• Reklam
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    20-09-2005
    Mesajlar
    101
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7

    Oruca başlama vakti ve Kur'an.....

    Çok şükür bu yılda Ramazan ayına kavuştuk. Rabbim yalnız bizlere değil, bizden öncekilere de oruç tutmayı farz kıldığını, Kur’an da şöyle anlatır.

    Bakara 183: Ey iman sahipleri! Oruç sizden öncekiler üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır. Bu sayede korunmanız umulmaktadır.

    Bu ayetten de anlaşılıyor ki oruç, bizlerin korunması maksadıyla emredilmiştir. Rahman yine bir ayetinde, orucun faydasını anlatmak içinde, şöyle söyler bizlere.

    ( Ve oruç tutmanız, eğer bilirseniz, sizin için daha hayırlıdır.)

    Allah bizler için faydası olan, oruç konusunda Kur’an da, çok detaylı bilgilerde vermektedir. Benim üzerinde durmak istediğim konu ise, bugün bizlerin oruca başlama vaktinin, Kur’an ın emrettiği vakit ile aynı olup olmadığı konusunda, konuşmak ve sizleri bu konu hakkında, düşünmeye davet etmek olacaktır.

    Her yıl dağıtılan imsakiyelerde, Diyanet İşleri Başkanlığının verdiği imsak ve namaz vakitleri yazılıdır. Sabah ezanı okunduğunda, artık oruca başlamamız gerektiği öğretilmiştir bizlere.

    Gerçekten bu bilgi doğrumudur. Allah ın rehberinde, oruca başlama vaktini izah ettiği örneğiyle, örtüşüyor mu bu bilgiler. Yine sabah ezanı günümüzde, Kur’an ın tarif ettiği vakitte mi okunuyor? İşte bir başka düşünmemiz gereken soru. Aslında konuyla da çok bağlantılı.

    Bizlerin Kur’an ile irtibatımız kesik olduğu için, ne söyleniyorsa yapmak zorunda kalıyoruz. Din adına Kur’an dan konuşmak isteyenlere de kızarak, senin eğitimin ne ki bu konuda konuşuyorsun, diyerek susturulduğundan, kimse düşüncesini dahi söyleyememektedir. Böyle olunca da, ne Allah ın rehberine müracaat ediyoruz, nede Rahmanın ayetleri üzerinde düşünüyoruz. Din adına düşünme ve iman işini birilerine bırakmışız ne yazık ki. Bizler ruhban sınıfı İslam da yok dememize rağmen, açıkça bir ruhban sınıfı yaratmışız kendimize. Ne söylenirse, hiç itiraz etmeden yapıyoruz, herhalde bu daha kolayımıza gelmiş ki, itirazsız uyguluyoruz. Tabi sonucuna da katlanacağımızı unutmayalım.

    Dün akşam ilk sahurumuza kalktık, Allah devamını da getirsin inşallah. Sabah ezan 04:15 gibi okundu, yani bizlere öğretildiği gibi, ezan okunmasıyla, artık oruç başlamıştı. Fakat işin ilginci, sabah namazına kalkanlar bilir, Ramazandan önceki birkaç gün öncesinde sabah ezanı, Ramazanın birinci gününde okunduğundan yaklaşık 35 dakika daha sonra okunuyordu. Yani sabah ezanı yaklaşık 35 dakika geri alındı. Ne oldu da birden bire, bir günde 35 dakika yaklaşık geriye geldi. Ramazan başlamadan evvel, geç mi sabah namazı kılıyorduk ta, Ramazan gelince daha geri gidildi. İşte düşünülmesi gereken sorular.

    Allah sabah namazının vaktini tarif ederken, oruca başlama vaktine benzer bir vaktin tarifini yapar. Buda fecir vaktidir. Yani gecenin gündüze yakın anı. Gecenin gündüze dönüş anıdır. Buradan da anlaşılıyor ki, Allahın sabah namazının vaktini tarif ettiği zaman ile oruca başlama vaktinin zamanı aynıdır, fakat günümüzde sabah ezanı o kadar erken okunuyor ki, Allahın oruca başlama vaktiyle uyuşmuyor.

    Sabah ezanının okunduğu saatte, lütfen başımızı pencereden çıkartıp dışarıya bakalım. Ezanın okunduğu zamandaki gecenin karanlığı ile yaklaşık 50–60 dakika sonrasında ki gecenin karanlığını karşılaştıralım. Daha sonrada Allahın bu konuda ki ayetini düşünelim. Bakalım Rabbim oruca ne zaman başlayın diyor, bizleri din adına yönetenler neler söylüyor, onu karşılaştıralım. Acaba aynı şeylerimi söylüyorlar, yoksa bu yaz gününün uzunluğunda, bir saate yakın, daha öncemi oruca başlatıyorlar, buna da sizler karar verin.

    Bakara 187:….. Tan yerinin beyaz ipliği siyah ipliğinden sizce seçilinceye kadar yiyin için; sonra da orucu gece oluncaya değin tamamlayın. …..

    Tan yerinin ilk ağarmaya başladığı, fecir vakti, yani gecenin gündüze yakın vaktinden itibaren ki esas sabah namazının kılınma vaktidir, beyaz iplikle siyah ipliğin ayırt edilme anından itibaren, yemeyi içmeyi kesin diyor Rabbim. Bu andan itibaren oruca başlayın diyor.

    Dikkat ediniz güneşin doğuşundan bahsetmiyor. Gecenin gündüzle buluşma anını tarif ediliyor. Gecenin konumunu açıklamak adına, bazı şeylerin fark edilecek duruma, geliş anının tarifini, örneğini veriyor Rabbim bizlere. Peki, bizler Allahın bu tarif ettiği zamanda mı başlıyoruz oruca, yoksa Rabbin tarif ettiği vakte yaklaşık bir saat mi var? Denemesi sizden. Allah o kadar basit ve anlaşılır veriyor ki örneğini, hala anlamayana, onu dinlemeyene sözüm olamaz.

    Bundan yüzlerce yıl önce yaşayanlar, eminim ki oruca günümüzden daha doğru bir zamanda başlıyorlardır. Şimdi teknoloji var deniyor, ama şimdide Kur’an dan o kadar uzak yaşıyoruz ki dinimizi, söyleyecek söz bulamıyorum.

    Şimdide yukarıdaki ayetin, sonundaki cümleye bakalım.

    Orucu gece oluncaya değin tamamlayın.

    Peki, bizler Allahın gece oluncaya değin, orucunuzu tamamlayın sözünden ne anlamışız? Oruca, günümüzde zifiri karanlıkta başladığımız gibi, gece tamamen karanlık olunca mı bitiriyoruz? Elbette hayır. Bu kısmı her ne hikmetse farklı anlamışız ve Allahın akşam namazını tarif ettiği vakte yakın, akşam ezanıyla orucumuzu bitiriyoruz.

    Amacım Kur’an a uymayan, uygulamada yapılan yanlışlığı, gündeme getirmek ve üzerinde sizleri düşünmeye davet etmektir . Ben Rabbin kitabından anladıklarımı aktardım. Sizlere düşen Allahın ayetleri ile bizlere öğretilenleri karşılaştırmak ve Kur’an ı rehber alıp, kendi imtihanımızı doğru yaşamak olmalıdır. Allah yanlışlarımı affetsin.

    Allah daha nice Ramazanlara kavuşmayı nasip etsin cümlemize inşallah. Dilerim Rabbimden cümlemizin oruçları, bedenimize ve ruhumuza şifalar verir. Orucun nimetlerinin farkına varamayanlarında, farkına varmalarını sağlar. Ve yine dilerim Rabbimden, aklını kullanıp, Kur’an ın rehberliğinde iman eden, kullarından oluruz.

    Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
    Dünyagündemi.net

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    18-07-2011
    Mesajlar
    111
    Karizma Gücü
    1
    Diyanet halan uyusun.

    Teşekkürler haluk bey.

  3. #3
    Genel izleyici. hakki_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-03-2009
    Mesajlar
    3,714
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Yuce Rabb'im dogru soyleyenlerden razi olsun.

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    02-02-2011
    Mesajlar
    2,811
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    2
    Hoca efendiler ne diyorsa onu yapalım biz neme lazım.Sizler onlardan daha iyi mi bileceksiniz?Maazallah orucumuz sakatlanır sonra.

    Din bu denli şekilci bir hale getirilirse,insanları da sürü halinde,her konuda rahatlıkla peşinizden sürükleyebilirsiniz.Milleti uyandırıp adamların tekerine çomak sokmayın...

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    18-07-2011
    Mesajlar
    111
    Karizma Gücü
    1
    Bu fikirlere aynen katılıyorum kardeşim. ALLAH'ın emri olmasa onada gitmeyecem ama Ne zaman cumaya gitsem, her seferinde cemaatten para dileniyorlar. Para dilenmeyi sanat haline getirmişler. Ne için..... bilmem nerde camii yapılacakmış onun için. Yahu sapa sağlam camiyi yıkıyorlar onun yerine yenisini yapıyorlar, yazık değil mi masrafa? Bu memleketin okula ihtiyacı var, hastaneye ihtiyacı var, sokaklarda kimsesiz dolaşan garibanlar var, yetimi var, hastası var, var.var.var... Halka hizmetin hakka hizmet olduğunu bilmiyorlarr. Bunların dini imanı para olmuş sahiden.

  6. #6
    Hadi canım sende! ala'turka adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-08-2010
    Mesajlar
    2,122
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    2
    İmsâk vaktinde güneşin irtifâ’ı (Ufkun altındaki yükseklik derecesi).
    Türkiye takviminin hazırladığı, İnternette de neşr olunan vakitlerde ve imsâkiyelerde, temkin zamanı ile namaz vakitlerine âid olan Güneşin Şer’î ufukdan, irtifâ’ zâviyeleri yani, ufukdan yükseklik açıları hiç değiştirilmemiş, namaz ve oruc vakitleri, doğru olarak bildirilmiştir. Dört mezhebde de imsâk vakti, (şer’î gece)nin sonunda başlar. Yani, (Fecr-i sâdık) denilen beyazlığın doğudaki ufk-ı zâhirî (Görünen ufuk) hattının bir noktasında görülmesi ile başlar. Oruc da, bu vakitte başlar. Yani, güneş ufk-ı zâhirî hattına 19 derece yaklaşınca başlar.

    İslâm astronomi mütehassısı Ahmed Ziyâ Bey (Rub’-ı dâire) kitâbında diyor ki, (Avrupalılar fecr-i sâdıkın başlaması olarak, ufuk üzerinde beyazlığın tamamen yayıldığı vakti hesâb ediyorlar. Bunun için, fecr hesâblarında, güneşin irtifâ’ını (-18) derece alıyorlar. Biz ise, ufuk üzerinde beyazlığın ilk görüldüğü vakti hesâb ediyoruz. Bunun için de şemsin (Güneşin) irtifâ’ının, (-19) derece olduğu vakti buluyoruz. Çünkü islâm âlimleri, imsâk vaktinin, beyazlığın ufk-ı zâhirî üzerinde yayıldığı vakit değil, BEYAZLIĞIN UFUK ÜZERİNDE İLK GÖRÜLDÜĞÜ VAKİT olduğunu bildirdiler.)

    Yani, İslâm âlimleri asırlardan beri, fecr (imsâk) vaktinde Güneşin irtifâ’ının, ufkun altında (-19) derece olduğunu anlamışlar, diğer rakkamların doğru olmadığını bildirmişlerdir. Fetvâ böyledir. Müctehid olmayanların bu fetvâyı değiştirmeye hakları yoktur. Fetvâya uymayan ibâdetler, sahîh olmaz. Müslümanların, din işlerinde, hıristiyanlara ve mezhebsizlere değil, İslâm âlimlerine uyması lâzımdır.

    Nitekim, 1958 senesinde, Diyanet İşleri Başkanlığınca neşr edilen namaz vakitlerinin yanlış olduğunu yazan bir gazetenin köşe yazarına verilen cevâbda aynen, “... İmsâk vaktine gelince; Yazınızda, ‘gerek İngilizler, gerek Amerikalılar, gerek Fransızlar bu vakti güneşin 18 derece ufkun altında bulunduğu zaman olarak kabul etmişlerdir’ diyorsunuz. Acaba Hıristiyan olan bu üç milletin imsâk vaktinde hangi ibâdetleri var ki imsâk vakti için böyle bir dereceyi esas olarak kabul etsinler. Böyle yapmış olsalar dahi, islâm hey’etşinâsları (İslâm astronomi mütehassısları) tarafından mezkûr vakit (imsâk vakti) islâmî kâidelere göre takdir edilmişken, bu hususta yabancılara uymak mecburiyeti nereden çıkıyor? İmsâk vakti mebde-i fecrin tulû ânıdır (yani doğu ufkunda beyazlığın bir nokta halinde görüldüğü zamandır). Hey’etşinâsân-ı sâbıkamız (evvelce gelen bütün İslâm astronomi mütehassıslarımız) bu ânın 19 derece inhitât-ı şemse tevâfuk eylediğini (ufkun altında 19 derece olduğunu) kabul etmişlerdir. Demek ki islâm hey'etşinâslarının (İslâm astronomi mütehassıslarının) imsâk vakti için kabul ettikleri derece 18 derece değil, 19 dur. Namaz vakitlerinin bu dereceye göre hesâblanması lâzımdır ve takvimimizdeki hesâblar buna göredir. ” diye bildirdikten sonra, “İmsak vaktinin formülünü bildiriyoruz. Hesâbı buna göre yapınız veya yaptırınız. Neticede takvimde yazılı vakit doğru olarak çıktığı görülecek ve boş yere zihinlerin bulandırıldığı anlaşılacaktır.” denildikten sonra, misâl olarak imsâk vakti hesâbı logaritmik ve trigonometrik formüllerle yapılarak, temkin müddeti kadar evvele alındıktan sonra bulunan imsâk vakti, bu mezkûr yazı ile gazete yazarına gönderilmiştir. Türkiye takviminde ve internetteki sitelerimizde yayımlanan imsâk vakitleri, aynen burada bildirildiği gibi, 19 derece kullanılarak ve temkin müddeti kadar evvele alınarak hesâblanmaktadır.

    Temkinsiz ve Güneşin ufkun altındaki yükseklik açısı (-18) derece alınarak hesâb edilen imsâk vakitleri yanlıştır.

    Hem Güneşin ufkun altındaki yüksekliği (-18) derece alınmakla ufka yaklaştırılarak ve hem de temkin müddeti tamamen kaldırılarak yapılan hesâblarda, imsâk vaktinde yaklaşık olarak (Türkiye gibi arz derecesi 36-42 derece arasında kalan yerlerde) 15-20 dakikaya varan farklar ortaya çıkmakta ve oruca gerçek imsâk vaktinden takrîben 15-20 dakika sonra başlanmakta ve tutulan oruclar fâsid olmaktadır.
    -dinimiz islam-
    Bir insanın akıllı olmasına birşey dediğimiz yok.
    Yeter ki; aklını başkalarına kabul ettirmeye çalışmasın.

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    18-07-2011
    Mesajlar
    111
    Karizma Gücü
    1
    ALLAH aşkına kolunda saat olmayan dağdaki bir çoban (-18) ya da (-19) nerden bilsin...Bakar gök yüzüne Siyah iplik beyaz iplikten ayrılıncaya kadar yer ve içer. Bu mevzu okadar da ilim geektirmez.

  8. #8
    Genel izleyici. hakki_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-03-2009
    Mesajlar
    3,714
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı cebelistan tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    ALLAH aşkına kolunda saat olmayan dağdaki bir çoban (-18) ya da (-19) nerden bilsin...Bakar gök yüzüne Siyah iplik beyaz iplikten ayrılıncaya kadar yer ve içer. Bu mevzu okadar da ilim geektirmez.
    Veyahut Dinin duzleltildigi ilk donemlerde Peygamberin ayetleri acikladigi ve Orucun farz oldugunu soylediginde bu bu donemlerde acilari bilen varmiydi?

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Ab Ülkelerİnde Alkole BaŞlama YaŞi 14'e DÜŞtÜ
    2005 Konuları bölümünde vuslatabeskala tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 23.12.05, 14:37

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •