• Reklam
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    KADERSENİSEVMİYORSASENSEV dualshack adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-06-2007
    Mesajlar
    650
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5

    İş dünyası kriz söylemlerine tepki gösterdi

    ATO, TUSKON, MÜSİAD, İTHİB, İİB, TESK, gibi sivil toplum kuruluşlarının başkanları ile Zorlu, Boydak ve Sanko yönetim kurulu başkanları kriz ihtimalini değerlendirdi.
    Buğra Kardan-Ercan Baysal haberi
    Başta Yunanistan olmak üzere AB ülkelerindeki darboğazın Türkiye'ye de sıçrayacağı iddialarına iş dünyası tepki gösterdi.
    Türkiye'nin ekonomik göstergelerinin olumlu olduğuna işaret eden işadamları, olumlu havanın devamı için kriz söylentilerinden uzak durulmasını istedi: "Önemli başarılara imza atmış bir ülkede krizin konuşulması ekonominin tekerine taş koymak olur."
    Avrupa ülkelerinde yaşanan darboğazın Türkiye'yi olumsuz etkileyeceği iddialarına iş dünyası katılmıyor. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli'nin bu yöndeki endişelerine karşılık, iş dünyasının temsilcileri rahat. Duayen isimler, Batı'dan gelebilecek bir dalganın Türkiye'yi korkulacak kadar etkilemeyeceğini, ülkenin yeni bir 2008 krizi ile karşı karşıya kalmayacağını ifade ediyor. İş dünyası örgütleri ve işadamlarının konuya ilişkin değerlendirmeleri şöyle:
    Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Salih Bezci: Cari açık yüksek ancak hükümet tedbir alıyor. Kısa vadede çok büyük bir sorun görünmüyor. Kamu harcamaları disiplin içerisinde yürüyor. Dalgalı kur ekonomideki dalgalanmalara karşı güvenlik supabı görevi görüyor. Lüzumsuz harcamalardan kaçınılmalı ancak piyasayı da durduracak söylemlerden uzak durmalıyız. Çarkın dönmesi lazım. Avrupa'da yaşanan sıkıntıyı Ortadoğu başta olmak üzere Çin ve Hindistan gibi ülkelerle aşabiliriz.
    Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) Başkanı Rızanur Meral: Türkiye, 2008 gibi bir krizle karşı karşıya kalmaz. Bu anlamda bir paniğe ya da korkuya gerek yok. Ülkemiz yapısal ve ekonomik olarak güçlü. Dövizin artıyor olması Avrupa'dan gelebilecek bir krize daha hazırlıklı girmemize de imkan tanıyacaktır. Türk sanayicisi dış şoklara karşı süratle adapte olabiliyor. Atıl kapasitesini hemen devreye sokarak ithalatı geriletebilecek, üretimi artırabilecek gücü var. Bu zaman diliminde millete 'Tüketim yapmayın, harcamayın.' deniliyor. Ben tam aksini ifade ediyorum: Harcayın, ama yerli ürünlere, ülkemiz ürünlerine harcayın.
    Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Ömer Cihad Vardan: Türkiye'nin 2008'i yeniden yaşayabileceğine inanmıyorum. Makro ekonomik veriler gayet iyi. Risk bizden değil, ABD ve Avrupa ülkelerinden kaynaklanıyor. Büyük bir korkuya, paniğe de gerek yok. Ama tedbirli ve ihtiyatlı olmakta fayda var. Cari açığın arttığı bu dilimde temkinli olmalıyız. Avrupa piyasalarının kayıpları ülkemizi etkiler, fakat bu etki 2008'deki kadar olmaz.
    İstanbul Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle: Yüzde 11 büyüyen, enflasyonu tek haneye inmiş, dış ticareti düzelen bir ülke için krizin lafını kullanmak doğru değil. Krizin olduğu ülkeler ortada. Bu ülkelerin borçlarının milli gelirlerine oranına bakıldığında bu çok rahat görülür. Biz iş dünyası olarak önümüze bakıyoruz. Yatırımlarımız devam ediyor. Yatırımlara fren yaptırmak yanlış olur.
    İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB) Başkanı Zekeriya Mete: Birlik olarak ilgili bakanlıkların ihracatı artırmaları için almaları gereken tedbirleri anlatıyoruz. Umarız ilgililer gerekeni yapar. Cari açığı önleyecek olan ihracatçı ve sanayicidir. Krizi önleyecek olanlar da yine bu kişiler. Avrupa'dan gelebilecek kriz Türkiye'yi teğet geçecektir. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli'nin açıklamalarını da yerinde görüyorum. İnsanlarımızın bilinçsiz tüketimini görüp, giderlerin rutin bir hal alması adına uyarılarda bulunmuşlardır.
    Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Başkanı Bendevi Palandöken: Türkiye gibi önemli başarılara imza atmış bir ülkede kriz kelimesinin konuşulması ekonominin tekerine taş koymak olur. Türkiye başarılı bir ekonomik model uyguluyor. AB'deki krizle bizim işimiz yok. Bu tür haberler ekonomiyi olumsuz yönde etkiliyor. Cari açık haricindeki göstergeler iyi. Durup dururken kriz çıkacak sözleriyle piyasayı durgunlaştırmak yersiz.
    Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu: Yatırımlarımız devam ediyor. Kriz çığırtkanlığı yapanlar krizde. Bu tarz söylemlerin kimseye faydası olmaz. Türkiye mali yapısı güçlü bir ülke. Avrupa Birliği ülkeleri gibi kamu borcu çok yüksek olan bir ülke değil. Tedbirli olmakta fayda var ancak kriz çığırtkanlığı da yapmamak lazım. Biz işadamları olarak yatırımlarımıza devam ediyoruz. Tabii ki gereken tedbirleri de alacağız.
    Boydak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Boydak: Kriz kelimesini yasaklıyoruz. Umutsuzluğa kapılmamalıyız. Dünya 2008'de büyük bir krizle sarsıldı. Ülkemiz bu sarsıntıdan ufak da olsa etkilendi ama başarıyla çıktı. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, 'Kriz kelimesini çöpe attık.' dedi. Biz de iş dünyası olarak kendilerini destekliyor, bu kelimeyi yasaklıyoruz. Türkiye olarak borcumuz harcımız fazla değil, güçlü ve itibarlıyız. Yani 2008 krizi ile tekrar karşı karşıya kalmayız. Ali Babacan ve ekibine güveniyoruz.
    Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Konukoğlu: Bu fırtına değil, esen hafif bir rüzgâr
    ABD ve Avrupa kaynaklı dalga Türkiye'yi etkiler ama korkulacak kadar değil. Elbette uyarılara, kaygılara kulak tıkamak olmaz. Her zaman ve zeminde tedbirli olmakta yarar var. Ben, Türkiye'nin büyük bir bunalıma gireceği görüşünde değilim. Çünkü ülkemizin ekonomisi güzel, köklü. Dış şoklara karşı oldukça dayanıklı, Avrupa kaynaklı krizi 2008 kadar hissetmeyiz. Bu fırtına değil, esen hafif bir rüzgâr.kaynak
    oyun kumandası(dualshack)

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    02-02-2011
    Mesajlar
    2,811
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    2
    Teğet geçer...

  3. #3
    Genel izleyici. hakki_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-03-2009
    Mesajlar
    3,714
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    1.DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ
    1-Sanayi İnkılabı:
    19.yüzyılın sonlarına doğru Avrupa’nın ekonomik yapısında önemli değişiklikler meydana geldi. Coğrafi Keşiflerle başlayan sömürgecilik ve bilimleri buluşların tekniğine uygulanması sanayileşmeye neden oldu. İlk önce İngiltere’de başlayan makineleşme kısa zamanda diğer ülkelere de yayıldı.. İngiltere’den sonra Fransa, Hollanda, Alman devletleri ve Avusturya’da sanayileşme hızla gelişti.
    Sanayi devriminin sonucunda:
    Bol,ucuz ve kaliteli üretim sağlandı.
    HamMadde ve Pazar ihtiyacı ortaya çıktı
    Büyük sermaye birikimleri oldu,büyük şirketler kuruldu
    Sömürgecilik gelişti
    Kapitalizm, sosyalizm ve emperyalizm gibi akımlar doğdu
    Devletler arası rekabet arttı
    1.Dünya savaşına zemin hazırladı
    Endüstri Devrimi sonucunda Osmanlı İmparatorluğu ’nda küçük atölyeler ortadan kalkmış,işsizlik artmış,dış ticarette dengeler bozulmuştur. Osmanlı Devleti XIX.’ın ortalarından itibaren Avrupa mallarının istilasına uğramıştır.
    Osmanlı Devleti dışarıya hammadde satan ve dışarıdan mamul madde alan bir ülke haline gelmiştir. Bu gelişmeler devletin siyasi çöküşünü hızlandırmıştır
    2-Fransız İhtilali(1789)
    1)İhtilalin nedenleri:
    a)Krallık Rejiminin baskısı
    kralın emirleri Kanun hukumundeydi.Savaş ve barışa karar vermek kralın yetkisindeydi.Krallar adaletsiz bir sekilde vergi toparlarlar,halkın vicdan özgürlülüğünü kısıtlarlardı
    b)Halkın Çesitli Sınıflara ayrılması:
    Fransız toplumu eşitsizlik içinde yaşıyordu.Halk dört ayrı sınıftan meydana gelmişti.(Soylular ,rahipler,burjuvalar ve köylüler.)
    c)Fransız Aydınlarının Etkisi:
    Aydınlar fransız ihtilalinin fikir yapısını hazırladılar.Monteskiyö volter ve Jan Jak Ruso yazdıkları eserlaerde Fransa nın rejimini Eleştirdiler ve yeni çözüm yolları ileri sürdüler.
    d)İngiltere ve Amerika’nın etkisi:
    İngiltere 1215’te Magna Charta (büyük şart) ile demokrasi yoluna girmişti.1688 yılında da meşrutiyet krallık rejimi ortaya çıktı.Fransızlar, İngilizlerin hak ve özgürlüklerinin kendi ülkelerinde de olmasını istiyorlardı.XVIII.yüzyıl sonlarında America’daki 13 İngiliz kolonosinin Fransa’dan yardım görerek bağımsızlıkların elde etmeleri Fransızlar için bir örnek oluşturdu.
    e)mAli Zorluklar ve vergilerin ağırlıkları:
    Fransız ihtilali’nin en önemli nedeni maliyesinin bozulmasıdır.
    2)İhtilalin Sonuçları
    Mutlak monarşi yıkılarak,egemenliğin halktan kabul geldiği kabul edildiMilliyet,eşitlik,hürriyet adalet gibi demokrasi ilkeleri yayıldı Milliyetçilik fikrinin yayılması ile milli devletler kurulmaya başladıYeni çağ bitti,yakın çağ başladı
    İmparatorlukların yıkılması ile milli devletler kurulamaya başladıDağınık halde bulunan devletler siyasi birliklerini kurdular
    İnsan Hakları Bildirisi Fransızlar tarafından dünya çapında bir bildiriye dönüştü Fransız İhtilali’nin yaydığı fikirlere karşı İhlal savaşları (1792-1815)başladı.önce Fransa ile Avusturya ve Prusya arasında başlayan bu savaşlara İngiltere ve Rusya’da katıldı.Savaşlar Napolyon’un yenilgisi ile sonuçlandı.Viyana Kongresi ile Avrupa’nın siyasi durumu yeniden düzenlendi.
    Fransız İhtilali Osmanlı Devletinde iki türlü etkisi oldu
    a)Olumlu etkisi:
    Fransiz ihtilali Osmanlı ülkesinde vatandaş haklarının korunması,yargı güvencesi ve din ayrımı yapılmadan eşitlik gibi ilkelerin yayılmasına neden oldu.Osmanlı İmparatorluğu’nda demokrasi hareketleri başladı.
    b)Olmsuz etkisi:
    Fransız İhtilalin’in olumsuz etkisi milliyetçilik akımının ülkedeki Müslüman olmayan topluluklar arasında hızla yayılması oldu. XIX.yüzyılda milliyetçilik akımının etkisiyle ülkede isyanlar çıktı. Bu yüzyıl Osmanlı Devleti açısından “ayaklanmalar yüzyılı”olmuştur.
    FRANSIZ İHTİLALİ SONRASINDA AVRUPA
    Fransız İhtilali savşlarından sonunda bütün avrupa devletlerinin temsilcileri VİYANA KONGRESİ’nde biraraya geldiler.Osmanlı Devleti’nin katılmadığı bu kongre ile tarihte ilk defa Avrupa devlet temsilcilerinin tamamen katıldığı bir toplantı yapıldı.
    Bu kongrede Avrupa sınırları yeniden çizildi.Hükümdarların haklarını korumayı amaçlayan bu kongrede sınırlar belirlenirken “MİLLİYEÇİLİK”ilkesi dikkate alınmadı. Bu durum yeni çatışmalara neden oldu.
    AVAŞIN BAŞLAMASI
    19.yy’dan itibaren dünya devletleri ekonomik çıkar çatışmaları yüzünden sömürgecilik yarışına girmişlerdi.Bu,devletler arası gruplaşmayıortaya çıkardı.1882’de Almanya,Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve İtalya üçlü ittifak devletlerini olşturdular.
    1907’de ise İngiltere,Fransa ,Rusya birleşerek üçlü itilaf Dvletlerini oluşturdular.

    1.DÜNYA SAVAŞININ NEDENLERİ:
    1)Devletler arası ekonomik çıkar çatışmaları.(sömürgecilik yarışı)
    2)İngiltere’nin Rusları balkanlar üzerinde srebest bırakması ile Rusya’nın panislavizm propagandasına ağırlık vermesi.Bu durumun Avusturya-Macaristan İmparatorluğunu rahatsız etmesi.
    3)Fransa’nın 1871’de Almanya’ya kaptırdığı Alsas-Loren bölgesini geri almak istemesi.
    4)Fransız ihtilali’nin sonucu olan milliyetçilik akımının etkisi.
    5)Sırpların Avusturya-Macaristan sınırlarında yaşayan Sırp azınlıklarının yaşadığı toprakları ve Bosna-Hersek’i geri almak istemesi.
    6)Ortadoğu,Afrika ve Avrupa’da ki enerji havzalarının elegeçirilme mücadelesi,ele geçirilecek enerjinin silahlanma yarışında kullanılarak taraflar arasında dünyaya hakimiyet kavgasının verilmesi.
    7)Sırpların Avusturya-Macaristan veliahtını ödürmesi ile 1.DÜNYA SAVAŞI başladı.
    Her iki gruptada eklenen ve ayrılan devletler oldu.
    1.DÜNYA SAVAŞINA KATILAN DEVLETLER’İN AMAÇLARI:
    Almanya:Güçlü sanayisine yetecek kadar sömürgesi yoktu.
    İngiltereünya’nın en büyük sömürgeci devletiydi.Almanya’nın Askeri gücünü yok ederek sömürgelerini güvenlik Altına almak istiyordu.
    Fransa:Almanya’ya kaptırdığı Alsas-loren bölgesini geri almak istiyordu.
    Italya:Ulusal birliğini geç tamamladığı için sömürgecilik yapmak istiyordu.
    Rusya:Sıcak denizlere inmek istiyordu.
    Avusturya-Macaristan İmp.usya ve Sırbistan’ın oluşturduğu tehlikeyi yok ederek Balkanlar da etkinlik kazanmak istiyordu.
    Osmanlı Devletiaybettiği toprakları geri almak istiyordu.
    OSMANLI DEVLETİ’NİN 1.DÜNYA SAVAŞINA GİRME NEDENLERİ:
    1)19.ve 20.yy’da kaybettiği toprakları geri almakistemesi,ekonomik sıkıntıdan kurtulması
    2)Almanya’nın yanında savaşa katılarak bundan yarar sağlama düşüncesi
    3)İttihat ve terakki cemiyeti’nin yöneticilerinin Alman hayranı olması.Almanya’nın Osmanlı Devleti’ni kendi yanında savaşa sokması.
    CEPHELER
    1)KAFKAS(DOĞU ANADOLU)CEPHESİ:
    Rusya’nın saldırısı üzerine açıldı.Enver Paşa komutasındaki Türk ordusu yenilgiye uğradı.Erzurum,ErzincanTrabzonMuş,Bitlis ve Van Rusların eline geçti.Rusların kışkırttığı Ermeniler Osmanlılara karşı ayaklandılar. Osmanlı devleti Ermenileri göç ettirdi. Rusya’da 1917’de çıkan Bolşevik ihtilali Rusya’nın savaştan çekilmesine neden oldu. 3 Mart 1918 Brest-litowsk Antlaşması ile Rusya savaştan çekildi.
    2)KANAL(MISIR)CEPHESİ:
    Süveyş Kanalı’nı ele geçirerek İngiltere’nin sömürgeleriyle bağlantısını kesmek Mısır’ı geri almak ve Almanya’nın savaş yükünü hafifletmek amacı ile açıldı.İki tane Kanal Harekatı yapıldı ve osmanlı devleti başarılı olamadılar.İngilizler Sina’yı ele geçirdiler. Bu cephede Araplar Osmanlı Devleti’ne karşı İngiltere ile birlikte hareket etmişlerdir.
    3)IRAK CEPHESİ:
    İngilizler tarafından;Musul ve Kerkük petrollerini ele geçirmek Alman ve Osmanlı Devleti’nin Hindistan’a girmesini önlemek ve kara yolu ile kuzeye çıkarak Ruslarla birleşmek amacı ile açıldı.Türk birlikleri Küt’ül Amare’de başarılı oldular.Fakat daha sonra İngilizle rüstün duruma geldi.Bağdat’ı ele geçiren İngilizler Irak’ın kuzeyine kadar ilerlediler.
    4)ÇANAKKALE CEPHESİ:
    Çanakkale ve İstanbul boğazlarını denetim altına almak,Osmanlı Devleti’ni savaç dışı bırakmak ve Rusya’ya yardım gönderebilmek amacı ile İtilaf Devletleri tarafından açıldı.
    İtilaf Devletleri ummadıkları bir direniş ile kaşılaştılar. Boğazları deniz yolu ile geçemediler. Gelibolu yarımadasına Asker çıkardılar. M.kemal komutasındaki 57.Alay Anafartalar ve Conkbayırı’nda düşman ilerleyişini durdurdu. Türkler başarılı oldular.
    Savaşın sonuçları:
    Savaş en az iki yıl daha uzatıldıM.Kemal adını duyurdu.Kurtuluş Savaşı için moral oldu.Sömürgeler bağımsızlık elde etmek için ayaklandılar.Yaklaşık 500.000 insan ülmüştü
    1.DÜNYA SAVAŞININ SONUÇLARI:
    Savaş sonunda Osmanlı İmparatorluğu,Çarlık Rusya’sı,Avuturya-Macaristan İmparatorluğu ve Alman İmparatorluğu yıkıldı.Yerine milli devletler kuruldu.
    Çekoslovakya Polonya,Yugoslavya ve Macaristan bağımsız devletlerini kurdular.Devletlerde rejim değişiklikleri meydana geldi.(Rusya’da Sosyalizm, Almanya ve İtalya’da ise Faşizm..)Dünya barışını korumak amacı ile Milletler Cemiyeti (cemiyet-i akvam)kuruldu.Sömürgecilik anlayışı şekil değiştirerek Manda ve Himaye sistemi haline dönüştü.Savaştan en karlı çıkan devletler İngiltere ve Fransa oldu.
    ABD dünya politikasında etkisini arttırdı.Dünya Savaşı sonunda yenilen devletler ile yapılan ağır Antlaşmalar 2.Dünya Savaşına zemin hazırladı.Ekonomik refah geriledi. Işsizlik arttı. Sosyal bunalımlar ortaya çıktı. Çok sayıda insan öldü.

    Kaynak:http://www.diyadinnet.com/YararliBil...B1-%C3%B6ncesi


    Ne ilginc su an olanlari anlatiyor sanki.Dunu anlamadan bugunu ve yarinin neler getirebilecegini anlayamayiz.Kriz sadece bir teferuat.

  4. #4
    Genel izleyici. hakki_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-03-2009
    Mesajlar
    3,714
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    1929 Dünya Ekonomik Bunalımı
    Vikipedi, özgür ansiklopedi



    1929 Dünya Ekonomik Bunalımı, 1929'da başlayan (etkilerini ancak 1930 yılının sonlarında tam anlamıyla hissettiren) ve 1930'lu yıllar boyunca devam eden ekonomik buhrana verilen isimdir. Buhran, Kuzey Amerika ve Avrupa'yı merkez almasına rağmen, dünyanın geri kalanında da (özellikle de sanayileşmiş ülkelerde) yıkıcı etkiler yaratmıştır.
    Büyük Bunalım en çok sanayileşmiş şehirleri vurmuş, bu kentlerde bir işsizler ve evsizler ordusu yaratmıştır. Bunalımdan etkilenen birçok ülkede inşaat faaliyetleri durmuş; tarım ürünü fiyatlarındaki %40-60'lık düşüş, çiftçileri ve kırsal bölge nüfusunu kötü etkilemiştir.[1] Talebin beklenmedik düzeyde düşmesi nedeniyle madencilik alanı buhranın en fazla etkilendiği sektörlerden biri olmuştur. Büyük Bunalım farklı ülkelerde farklı tarihlerde sona ermiştir.
    1929 Bunalımı temelde Amerika’da borsanın çöküşüne ithaf edilse de; o yıllarda yeryüzündeki ekonomik koşullara, krizin büyüklüğü ve etkisine bakıldığında Büyük Dünya Bunalımı adını almayı hakettiği açıkça görülmektedir. Bunalım dünyada 50 milyon insanın işsiz kalmasına, yeryüzündeki toplam üretimin %42 oranında ve dünya ticaretinin de %65 oranında azalmasına neden olmuştur. 1929 yılına kadar dünyada oluşan diğer krizlere bakıldığında dünya ticaretinin en fazla %7 oranında düştüğü düşünülürse 1929 bunalımının ne derece etkili olduğu tahmin edilebilir.
    Dünyayı bu denli etkileyen büyük bunalımı sebep ve sonuçları ile anlayabilmek için öncelikle I. Dünya Savaşı sonrasında dünyada oluşan ekonomik ve sosyal koşulları göz önünde bulundurmak gerekir.
    I. Dünya Savaşı dolaylı ya da doğrudan tüm dünyayı etkilemekle beraber, savaş sonrasında oluşan dünya tablosundaki en önemli figürler gerek yaşadıkları değişimler gerek dünya ekonomisine etkilerinden dolayı Amerika, İngiltere ve Almanya oldu.
    Savaşa kadar dünyada hegemonik güç sayılan İngiltere, kanayan bir ülke durumuna geldi. Savaş sonrası Amerika’dan alınan borçla yeniden kurulan altın standardıyla değer kazanan pound, İngiliz ihracatının azalmasına sebep oldu. Daha az ihracat daha fazla altının dışa akımına bu da yeniden borçlanmaya neden oldu.
    O yıllarda Almanya ise Amerika’nın savaş sonrasında geri istediği tazminat sorunuyla karşı karşıyaydı. Ekonomisi durma noktasına gelen Almanya, tazminat sorununa çözüm olarak para basmayı denedi. Bu para Amerika tarafından kabul edilmediği gibi Almanya’da hiperenflasyona neden oldu. Daha sonra tazminat sorunu 1924 yılında Amerika’nın önerdiği Dawes Planı ile çözülmeye çalışıldı. Bu planda Amerika Almanya’ya yeniden yapılanması için kredi verecek; yapılanmasını tamamlayan Almanya daha sonra tazminatını ödeyecekti.

    Büyük Bunalım Öncesi Amerikan Ekonomisi [değiştir]
    Amerika ise 1924-29 yılları arasında bir stabilizasyon devresi geçirdi. Edindiği ihracat fazlası ile dünyanın net kreditörü konumuna geldi. Bu esnada ülkede otomobil, yapı, elektrikle çalışan makinalar gibi yeni endüstriler gelişmeye başladı. Yeni gelişen endüstrilere talebin fazla olması borsanın spekülatif olmasına sebep oluyordu. Öyle ki 1928 yılında, Amerika verdiği kredileri New York Borsası için geri çekmek durumunda kaldı.
    1920’lerde borsa dışındaki ekonomik göstergeler oldukça iyi durumdaydı. Üretim ve istihdam oranı yüksekti. Ücretler çok fazla yükselmiyordu ve fiyatlar istikrarlıydı. Birçok insan hala aşırı derecede fakirdi ancak halkın büyük çoğunluğu hiç olmadığı kadar rahat ve varlıklıydı. Ancak o yıllarda Amerikalılarda minimum fiziksel eforu sarfederek zengin olma isteği hakimdi. İnsanların bu ruh hallerinin ve spekülasyonun ne derece hakim olduğunun kanıtı, 1926 yılında Florida’da meydana gelen gayri menkul patlamasıydı. Bu olay klasik bir spekülatif balonun tüm özelliklerini kendi içinde barındırıyordu.
    Florida Gayrimenkul Spekülasyonu [değiştir]
    Olay şöyle gelişmişti: Floridalılar bölgede kış şartlarının kuzeydeki eyaletlere göre daha iyi olmasına, taşımacılık problemlerinin çözülmüş olmasına dayanarak Florida’daki gayrimenkullerin değer kazanacağını düşündüler. Eyalette Florida’nın bir tatil cennetine dönüşeceği inancı hakimdi. Bu durumda o gün aldıkları toprakların gelecekte birkaç kat değerleneceğini düşünenler hiç de az değildi. Halkın büyük çoğunluğu bu inançla gayrimenkule yatırım yaptı. Ancak 1928 yılının 18 Eylül’ünde hiç hesapta olmayan bir tropik kasırga 400 insanın ölümüne, binlerce evin hasar görmesine ve tonlarca deniz suyunun yatları parçalayıp sokaklara taşmasına neden oldu. Satın alınmış olan gayrimenkuller satılmaya çalışıldı ancak değerinin çok altına bile satılamadı. Bu durum bir spekülatif balonun patlayışıydı.
    Krizin Sebepleri [değiştir]

    Büyük kriz öncesindeki atmosfere bir göz attıktan sonra krizin sebepleri ve gelişimi üzerinde durmak gerekir. Dünyayı etkileyen pek çok olay üzerinde olduğu gibi bu olayın da sebepleri üzerinde çok sayıda araştırmalar ve değişik yorumlar yapıldı ancak bunların genelinde yer alan ortak birkaç sebebi şöyle sıralayabiliriz:
    Birincisi; Amerika’daki şirketlerin mali güçleriydi. 1870'li yıllarda Amerika’da irili ufaklı pek çok şirket varken I. Dünya Savaşı’nın getirdiği zorluklar karşısında küçük şirketler birleşmek zorunda kalmış ve savaş sonrasında tekeller oluşturmuşlardır. Öyle ki 1929 yılına gelindiğinde Amerikan ekonomisinin %50’si üzerinde söz sahibi olan holding sayısı 200 kadardı. Bu da tek bir holdingin bile iflasının ekonomiyi sarsmaya yeteceğini gösteriyordu.
    İkinci bir sebep de bankaların kötü yapılanmış olmasıydı. Bankaların sermaye esaslarını, rezerv ve kredi oranlarını belirleyen yasalar yoktu. Örneğin şirketlerin mali tablolarının güvenilirliğini sağlayan yasalar yoktu. Bu yüzden yatırımcı senedini aldığı firma hakkında yeterince bilgiye sahip olamıyordu. Yine ticari bankaları yatırım bankalarından ayıran yasalar da mevcut değildi.
    Üçüncü bir sebebin de, başkan Hoover yönetiminin ekonomi alanındaki tecrübesizliği olduğu söylenebilir. Bu düşüncenin savunucularına göre başkan Hoover yönetimi, 1920'lerde hüküm süren liberal ekonomi anlayışına göre ekonomiye devlet müdahalesi yapmamayı uygun görmüştü. Ancak 1929 krizine müdahale etmemenin toplumsal maliyeti çok büyük olmuştu. Daha sonraları başkan müdahaleye karar verdiğinde ise hem çok geç olmuştu hem de müdahale başarılı değildi. Örneğin devlet bütçesini dengelemek için devlet harcamalarını kısması ve vergileri arttırmasının işsizliğe sebep olduğunu ve bunun da insanların satın alma gücünün azalmasına ve fiyatların düşmesine neden olduğu savunuldu. Hükümetin tecrübesizliğinin bir diğer göstergesi de altın standardına bağlı kalmakta ısrar edişiydi. Hükümet altına bağlı olmayan para basmayı reddederek sıkı bir para politikası izledi ve piyasada para bulunmayınca ekonomik faaliyetler durdu, reel sektör küçüldü. Bu da daha fazla işsizlik, daha az gelir demekti.
    Vurgulanması gereken son sebep ise; başta da belirtildiği gibi Amerika’nın dünya üzerindeki net kreditör olmasıydı. Bunun yanında I. Dünya Savaşı sonrası Almanya ve İngiltere’den istediği tazminatların altın olarak ödenmesini talep ediyordu. Ancak yeryüzündeki altın stoğu yetersizdi ve varolan stoğu da zaten Amerika kontrol ediyordu. Bu sebeple de bahsedilen tazminatların ve kredilerin mal ve hizmet olarak ödenmesi denendi ancak bu da Amerika’nın kendi mal ve hizmet sektörünü vurdu. Son çare olarak gümrük duvarları koyma yoluna gidildi ancak bu da yalnızca dış ticareti küçülttü. Sonuçta Amerika hesapsızca vermiş olduğu kredileri geri alamadı.
    Krizin Patlak Verişi: Kara Perşembe [değiştir]

    New York Borsası 1928 yılının başından 29 yılı Ekim ayının başına kadar olan süreçte gittikçe yükseliyor ve yüksek fiyat/kazanç oranı getiriyordu. Ancak 3 Ekim 1929 tarihine gelindiğinde, yukarıda sayılan sebepler doğrultusunda borsanın ilerlemesi durmuş hatta birkaç büyük holdingin hisse senetleri düşmüştü. Bu düşüş 21 Ekim günü yabancı yatırımcıların kâğıtlarını ellerinden çıkarmalarıyla hızlandı ve “Kara Perşembe” olarak anılan 24 Ekim 1929 Perşembe günü borsa dibe vurdu. 1929 yılının fiyatlarıyla 4.2 milyar dolar yok oldu. 29 Ekim 1929 gününün fiyatlarına bakıldığında bir yıl öncesinin karının bile sıfırlandığı görülür. 21-29 Ekim 1929 tarihleri arasındaki fark Dow Jones sanayi ortalamasının 328’den 230’a düştüğünü gösterir. Bu süreçte 4.000 kadar banka batmış, binlerce insanın mal varlığı yok olmuştur.



    Bu insanlar açlığa sürüklendi ve sebze ve meyve yetiştirip satarak yaşamaya çalıştılar. Piyasadaki para bir anda yok olduğu için insanlar ihtiyaçlarını karşılamada takas yoluna giderek bir nevi değiş-tokuş ekonomisine geri döndüler. İnsanlar maddi varlıklarıyla beraber sosyal konumlarını ve ruh sağlıklarını da kaybettiler. Bunalımın etkileri II. Dünya Savaşı’na kadar yaklaşık 10 yıllık bir periyodda devam etti.
    Krizin sanayileşmiş ülkeler üzerindeki etkileri hemen hemen aynıydı. Toptan fiyat endekslerindeki düşüş (%40-60 arası), hammadde fiyatlarının dibe vurması (%50 civarı), menkul kıymet fiyatlarının ve borsanın gerilemesi (%30-40 civarında), dünya sanayi üretiminin düşmesi (%35-45 arası), işsiz sayısındaki artış (50 milyon kişi işsiz kaldı), ticaretin dibe vuruşu (%55-80) ve iflasların çoğalması oldu.
    Roosevelt ve "New Deal" [değiştir]

    Amerikan halkı bu büyük çöküşün faturasını Hoover yönetimine çıkardı. Bir sonraki seçimde Hoover’ın başkan seçilmeyeceği aşikardı. Onun yerine adını verdiği programla ekonomik sistemde köklü değişiklikler vaadeden Roosevelt seçildi. Roosevelt “ New Deal” ı 1930-37 yılları arasında uygulama fırsatı buldu. Başa geldiği 1933 yılı bunalımın etkilerinin en fazla hissedildiği yıllardan biriydi. Ekonomide karlılık çökmüştü. Büyük bir talep eksikliği yaşanıyordu çünkü insanların satın alma gücü çok düşmüştü. Roosevelt böyle bir dönemde hem sosyal hem ekonomik anlamda bir reform niteliği taşıyan programıyla ve büyük yetkilerle başa geçiyordu. Amerikan ekonomisi tarihinde ilk kez devlet müdahalesine maruz kalıyordu.
    Roosevelt işe bankacılık sektörüyle başladı. O sıralarda sektörde likidite düşük olduğundan altın ve döviz kuru bizzat başkanlık tarafından kontrol ediliyordu. İlk kez Merkez Bankası kuruldu. Mevduatlar devlet güvencesine alındı. Bankacılık sisteminin düzeltilebilmesi için 500 kadar yeni düzenleme yapıldı. Reel sektörde de karlılığın arttırılmasına karar verildi. Devlet kendi kontrolü altında olmak kaydıyla sanayicilerin yüksek fiyat uygulamalarına izin verdi ve yine bu amaca uygun olarak üretim sınırlandı. Talep sorunun çözmek için de, devlet yüksek sayılabilecek bir düzeyde minimum reel ücretleri belirledi. Çalışma saatleri azaltılarak işsizlik sorunu çözülmeye çalışıldı. Tarımda da bir takım yeni programlamalar yapıldı. Ancak bu programlar bazı yönlerden birbirleriyle çelişir durumdaydı. Devlet bir taraftan fiyatları yüksek tutmak için üretim kotası koyarken diğer taraftan da ne üretirlerse üretsinler belli yükseklikte bir fiyata bunları almayı vaad ediyordu. Bu da çiftçilerin daha fazla üretim yapmak istemelerine neden oluyordu. Roosevelt’in devlet harcamaları politikası ise bir denge politikasıydı. Devlet müdahalesine karşı olan sanayicileri küstürmemek için özel sektörün ilgilenmediği büyük yatırımlar gerektiren alanlarda harcama yapılıyordu. Bu sektörlerde açılan iş alanlarıyla da işsizliğin azaltılmasına ve talebin arttırılarak düşük talep sorununun çözülmesine çalışılıyordu.
    Genel anlamda “New Deal” programına bakıldığında çok da başarılı bir program olmadığı görüşü hakimdir.Devlet harcamalarının ekonomiyi canlandırmaya yetmediği,devletin ekonomideki payının da artmadığı ve yeni yatırımların yetersiz kaldığı bilinir.
    Bunalım Sonrasında Almanya [değiştir]

    Depresyonu yenerek tam istihdama ulaşan ilk sanayi ülkesi, Almanya'dır. Almanya, enflasyonsuz orijinal finansman yöntemleriyle iç piyasayı canlandırmayı başarmıştır. Ancak dünya pazarları Almanya' nın ihracatına açık değildi. Alman fabrikalarına sürüm alanları temin etmek ve hammadde bulmak gerekiyordu. Güney Amerika, Orta Avrupa, Balkanlar ve Türkiye serbest dövizle mal almakta ve satmakta güçlük çekiyorlardı. Almanya,direkt serbest döviz transferi olmaksızın malın malla mübadelesini gerçekleştirmek imkânını sağlayan bir counter-trading modelini benimsedi serbest döviz piyasalarında ihracat mallarına uygun fiyatla alıcı bulamayan memleketlerin müşterisi durumuna geçti. Tarım ekonomilerinin ihracat mallarını yüksek bedelle satın aldı ve onlara kendi sanayi ürünlerini sattı. Planlama ve benzeri yöntemlere başvuran ABD ile Fransa gibi demokrasiler ılımlı çözümlere yönelirken, Almanya'da işsizler nazi totalitarizminin çılgınlıklarına kapıldılar. Böylece bunalım, II. Dünya Savaşı'nın başlıca nedeni olacaktı.
    Türkiye'ye Etkileri [değiştir]

    Türkiye 1929 bunalımı karşısında,kalkınmasını sağlayabilmek için ihracat ve ithalatını artırmak zorundaydı, Türkiye Cumhuriyeti bunu sağlayabilmek için çeşitli politikalar izledi.
    Türkiye 1933'de dış ödemelerde uygulamasına başlanan kliring ve takas sistemini uyguladı. Bilindiği gibi, kliring sistemi malını alanın,malını alma ilkesine dayanır. Bu sistemde ithalat ihracata bağlandığından, ihracat teşvik edilmiş olur. Nitekim, Türk Hükümeti mümkün olduğu kadar bütün ülkelerle kliring ve takas anlaşması yapmaya çaba harcadı ve Türkiye ile ticaret ve ödeme anlaşması yapan ülkelerden, ithalata öncelik tanıdı. Ayrıca ihraç mallarının standardizasyonuna önem verilerek, ihracat bu yönden de teşvik edildi 10/06/1930 tarih ve 1705 sayılı Kanun ile Hükümete tedbir alma yetkisi verilerek, ihraç edilen fındık ve yumurtadan başlayarak, ihraç mallarında kalite konturulüne gidildi. Önceleri çeşitli merciler tarafından yürütülen bu iş 1934'te kurulan Türkofis'e devredildi. Ofise, kontrol ve teftiş görevi yanında piyasa araştırmaları yapma uluslar arası ticaret ve ödeme anlaşmalarını hazırlama görevi de verildi.
    Halen dünyada yaşanmış olan en büyük kriz 1929 Krizi’dir. Bu krizin dünyayı en az I. ve II. Dünya Savaşları kadar etkilediği de açıktır. Büyük bunalımın yol açtığı 1930’lar dünya tablosuna bakıldığında ekonomik krizlerin bazen insanlık tarihini etkileyecek boyutlara varabileceği rahatlıkla görülebilir. Bu yüzden ekonomik krizlere yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal hatta politik bir olgu olarak da bakılmalıdır.

    Kaynak:http://tr.wikipedia.org/wiki/1929_D%...l%C4%B1m%C4%B1

    tarih tekerrürden ibarettir.Cunku tarih birilerinin yaptiklariyla olusur.

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    02-02-2011
    Mesajlar
    2,811
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    2
    Krizler de savaşlar da bilinçli olarak başlatılmıştır.Arkasından,dünyaya yeni bir şekil verilmiştir.

    Son krizin de amacı budur.Ekonomik açıdan şekillenme başarıldı.Siyası düzenlemeler devam ediyor....Kuzey Afrika yanıyor.Irak,Suriye kaynıyor.Olan biten dünyadan saklanıyor.Ellerindeki müthiş medya gücüyle ve parasal olanaklarla dünyayı uyutmaya devam ediyorlar

    3. Dünya Savaşı çoktan başladı.Ortalık ateşe iyice verilmeden,kimse de ne olduğunun farkına varamıyacak bu gidişle.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. YÖK, tutuklamaya tepki gösterdi
    2005 Konuları bölümünde Prince Of Pain tarafından açılmış
    Yanıt: 6
    Son Mesaj: 17.10.05, 13:29

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •