak Kâinatın Efendisini ve Hz. Zeyd'i taşa tuttular.

    Resûlullah'ın mübarek ayaklan kana bulandı. Öyle ki, isabet eden taşların açtığı yaraların acısı yürümeye engel olur hâle geldi. Resûl-i Ekrem, zaman zaman oturmak zorunda kaldı. Ama bu vicdansızlar, her seferinde onu zorla ayağa kaldırarak, yeniden yaralı ayaklarını taş yağmuruna tutuyorlardı. Ayak takımı, Peygamber Efendimizi ızdırap içinde bırakırken, taşlarıyla beraber kahkahalar da savuruyorlardı.

    Hz. Zeyd, hayatını hiçe sayarcasına vücudunu Resûl-i Kibriya'ya siper etmişti. Şirk ehlinin elinden çıkan taşların ona ulaşmasına mâni olmaya çalışıyordu. Ama nafile idi. O da kan revan içinde kaldı. 11.

    B. NAMAZ KILARKEN SALDIRI;

    O'na da hakaret, işkence ve her türlü kötülüğü yapmaktan çekinmediler. Geçeceği yollara dikenler döküyorlar, üzerine pis şeyler atıyorlar, kapısına kan ve pislik sürüyorlar, evinin önüne pislik atıyolardı. Bir defa Harem-i Şerifte namaz kılarken "Ukbe b. Ebî Muayt" saldırıp boğmak istemiş, Hz. Ebû Bekir kurtarmıştı. 12.

    C. DEVE ORGANINI ÜZERİNE NAMAZ KILARKEN ÜZERLERİNE ATMALARI;

    Başka bir zaman, Kâbe'nin yanında namaz kılarken, Ukbe b. Ebî Muayt Ebû Cehil'in teşvikiyle yeni kesilmiş bir devenin iç organlarını, secdeye vardığında üzerine atmış; kızı Fâtıma yetişip üzerindeki pislikleri temizledikten sonra, başını secdeden kaldırabilmişti. 13.

    3. HİCRET'İN MECBUREN FARZ OLMASI SAHABE-İ KİRAM'IN MECBUREN YURTLARINDAN EDİNMESİ VE HABEŞİŞTAN VE MEDİNE'YE HİCRET EDİLMESİ;

    41 - Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, biz dünyada mutlaka onları güzel bir yere yerleştiririz. Halbuki bilirlerse ahiretin mükafatı elbette daha büyüktür.

    42 - O Muhacirler, müşriklerin eziyetlerine sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir. 14.

    Ayet-i Celilelerde de açıkça belli oluyor ki mürşriklerin eziyetleri, baskıları, anarşileri o kadar dayanılmayacak hale gelmişti ki ALLAH-U ZÜLCELAL HAZRETLERİ hicreti o zaman farz kılmış ve mekkei müslüman olan muhacirlerin medineli müslüman olan ensar kardeşlerinin yanına zorunlu hicret etmişlerdir. ve Ashab-ı Kiram bu hicret esnasında mekke'de evlerini, barklarını, mallarını orada bırakmışlardır. zira bu insanların tek gayesi tek suçu;

    " LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDURRASULULLAH"

    ( ALLAH'TAN BAŞKA İLAH YOKTUR. HZ.MUHAMMED ( S.A.V ) ONUN KULU VE ELÇİSİDİR )

    4. PEYGAMBERİMİZİN ÖLDÜRÜLMEK İSTENMESİ;

    müşrikler darü'n-nedvede hicret olayının müslümanlar tarafından gerçekleştiğini gördükleri halde daha çok islamdan ve Efendimiz ( Sallallahu Aleyhi Ve Sellem )'den çekinmişler bunun için son bir karar almışlardır. o da Efendimiz ( Sallallahu Aleyhi Ve Sellem )'i öldürmek istemişlerdir. 15.

    5. HİCRETTEN SONRA KUREYŞLİ MÜŞRİKLER MEDİNE'DE DE MÜSLÜMANLAR'I RAHAT BIRAKMAMALARI;

    Peygamber Efendimizin hicretinden önceye rastlayan günlerde, Hazreç Kabilesinin reisi bulunan Abdullah b. Übeyy b. Selül için süslü bir taç hazırlanmıştı. Bir devlet reisi ihtişamıyla onu giymek üzere iken, hicret vuku bulmuştu. Bunun neticesinde kavmi olan Hazreçliler tamamen Müslüman olmuşlardı. Haliyle taç ve hil'at gibi şeyler unutulmuştu.

    Abdullah b. Übey, kavmine uyarak zahiren Müslüman olmuştu. Ama reislikten mahrum olmak acısıyla yan çizmiş ve bir münafıklar hizbi kurmuştu. Gizli gizli nifak ve fesada başlamıştı.

    Ayrıca, Mekke müşrikleri, Medine münafıklarını ve Yahudîlerini, hattâ Medine etrafındaki kabileleri devamlı surette tahrike çalışıyorlardı ve Mekke'de söndüremedikleri nuru akıllarınca Medine'de söndürmek için harekete hazırlanıyorlardı.

    6. ARTIK CİHAD ( SAVAŞ ) MECBURİ OLDU;

    kureyşli müşriklerle, medinede ki yahudiler ve münafık kimseler Din-i Celil-i İslam'ı yok etmek için hala sinsice Yüce ALLAH-U ZÜLCELAL HAZRETLERİ'nin kıymetli Rasulu ( Sallallahu Aleyhi Ve Sellem )'e ve müslümanlara saldırıları devam ediyordu. öncleikle onlara işkence yaptılar, işkelerinden sonra yurtlarından edinilerek mecburen mallarını, mülklerini mekke'de bırakarak mecburen hicret ettiler. ve haladır ki, hicretten sonra da sinsi oyunlarını devam ettirdiler. Artık medineli ensar ve muhacir müslümanlar Rasulallah ( Sallallahu Aleyhi Ve Sellem )'e gelerek artık onlarla savaşmak istedikleirni söylediler. oysa bu durum ilk başta kabul görmedi.

    zira savaş ilk başta izin verilmedği zamanda Sahabe-i Kiram'dan Hazret-i Sa'd Bin Muaz duası şöyleydi;

    "Allah'ım!.. Bilirsin ki, Senin uğrunda şu Kureyş kavmiyle mücâhede etmekten daha sevimli bir şey yoktur! O Kureyş ki, Resulünün peygamberliğini yalanladılar. Sonunda da memleketinden çıkmaya mecbur bıraktılar. Allah'ım!.. Öyle tahmin ediyorum ki, bizimle onlar arasındaki harbe müsaade edeceksin!" 16.

    Ve artık RABBİMİZ ZÜLCELAL HAZRETLERİ kendilerine zulüm yapmakta durmayan kureyşli müşrikler hakkında Cihad ( Savaş ) Ayet-i Celilesini şu Ayet-i Celilelerle nazil ediyordu;

    39 - Kendilerine savaş açılan kimselere (kâfirlere karşı koymak için) izin verildi. Çünkü onlar zulme uğradılar. Şüphesiz Allah onları zafere ulaştırmaya kadirdir.

    40 - Onlar "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden başka bir sebep olmaksızın haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah insanların bir kısmını bir kısmı ile defetmeseydi manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan mescidler elbette yıkılırdı. Şüphesiz Allah kendi (dini) ne yardım edene yardım edecektir. Şüphesiz Allah çok güçlüdür, çok izetlidir (her şeye galiptir). 17.

    71 - Ey iman edenler! Düşmana karşı her türlü savunma tedbirinizi alınız. Onlara karşı ya küçük birlikler halinde hareket ediniz veya topyekün seferber olunuz. 18.

    7. BEDİR SAVAŞI;

    A MÜŞRİKLERİN SAVAŞI BAŞLATMAK İSTEMELERİ;


    Son zamanlarda Ebû Süfyân'ın da ortaklığıyla oluşturulan bir kervan Suriye'den mallar getirecek ve bununla müslümanlara son ve kesin darbe indirilecekti. Bunu haber alan Resulullah (s.a.s.), durumu ashabıyla istişare etti. Bu kervanın Mekke'ye ulaşmasına engel olunması kararı alındı. Bu kararın uygulanması aşamasına gelindiğinde Ebu Süfyan durumdan haberdar oldu ve Damdam b. Amr el-Gifârî'yi Mekke'ye göndererek Kureyş'ten yardım istedi.

    Ebu Cehil bu fırsatı kaçırmak istemediğinden Kâbe'ye koştu. Müşrikleri müslümanlara karşı savaşa teşvik etti. Tellâllar çıkararak Mekke sokaklarında bağırttı. Eli silâh tutan herkes bu müşrik ve putperest orduya katıldı. Hatta Resulullah'ın müşrik olan amcası Ebu Leheb, kendisi gidemeyecek kadar hasta olduğu için yerine ücretle bir kiralık asker gönderdi.

    B. EFENDİMİZ ( SALLALLAHU ALYEHİ VE SELLEM )'İN HAZRET-İ ÖMER ( RADİYALLAHU ANHÜMA )'YI SON KEZ SAVAŞ OLMASıN DİYE ELÇİ OLARAK GÖNDERMESİ;

    Efendimiz ( Sallallahu Aleyhi Ve Sellem ) savaş çıkmasın kan dökülmesin diye kureyşli müşrikleri yollarından döndürmesi için son kez Hazreti Ömer ( Radiyallahu Anhüma )'yı onlara elçi olarak gönderdir ve Hazreti Ömer ( Radiyallahu Anhüma ) onlara şöyle der;

    " Geri Dönüp, Gidiniz, Sizden Başkasıyla Çarpışmak, Bana, Sizinle Çarpışmaktan Daha Yeğdir" Dedi.
    hakim bin hizam;

    " bu insaflı bir davranıştır, onu hemen kabul ediniz. " dedi.

    ebu cehil ( Aleyhi Lane ) savaşı başlatacak nedne olan son noktayı koyarak şöyle diyordu;

    " ALLAH, bize onlardan öç alma fırsatını verdikten sonra, öcümüzü almadıkça, andolsun ki, geri dönmeyeceğiz; onlara hadlerini bildireceğiz ki , bundan sonra ne bir gözcü çıkarilabilsin, ne de kervanımızın önüne geçilsin " dedi. 19.

    Ve böylece bedir gazvesi başlamış olmaktaydı.

    8.EFENDİMİZ ( SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM ) MÜSLÜMANLARA SAVAŞ HAKKINDA ADALETLİ OLUNMASI İÇİN NE DEMİŞTİR;

    Bu konuda Kuran-ı Mucizil Beyan'da Ayet-i Celileler şöyledir;

    8 - Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez. Çünkü Allah adalet yapanları sever.

    9 - Allah sizi, ancak sizinle din hakkında savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için yardım eden kimselere dost olmaktan men eder. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır. 20.

    Başka bir Ayet-i Celile de ise şöyledir;

    190 - Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez. 21.

    Bu konuyla ilgili Sevgili Efendimiz ( Sallallahu Aleyhi Ve Sellem ) savaş esnasında çatışmaya katılmayan, kadınların ve çocukların öldürülmemesini yasaklayan, ve aşırı gidilmemesi, zulüm ve işkence yapılmaması, gözleri oyarak ve kulak ve burun gibi uzuvları kesilerek müsle yapılamaması hakkında kesin emri vardır. 22.

    9. EFENDİMİZ ( SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM )'E BEDİR HARBİNDEN SONRA, SAVAŞ ESİRLERE NASIL DAVRANDI???

    A. BEDİR SAVAŞINDAKİ ESİRLERİN SERBEST BIRAKILMASI;

    Bedir savaşında Müslümanlar karşı taraftan 70 esir alırlar. Hz. Peygamber, bu esirlere nasıl muamele edileceği konusunda meşveret eder.
    -Esirlerin fidye karşılığı serbest bırakılması,
    -Hepsinin öldürülmesi,
    şeklinde iki görüş ortaya çıkar. Resulullah da fidyeye taraftardır. Esirlerin ekonomik durumlarıyla orantılı olarak fidye alınır ve serbest bırakılırlar. 23.

    B. BEDİR ESİRLERİNİNİN DİLİNDEN NASIL MUAMELE GÖRDÜKLERİ;

    Hazreti Musab Bin Umeyr ( Radiyallahu Anhüma )'nın esir kardeşi, ebu aziz der ki;

    " Beni bedirden medine'ye gitirdiklerinde ben ensardan bir aile içine düşmüştüm. onlar bana sabah, akşam yemek gitirdikleri zaman özlelikle ekmeği bana verirlerdi, kendileri sadece hurma yerlerdi. Çünkü Rasulallah ( Sallallahu Aleyhi Ve Sellem ) böyle tavsiye etmişti.
    onlardan bir ekmek kırığı düşmezdi ki, onu ikram olarak bana vermesin. Ben ise utanır onu, onlardan birine verirdim. o da, ona hiç dokunmadan ban geri verirdi. 24.

    esirlerden ebu'l-as bin rebi ve velid bin velid de kendilerine aynı şekild eyapıldıklarını söylemişlerdir.
    Hatta, Kureyşli mürşriklerden Yezid'in bildirdiğine göre; bedirden, medineye gelirlerken, esirler hayvanlara binmişler, müslümanlar ise yaay olarak yürümüşlerdir. 25.

    C. EFENDİMİZ ( SALLALLAHU ALYEHİ VE SELLEM )'İN ESİRLERİ NASIL DAVRANDI;

    Esirler arasında bulunan suheyl bin amr kureyşlilerin hatibi idi. kendisinin üst dudağı da yarıktı. Hazreti Ömer ( Radiyalllahu Anhüma ) " " Ya Rasulallah !!! bu adam kureyşlilerin hatibidir. bırak ben onun ön dişleirni çekyim de, dili dışarı sarksın, artık hiçbir yerde hiçbir zmaan senin yerine hutbe irad etmesin dedi.

    Efendimiz ( Sallallahu Aleyhi Ve Sellem );

    " Bırak onu! ben onun uzuvlarına böyle bir şey yaparak bir zara vermem, Eğer bunu yaparsam peygamber olmama rağmen ALLAH-U ZÜLCELAL HAZRETLERİ de baan bunu yapar 26.

    D. ESİRLERİ SERBEST BIRAKMASI;

    Medine'ye yeni getirilmiş olan savaş esirlerini görür. Ve onları esir alan birlikte bulunan arkadaşlarına sorar:

    "Bunları İslam'a çağırdınız mı?"

    "Hayır!" cevabını alınca durumu kesinleştirmek için bir kez de esirlere sorar:

    "Sizi İslam'a çağırdılar mı?"

    Onlardan da "Hayır!" cevabı gelince, emreder, esirler serbest bırakılır ve ülkelerine iade edilirler. 27.

    10. UHUD HARBİ NASIL OLMUŞTUR???

    A. MÜŞRİKLERİN SAVAŞA TALEP ETMELERİ;

    Bedir Savaşında yakınlarını kaybetmiş olanlar ve bunların da içinden Cübeyr b. Mut'im, Safvan b. Ümeyye, İkrime b. Ebû Cehil gibi Kureyş'in ileri gelenleri sayılabilecek kimseler, Ebû Süfyan'a şu teklifte bulundular:

    "Muhammed, büyüklerimizi öldürerek bizi perişan etti. Onlardan intikam alma zamanı artık gelmiştir. Kervandaki malların sermayesini sahiplerine verelim, kârıyla da Müslümanlara karşı harb hazırlığı yapalım! 28.

    B. TEKLİF'İN OY BİRLİĞİYLE KABUL EDİLMESİ;

    Mallar satılarak altına dönüştürüldü: Toplam 100 bin altın... Hisse sahiplerine sermayeleri olan 50 bin altın verildi. Kârıyla da sür'atle harb hazırlığına başlandı. 29.

    11. MÜŞRİKLERLE ANTLAŞMA YAPILMASI VE ANTLAŞMAYI BOZMALARI;

    A. HUDEYBİYE ANTLAŞMASI;

    Sulh Heyeti:
    Rıdvân Biatı, Ku*reyşlileri fazlasıyla korkutmuştu. Pey*gam*be*ri*mizin üzerle*rine yürüyeceği endişesine kapılarak, alelacele sulh teklifinde bulunmak gaye*siyle bir heyet gönderdiler. Heyette şu isimler vardı:
    Süheyl b. Amr (başkan), Huveytip b. Abdü’l-Uzzâ ve Mik*rez b. Hafs...
    Ku*reyş müşrikleri, üç kişilik bu heyete, “Gidin, Muhammed’le sulh antlaş*masında bulunun. Fakat bu yıl buradan dönüp gitmek şartıyla! Eğer bu şartı kabul etmezse anlaşmaya yanaşmayın!” direk*tifini vermişlerdi. 30.

    B. KUREYŞLİ MÜŞRİKLERLE YAPILAN MÜHASA MADDELERİ;

    Resûl-i Ekrem Efendimiz ile müşrik murahhas heyeti arasında ge*çen ko*nuşmalardan sonra, şu maddeler üzerinde anlaşmaya varıldı:

    1) Müslümanlarla müşrikler, huzur ve emniyet içinde yaşamalarını devam ettirmek için, birbirleriyle on yıl harp etmeyeceklerdir!

    2) Pey*gam*be*ri*miz ve sahabeler, bu yıl Mekke’ye girmeyip geri dönecekler, ancak gelecek yıl yanlarına yalnız yolcu silahı olan kılıç bulundurmak şartıyla gelip Kâbe’yi tavaf edecekler ve ancak Mekke’de üç gün kalacaklardır. Müş*rik*ler ise, o sırada şehri boşaltacaklardır!

    3) Medine’deki Müslümanlardan Mekke’ye iltica edenler Müslümanlara ia*de edilmeyecek, fakat Mekke’den Medine’ye velev Müs*lüman dahi olsalar ilti*ca edenler istendiği takdirde geri verileceklerdir.

    4) Arap kabilelerinden isteyen Hz. Peygamberle, isteyen de Ku*reyş’le bir*leşmekte serbest olacaklardır. 31.
    zira bu durum Kuran-ı Mucizil Beyan da Tevbe Sure-i Celilesinde açıkça belirtilmiştir;
    1 - Allah'dan ve Resulü'nden bir ültimatomdur bu, kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklere:

    2 - Bundan böyle yeryüzünde dört ay daha istediğiniz gibi gezip dolaşın. Şunu da bilin ki, Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz. Allah kâfirleri mutlaka perişan edecektir.

    3 - Ayrıca büyük hac günü Allah ve Rasulü tarafından insanlara bir ilandır ki, Allah da Resulü de müşriklerle yapılan antlaşmalara artık bağlı değildir. Eğer hemen tevbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Yok yine tevbeden yüz çevirirseniz biliniz ki, Allah'ı yıldıracak değilsiniz. Kâfirleri acı bir azap ile müjdele.

    4 - Ancak kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklerden size olan ahitlerinde hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiçbir kimseye yardımda bulunmamış olanlar bunun dışındadır. Siz de onlarla olan antlaşmanızın hükümlerine antlaşma süresinin sonuna kadar uyunuz. Muhakkak ki, Allah müttakileri sever. 32.

    C. KUREYŞLİ MÜŞRİKLERİN ANTLAŞMAYI BOZMALARI;

    1. BENİ BEKİR KUREYŞLİ MÜŞRİK KABİLESİNİN, HUZAALILI MÜSLÜMANLARA SALDIRMALARI;

    (Hicret’in 8. senesi Ramazan ayı, Cuma / Milâdî 630 Ocak)

    Bir gün, Benî Bekir kabilesinden biri, bir şiirle Hz. Re*sû*lul*lah’ı hiciv ve tah*kire yeltenir. Huzaalılardan bir genç buna tahammül edemez ve adamın başını yaralar. Durumu öğrenen Bekiroğulları, bunu, Huzaalılara saldırmak için bir sebep sayarlar.

    Ku*reyş müşriklerinden de bir yardım alan Benî Be*kirler, her şeyden habersiz, Vetir denilen suyun başında ikamet eden ve böyle bir saldırı*dan Hu*deybiye Sulh Antlaşması gereğince emin bulunan Hu*zaalıların üzerine ansızın saldırırlar; hazırlıklı bulunma*yan Huzaalıları, ta Mek*ke’nin içine kadar kovalarlar, Ha*rem’*de bile adamlarını öldürmekten çekinmezler. Netice*de, çar*pışma, Huzaalılardan yirmi üç kişinin öldürülmesiyle son bulur. 33.

    Çarpışmada müşrikler, Benî Bekirlere at, silah gibi yardımlarla kalmamış, ileri gelenlerinden birçoğu da bilfiil çarpışmaya katılmıştı. Fakat bunu Pey*gamber Efendimizden korkarak, gizli yapmışlardı.Ancak Huzaalılar, bun*ları tanımışlardı.Ku*reyş müşrikleri, bu hareketleriyle Hudeybiye Antlaşması’nı resmen ihlâl etmiş oluyorlardı; fakat bunun Pey*gam*be*ri*miz tarafından bilinmesinden son derece endişe duyuyor, hatta korkuyorlardı. 34.






    KAYNAK;

    1. KURAN-I MUCİZİL BEYAN; BAKARA SURESİ; 216. AYET-İ CELİLE

    2. KURAN-I MUCİZİL BEYAN; TEVBE SURESİ; 29. AYET-İ CELİLE

    3. KURAN-I MUCİZİL BEYAN; BAKARA SURESİ; 191. AYET-İ CELİLE

    4. PROF. DR. M.SAİT YAZICIOĞLU, DİYANET İŞLERİ BAŞKANI İKEN, 8 Ocak 1989 GÜN VE 01/924/008 SAYILI AÇIKLAMASI

    5. SAHİH-İ TİRMİZİ, TEFSİR, 1

    6. İBN-İ SA'D, TABAKAT, CİLT; 3, SAYFA; 248

    7. İBN-İ HİŞAM, SİRE, CİLT; 1, SAYFA; 340, İBN-İ SA'D, TABAKAT, CİLT; 3, SAYFA; 232.

    8. İBN-İ SA'D, TABAKAT, CİLT; 3, SAYFA; 55.

    9. İBN-İ SA'D, TABAKAT, CİLT; 4., SAYFA; 95.

    10. İBN-İ SA'D, TABAKAT, CİLT; 3 , SAYFA; 165.

    11. İBN-İ HİŞAM, SİRE, CİLT;2, SAYFA; 61-62, İBN-İ SA'D, TABAKAT, CİLT; 1, SAYFA; 212

    12. EL-BUHARİ,CİLT; 4, SAYFA;240, TECRİD TERCEMESİ 10/45-48 (Hadis No : 1544); İBNÜL ESİR, A.G.E.CİLT; 2, SAYFA;279

    13. EL-BUHARİ, CİLT; 1, SAUFA; 65, TECRİD TERCEMESİ,CİLT; 1, SAYFA; 161-164 (Hadis No: 177) ve 2/377-378 (Hadis No: 314)

    14. KURAN-I MUCİZİL BEYAN; NAHL SURESİ; 41-42. AYET-İ CELİLELER

    15. İBN-İ HİŞAM, SİRE, CİLT;2, SAYFA; 124-126, İBN-İ SA'D, TABAKAT, CİLT; 1, SAYFA; 227, TABERİ, TARİH, CİLT; 2, SAYFA; 242-243, SÜHEYLİ RAVDÜ'L-ÜNF, CİLT; 1, SAYFA; 290-291, İBN-İ SEYYİD, UYUNÜ'L-ESER, CİLT; 177-178, HALEBİ, INSANÜ'L-UYUN, CİLT; 2, SAYFA; 189-190

    16. TECRİD TERCEMESİ, CİLT; 10, SAYFA; 134

    17. KURAN-I MUCİZİL BEYAN; HACC SURESİ,39-40. AYET-İ CELİLELER

    18.KURAN-I MUCİZİL BEYAN; NİSA SURESİ, 71. AYET-İ CELİLELER

    19. VAKIDI,MEGAZİ, CİLT; 1 SAYFA; 61, MEHMET ASIM KÖKSAL, İSLAM TARİHİ, KÖKSAL YAYINCILIK, CİLT; 3, SAYFA; 317

    20. KURAN-I MUCİZİL BEYAN; MÜMTEHİNE SURESİ, 8-9. AYET-İ CELİLELER

    21. KURAN-I MUCİZİL BEYAN; BAKARA SURESİ, 190. AYET-İ CELİLE

    22. SAHİH-İ BUHARİ, CİHAD, SAYFA; 147-148, SAHİH-İ MÜSLİM, CİHAD, SAYFA; 3

    23. NEFESİ, CİLT; II, SAYFA; 111.

    24. İBN-İ İSHAK, İBN-İ HİŞAM, SİRE CİLT; 2, SAYFA; 299-300, TABERİ, TARİH, CİLT; 2, SYAFA; 287, EBU'L-FİDA, EL-BİDAYE VE'N- NİHAYE, CİLT; 3, SAYFA; 306-307

    25. VAKIDİ, MEGAZİ, CİLT; 1, SAYFA; 119, MEHMET ASIM KÖKSAL, İSLAM TARİHİ, KÖKSAL YAYINCILIK, CİLT; 3, SAYFA; 379-380

    26. MUS ABU'Z-ZÜBEYRF, NESEBİ KUREYŞ, SAYFA; 418, BELAZURİ, ENSABU'L-EŞRAF, CİLT; 1, SAYFA; 303

    27. MUHAMMED YUSUF KANDEHLEVİ, HAYATÜ'S-SAHABE CİLT; 3, SAYFA; 73

    28. İBN-İ HİŞAM, SİRE CİLT. 3, SAYFA; . 64; İBN-İ SA'D, TABAKAT, A.G.E., CİLT;. 2, SAYFA;. 37.

    29. İBN-İ HİŞAM, SİRE CİLT. 3, SAYFA; . 64; İBN-İ SA'D, TABAKAT, A.G.E., CİLT;. 2, SAYFA;. 37.

    30. İBN-İ HİŞAM, SİRE CİLT. 3, SAYFA; . 331; AHMED İBN HANBEL, A.G.E., CİLT; . 4, SAYFA; . 325.,

    31. İBN-İ SA'D, TABAKAT A.G.E., CİLT. 2, SAYFA;. 97, AHMED İBN HANBEL, A.G.E., CİLT; 4, SAYFA. 325; TABERİ, TARİH, CİLT;. 3, SAYFA;. 79.

    32. KURAN-I MUCİZİL BEYAN; TEVBE SURESİ, 1-4. AYET-İ CELİLELER

    33. HALEBİ,, İNSANÜ’L-UYÜN, CİLT; 3, SAYFA; 4.

    34. İBN-İ HİŞAM, SİRE CİLT. 4, SAYFA; . 32; İBN SEYYİD, UYÜNÜ’L-ESER, CİLT;. 2, SAYFA; 164.
    Bu mesaj en son " 18.07.11 " tarihinde saat 13:51 itibariyle hakgeldi tarafından düzenlenmiştir...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. İslami Cihad yetkilisi öldürüldü...
    2005 Konuları bölümünde zender tarafından açılmış
    Yanıt: 38
    Son Mesaj: 08.06.05, 01:00

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •