Artık olup biteni anlamlandırmak için dünya ajanslarının sayfalarına bakmak yeterli. Günlerdir, İstanbul’un dört bir yanını saran Billboard’larda gördüğümüz tek şey AKP’nin ‘yardım’ çağrısı.

Müslümanlık konusundaki ‘az çok’ bilgim vesilesiyle bu ‘komşu açken tok yatmama’ bilgeliğinden haberdarım; ancak yine de bu ‘bilgelik’le ilgili beni çok rahatsız eden birkaç meseleye de parmak basmadan edemeyeceğimi söylemeliyim. Şimdi bu komşu açken tok yatamama ilkesi nedense bizim coğrafyada çok yanlış anlaşılmıştır. Komşular olabildiğince ‘uzak’ ülkelerden seçilir ki ‘aç’ olduklarını anlamamız için Birleşmiş Milletler’in biz bir iktidar inşaasına girişeceğiz ama öncesinde sizi biraz ajite edelim demesi gerekiyor.

Bir başka ülkenin üzerine uçaklarla atılan ‘erzaklar’ bana hep sokak köpeklerinin ölülerini çöp tenekelerine atan adamları anımsatıyor…

Giden o yardımlar, bir enkazı kaldırmak değil, kokuyu sindirmek adına sıkılan bir parfüm sanki… Kapitalizm ve neoliberalizm bugün hepimizi ‘farklı kokular’ bırakmaya çağırıyor. O afişler, o billboard’lar içinizde bir şeyi kanatıyorsa bu mastürbatif vicdancı eylemi meşrulaştırmış oluyorsunuz.

İstedikleri tam da bu zaten. İçinizi kanatmak. İçinizi acıtmak. Sahip olduklarınıza ‘şükretmenizi’ sağlamak.

Biat kültürlerinin arkasında çok ciddi bir şükür duygusu yatar.

Nelere mi şükretmeliyiz?

Ülkemizde her gün gerçekleşen ortalama beş kadın cinayetine mi?

Açlık nedeniyle gerçekleşen ölümlere mi?

Artan çocuk işçi sayısına mı?

Kaçak çalışanların sayısına mı?

Her geçen gün artan işsizliğe mi?

Kıdem tazminatı olmadan bizi kapının önüne koyacak patronlara mı?

‘Kadın, çocuk demeden’ bizi öldürmekle görevlendirilen apoletli çocuklara mı?

Kime, neyi borçluyuz afedersiniz?

Bir ara garip bir istatistik vardı. Her TC yurttaşı IMF’ye şu kadar borçlu doğar diye.

İnsanın evrene ödemesi gereken tek borç ondan geldiği gibi gitmektir. İnsanlığını kaybetmeden. Ölümlerden zevk duyan üniformasız askerler ülkesi Somali’ye tonlarca yardım göndersin.

Ne değişecek?

‘Katilin vefalısı’ Somali’de PR yapacak…

Bu dünyanın tüm doğal mirasını üretim kaynaklarını elinde tutanlar sonsuz bir tüketim bilinçsizliği içinde eritirken, evrenin dengesi kuzey yarım küreye doğru bozulmuşken ve güney küresel krizimizin temel odağı haline gelmişken, bir SMS’le neyi değiştirebilirsiniz?

Mihri Belli’yi uğurlarken dünyayı sokaklarda değiştiren o kuşağın nasıl olup da SMS atan bir kuşağa dönüştüğünü düşündüm en çok…

Neyse, şimdi hatırlamıyorum numarayı; ama siz SMS atmaya devam edin. Dünyayı SMS kurtaracak, Turkcell’i sevmekle başlayacak her şey!

Not: Dört çeker Sertab ve kuzusu bile farklı Nihat da Başbakan’la birlikte Somali’ye gidiyormuş. Hayırlısı olsun, döndüklerinde biri Turkcell’e biri de AKP’ye bir reklam patlatırlar, hep beraber “oğhhş ne kadar yardımsever insanlarız” deriz, bilirsiniz, toplumca vicdansal mastürbasyonu severiz.

http://jiyan.org/2011/08/dunyayi-sms...phan-uzunoglu/