• Reklam
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor

Konu: Lıght oruç

  1. #1
    kenankilimci adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-10-2010
    Mesajlar
    1,287
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    2

    Lıght oruç



    Ahmet Turan ALKAN
    Zaman Gazetesi - 07.08.2011

    LIGHT ORUÇ

    Epeydir görüşmemiş iki arkadaş, her gün onbinlerce kişinin aktığı bir ana yol ağzında karşılaşınca ne yapar? Elbette hâl hatır faslından sonra iki satır sohbet etmek, "Ee, daha daha ne var ne yok?" diye konuyu derinleştirip birbirinden haberdar olmak ister.

    Gölgeliğine sığındığımız pastanenin garsonu anlayışlı davrandı; gündüz gözüyle Ramazan ortasında bir şeyler atıştırmaya niyetli olmadığımızı hissedince saygılı bir edâ ile çekilip başka müşterilerle ilgilenmeye başladı. Çocuğu takdir ettik.

    Sonra o meşhur ve mâlum soruyu sordum, "Ee ne var ne yok bakalım; çoluk-çocuk, ev-bark nasıllar?" Kendisine bu soru yöneltilen dünyanın en akıllı bilgisayarının yarım saat düşündükten sonra işlemcisinden dumanlar çıkarak intihara yeltendiği söylenir; özellikle, ne var ne yok faslında garibimin devreleri yanmış diye bir efsane anlatılır ya, işte o soru.

    - Vallahi dedi, "İyilik sağlık işte, geçinip gidiyoruz. Kendime Ramazan'da izin verdim; kafama göre takılıyorum."

    Yalnız biraz kafası karışıkmış; Ramazan'ın girmesinden iki gün önce bir başka arkadaşı aramış bizimkini,

    - Yahu demiş, ne yapıyorsun Ramazan'da; kendine izin mi verdin? Oo harika. E, artık emekli oldun sayılır. O zaman gel sen de katıl bize, bir ay izin yap kafadan, Ramazan'ı birlikte geçirelim. Biz birkaç senedir yakın arkadaşlarla kendimize özel Ramazan programı yapıyoruz..

    - Yaa, nasıl oluyor özel Ramazan programı? Her teravihi başka bir camide filan mı kılıyorsunuz? diye sormuş bizimki.

    - Hah ha, çok şakacısın doğrusu demiş arkadaşı, "Şöyle oluyor: Ramazan girmeden beş altı yıldızlı bir otelde rezervasyon yaptırıyoruz, bir aylığına, eğer istersen bayramı da ilave edebilirsin tabii. Tam pansiyon bağlantı yapıyoruz. Sonra çoluk-çocuk, evi barkı terkedip valizlerle otele gidiyoruz. Hanımlar çok mutlu oluyor çünkü bir ay boyunca yemek, bulaşık, çamaşır, ütü, iftara misafir ağırlama derdi yok. Çocuklar çok mutlu çünkü otelin her yanı zaman geçirebilecekleri sinema, kafe, oyun parkı, yüzme salonu gibi yerlerle dolu.

    - Ee, demiş bizim arkadaş, "Siz erkekler ne yapıyorsunuz bütün gün boyunca; canınız sıkılıyordur herhalde?"

    - Olur mu canıım demiş arkadaşı, "Bak sana günlük programımızı anlatayım, bayılacaksın: Efendim iftar için lokanta kısmında bir araya gelip self servis usulüyle iftar masamızı donattıktan sonra ezan ve dualar eşliğinde iftarımızı açıyoruz. Tatlısıydı, tuzlusuydu derken karnımız doyunca hemen bitişikteki lavabolara geçip bir güzel abdestimizi alıyoruz; iki adım ilerde otelin şahane, ferah, klimalı mescidi ve Ramazan için özel tutulmuş hocası var. Akşamı edâ ediyoruz. Tekrar restorana dönüp çaydı, kahveydi, nargileydi derken yatsıya kadar ailelerimizle birlikte sohbetle vakit geçirdikten sonra yatsı için yeniden mescidde bir araya geliyoruz. Tekbirler, tehliller, temcidler, ilahiler ile bir güzel teravih oluyor ki azizim, mutlaka sen de aramızda olmalısın... Çok güzel çok neşeli geçiyor; hatta hanımlar için ayrı bölme var mescidde; onlar da istifade edebiliyorlar..

    - Sonra?

    - Sonra birbirimizi tebrik edip Allah kabul etsin dualarıyla birlikte bir kat alttaki oyun salonuna geçiyoruz.

    - Oyun salonu derken?

    - Yani öyle bildiğin gibi değil canım, rulet, bakara, poker filan gelir aklına senin; kollu jeton makineleri filan. Hayır hayır ilgisi yok. Orada biz öyle kendi aramızda ne bileyim konkendir, çanaktır, iskambildir bu gibi masum oyunlar şeyediyoruz işte...

    - Tavla partileri de oluyordur?

    - Oluyor tabii zaten ufak tefek bahisler olmasa, saatlerce oyunun kahrı çekilmez. İşte çikolatasına, dondurmasına filan bu gibi şeyler; maksat zaman geçirmek, eğlenmek, anlarsın...

    - Anlarım tabii anlamam mı!

    - Baksana, sen beni dinliyorsun değil mi?

    -Elbette dinliyorum yahu, sen devam et. Oyun oynuyordunuz, sonra?

    - Sonrası şu, zaten geceler kısa biliyorsun; saat gece üç deyince sahur vakti giriyor. Haydii, sahur hazırlığı. Yine restorana geçiyoruz. Self servis, sahur sofrası çoluk çocuk hep beraber...

    - Ne güzel...

    - Vallahi öyle... Yiyoruz içiyoruz, sonra niyetleniyoruz ertesi günün orucuna, sonra haydii hep beraber sabah namazına... Zaten mescid yan tarafta...

    - Namazı kılınca...

    - Namazı kılınca cumburlop yatağa..., azizim bir uyku uyunuyor- bir uyku uyunuyor, nefis. Ta ki ikindiden yarım saat öncesine kadar. Yani saat 16.30'a kadar filan. Alelacele öğleyi kılıp ikindiye yetiştikten sonra zaten kalıyor iftara birkaç saat. O birkaç saati de gölgelik, ferah bir yerde ağaçların altında oturup dinî sohbetler ederek değerlendiriyoruz. Azizim vaktin nasıl geçtiği anlaşılmıyor bile. Tavsiye ederim. Biz birkaç senedir âdet edindik, sen de gel; istersen hemen rezervasyon yaptırayım, ne dersin?

    - Valla bir evdekilere danışayım da; sana haber veririm, hadi bana müsaade!

    *

    Belki bazılarımızın aklından, "Ah nerede, benim de öyle imkânım olsa, böyle rahat bir Ramazan geçiriversem" diye geçiyor olmalı ama bir dakika, küçük bir ârıza yok mu bu işte? Ramazan'ın ruhuna gîran gelen, orucun mânâsını zedeleyen küçük bir ârıza?

    Bu konuşma hayâli bir konuşma fakat uydurma değil, gerçek. Ramazan'ı bir zahmet ve meşakkat ayıymış gibi telakki ederek kolaylaştırmak için otel kapatıp kampa girenlerimiz de oluyormuş.

    Dünya malı ile muttakîlik bir araya gelmesi zor nesneler; imkânsız demiyorum ama...

    Cenab-ı Hak bizleri vaktiyle eleştirdiğimiz şeyleri savunur hale getirmesin. Ne derlerdi kürsülerden,

    -Hakkı Hak bilip Hakk'a ittibâ; bâtılı bâtıl bilip bâtıldan içtinab eyleyenlerden eyle bizi ya Rabbi!


    -Amin, amin.

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    18-07-2011
    Mesajlar
    111
    Karizma Gücü
    1
    Tamamen sosyete.

  3. #3
    Türkçe Turkcheleşmesin K a Ğ a N adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-02-2011
    Mesajlar
    1,156
    Karizma Gücü
    2
    Alıntı kenankilimci tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle



    - Sonrası şu, zaten geceler kısa biliyorsun; saat gece üç deyince sahur vakti giriyor. Haydii, sahur hazırlığı. Yine restorana geçiyoruz. Self servis, sahur sofrası çoluk çocuk hep beraber...

    - Ne güzel...

    - Vallahi öyle... Yiyoruz içiyoruz, sonra niyetleniyoruz ertesi günün orucuna, sonra haydii hep beraber sabah namazına... Zaten mescid yan tarafta...

    - Namazı kılınca...

    - Namazı kılınca cumburlop yatağa..., azizim bir uyku uyunuyor- bir uyku uyunuyor, nefis. Ta ki ikindiden yarım saat öncesine kadar. Yani saat 16.30'a kadar filan. Alelacele öğleyi kılıp ikindiye yetiştikten sonra zaten kalıyor iftara birkaç saat.
    Sahur'da kafayı vurup yat, akşam 16:00'da kalk iftar sofrasına otur... Kabul edecek olan Allah'tır ama, böyle oruç tutulmaz. Haddimize olmasa da, boşu boşuna aç kalmak diye buna derim ben...
    ''Zamanı Tanrı yaşar, İnsanoğlu hep ölümlü türemiş.'' Bilge Kağan

  4. #4
    ÇOK GENİŞ FİKİRLİYİMDİR. DETEKTİF adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2010
    Mesajlar
    6,659
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Alıntı kenankilimci tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle


    Ahmet Turan ALKAN
    Zaman Gazetesi - 07.08.2011

    LIGHT ORUÇ

    Epeydir görüşmemiş iki arkadaş, her gün onbinlerce kişinin aktığı bir ana yol ağzında karşılaşınca ne yapar? Elbette hâl hatır faslından sonra iki satır sohbet etmek, "Ee, daha daha ne var ne yok?" diye konuyu derinleştirip birbirinden haberdar olmak ister.

    Gölgeliğine sığındığımız pastanenin garsonu anlayışlı davrandı; gündüz gözüyle Ramazan ortasında bir şeyler atıştırmaya niyetli olmadığımızı hissedince saygılı bir edâ ile çekilip başka müşterilerle ilgilenmeye başladı. Çocuğu takdir ettik.

    Sonra o meşhur ve mâlum soruyu sordum, "Ee ne var ne yok bakalım; çoluk-çocuk, ev-bark nasıllar?" Kendisine bu soru yöneltilen dünyanın en akıllı bilgisayarının yarım saat düşündükten sonra işlemcisinden dumanlar çıkarak intihara yeltendiği söylenir; özellikle, ne var ne yok faslında garibimin devreleri yanmış diye bir efsane anlatılır ya, işte o soru.

    - Vallahi dedi, "İyilik sağlık işte, geçinip gidiyoruz. Kendime Ramazan'da izin verdim; kafama göre takılıyorum."

    Yalnız biraz kafası karışıkmış; Ramazan'ın girmesinden iki gün önce bir başka arkadaşı aramış bizimkini,

    - Yahu demiş, ne yapıyorsun Ramazan'da; kendine izin mi verdin? Oo harika. E, artık emekli oldun sayılır. O zaman gel sen de katıl bize, bir ay izin yap kafadan, Ramazan'ı birlikte geçirelim. Biz birkaç senedir yakın arkadaşlarla kendimize özel Ramazan programı yapıyoruz..

    - Yaa, nasıl oluyor özel Ramazan programı? Her teravihi başka bir camide filan mı kılıyorsunuz? diye sormuş bizimki.

    - Hah ha, çok şakacısın doğrusu demiş arkadaşı, "Şöyle oluyor: Ramazan girmeden beş altı yıldızlı bir otelde rezervasyon yaptırıyoruz, bir aylığına, eğer istersen bayramı da ilave edebilirsin tabii. Tam pansiyon bağlantı yapıyoruz. Sonra çoluk-çocuk, evi barkı terkedip valizlerle otele gidiyoruz. Hanımlar çok mutlu oluyor çünkü bir ay boyunca yemek, bulaşık, çamaşır, ütü, iftara misafir ağırlama derdi yok. Çocuklar çok mutlu çünkü otelin her yanı zaman geçirebilecekleri sinema, kafe, oyun parkı, yüzme salonu gibi yerlerle dolu.

    - Ee, demiş bizim arkadaş, "Siz erkekler ne yapıyorsunuz bütün gün boyunca; canınız sıkılıyordur herhalde?"

    - Olur mu canıım demiş arkadaşı, "Bak sana günlük programımızı anlatayım, bayılacaksın: Efendim iftar için lokanta kısmında bir araya gelip self servis usulüyle iftar masamızı donattıktan sonra ezan ve dualar eşliğinde iftarımızı açıyoruz. Tatlısıydı, tuzlusuydu derken karnımız doyunca hemen bitişikteki lavabolara geçip bir güzel abdestimizi alıyoruz; iki adım ilerde otelin şahane, ferah, klimalı mescidi ve Ramazan için özel tutulmuş hocası var. Akşamı edâ ediyoruz. Tekrar restorana dönüp çaydı, kahveydi, nargileydi derken yatsıya kadar ailelerimizle birlikte sohbetle vakit geçirdikten sonra yatsı için yeniden mescidde bir araya geliyoruz. Tekbirler, tehliller, temcidler, ilahiler ile bir güzel teravih oluyor ki azizim, mutlaka sen de aramızda olmalısın... Çok güzel çok neşeli geçiyor; hatta hanımlar için ayrı bölme var mescidde; onlar da istifade edebiliyorlar..

    - Sonra?

    - Sonra birbirimizi tebrik edip Allah kabul etsin dualarıyla birlikte bir kat alttaki oyun salonuna geçiyoruz.

    - Oyun salonu derken?

    - Yani öyle bildiğin gibi değil canım, rulet, bakara, poker filan gelir aklına senin; kollu jeton makineleri filan. Hayır hayır ilgisi yok. Orada biz öyle kendi aramızda ne bileyim konkendir, çanaktır, iskambildir bu gibi masum oyunlar şeyediyoruz işte...

    - Tavla partileri de oluyordur?

    - Oluyor tabii zaten ufak tefek bahisler olmasa, saatlerce oyunun kahrı çekilmez. İşte çikolatasına, dondurmasına filan bu gibi şeyler; maksat zaman geçirmek, eğlenmek, anlarsın...

    - Anlarım tabii anlamam mı!

    - Baksana, sen beni dinliyorsun değil mi?

    -Elbette dinliyorum yahu, sen devam et. Oyun oynuyordunuz, sonra?

    - Sonrası şu, zaten geceler kısa biliyorsun; saat gece üç deyince sahur vakti giriyor. Haydii, sahur hazırlığı. Yine restorana geçiyoruz. Self servis, sahur sofrası çoluk çocuk hep beraber...

    - Ne güzel...

    - Vallahi öyle... Yiyoruz içiyoruz, sonra niyetleniyoruz ertesi günün orucuna, sonra haydii hep beraber sabah namazına... Zaten mescid yan tarafta...

    - Namazı kılınca...

    - Namazı kılınca cumburlop yatağa..., azizim bir uyku uyunuyor- bir uyku uyunuyor, nefis. Ta ki ikindiden yarım saat öncesine kadar. Yani saat 16.30'a kadar filan. Alelacele öğleyi kılıp ikindiye yetiştikten sonra zaten kalıyor iftara birkaç saat. O birkaç saati de gölgelik, ferah bir yerde ağaçların altında oturup dinî sohbetler ederek değerlendiriyoruz. Azizim vaktin nasıl geçtiği anlaşılmıyor bile. Tavsiye ederim. Biz birkaç senedir âdet edindik, sen de gel; istersen hemen rezervasyon yaptırayım, ne dersin?

    - Valla bir evdekilere danışayım da; sana haber veririm, hadi bana müsaade!

    *

    Belki bazılarımızın aklından, "Ah nerede, benim de öyle imkânım olsa, böyle rahat bir Ramazan geçiriversem" diye geçiyor olmalı ama bir dakika, küçük bir ârıza yok mu bu işte? Ramazan'ın ruhuna gîran gelen, orucun mânâsını zedeleyen küçük bir ârıza?

    Bu konuşma hayâli bir konuşma fakat uydurma değil, gerçek. Ramazan'ı bir zahmet ve meşakkat ayıymış gibi telakki ederek kolaylaştırmak için otel kapatıp kampa girenlerimiz de oluyormuş.

    Dünya malı ile muttakîlik bir araya gelmesi zor nesneler; imkânsız demiyorum ama...

    Cenab-ı Hak bizleri vaktiyle eleştirdiğimiz şeyleri savunur hale getirmesin. Ne derlerdi kürsülerden,

    -Hakkı Hak bilip Hakk'a ittibâ; bâtılı bâtıl bilip bâtıldan içtinab eyleyenlerden eyle bizi ya Rabbi!


    -Amin, amin.

    Böyle oruç tutulacaksa bunu bizim eşşeklerde oruç tutarlar.Ahırda eşşeğin önüne arpa, yem su vermeyin o da oruç tutar.

    Yahu nefsine göre oruç tutmak, vakitlerini laklaklarla boşa harcamak, eğelencelere dalmak oruç tutmaktan ise ben o orucu tutmam arkadaş.Ramazanda eş dost ziyareti, gözetilir.Fakirler doyurulur.Kur'an sohbetleri yapılır.Hatimler indirilir.İlim meclislerinde sohbetler dinlenilir.Hayır ve hasenatlara hız verilir.Heyhaat yan gel yat Osman bizim oruç oldu posttan.İyi ne ala kolay gele!.Somali'de ki müslümanları unutun firavun sofralarında kahkahalar atarak iftar edin.Allah kabul etsin...
    Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır. HZ. MUHAMMED (S.A.V.).

  5. #5
    Atatürk EvRiMSeL adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2009
    Mesajlar
    7,658
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    İslama aykırı bir durum ben göremiyorum.
    belki geleneklere aykırılık vardır doğrudur ama usul olarak islama cokta aykırı değil.

  6. #6
    Cruel Boys dandadadan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-03-2011
    Mesajlar
    546
    Karizma Gücü
    2
    ben de bu yorum ne zaman gelecek diye bekliyodum bir hafta gecikmeli de olsa gelmiş vee tabi ki başrolde gerçek müminlerin gazetesi zaman var.

  7. #7
    ÇOK GENİŞ FİKİRLİYİMDİR. DETEKTİF adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2010
    Mesajlar
    6,659
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Oruç sadece aç kalmak değildir.Ramazan ayı büyük bir fırsattır.Bu ayda çok hayırlar yapmalı fakirler unutulmamalı ve kendimize çekidüzen vermeliyiz.Öyle kafasına göre takılıp teravih namazını kıldıktan sonra kahvehanede, evde pişti, tavla oynamakla vakit geçirilmez.Vakitler altından çok kıymetlidir.İlim öğrenmek ve öğretmek , Kur'an okumak, hoş sohbetler, ve tefekkürle vakit geçirmelidir.
    Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır. HZ. MUHAMMED (S.A.V.).

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •