• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
14 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    06-08-2011
    Mesajlar
    2
    Karizma Gücü
    0

    Kuranda çelişki yoktur 1

    Çelişki iddialarını ve cevaplarını araştırıyorum
    1. iddia
    1- Hesap gününde Allah’tan başkası şefaat edebilir mi?

    Edemez / Bakara-48: Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.

    Edebilir/ Meryem-87: Rahman’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.
    1.cevap
    ALLAH'IN IZNI DISINDA SEFAATCI OLMAYACAKTIR...YANI SEFAATCI VARDIR AMA ALLAH KIME IZIN VERIRSE, YOKTUR AMA SADECE ALLAH'IN IZIN VERDIKLERI HARIC...YANI ISTISNALAR HARIC SEFAATCI YOKTUR...BAZI AYETLER GENELI IFADE EDERKEN - YANI SEFAAT OLMAYACAK- BAZISI DA ISTISNALARA PARMAK BASAR - AMA ALLAH'IN IZNI ILE SEFAAT EDECEKLERE - AMAÇ: SEFAATLE KURTULUŞA KANMA, GUVENME ,SEN KENDI İYİLİĞİN İLE CENNETİ HAK ETMEYE CALIŞ , MESAJIDIR...!(islamüstündür)
    aynı iddiaya ikinci cevap
    http://www.sorularlaislamiyet.com/qn...abilir-mi.html

    kısa kesiyorum...
    hayırlı ramazanlar

  2. #2
    Karapapag adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-08-2007
    Mesajlar
    792
    Karizma Gücü
    5
    Biraz daha Kıvırın bu pek olmamış, Bunla ancak kendinizi kandırmaya devam edebilirsiniz.
    Savaşlara sebep olan tüm farklılıkların yokolması dileğiyle, En baştata dinlerin...

    İzinden ayrılmayacağız m.

  3. #3
    mehmetcik1979 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-04-2007
    Mesajlar
    3,256
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı akifnecip tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Çelişki iddialarını ve cevaplarını araştırıyorum
    1. iddia

    1.cevap

    aynı iddiaya ikinci cevap
    http://www.sorularlaislamiyet.com/qn...abilir-mi.html

    kısa kesiyorum...
    hayırlı ramazanlar




    Tevhidin hakikatini bilen kişi,şefaatin ne anlama geldiğinin de hakikatini bilir.
    Mevlana hazretlerinin kıssasında mana çocuğuna hazret diyor ki,
    - Evladım şu raftaki şişeyi bana ver. Çocuk bakar,
    - Rafta iki şişe var.Hangisini vereyim efendim der.Hazret,
    - Evlat rafta bir şişe var onu ver. Çocuk yine bakar,
    - Rafta iki şişe var efendim der. Hazret mananın hakikattinden habersiz olan çocuğa der ki,
    - Evladım o zaman birini kır da ötekini bana ver der. Çocuk şişeyi kırınca, rafta başka bir şişenin kalmadığını görür.

    Bu kıssada ne anlatılmak istendiğini anlamaya çalışalım.Manevi hakikatini anlayabilmek için kişinin gönül gözünün açık olması gereklidir.İlmihali bilmek ayrı şeydir,Allah'ı bilmek ayrı şeydir.Allah'ı bilmek bambaşka bir ilim sahibi olmayı gerektirir.Bunun ismine; ilmi sadır denilir.
    (İlmel yakin,Aynel yakin,Hakkel yakin) hepsini birlikte nefsimizde yaşamak suretiyle elde edilir.

    KURANI KERİMDE SADIR İLMİ İLE İLGİLİ AYETİ KERİMELER:

    Bakara 97

    Biz senin SADRINI açmadık mı? Ağırlığından dolayı belini büken yükünü senden alıp atmadık mı? Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi? Şunu iyi bil ki: Muhakkak zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Zorlukla beraber bir kolaylık vardır. İşlerinden boşaldığın vakit, tekrar çalış ve yorul, Rabbine rağbet et.
    İnşirah suresi
    De ki: Cebrail'e kim düşman ise şunu iyi bilsin ki, Allah'ın izniyle Kur'an'ı senin sadrına bir hidayet rehberi, önce gelen kitapları doğrulayıcı ve müminler için de müjdeci olarak o indirmiştir.

    Yusuf 6
    Böylece Rabbin seni seçecek ve sana düşlerin yorumundan bir parça öğretecek, sana ve Ya'kûb soyuna nimetini tamamlayacaktır nasıl ki daha önce ataların İbrâhim'e ve İshak'a da nimetini tamamlamıştı. Şüphesiz Rabbin, bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir."

    Yusuf 22
    Bulûğ çağına ulaşınca, ona hüküm ve ilim verdik. İşte güzel davrananları biz böyle mükâfatlandırırız.

    Tâhâ 25.26.27.28

    Rabbım sadrıma genişlik ver.İşimi bana kolaylaştır.Dilimin bağını çöz ki, sözümü anlasınlar.

    Kehf 65
    Derken, kullarımızdan bir kul buldular ki, ona katımızdan bir rahmet vermiştik ve ona katımızdan bir ilim öğretmiştik.

    Kehf 66
    Musa ona: Sana öğretilenden, bana da, bir bilgi öğretmen için sana tâbi olayım mı? Dedi.

    Kehf 67
    Dedi ki: Doğrusu sen benimle beraberliğe sabredemezsin.

    Kehf 68
    Kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredersin?

    Kehf 69

    Musa: “ İnşaallah, dedi, sen beni sabreder bulacaksın. Senin emrine de karşı gelmem.”

    Furkan 32
    İnkâr edenler: Kur'an ona topluca indirilmeli değil miydi? Dediler. Biz onu senin sadrına iyice yerleştirmek için böyle yaptık ve onu tane, tane okuduk.

    Şuara 193–194–195
    Onu Rûhu'l-emîn uyarıcılardan olasın diye, apaçık kureyşi lisan ile, senin sadrına indirmiştir.

    Ankebut 48–49

    Sen bundan önce ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, bâtıla uyanlar kuşku duyarlardı.
    Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin sadrında apaçık âyetlerdir. Âyetlerimizi, ancak zalimler bile bile inkâr eder.

    Duhan 2–3–4-5-6
    Apaçık Kitaba andolsun ki, Biz onu mübârek bir gecede indirdik. Çünkü biz, uyarıcıyız. Her hikmetli emir, o gecede ayırd edilir; Katımızdan verilen her emir. Çünkü biz elçi göndericiyiz. Senin Rabbinin acıması gereği olarak. Doğrusu O, işitendir, bilendir..


    Allah'ı bilmeyen, sadece ilmel yakin ilimden başka bir ilim kabul etmeyen(okuyarak elde edilen ilimle bilen) kişilere ne söylerseniz söyleyin o yine kendi bildiği ilimden başkasını kabul etmeyecek,bilemiyecek,tanımayacaktır.
    "LA İLAHE İLLALLAH"

    ALLAH BU SIRRIN ANLAMINI YAŞAMAYI CÜMLEMİZE NASİB ETSİN

  4. #4
    gdsnsnsnsnsns adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-06-2011
    Mesajlar
    1,843
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    1
    Edemez / Bakara-48: Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.

    inkar edenlere hitaben söylenmiş olsa gerek.

    Edebilir/ Meryem-87: Rahman’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.

    inananlar için söylenmiş.

    bu iki ayet için başka açıklası olan varsa yazsın.

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    06-08-2011
    Mesajlar
    2
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı gdsnsnsnsnsns tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Edemez / Bakara-48: Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.

    inkar edenlere hitaben söylenmiş olsa gerek.

    Edebilir/ Meryem-87: Rahman’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.

    inananlar için söylenmiş.

    bu iki ayet için başka açıklası olan varsa yazsın.
    benim açıklamam ilk ayette kimsenin Allah ın iradesine aykırı olarak şefaat edemeyeceği ifade edilirken
    diğer ayette Allah ın iradesine uygun olarak şefaat edilebileceği açıklanmaktadır.
    kimse sana yardım etmez
    ailenden başka kimse sana yardım etmez
    bu iki cümle bir kişinin ağzından farklı zamanlarda çıksa aynı kişiye
    mesela kişinin oğluna söylense bir çelişki vardır mı deriz elbette çelişki tutarsızlık yoktur aksine birbirlerini tamamlarlar

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    21-02-2009
    Mesajlar
    131
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı gdsnsnsnsnsns tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Edemez / Bakara-48: Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.

    inkar edenlere hitaben söylenmiş olsa gerek.

    Edebilir/ Meryem-87: Rahman’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.

    inananlar için söylenmiş.

    bu iki ayet için başka açıklası olan varsa yazsın.
    EL CEVAP;

    1. KURAN-I MUCİZİL BEYAN-I KENDİ GÖRÜŞÜNE GÖRE TEFSİR EDEN KAFİRDİR;

    (Ümmetime en çok tehlikeli olacak kimse, Kur’an-ı kerimi yersiz tevil edendir.) [Taberani]

    HADİS-İ ŞERİF-İ, TİRMİZİ, TEFSİR, 1;

    “Kim bilgisi olmadığı halde Kur’an’la ilgili söz söylerse / Kur’an’ı tefsir ederse, ateşteki / cehennemdeki yerine hazırlansın.”

    Peygamberler hariç, insanların en üstünü olmasına rağmen, Hazret-i Ebu Bekri Sıddık ( Radiyallahu Anhüma ), (Kur’an-ı kerimi kendi reyimle, kendi görüşümle tefsire kalkarsam, beni hangi yer taşır, hangi gök gölgeler?) buyurmuştur. (Şir’a)


    2. ŞEFAAT HAKTIR;



    Ahirette şefâatın olacağı Kitab ve sünnetle sabittir:

    A. ALLAH-U ZÜLCELAL HAZRETLERİ'NİN İZNİ İLE ŞEFAAT EDENLER OLACAKTIR;



    Peygamber, velî, şehid ve bildikleri ile amel eden imanlı âlimler ve kâmil mü'minler gibi Allah'ın müsaade ettiği, rızasına mazhar olmuş, nezdinde bir değer ve yakınlığa erişmiş kimselere şefâat etme izni verilebilecektir

    Ayet-i Celileler;

    KURAN-I MUCİZİL BEYAN, TAHA SURESİ;

    109 - O gün, Rahmân'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez.

    KURAN-I MUCİZİL BEYAN, ZUHRUF SURESİ;

    86 - Onların Allah'ı bırakıp da tapdıkları putlar şefaat hakkına sahip değillerdir. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefâat edebilir.

    MÜMİNLERE ŞEFAAT HAKTIR;

    Peygamberler ve diğer şefâatçıların şefâatları, Allah'ın râzı olacağı ve haklarında şefâat edilmeğe izin verdiği kimseler hakkında olacaktır

    KURAN-I MUCİZİL BEYAN, DUHAN SURESİ;

    41 - O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Onlara yardım da edilmez.

    42 - Ancak Allah'ın merhamet ettiği kimseler böyle değildir. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, çok merhamet edicidir.

    KURAN-I MUCİZİL BEYAN, ENBİYA SURESİ;

    28 - Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar, Allah'ın hoşnud olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. Hepsi de O'nun korkusundan titrerler.

    BUHARİ, RİKAK, SAYFA;45, TEVHİD, SAYFA; 33, MÜSLİM, İMAN, SAYFA; 81, EBU DAVUD, CİHAD, SAYFA; 26, AHMED BİN HANBEL, MÜSNED CİLT; 3, SAYFA; 34-43-325, TİRMİZİ, CİLT; 2, SAYFA,66;

    Peygamberlerin şefâatı: Âhirette peygamberlerin hepsine mü'minlere şefâat etme hakkı tanınmıştır

    BUHARİ, TEFSİR SURE,18;

    Her peygamber kendi ümmetine şefâat edecektir


    3. KAFİRLERE ŞEFAAT YOKTUR;

    KURAN-I MUCİZİL BEYAN, NİSA SURESİ;

    116 - Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında dilediğini bağışlar. Allah'a ortak koşan, muhakkak ki, derin bir sapıklığa düşmüştür.

    KURAN-I MUCİZİL BEYAN, MÜ'MİN SURESİ;

    18 - Yaklaşmakta olan o felaket (kıyamet) gününü de onlara haber ver. O dem ki yürekler gırtlaklara dayanmıştır, yutkunup dururlar. Zalimler için ne ısınacak bir dost vardır, ne de sözü dinlenecek bir şefaatçi.



    KURAN-I MUCİZİL BEYAN, YUNUS SURESİ;

    3 - Rabbiniz o Allah'dır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra arş üzerine istiva etti (onu hükmü altına aldı), işi tedbir eyliyor. O'nun izni olmaksızın hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'na ibadet ediniz! Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?

    KURAN-I MUCİZİL BEYAN, MÜDDESSİR SURESİ;

    48 - Artık onlara şefaatçilerin şefaatı fayda vermez.

    BUHARİ, ENBİYA, SAYFA; 8, TEFSİR, SURE, SAYFA; 6, RİKAK, SAYFA; 45-53, MÜSLİM, FEDAİL, SAYFA, 9;

    Hz. İbrahim'in -âhirette babası ile karşılaştığında- onun için hiçbir şefâatta bulunamaması, Allah'tan "Kâfirlere ben cenneti haram kıldım " cevabını alması da buna delâlet eder

  7. #7
    gdsnsnsnsnsns adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-06-2011
    Mesajlar
    1,843
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    1
    Alıntı hakgeldi tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    EL CEVAP;

    1. KURAN-I MUCİZİL BEYAN-I KENDİ GÖRÜŞÜNE GÖRE TEFSİR EDEN KAFİRDİR;
    tefsir etmiyoruz.anlamaya çalışıyoruz.kafir mi oldum şimdi.

    şu sorumu cevaplarsan memnun olurum.:

    ''Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardır.''

    ''ancak öldürülmeleri veya asılmaları '' cümlesini açıklarsan sevinirim.asılmak dan kasıt öldürmek değilmidir.eğer sadece asılmaksa öldürmemek şartıyla asmak mıdır.çünkü ayette öldürmekden ve asılmakdan ayrı ayrı bahsettiğine göre ikisi farklı şeyler.
    Bu mesaj en son " 10.08.11 " tarihinde saat 03:33 itibariyle gdsnsnsnsnsns tarafından düzenlenmiştir...

  8. #8
    simigo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-05-2011
    Mesajlar
    622
    Karizma Gücü
    2
    MAİDE 91. Şeytan içki ve ***** yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?
    (Vazgeçilip geçilmediğine dair soru sormak)

    BAKARA 6. Gerçek şu ki, kâfir olanları (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler.
    (Bir kez kafir oldun mu, geri dönüşe imkan tanımamak)

    BAKARA 7. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardır.
    (İllede yakmayı kafaya koymak)

    BAKARA 106. Biz, bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak (ertelersek) mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her şeye kadirdir.
    (Bir ayet etkili olmadığı taktirde onu değiştirmek)

    HÛD 13. Yoksa, "Onu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: Eğer doğru iseniz Allah’tan başka çağırabildiklerinizi (yardıma) çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin.
    (Kutsal kitaba dair polemik içerisine girmek)

    NAHL 67. Hurma ve üzüm gibi meyvelerden hem içki hem de güzel gıdalar edinirsiniz. İşte bunlarda da aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır.
    (Bir yasağı getirmek için aşamaları katetmek zorunda olmak)

    NAHL 101. Biz bir âyetin yerine başka bir âyeti getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini çok iyi bilir- "Sen ancak bir iftiracısın" dediler. Hayır; onların çoğu bilmezler.
    (Ayeti beğenmeyip değiştirmek)

    AHZAB 56. Allah ve melekleri, Peygamber’e çok salevât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.
    (Ben bu ayete yorum eklemeye hiç kıyamadım)

    BAKARA 223. Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. Kendiniz için önceden (uygun davranışlarla) hazırlık yapın. Allah’tan korkun, biliniz ki siz O’na kavuşacaksınız. (Yâ Muhammed!) müminleri müjdele!
    (ilk olarak Kadınla temas şekli---- aniden, Allahtan korkulması gerektiği----ardından, Müjdele? bir ayette üç bağlantısız konu)

    BAKARA 178. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın (öldürülür). Ancak her kimin cezası, kardeşi (öldürülenin velisi) tarafından bir miktar bağışlanırsa artık (taraflar) hakkaniyete uymalı ve (öldüren) ona (gereken diyeti) güzellikle ödemelidir. Bu söylenenler, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra haddi aşarsa muhakkak onun için elem verici bir azap vardır.
    (Paran varsa öldür mantığı)

    ALİ İMRAN 33. Allah Âdem’i, Nuh’u, İbrahim ailesi ile İmrân ailesini seçip âlemlere üstün kıldı.
    (Nedensiz, keyfi )

    AHZAB 50. Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helal kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
    (Ben sadece böyle bir mevzu neden kutsal bir kitapta yer alır diye düşünüyorum)


    ENFAL 1. (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler Allah’a ve Resûlüne aittir. O halde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.”
    (Allah'ın ganimetle ne işi olurki?)

    TEVBE 30. Yahudiler, Uzeyr Allah’ın oğludur, dediler. Hıristiyanlar da, Mesîh (İsa) Allah’ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) daha önce kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan bâtıla) döndürülüyorlar!
    (Söyleyeni belirsiz)

    MÜNAFİKUN 4. Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Düşman onlardır. Onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın. Nasıl bu hale geliyorlar? (söyleyeni belirsiz)

    MAİDE 64. Bir de Yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Hayır, onun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah bozguncuları sevmez.
    (Allah'ı insanlaştırmak)


    Bu ayetler gibi daha birçok ayet var ama bunların bir tanesi dahi yeterli görülmelidir.

    Dinlerdeki tanrı formatına bakarsak;Allah tüm eksik sıfatlardan zamandan mekandan ve aklınıza gelebilecek her türlü noksanlıklardan münezzehtir... Bu ayetler dinsel anlamda dahi, Tanrısal olmaktan uzak...

  9. #9
    ÇOK GENİŞ FİKİRLİYİMDİR. DETEKTİF adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2010
    Mesajlar
    6,659
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı simigo tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    MAİDE 91. Şeytan içki ve ***** yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?
    (Vazgeçilip geçilmediğine dair soru sormak)

    BAKARA 6. Gerçek şu ki, kâfir olanları (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler.
    (Bir kez kafir oldun mu, geri dönüşe imkan tanımamak)

    BAKARA 7. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardır.
    (İllede yakmayı kafaya koymak)

    BAKARA 106. Biz, bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak (ertelersek) mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her şeye kadirdir.
    (Bir ayet etkili olmadığı taktirde onu değiştirmek)

    HÛD 13. Yoksa, "Onu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: Eğer doğru iseniz Allah’tan başka çağırabildiklerinizi (yardıma) çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin.
    (Kutsal kitaba dair polemik içerisine girmek)

    NAHL 67. Hurma ve üzüm gibi meyvelerden hem içki hem de güzel gıdalar edinirsiniz. İşte bunlarda da aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır.
    (Bir yasağı getirmek için aşamaları katetmek zorunda olmak)

    NAHL 101. Biz bir âyetin yerine başka bir âyeti getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini çok iyi bilir- "Sen ancak bir iftiracısın" dediler. Hayır; onların çoğu bilmezler.
    (Ayeti beğenmeyip değiştirmek)

    AHZAB 56. Allah ve melekleri, Peygamber’e çok salevât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.
    (Ben bu ayete yorum eklemeye hiç kıyamadım)

    BAKARA 223. Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. Kendiniz için önceden (uygun davranışlarla) hazırlık yapın. Allah’tan korkun, biliniz ki siz O’na kavuşacaksınız. (Yâ Muhammed!) müminleri müjdele!
    (ilk olarak Kadınla temas şekli---- aniden, Allahtan korkulması gerektiği----ardından, Müjdele? bir ayette üç bağlantısız konu)

    BAKARA 178. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın (öldürülür). Ancak her kimin cezası, kardeşi (öldürülenin velisi) tarafından bir miktar bağışlanırsa artık (taraflar) hakkaniyete uymalı ve (öldüren) ona (gereken diyeti) güzellikle ödemelidir. Bu söylenenler, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra haddi aşarsa muhakkak onun için elem verici bir azap vardır.
    (Paran varsa öldür mantığı)

    ALİ İMRAN 33. Allah Âdem’i, Nuh’u, İbrahim ailesi ile İmrân ailesini seçip âlemlere üstün kıldı.
    (Nedensiz, keyfi )

    AHZAB 50. Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helal kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
    (Ben sadece böyle bir mevzu neden kutsal bir kitapta yer alır diye düşünüyorum)


    ENFAL 1. (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler Allah’a ve Resûlüne aittir. O halde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.”
    (Allah'ın ganimetle ne işi olurki?)

    TEVBE 30. Yahudiler, Uzeyr Allah’ın oğludur, dediler. Hıristiyanlar da, Mesîh (İsa) Allah’ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) daha önce kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan bâtıla) döndürülüyorlar!
    (Söyleyeni belirsiz)

    MÜNAFİKUN 4. Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Düşman onlardır. Onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın. Nasıl bu hale geliyorlar? (söyleyeni belirsiz)

    MAİDE 64. Bir de Yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Hayır, onun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah bozguncuları sevmez.
    (Allah'ı insanlaştırmak)


    Bu ayetler gibi daha birçok ayet var ama bunların bir tanesi dahi yeterli görülmelidir.

    Dinlerdeki tanrı formatına bakarsak;Allah tüm eksik sıfatlardan zamandan mekandan ve aklınıza gelebilecek her türlü noksanlıklardan münezzehtir... Bu ayetler dinsel anlamda dahi, Tanrısal olmaktan uzak...
    Ben ateist değilim diyorsun.Ayetlerde kusur arıyorsun.İşte dinsizliğinin ispatı budur...

    TABERİ TEFSİRİ'DEN..

    Hz. Aişe, Abdullah b. Abbas, Urve b. Zübeyr, mücahid, Katade, Dehhak ve İbn-i Zeyd bu surenin ilk on âyetinin
    Resulullahın, gözleri görmeyen Abdullah b. Ümm-i Mektum'a davranışı hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir.

    Hz. Aişe (r.anh.) diyor ki:

    "Abese ve tevella" suresi, Âmâ, Abdullah b. Ümm-i Mektum hakkında indirilmiştir. Bu zat Resulullaha gelmişti ve ona: "Ey Allahın Resulü, beni irşad et" diyordu. Resulullahın yanında da müşriklerin ileri gelen*lerinden bir adam bulunuyordu. Resulullah, İbn-i Ümm-i Mektum´a aldınş etmeyip diğer adamla ilgileniyor ve: "Konuşmanda bir mahzur görüyor musun?" diyordu. Cevaben de "Hayır" deniliyordu. Bu sure işte bunun hakkında nazil oldu.(Tirmizî, K.Tefsir el-Kur´an, Sure: 80, bab: 1, Hadis no: 3331)

    Abese Suresi

    Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla.

    1-2- Peygamber, âmâ geldi diye yüzünü ekşitip çevirdi.

    3- Ey Muhammed, ne biliyorsun belki de o, kendisini arındıracaktı.

    4- Yahut öğüt alacaktı da bu öğüdün faydasını görecekti
    .

    Muhammed, âmâ İbn- iÜmm-i Mektum gelince, diğer insanlarla meşgul olduğu için yüzünü ekşitti ve ondan yüz çevirdi. Ey Muhammed, sen ne bile*ceksin belki de kendisine yüzünü ekşittiğin bu âmâ, günahlarından temizlene*cekti. Veya öğüt alacaktı ve alacağı bu öğüt ona fayda verecekti.(Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi: 9/7. )

    5-6- Fakat sen, ihtiyaç duymayan kimseye alaka gösteriyorsun.

    7- Onun temizlenmesinden sana ne?


    Ey Muhammed, servetinden dolayı kendisini ihtiyaçsız gören kimseye, müslüman olur ümidiyle ısrar ediyorsun.

    Süfyan es-Sevri, burada ifade edilen "Kendisini ihtiyaçsız hisseden kim-se"den maksadın, Abbas b. Abdülmuttalip olduğunu söylemiş, Mücahid ise bu kimseden maksadın, Rebia´nın oğulları Utbe ve Şeybe olduklanni söylemiştir.(Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi: 9/8. )

    8-10- Allahtan korkup koşarak sana gelene ise aldırmıyorsun.

    11- Hayır böyle yapma. Bu âyetler birer «ögüttür.

    12- Dileyen ondan öğüt alır.


    Surenin buraya kadar olan kısmında görüldüğü üzere peygamber efendimiz,Allahu Teala tarafından bır ikaz alıyor.Kendi elıyle kitap yazmış olsaydı, bir peygamber ne diye kendi kendisini ikaz etsın ki?.Bunu neden,niçin yapsın ?

    Ciddi cevaplar rica edıyorum.
    Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır. HZ. MUHAMMED (S.A.V.).

  10. #10
    ÇOK GENİŞ FİKİRLİYİMDİR. DETEKTİF adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2010
    Mesajlar
    6,659
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Allah’ın kelamında çelişki olmaz. Cenab-ı Allah buyuruyor ki:
    (Eğer o [Kur’an-ı kerim] Allah’tan başkası tarafından [gelmiş] olsaydı, elbette onda tutarsız [uyumsuz] çok şey bulunurdu. (Nisa Suresi- 82]

    Ashab-ı kiramdan birkaç zat, bir âyet-i kerime üzerinde farklı yorumlar yaparken, Resulullah efendimiz çıkageldi ve buyurdu ki:
    "Sizden önceki ümmetler, Allah’ın gönderdiği kitabı yanlış yorumladıkları için helak olmuştur. Bu Kur’anın bir kısmı, diğer bir kısmına zıt değildir. Anlayamadığınız yerleri bilenlerden sorun! [İ. Ahmed]

    Peygamber efendimiz, kimseden bir şey öğrenmemiş, hiç yazı yazmamış iken ve geçmişlerden ve etraftakilerden haberi olmayan insanlar arasında hasıl olmuş iken, Tevrat’ta ve İncil’de ve bütün başka kitaplarda yazılı şeyleri bildirdi. Geçmişlerin hâllerinden haber verdi. Her dinden, her meslekten ileri gelenlerin hepsini hüccet ve burhanlar ile susturdu. En büyük mucize olarak Kur’an-ı kerimi ortaya koydu. Allahü teâlâ, Resulüne buyuruyor ki:


    ANKEBUT SURESİ

    48. Sen bundan önce ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, bâtıla uyanlar kuşku duyarlardı.
    49. Hayır, o (Kur'an), kendilerine ilim verilenlerin sînelerinde (yer eden) apaçık âyetlerdir. Âyetlerimizi, ancak zalimler bile bile inkâr eder.
    50. "Ona Rabbinden (başkaca) mucizeler indirilmeli değil miydi?" derler. De ki: Mucizeler ancak Allah'ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.
    51. Kendilerine okunmakta olan Kitab'ı sana indirmemiz onlara yetmemiş mi? Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vardır.


    Kur’an-ı Kerim'de çelişki yoktur ve olamaz. Kur’an-ı kerim, her cahilin kolayca anlayacağı basit bir kitap değildir. Kur’an-ı kerimin tercümesini okuyup da, hüküm çıkarmaya çalışmak çok yanlış olur.
    Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır. HZ. MUHAMMED (S.A.V.).

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Üniversitede yaman çelişki: Başörtüsü yasak, İÇKİ serbest 22.05.2005
    2005 Konuları bölümünde hakdin tarafından açılmış
    Yanıt: 30
    Son Mesaj: 22.05.05, 18:15

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •